Tarihten bugüne askerin morali

13.02.2013 00:52

Lale Kemal

Başbakan Erdoğan’ın, başında bulunduğu iktidardaki AK Parti’yi, darbeyle devirme planları yapmak suçlamasıyla yargılanan çoğu asker şahıs için uzun tutukluluk sürelerinin sonlandırılması çağrısı ve sonrasında Donanma Komutanı Oramiral Nusret Güner’in, casusluk davası iddianamesinde kızının ve kendisinin adının geçmesine tepki olarak istifa etmesinin ardından, “Donanmaya komutan bulamıyoruz,” sözleri, askerin moral durumunu da tartışmaya açtı. Öyle ya, yanı başımızdaki Orta Doğu’da, kimi ülkeler halk hareketleriyle çalkalanırken sınır komşusu Suriye’deki istikrarsızlık Türkiye’ye çoktan sıçramış durumda. Diğer komşu Irak ile ilişkiler bir hayli gergin. Bu gelişmeler, Türkiye’nin, güvenliğinin sağlanması için silahlı kuvvetlerinin aktif biçimde devrede olmasını gerektirirken 400’e yakın emekli, muvazzaf asker şahısların darbe planı davalarından tutuklu yargılanıyor olmalarının TSK’nın moralini bozduğu ve güvenlik açısından ülkeyi zafiyete uğratabileceği gibi iddiaları da gündeme getirdi.

Peki bu iddiaları bugün dile getirenler, askerin ruh hâlinin, özellikle çok partili siyasi hayata geçtiğimiz ve TSK içinde darbe kültürünün yerleştiği 1950’lerden bu yana aslında hiç iyi olmadığı gerçeğini nasıl göremezler? Kimi TSK mensuplarının, anayasal düzeni ortadan kaldırma suçlamasıyla yargılanıyor olmalarının (Bu noktada tutuksuz yargılama müessesinin çalıştırılması gerekiyor) bu güvenlik kurumunun moralini bozduğu iddiasında bulunanların aslında tek derdi, darbe zihniyetinin devamına destek çıkmaktan başka bir anlam taşımıyor. Zira, Türkiye tarihi, özellikle 1950’li yıllardan günümüze, ya TSK’nın kanlı kansız darbelerine, ya kendi bünyesindeki şahinlerin darbe planlarını engellemeye ya da general dâhil pek çok subayın tasfiyesine sahne olmuştur. Nitekim, günümüzde yani dünyanın çağ atladığı 21. yüzyılda yapıldığı iddia edilen kod adları Ergenekon ve Balyoz darbe planları olan davalar da gösterdi ki, TSK içinden darbe karşıtları, şahinlerin darbe planlarını hayata geçirmelerini engellemiş. Taraf’ın, bu dosyaları, imha edilmeden yayımlamış olmasını da tarihe tanıklık açısından önemle not etmekte yarar var.

Darbe endişesiyle arkalarını kollayan generaller

Özellikle 1960 yılındaki ilk darbeden bu yana generallerin yüzde 90’ının kariyerini, kimler darbe yapacak gibisinden omzunun arkasını kollamakla geçirdiğini söyleyebiliriz.

Görev alanına girmediği hâlde, siyasilerin basiretsizliği yüzünden iç güvenliğe odaklanan, ülke topraklarını dış tehditlere karşı korumak olan asli görevinden uzaklaşıp, darbe anayasalarıyla siyasete müdahil olan TSK’nın, darbe günlüğü ve bünyesinden uzaklaştırdığı asker sayısı, ordunun, çok uzun yıllardır aslında moralsiz olduğunu da ortaya koyar nitelikte.

TSK’nın her darbe sonrası, mahkeme kararları olmaksızın ordudan uzaklaştırdığı asker sayısını, Askerî Darbelerin Asker Muhalifleri Derneği ADAM-DER, önceki gün basına gönderdiği açıklamada, darbe yıllarıyla birlikte şöyle vermiş;

27 Mayıs 1960 darbesinden sonra 235 general ve 4 bin 171 subay, 12 Mart 1971 darbesinde 600 dolayında subay astsubay ve öğrenci asker, 12 Eylül 1980 darbesinde 397 subay, 176 astsubay, 447 öğrenci asker, 1984 yılından itibaren 900’ü 28 Şubat sürecinde olmak üzere 615 subay, 928 astsubay, idari kararlarla ordudan uzaklaştırıldı.

Bu rakamlara ek olarak, TSK, içeriden bir darbeyi önlemek için 1970 yılında 56 general ve 516 albayı ordudan attı.

Adam-Der’in, sol görüşlere sahip oldukları gerekçesiyle mahkeme kararı olmaksızın ordudan atılan üyelerinin haklarının geri verilmesi talebine duyarsız kalınmaması gerektiğini de buradan hatırlatalım.

Moralsizlikten kurtarma reçetesi

Yalnızca 1960 darbesi sonrası bir kalemde, 235 generalini ordudan uzaklaştıran bir TSK’nın, bugün çok ağır bir suç isnadı olan darbe planıyla anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs suçlamasıyla bu sayının çok daha altında generali yargılandığı için mi morali bozulacak ve zaafiyet yaşayacak, ki zaten 1950’lerden bu yana darbeler, karşı darbeleri önleme ve tasfiyelerle moralsiz bir tarihi varken.

Bu arada hatırlatalım, TSK’nın, 4 Şubat 2013 tarihli açıklamasına göre, ordunun general ve amiral mevcudu, 347 ile modern ve etkin ordulara göre zaten bir hayli yüksek. Yani, bugünkü mevcut, ordudan 1960 sonrası tasfiye edilen general sayısından çok daha fazla.

Ortada, ordunun onlarca yıldır moralinin bozuk olduğu gibi basit bir gerçek var. Bu noktada, siyasi irade ve parlamentoya; ordusunun moralini yükseltecek ve asli görevi olan yurt savunmasına çekecek çok uzun yıllar ihmal ettiği yasal düzenlemeleri yaparak TSK’yı içinde bulunduğu kronikleşen ruh hâlinden kurtarma görevi düşüyor.

loglu@superonline.com

TARAF

  • Yorumlar 0
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
PANO
KARİKATÜR
Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim