Tarafsızlığın lüksüne yaslanmak

09.09.2012 06:44

Serdar Demirel

Suriye’de akan kanın vardığı boyutlar, Esed rejimi ile mukavemet hareketi arasında tarafsız bir duruş sergilemeye daha fazla izin verir mi?

Malûm olduğu üzere Suriye’de ayaklanmalar başlayınca kimi müslümanlar “antiemperyalizm karşıtlığı” adına katı laik Baas rejimden kimisi de “hak, halktan yanadır” ilkesiyle mukavemetten yana tavır almıştı. Bir kesim ise tarafsız kalmış, iki tarafı da belli ölçülerde eleştirmeyi sürdürmüştü.

Zaman süreci içinde bu tarafsız kesimin bir kısmı Esed rejiminin tarafını seçerken önemli kısmı da mukavemet hareketinin yanında yerini aldı. Ama hâlâ tarafını belirlememiş, bir Esed rejimine bir direnişçilere eleştiri getiren, çoğu zaman da neyi eleştirdiği, ne anlatmaya çalıştığı flulaşan ve söylediklerinin vakada pek karşılığı olmayan bir kesim var.

Eleştirmenin lüksüne yaslanıyorlar. Suriye’de her iki kesimde de kuşkusuz eleştirilecek yönler bulmak zor değildir. Antiemperyalizm endişeleriyle mukavemeti, katliamda sınır tanımayan karakteriyle de rejimi topa tutabilirsiniz. Bu ülke şehir şehir, mahalle mahalle yıkılırken bir İran’a bir de Türkiye’ye nasihatlar yağdırabilirsiniz. Bunu yapmak elbette kolay.

17 ayı aşmış sürekli de derinleşerek devam eden bu kanlı çatışmada ileride kim kazanırsa kazansın ortaya çıkacak menfi sonuçları işaretleyip, “Biz zaten bunları öngörmüş, uyarılarımızı yapmıştık” diyecekler.

Gelinen bu aşamadan sonra Suriye’de yaşanan çatışmada tarafsız kalmanın imkânı kalmış mıdır ki? Tarafsız olmanın elbette erdem olduğu çatışmalar da vardır. Ama Suriye’de yaşanan çatışma vardığı boyutları itibarıyla tarafsız kalmaya izin vermiyor. Geçen Bayram günü Malezya İslâm Partisi’nin önde gelen liderlerinden Halid Samed’le görüşme fırsatım olmuştu. İkili yaptığımız sohbette kendisiyle genelde Arap Baharı özelde de Suriye meselesini konuşmuştuk.

Halid Samed’e Malezya Müslümanlarının Suriye’de yaşananlar hakkında güçlü bir duruş sergilemedikleri izlenimlerimi aktarmış, Müslüman dünyasını ilgilendiren birçok konuda tavır alan Malezya Müslümanlarının büyük katliamların yaşandığı Suriye’de sessiz kalmasının sebebini sormuştum.

Önceleri bu hususta Müslümanların kafası karışıktı, dedi. İnsanlar emperyalizmin oyununa gelme endişesi taşıyordu. Özellikle de İran’ın “Direniş Hattı” sloganı ile Malezya’da itibar gören Suriyeli Ramazan El Buti gibi alimlerin Esed yanlısı fetvalarının bunda etkili olduğunu söyledi. Ancak bu kadar akan kandan sonra ve Esed’in gerçek reformlardan yana olmadığı anlaşılmaya başlayınca halkın da tutumu değişmeye başladı, dedi.

Benim kanaatim de endişeli ve kafası karışık Malezya Müslümanlarının Suriye halkının haklı taleplerini görmeye başladığı yönünde. Bu durumun gittikçe daha netleşeceğini söyleyebilirim. Mısır Cumhurbaşkanı Muhammed Mursi’nin Bağlantısızlar Zirvesi’nde sergilediği ilkeli duruşun, İran’ın ilkesiz duruşunu fâş etmesiyle bu daha da belirginleşecektir. Zira bu bölgede İhvan hareketinin hatırı sayılır bir etkisi vardır.

Ümit ediyorum ki, Suriye’de savaşan iki tarafı da eleştiren, sık sık AK Parti hükümetine yanlış tercihler yaptı diye yüklenen bu buyurgan kesim, bu duruşlarının tarafsız gibi gözükse de katı laik Esed rejiminin daha fazla ayakta kalma ve daha fazla kan akıtma gerekçesine dönüştüğünü görürler. Zâlim Baas azınlık diktatörüyle Suriye halkının kavgasında tarafsız kalmayı Amerika ve Rusya gibi iki gücün çekişmesinde tarafsız kalma gibi bir şeye benzetmesinler. Gelinen aşamada artık kimsenin tarafsız söylemlere sığınma lüksü olmasa gerek.

YENİ AKİT

  • Yorumlar 0
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
PANO
KARİKATÜR
Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim