1. HABERLER

  2. HABER

  3. Tarık Ali Suriye Konusunda Geri Adım Attı
Tarık Ali Suriye Konusunda Geri Adım Attı

Tarık Ali Suriye Konusunda Geri Adım Attı

Solcu yazar Tarık Ali, Suriye konusunda halkın yanında olduğu mesajını verdi.

A+A-

Solcu yazar ve aktivist Tarık Ali, gelen tepkiler üzerine, Suriye Devrimi'ni "Batı'nın yeni bir tür yeniden sömürgeleştirmesi" olarak adlandırdığı ifadelerinin yanlış anlaşıldığını savundu. Suriye rejimine en başından beri karşı olduğunu ve ayaklanmayı desteklediğini dile getiren Ali, NATO'nun ve Batılı güçlerin olası müdahaleleriyle ilgili endişelerini anlattı.

Tarık Ali, RTV'de görüşlerini açıklaması istendiğinde, BBC ve CNN gibi kanallarda -genellikle NATO'nun bombardımanlarının ilk safhası olan- yapılan tek taraflı propagandanın yarattığı öfkeyle, Suriye Ulusal Konseyi'nin Batı medyası tarafından öne çıkarılmasını eleştirerek, silahlı muhalefetin bazı kanatlarının da katliamlar yaparak suçu rejime atabileceklerini söylediğini ifade etti.

"O dönemde Houla katliamı ile ilgili şüpheler vardı" diyen Ali, bunların ortadan kalktığını ve suçlunun rejim olduğunun ortaya çıktığını söyledi. Tarık Ali, bu durumun kendi iddiasını bütünüyle boşa çıkarmamakla birlikte, kendi görüşleriyle ilgili bir tartışmaya ve Suriyeli arkadaşlarından gelen üzgün ve sinirli e-postalara sebep olduğunu söyledi.

'68 kuşağının önde gelen aktivistlerinden biri olan Tarık Ali, 6 dakikalık bir TV röportajının görüşlerini ifade etmesinde çok yetersiz olduğunu dile getirerek, bazı noktaları açıklığa kavuşturmak istedi.

"Ayaklanmayı destekliyorum, rejime karşıyım"

Ali'nin, Counterpunch.org adlı internet sitesinde yer alan yazısında, Suriye rejimine ve 2011'in Mart ayında başlayan halk ayaklanmasına karşı olan ilkesel tavrını şöyle anlattı:

"En başından beri, kamuya açık olarak ve net bir şekilde, Şam'ı aile işletmesi şeklinde yöneten Baas ekibine karşı halk ayaklanmasını destekledim. Bu rejime Esad darbesi gerçekleştiğinden beri karşıyım. Dürüst olmak gerekirse, Suriye'nin Mısır gibi patlayacağını düşünmemiştim, ancak patladığında bundan son derece memnundum. Ayaklanmanın büyüklüğünün ve görünürdeki halk desteğinin, rejimi müzakerelere ve yeni bir meclis ile anayasanın seçimine zorlayacağından umutluydum. Rejimin içinden az sayıda kişinin böyle bir yolu benimseyeceğine dair kanıtlar var. Ancak çok az sayıda kişinin. Rejimin ilkesel karakteristiğinin iki öğesi, aptallığı ve gaddarlığı bir kenara atılamazdı. Bunlar kurumsallaştırılmıştı ve Beşar Esad, verilecek herhangi bir tavizin ölümcül olacağına iknaydı. Aylar boyunca halk ayaklanması barışçıldı ve tıpkı ilk Filistin intifadası gibi güçlendikçe güçlendi. Görüşlerim açıktı: Halkla bütünüyle dayanışma, kahrolsun diktatörlük. Pozisyonum hâlâ bu. Rejimin tartışmalı bir ilericiliğinden bile söz edilemez. Ama onu kim devirecek? Bu, önemsiz bir soru değil."

"Muhalefetin silahlanmasına rejimin baskısı sebep oldu"

Ali, Mısır Devrimi sırasında, ordu yönetiminin, düşük rütbelilerin ve erlerin emirlerine uymayacaklarından korktuğu için Mübarek'i destekleyemediğini, bunun diktatörün devrilmesinde etkili olduğunu; ancak Suriye'de, mezhepçi bir hat üzerine inşa edilen ordunun üst komuta kademesinin, halkın tarafına geçenler olsa dahi, sıkı sıkıya rejime bağlı durduğunu ifade etti.
Tarık Ali, aylar boyunca barışçıl giden gösterilerin devletin baskısı sebebiyle silahlanma kararı almasından sonra, Suriye içinden bazı kesimlerin Libya'da olduğu gibi Batı'yla işbirliği yapmaya çalıştığına, Batılı güçlerin de Türkiye, Suudi Arabistan ve Katar yardımıyla sürgünde oluşan liderlerden Esad sonrası yeni bir hükümet hazırlamak için kolları sıvadığına dikkat çekti. Ali'ye göre, Batı için İran'ı ve bölgede İsrail'i politik olarak iki kez mağlup edebilen tek güç olan Hizbullah'ı zayıflatma fırsatına karşı koymak güçtü.

"Güçler dengesini dışarıdan anlamak zor"

Esad'a karşı çıkmanın Batı müdahalesini desteklemek anlamına gelmemesi gerektiğini söyleyen Ali, Suriye'de muhalefet içinde böyle bir işbirliğine yatkın olan ve karşı çıkan güçler dengesini anlamanın dışardan bakan biri için oldukça zor olduğunu yazdı.

Tarık Ali'ye göre, Arap milliyetçileri ve bölgedeki komünistler, geçtiğimiz yüzyılda Müslüman Kardeşler'le verdikleri hegemonya mücadelesini kaybettiler. Müslüman Kardeşler'in ise ABD işbirlikçisi ve neoliberal programlar etrafında hükümetler kurmak istediğini iddia eden Ali, hem Mısır'da hem Suriye'de işçi sınıfının devrimlerde büyük rol oynadığını savundu ve "İşçiler neoliberal sekülerliğe veya islamcılığa çok uzun süre tahammül edebilecekler mi?" diye sordu. Ali, bu duruma örnek olarak, Filistinlilerin, Filistin Kurtuluş Örgütü'nün kukla rejimine karşı sosyal adalet talebiyle yaptıkları gösterileri ve bunların FKÖ ile İsrail Savunma Kuvvetleri'nin ortak çabasıyla bastırılmasını gösterdi.

"Yerel Koordinasyon Komiteleri ile hemfikirim"

Libya'ya NATO müdahalesinden kısa süre önce "Kim kazanırsa kazansın, halk kaybedecek" dediğini hatırlatan Tarık Ali, Suriye'de de böyle olabileceğini, NATO müdahalesinin yarı kukla bir hükümet kuracağını ve bu konuda devrimin taban örgütlenmesi olan Yerel Koordinasyon Komiteleri'nin 29 Ağustos 2011 tarihli açıklamasıyla tamamen hemfikir olduğunu dile getirdi.

Şu anki durumu ise "çirkin bir pat durumu" olarak tanımlayan Ali, bu yüzden, bu kadar geç bir aşamada dahi hâlâ sorunun "görüşmeler" yoluyla çözülmesini ve Tahran, Moskova, Pekin gibi merkezlerin yapacağı baskının etkili olabileceğini düşündüğünü söyledi.
 

HABERE YORUM KAT

1 Yorum