Tatbikatın hedefi kim?

09.04.2008 04:59

İlyas Harfuş

İsrail, askeri tatbikatlarının Hizbullah veya Suriye'yle ilgisi bulunmadığını ifade ederken, savaş hazırlığının hedefi merak uyandırıyor

İsrail'in askeri tatbikatları, Savunma Bakanı Ehud Barak'ın güvence verdiği üzere Suriye'ye ve özellikle de Lübnan'la Hizbullah'a yönelik değilse, kime yönelik? İsrail'in kendisini daimi savaş hali içinde gördüğü ve dolayısıyla daimi hazırlık içinde olması gerektiği malum. Temmuz 2006'daki deneyim acıydı.

O dönem, İbrani devletinin üstünlüğüyle övündüğü askeri maneviyatı zarar görmüş olabilir. Yine de İsrail bu deneyimden siyasi ve askeri olarak yararlandı. Yargının ordunun başarısızlığı ve siyasi kararın tökezlemesine dair yaptığı soruşturmayla zayıf noktalarını değerlendirdi. Ayrıca, kuzey ve kuzeydoğu cephelerinde her türlü ihtimale karşı hazırlığın önemine vurgu yaptı. Şu anki tatbikatların sloganı da şöyle: 'Koruma hazırlıkta saklıdır'.

Nükleer saldırıya da hazırlanıldı

Savaş oyunları İsraillileri, Hizbullah'ın attığı Katyuşa füzeleri gibi klasik saldırılara veya kimyasal ve hatta nükleer başlıkla donatılmış füze saldırılarına hazırlanmayı kapsıyor. İsrail bu endişeyi, özellikle de İran Cumhurbaşkanı Mahmud Ahmedinecad'ın 'İsrail'i haritadan silmeye' dair tekrarlanan tehditleri göz önünde bulundurulursa, potansiyel bir İran darbesiyle mücadele ihtimaline karşı yaşıyor. Tatbikatlar hastanelerin seferberliğini ve okullarla belediyelerde koruma önlemlerinin yanı sıra bakanlıklar ve hükümet kurumlarındaki klasik önlemleri de kapsıyor.

Arka plandaki mevzilerdeki hazırlığın 'zaferin temel etkenini oluşturduğunu' ifade eden Barak'ın deyişiyle 'bölgedeki en güçlü devletin' hazırlıklarıyla birlikte, İsrail'in düşmanlarının hazırlık boyutuna ve gelecek ihtimallere karşı nasıl hazırlandıklarına dair sorgulamalar yapılıyor. Örneğin Lübnan'ı ve Hizbullah'ı ele alıp, Temmuz 2006 savaşındaki halk desteğiyle bugünkü halk desteğini karşılaştıralım. Sınırda İsrail askerlerine karşı yapılan saldırılardaki eşgüdümsüzlüğe dair sorgulamalara rağmen, bu halk desteği olumlu yatırıma dönüştürülemedi ve mezhep ayrımcılığı sahasına taşındı.

Bu yeni durum gerçekçi bir söylem gerektiriyor. Hizbullah milletvekili Hüseyin El Hac Hasan, "Tatbikatlar bizi korkutmuyor. Halkımız, direniş ve ordu üst düzeyde hazır" diyor. Direniş hazır olabilir ancak halk buna hazır mı? Maruz kaldığı siyasi manevralar sonucunda komutanı Michel Süleyman cumhurbaşkanlığı adaylığından çekilirken, ordu buna hazır mı?

İsrail'in bir diğer düşmanı Suriye açısındansa, İsrail Başbakanı Ehud Olmert, Barak ve yardımcısı, Şam'ın endişelenmesini gerektirecek hiçbir sebep bulunmadığına dair açık bir güven verdi. Olmert'e göre, 'onlar da bunu biliyor'. İsrail'in Suriye'ye yönelik önceki iki ihlalinin, söz konusu tatbikatların Suriye'ye yönelik olmadığına dair güveni artırıyor. Bunlardan ilki geçen eylülde Suriye'deki askeri bir üssün maruz kaldığı İsrail saldırısı, ikincisi de Hizbullah'ın askeri komutanı İmad Mugniye'nin Şam'ın göbeğinde hedef alınmasıydı...

Kuzey cephesi içeriden bölünmüş ve parçalanmış durumda. Kuzey doğu cephesiyse güvenli. O halde bu İsrail tatbikatlarının hedefi kim? (Londra'da Arapça yayımlanan Hayat gazetesi, 7 Nisan 2008)

Radikal gazetesi

  • Yorumlar 0
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
    PANO
    KARİKATÜR
    Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim