Tarihî itiraf

03.03.2010 04:06

Mehmet Kamış

Türkiye tarihî bir süreçten geçiyor. Demokrasi yolunda sancılı da olsa ülkenin çok önemli aşamalar kaydettiği kesin. Demokrasi aleyhine bir yerlerde kurgulanan oyunlar tarihte belki de ilk defa deşifre ediliyor ve devleti yönetenler tarafından bu tür eylemlerin varlığı kabul ediliyor.

Bu açıdan baktığımızda Albay Dursun Çiçek imzasıyla yürürlüğe konulmak istenen 'Millete karşı kirli eylem planı'nın doğruluğunun Genelkurmay Başkanlığı tarafından kabulü, tarihî bir önem taşıyor. Bugüne kadar bilinen ama bir türlü resmî makamlarca kabul edilmeyen Özel Harp Dairesi'nin operasyonlarının var olabileceğini gösteren tarihî bir kabul bu.

Bu kabul; bundan önce ve bundan sonra meydana gelecek sosyal provokasyonların, terör olaylarının, kaotik eylemlerin daha doğru okunmasını sağlayacak, olayların arkasındakilerin deşifre edilmesi adına çok yardımcı olacak.

Gerçi başta HSYK olmak üzere yüksek yargıda, bu planın kahramanlarının kurtarılmasına yönelik birtakım çalışmalar yapılıyor ve muhtemel ki bu tür çabalar bundan sonra da olacak. Ancak bütün bu kurtarma operasyonları maşeri vicdanda suçüstü yakalanmışlık gerçeğini değiştirmeyecek. Bu kadar açık delillere rağmen askerî mahkeme Dursun Çiçek'in tutuklanmasını reddedebilir, HSYK, Başsavcı Cihaner'in kurtarılması için savcıları ve hâkimleri hatta mahkemeyi değiştirebilir, Orgeneral Saldıray Berk ifade vermeye gitmeyebilir, birtakım A.Cengiz oyunlarıyla bütün suçüstü yakalananlar kurtarılabilir. Ancak herkes bilmelidir ki bu adamların kamuoyu vicdanındaki mahkûmiyetlerini hiçbir şey değiştiremeyecek. Onlar maşeri vicdanda asla aklanamayacak.

12 Eylül'den, 90'lı yıllardan, 28 Şubat'tan, 17 Haziran linç girişimlerinden bugünün tek farkı; eylem yapmak isteyenlerin, komplo kuranların kimsenin inkâr edemeyeceği şekilde suçüstü yakalanmasıdır. Hatırlayacaksınız, 90'lı yıllarda ülke birçok operasyona maruz kaldı. Türkiye tam bir faili meçhul olaylar ülkesi haline geldi. Madımak'tan, 33 erin şehit edilmesine kadar pek çok olay yaşandı. Turan Dursun, Bahriye Üçok, Uğur Mumcu gibi faili meçhul cinayetler yüzünden bu ülkedeki dindarlar yıllarca dövüldü, en makul vatandaşlık hakları gasp edildi. Bugün o olayların hepsinin, deşifre edilemeyen eylem planlarından başka bir şey olmadığını anlamak daha kolay.

Bugünkü gözle baktığınızda, tam bir Özel Harp operasyonu olduğu ayan beyan ortaya çıkan linç girişimiyle Fethullah Gülen de yurtdışında yaşamaya zorlanmıştı.

28 Şubat'ın önemli isimlerinden Erol Özkasnak'ın o dönemde emirleri yerine getirdikleri için takdirname gönderdiği gazetecilerin isimleri medyaya yansıdı. Listeye baktığınızda bugün bile muvazzaflık halini sürdüren isimler görüyorsunuz. Emir ve görüşler doğrultusunda yayıncılık yapan bu isimler, 90'lı yılların 28 Şubat ve özellikle 17 Haziran linç girişiminin düğmecileri... Onlar, bugüne kadar Adli Tıp'ın, TÜBİTAK'ın, Jandarma Kriminal'in verdiği, "Millete karşı kirli eylem planı'' belgesinin doğruluğuna ilişkin raporlara itibar etmiyorlardı. Ancak Genelkurmay Başkanlığı'nın belgeyi kabul etmesinden sonra çoğu süngüsünü düşürmüşe benziyor.

  • Yorumlar 0
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
PANO
KARİKATÜR
Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim