1. HABERLER

  2. ETKİNLİK

  3. Tatvan'da Ahiret Bilinç Semineri Yapıldı
Tatvanda Ahiret Bilinç Semineri Yapıldı

Tatvan'da Ahiret Bilinç Semineri Yapıldı

Özgür-Der Tatvan Şubesi’nin bilinç seminerleri kapsamında bu hafta ahiret bilinci ele alındı. İbrahim Aykan’ın Kur’an-ı Kerim tilavetinden sonra Ramazan Çelikal semineri sundu.

A+A-

Ramazan Çelikal konuşmasında Özetle şunlara değindi

Konuşmasına iman’ın, ne olduğu ve ne olmadığı ile başlayarak iman’ın; bilginin içselleştirilmiş, yakin hale getirilmiş, bilinç düzeyine yükseltilmiş biçimi olduğunu, Pratikte tezahür etmeyen iman’ın, ancak kuru bir bilgi yığını olabileceğini, Ahirete inandığını söyleyip hayatında bu imanın yansıması bulunmayanlar, gerçekte iman etmiş olmadığını, Kur'an'da iman’ın, sadece kabul anlamında hiçbir zaman kullanılmadığını, tersine sürekli amellerle birlikte zikredildiğini söyledi. Ve Kur’an’da insanların iman ettik demekle bırakılmayacakları vurgusunu öne çıkardı.

İmanın şartlarından biri olan ahiret inancının, diğer şartların tümüyle önemli derecede bağları olduğunu, Örneğin Ahirete iman Allah’a imanın sonucu, Allah’a iman da Ahirete imanın sebebi olduğunu söyledi. Meleklere imanın karşılığı da; Hakikat sadece görünen olmadığı, “Görünmeyen öyle gerçekler var ki; Allah görünmeyen varlıklarla bile seni destekleyebilir.” Dedi.

Ulûhiyet ve Rububiyetin Ahiretin gerekliliğini lazım kıldığını, Ödül ve ceza olmadan imtihandan bahsetmenin anlamsızlığını, Ahirete imanın karşılığı dünya hayatını kontrol etmek olduğunu, Yani bu hayatın hesabını vereceksin “ona göre davran” demek olduğunu söyledi.

Ahiretin var olduğunu veya var olması gerektiğine Adalet, Yaratılış (öz) ve Yaratılış amacı başlıkları altında kısaca değindi

Daha sonra Ahiret inancındaki yanlış düşünceleri iki başlık altında şöyle sundu

I- Yanlış şefaat anlayışı

Kur’an Mekke müşriklerinin şefaat anlayışını reddederken şirk koştukları ilahların, velilerin hesap gününde onlara şefaat ederek azaptan kurtulacakları anlayışını reddediyor, Buna mukabil kime şefaat yetkisi vereceğini ve kimlerin şefaate nail olacağını sadece Allah’ın belirleyeceğini ve bunu kendisinin bildiğini buyuruyor.

O halde sadece Allah’ı razı etmekten başka çıkar yolumuz var mı?

II- Cezamı çektikten sonra cennete girme anlayışı

Bakara80. Ayette belirtilen “Bize sayılı günler dışında ateş dokunmayacak” mantığıyla Yahudilerin yaptığı gibi ne yaparsak yapalım biz iman etmişiz ya, biraz dişimizi sıkarız cezamızı çekeriz sonra da gelsin sonsuz nimet….

Ahiret inancını etkileyen olumsuz sebepler kısmında da şunları söyledi

a) Dünyevileşme

Bütün sebeplerin başı olarak sayabiliriz dünyevileşmeyi. Çünkü tüm günahların başı dünya sevgisidir.

Konfor korkunç bir tuzak ve tutsaklıktır. Konforumuz elimizden alınmasına imanımızın elimizden alınmasından daha fazla tepki gösteriyoruz.

Dünyada Refahın oluşturduğu etki, Allah’ ın Ahirette de aynı refahı kendilerine vereceği yanılgısını doğuruyor.

Sahip olduğu dünya nimetlerinin çekiciliği kişiyi ahirete imandan uzaklaştırıyor. Bu imkânların kaybolmasından korkuyor.

Şehevi ve sonu gelmez arzular neticesinde ortaya çıkan davranışlar zamanla ön plana çıkarak insanın yapıp ettikleri üzerinde etkili olur.

Dünya tüketimin meşruluğunu bahaneler üreterek insanlara sunar. Gereksiz, faydasız üretimi talep olarak sunar, Yıllar sonra bakmışsınız ki çok farklı şeyler oluvermiş.

Kapitalim insanlara sınırsız kazanma ve biriktirmeyi (her türlü hile ve rüşvet ile) hedef gösterir. Kur’an insanın ihtiyaçtan fazlasını biriktirmeyi, gereksiz yere harcamayı israf sayar.

Kapitalizm insan ilişkilerini para, makam, servet vb maddi değerler olduğunu söylerken; Kur’an beden dâhil her şeyin insana emanet olarak verildiğini ve her tür hayır-yardım karşılığının Allah’tan geleceğini söyler.  

b) Şeytanın Allah’ı unutturması

Ey inananlar, Allah'tan korkun ve kişi, yarın için ne (yapıp) gönderdiğine baksın. Allah'tan korkun; çünkü Allah, yaptıklarınızdan haberdardır. Allah'ı unutup da Allah'ın da kendilerini unutturduğu kimseler gibi olmayın onlar, yoldan çıkan kimselerdir.( Haşr 18-19)

c) Mustağnilik ve Ğurur

Hayır! Doğrusu insan azgınlık eder. Kendisinin muhtaç olmadığını zannettiği için. (Alak 6-7) Karun örneği; Elindeki servetin kendisini ahiret hayatını düşünmekten müstağni kılmıştır.

Unutmayın, Allah'ın yeniden dirilme va'di gerçektir. Öyleyse bu dünyanın ğururuna/sizi ayartmasına izin vermeyin, ve Allah hakkındaki ğarurunuzun/müfsidçe düşüncelerinizin sahte cazibesine kapılmayın!" (Lokman,31/33.)

Ğurur; dünya sınavını verirken, insanları doğru yoldan çıkaran her tür ayartıcının fısıldadığı kötü düşünce anlamındadır. Bu fiil, şeytanın karşı cepheden saldırması değil, bizim cephemizden saldırması bağlamında bir muhtevaya sahiptir. Bu yönü ile, şeytanların işini kolaylaştırıcı olan insanın iç kuruntuları ile alakalı bir anlam çerçevesinin olduğunu söyleyebiliriz.

d) Tövbeyi geciktirme ve Günah işlemeye devam etme

Nasıl olsa bu hatalarımdan dönerim, Acelesi yok, vazgeçmem için yeterince vaktim olacak yaklaşımları hatanın farkına varmadan sürdürülmesine en büyük etkiyi yapıyor.

Seminerin son bölümünde Ahiret inancının sağlıklı oluşması için dikkat edilmesi gereken hususları maddeler halinde şu şekilde belirtti.

I- Dünyada yaşarken ahiretimize sürekli birşeyler gönderdiğimizi unutmamalıyız. Örneğin Orucun dünyası mideyi aç bırakmaktır, Ancak ahirete gönderdiğimiz cennet nimetlerini avuçlamaktır. Namazın dünyası bedeni hareketler ve kıraatler yapmaktır, Ahirete gönderdiğimiz ise salih amel olarak orda bizi bekliyor. Bu her şey için geçerlidir. Su içmek, karın doyurmak vb. her şeyde bu kıyası yapabiliriz. Allah’la irtibat kurularak yapılan her bir davranışı Ahiretle irtibatlandırıyoruz.

II- Yapılan eylemlerde dünyalık bir kar mı var, Ahiretlik bir kar mı var ona bakmak gerekiyor.

Bir mümin, mümince yaptığı her eylemde ahireti şimdi ve burada ya getirir. Zekat verdiğimizde, İnfak ettiğimizde, dünyadan baktığımızda eksiliyor, Ahiretten baktığımızda ise çoğalıyor.

III- Yapacağımız her bir eyleme ALLAH NE DER diye başlamalıyız. Şu, bu ne der dersek o eylemimizi ahiretten koparmış olarak kabul etmemiz lazım.

IV- Müslümanın dünyaya karşı konumları “Dünyada ama dünyada değil” şeklinde olmalıdır.

V- Cennet ve Cehennemi iyice algılamamız lazım. Çünkü bu ne kadar sağlıklı olursa ahirete yönelik davranışlarımız da değişir. Şöyle ki; Cehennemin ne olduğunu anlarsak gece gündüz demeden kendimizi, ailemizi ve ulaşabileceğimiz tüm insanları oradan korumak için herşeyi yaparız.

Cennetin ne olduğunu anlarsak yine aynı kimseleri oraya götürmek için her şeyi yaparız.

VI- İnfak Ahirete en büyük hazırlıklardan biridir. Hz Ebubekir’in malının tümünü infak etmesi sonucu Resulullah (a.s.)’ın “ehline ne bıraktın” sorusuna “Allah ve Resulunü” yanıtını vermesinden daha büyük bir hazırlık olamaz herhalde.

VII- Dünyadaki acıların ve zevklerin altında imtihana çekilme esprisi yatmaktadır. Öyleyse böyle durumlarda alınması gereken ilaç SABIR dır. Çünkü zevkler ve acılar geçicidir. Sabretmediğimizde ne olur? Geçici zevklere sabretmeyip dalarsak ahiretteki ebedi ve hakiki zevklerden mahrum kalırız.

Yasir ailesine Resulullah (a.s)’ın “Sabredin Randevunuz Cennetle” deyişi, Aslında islami mücadele ortaya koyduğunu iddia edenlere ahiret inancı açısından çok güzel bir örnektir. Yani dünyalık bir kurtuluş vadetmiyor.

VIII- Kesin Ümit ve Kesin Korku olmamalı. Umut ve korku arasında (Beyne Ğavfi vel Rec’a) sürekli müteyakkız olmak. Dengeyi bulmak, Şeytanla ateşkes olmamalı, sürekli bir mücadele olmalı.

IX- Eğer insanlar Tevhid bilinciyle yorumlayabildikleri dünyayı değiştirebilmek için kıllarını dahi kıpırdatmıyorlarsa, yada sadece dillerini kıpırdatıyorlarsa işte o zaman insanların iç dünyalarına girip oradaki tortuyu yani çıplak ölüm korkusunu, o açık dünya sevgisini bulup çıkarmak gerekir.

X- Ölüm gerçeğini hayatımızın sıradan akışında unutanlardan olmamalıyız. Modern çağın tüketimi sekteye uğratmasın diye zihnimizden çıkarmaya çalışmasına inat, ölümü hatırlamak için bahaneler üretmeli, mezarlıkları daha sık ziyaret etmeliyiz.

Seminer soru ve cevap bölümüyle sona erdi. 

-tatvan-20121229-2.jpg

-tatvan-20121229-3.jpg

HABERE YORUM KAT