Tatvan’da "Adalet Bilinci" Semineri Yapıldı.

09.03.2013 11:34
Tatvan’da Adalet Bilinci Semineri Yapıldı.
Tatvan Özgür-Der'de Murat Kayacan'ın sunumuyla Adalet Bilinci konusu işlendi.

 

Özgür Der Tatvan Şubesi tarafından Cuma günleri yapılan bilinc seminerlerinde  bu hafta "Adalet Bilinci" konusu işlendi. Muş Alpaslan Üniversitesinden Murat KAYACAN’nın sunum yaptığı  program Özgür Der Tatvan Şubesi seminer salonunda  yapıldı.

Murat KAYACAN’ın konuşma Özeti:

Eşitlik, eşit hükmetmek anlamında ve cevrin ,zulüm, adaletsizlik  zıt anlamlısı olan adalet,

Kur’anı Kerim’de adl ve kıst kök harfleriyle ifade edildiğini söyledi. Ülkeden ülkeye, kültürden kültüre farklılık arz etse de adalet tanımlarının yine de bazı ortak yönleri olduğunu söyleyen KAYACAN, hırsızlık,zina kumar ve cinayet gibi  her yerde kötü olarak bilinen şeylerdir. Adalet Müslüman olmayanlar da dahil herkese hakkını vermektir ve herkesin hakkının ne olduğunu da “doğru öğreti” göstermek olduğunu belirtti.Bir müminin hiçbir ırka, renge, soya, dile ve ulusa düşman olması mümkün değildir. Onun düşmanlığı sadece bâtıla, zulme ve emperyalizmedir.dedi

Hemen hemen bütün beşeri hukuk sistemlerinde hukukun amacı olan adalet hakların eşit olarak dağıtılması anlamına gelmediğini ; çünkü bu durumun  çok tabii olamayacağını söyleyen KAYACAN, şu örneği verdi.Çocuklar ve anne babanın toplumsal konum ve haklar bakımından eşit olması tabii ki yanlıştır.Babanın yaşarken çocukların durumuna göre ihsanda bulunması adalet dışı değildir.dedi.

Murat KAYACAN,konuşmasına ;

Ey Muhammed! İşte bunun için insanları tevhide davet et ve sana emredildiği gibi

dosdoğru ol. Onların keyiflerine uyma ve de ki: Ben Allah’ın kitaptan indirdiğine

inandım ve bana aranızda adaleti gerçekleştirmem emredildi.” (Şura, 42: 15).ayetini okuyarak devam etti.Biz Müslümanlar yeryüzünde adaleti dağıtan ve örnek alınan bir toplum olmayız.Çünkü hem bizim hem de dünyanın bu adaletliğe çok ihtiyacı var.

Adaleti gözeticiliği, fazileti, insanlığa örnek oluşturacak bir adil yönetim merkezi konumunda oluşu, İslam mesajının esasını oluşturan temellere, prensiplere, stratejilere ve direktiflere dayanmaktadır: “Böylece biz sizi insanlara şahit olmanız için orta bir ümmet kıldık; peygamber de üzerinize şahit olsun.” (Bakara- 143).

Allah, belirli sınırları aşmayan, orta yolu izleyen, diğer uluslara  âdil davranan ve onlarla olan ilişkilerini hak ve adalete dayandıran doğru ve soylu bir toplum olmamızı istiyor.

KAYACAN,bazen kafirin hakkını savunmak İslami harekete katkı olabilir Emaneti Ehline vermek ve insanlar arasında adaletle hükmetmek Kur’anın bizlere emridir. Kur’anı Kerim Hz. Davud’a, “Ey Davud! Biz seni yeryüzünde (senden öncekilerin yerine) hükümdar yaptık. İnsanlar arasında adaletle hükmet, keyfine uyma, sonra seni Allah’ın yolundan saptırır.” (Sad - 26)

KAYACAN ,Irk, dil ve din farkı gözetmeksizin bütün insanlara, sadece insan oldukları için, aynı değer ve ölçüde  adaleti uygulanmasını şu ayetle örnek verdi.: “Ey iman edenler! Adaleti ayakta tutan ve kendiniz,ana babanız ve yakın akrabanız aleyhine de olsa, yalnız Allah için şahitlik eden kimseler olunuz. Zira zengin de olsa, fakir de olsa, Allah ikisine de (sizden) daha yakındır. Nefsinizin arzusuna uyarak adaletten  uzaklaşmayın. Eğer (şahitlik ederken)dilinizi eğer, bükerseniz veya çekinirseniz, şüphesiz Allah yaptıklarınızdan haberdardır.” (Nisa, 4: 135).

Adâleti tam yerine getirerek, Allah için şahitlik eden kimseler olunuz ifadesi, sadece adâleti  yerine getirmek değil, haksızlığı ortadan kaldırıp, yerine adâleti ve hakkı getirmek için, adâletin koruyucusu olma yükümlülüğünü de içermektedir .Adalet ve eşitliği sağlamak aslında zor bir şey ise de, Müslümanlar buna güç yettiğince uymakla yükümlüdür ve söz söylediklerinde de âdil olmaları gerekir. dedi. Çünkü adalete ve hakka aykırı söz söylemek haramdır. Lehinde veya aleyhinde söz söyleyecekleri kimse akrabaları da olsa taraf tutmamalıdırlar .Savaş, Allah rızası kazanmak isterken zulme uğrayanları, zalimlerin pençesinden kurtarmak ve halk üzerinde Allah Teâlâ’nın adil hükümlerini ve rahmetini tatbik etmek için meşru olabilir, yoksa zulüm ve baskıyı yaygınlaştırmak ve memleketleri istila etmek gibi sırf tecavüz ve saldırı amacıyla savaşmak asla meşru değildir .dedi

‘’Size ne oldu da Allah yolunda ve Rabbimiz! Bizi, halkı zalim olan bu şehirden çıkar, bize

tarafından bir sahip gönder, bize katından bir yardımcı yolla! diyen zavallı erkekler,

kadınlar ve çocuklar uğrunda savaşmıyorsunuz!” (Nisa, 4: 75)

 ayetini okuyarak konuşmasına şöyle devam etti.

Dinlerinden ziyade mazlumlukları ön planda olan İsrailoğulları konusunda Hz. Musa’nın

onlara zulmeden Firavun’a gidip zulüm yapmamasını söylemesi  mazlumun dininin sorulmamasına bir örnektir. Hz. Musa’ya benzer şekilde, Allahu Teala’nın kendisini iktidar sahibi yaptığı Zülkarneyn

 yolculuğu sırasında iki dağ arasına ulaştığında ,  hiç söz anlamayan bir kavme rastlamış ve fesat çıkaran Ye’cuc ve Me’cuc’a karşı yardım talep etmelerine olumlu cevap vermesi bizler için yeterli bir örnektir.dedi

KAYACAN ,konuşmasına şu ayetleri okuyarak devam etti. “Allah size,emanetleri ehline vermenizi ve insanlar arasında hükmettiğiniz zaman adaletle hükmetmenizi emrediyor. Allah, bununla size ne güzel öğüt veriyor. Şüphesiz ki Allah her şeyi hakkıyla işiten, hakkıyla görendir.” (Nisa- 58) 

Ey iman edenler! Adaleti ayakta tutan ve kendiniz, ana babanız ve yakın akrabanız aleyhine de olsa, yalnız Allah için şahitlik eden kimseler olunuz. Zira zengin de olsa, fakir de olsa, Allah ikisine de (sizden) daha yakındır. Nefsinizin arzusuna uyarak adaletten uzaklaşmayın. Eğer (şahitlik ederken) dilinizi eğer, bükerseniz veya çekinirseniz, şüphesiz Allah yaptıklarınızdan haberdardır.” (Nisa -135).

 Adâleti tam yerine getirerek, Allah için şahitlik eden kimseler olunmamız emredilmiştir.

KAYACAN,konuşmasının sonunda şunları söyledi.

Tabiatı gereği insanoğlunun kusursuz bir adaleti gerçekleştirmesi mümkün olmasa da adalet bir ideal olarak muhafaza edilmelidir. Adalet Müslüman olmayanlar da dahil herkese hakkını vermektir ve herkesin hakkının ne olduğunu da “doğru öğreti” göstermektedir. Bir müminin hiçbir ırka,renge, soya, dile ve ulusa düşman olması mümkün değildir. Onun düşmanlığı sadece bâtıla , zulme ve emperyalizmedir .Hemen hemen bütün beşeri hukuk sistemlerinde hukukun amacı olan adalet hakların eşit olarak dağıtılması anlamına gelmez çünkü bu çok tabii olmaz.Gerçekte adalet, hakların, bazı zamanlar da eşitlik denebilecek şekilde haktanır ölçülerde dağıtılmasıdır. Allah’ın emrettiği şey; herkese ahlâkî, sosyal, ekonomik, kanunî veya siyasî olan tüm haklarının, hak ettiği ölçüde verilmesidir. Adaletli davranmak –adaleti talep eden Müslüman olsun ya da olmasın müminler için nafile bir ibadet değil, yerine getirilmesi birçok ayetle vurgulanan bir yükümlülüktür

Kur’anı Kerim, bir ümmet meydana getirmek ve toplumu düzene sokmak için gelmiştir. Onun çağrısı tüm insanlığı kuşatan evrensel bir çağrıdır. Herhangi bir kabileyi, ulusu veya ırkı esas almamaktadır. İnsanları birbirine bağlayan bağ, sadece inançtır. Yani kavmiyetçiliğin ve tutuculuğun yerini inanç almaktadır. Kur’an bireyleri, ulusları ve milletleri huzura kavuşturacak, ilişkilerde, verilen sözlerde ve yapılan antlaşmalarda, güven telkin edecek prensiplere riayet edilmesini istemektedir ..

Program soruların cevaplandırılmasıyla sona erdi.

dscf1228.jpg

dscf1231.jpg

dscf1229.jpg

  • Yorumlar 5
    Diğer Haberler
    PANO
    KARİKATÜR
    Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim