Tarık Ramazan’a ne oldu?

02.10.2009 02:40

Sibel Eraslan

Kardeş mi süper star mı?

Her oğul, atasının kaderini parmak uçlarında taşır. İnsanların biyolojik kaderlerinden kaçınması neredeyse imkansızdır... Peki ya sıra düşünsel olanına geldiğinde, dedenizin ruhu size nasıl bir şekil verecektir, çok sormayız bu soruyu. Ama yeryüzünün adetidir, “kan davası” kavramı ne kadar ilkel gelse de bizlere, sözlüklerdeki “oğul” ve “torun” kelimeleri, vazgeçilmez hatta red de edilemez bir mirasa dönüşür...

Evvelki gün vefat eden Abdülmelik Fırat sözgelimi. Şeyh Sait’in torunu olmak şeklindeki rejim nazarındaki sakıncalı kimliğini yetmiş sekiz yıllık acı ve sürgünlerle dolu ömründe, kederli bir miras olarak, hep taşımış bir düşünür ve siyaset adamıydı. Büyükbabasının idam edildiği halde bir türlü ödeyemediği borcunu, hayatı hapishanelerde ve gözaltında geçtiği halde bir türlü ödeyememişti, beş dil bilmesi, ezbere bildiği binlerce şiir beyiti, millet meclisindeki vekillikten parti başkanlığına kadar renkli politik yaşantısı, onu bir türlü salt anlamda kendisine mahsus kılmaya yetmemişti: O, dedesinin torunuydu ve suçluydu resmi ideoloji nazarında...

Dr. Tarık Ramazan 2007 yılından beri, Rotterdam’daki Erasmus Üniversitesi’nde, “Kimlik ve Vatandaşlık Ruhu” derslerini veren misafir öğretim üyesiydi. Ayrıca Rotterdam Kent Belediyesi’nde “çok kültürlülük” danışmanı olarak vazife yapıyordu. Geçenlerde Dr. Ramazan’ın dersleri kendisine hiçbir uyarı yapılmadan durduruldu, üniversiteden atıldı. Kent meclisindeki danışmanlık görevine de kendisine hiçbir duyuru yapılmadan son verildiğini kendisi de gazetelerden öğrendi.

Sebebi neydi bunun peki?

Dr. Ramazan, “Pres Tv” isimli İngilizce yayın yapan bir televizyonda, Londra Stüdyosundan gerçekleştirdiği bir tartışma programını yönetiyordu. Televizyonun finansörleri İranlıydı. Son tartışmalı İran seçimlerinden sonra pek çok programcı İran’ı protesto etmek amacıyla televizyondan istifa ederken, Dr. Ramazan programlarına ara vermemiş ve yayına devam etmişti. Bununla birlikte Dr. Ramazan, özellikle öğrenci hareketlerinin şiddet yoluyla bastırılması konusunda ve antidemokratik durumlarla ilgili kendi eleştirel durumunu, Pres Tv’de açıkça beyan etmiş ve İran Yönetimini tenkit etmişti. Ama demek ki Hollandalı şahinler nazarında yeterli olamamış bir durum imiş ki, Ramazan’ın dersleri ve danışmanlık görevleri aniden iptal edildi... Şimdi Hollanda başta olmak üzere tüm Avrupa’da sorulan soru şudur ve açıktır: “Avrupalı bir aydın, İran televizyonunda çalışabilir mi?”

Dr. Tarık Ramazan’ın bu önyargılı ve kaba soruya maruz kalmasının en önemli sebeplerinden birisi onun büyükbabasının kimliği ile ilgilidir: Müslüman Kardeşler Teşkilatının kurucusu Hasan El Benna’nın torunudur Tarık Ramazan... Onun da tıpkı dedesi gibi içte işgal güçlerine karşı bağımsızlıkçı, dış dünyadaysa İslam kardeşliğini işaret eden bir İslamcı olduğuna dair bilgi, Ramazan’ı Avrupa karşısında hep “sakıncalı” konumunda tutuyor. Caroline Fourest adlı yazar, kaleme aldığı “Frere Tariq” adlı kitabında, Ramazan’ı Müslümanlara ayrı Avrupalılara ayrı konuşmakla suçluyor mesela. Ramazan, Müslümanlara, Batı’nın aşınmış ve değerlerden çürümüş yapısıyla mücadele etmeyi teşvik ederken, Avrupa salonlarında barıştan bahsediyor derken, onun tıpkı dedesi gibi ama gizli gizli ihvanı müslimin hareketine bağlı bir “kardeş” olduğunu vurguluyor.

Ramazan için çifte tanımsızlık kulvarı da işte tam burada başlıyor. Çünkü modern yaşama yaptığı olumlu vurgu ile Avrupa’nın Müslümanlar aleyhine işlettiği törpüleyici ve son kertede yok edici asimilasyon programlarını neredeyse onaylayıcı bir pozisyonda görülüyor Ramazan. İslami çevrelerden modernist olduğu gerekçesiyle ciddi eleştiri alıyor. Öte yandan üçüncü kuşak Avrupalı olsa da Müslümanların asla gerçek anlamda Avrupalı olarak kabul edilemeyeceklerinin en canlı örneği olarak, Batı’nın nazarında da hep sakıncayla bakılmış bir aydın...

Time Magazine dergisi onun için “Islamic Superstar” ifadesini kullanıyor. İyi giyimli, modern görünüşlü, sempatik ve şehirli haliyle özellikle kadınlara ve gençlere rol modellik yapan Ramazan’ın tartışmaya açık söylemleri var. Misal; recm cezası konusunda. Bu konuda sorduğum soruyla ben de sert muhalefetle karşılaştığım için, ayrıntıya girmek istemiyorum ama Ramazan’ın durduğu noktayı, reformist olarak değerlendirenlerin sayısı hiç de azımsanmayacak boyutta...

Erasmus Üniversitesi’nden öğretim üyeleri, dokunaklı bir mektup kaleme almışlar. Descartes gibi zamanın ünlü felsefeci ve bilginleri diğer Avrupa kentlerinin otoriter ve baskıcı tavırlarından kaçınmak için Hollanda’ya sığınmışlardı, şimdi ne oldu da Hollanda bir cadı kovalayan ülkeye dönüştü diye soruyorlar kısacası imzaya açtıkları bu mektupta...

Dr. Ramazan, İslami performansı sebebiyle ABD’ye gidemiyor, reformist bulunduğu gerekçesiyle pek çok İslami devlete kabulü de yasak, Dalay Lama’yı desteklediği için Çin’e girişi de engellenmiş durumda, Avrupa’da ise, Avrupalı olduğu halde dedesinden ve çalıştığı televizyondan dolayı yasaklı halde...

Peki Dr. Ramazan şu koskoca yeryüzünde nereye sığacak?

Ramazan, sadece Avrupa’nın evrenselcilik konusunda Rönesans’tan yana deklare edegeldiği “eşitlik” ve “insan kardeşliği” ilkelerinin bir yalan rüzgarı olduğunu ortaya çıkarmadı... Ramazan, sadece dedenin suçuyla yargılanan bir torun olarak içimizde saklı kalmış ırkçılığı ortaya çıkarmadı... Ramazan aynı zamanda şu koca gezegende, “kendisi” olarak kalabilmenin, soru sormanın ve cevap arayabilmenin ne kadar pahalı ve zor olduğunu da hepimize öğretti...

Bense sorumu, bizim mahalleye soruyorum:

Tarık, “kardeş”imiz midir bizim? Bir Müslümanın, diğer Müslümana “kardeş” olması için gerekli olan şartlar nelerdir?

VAKİT

  • Yorumlar 1
    Yazarın Diğer Yazıları
    PANO
    KARİKATÜR
    Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim