Taraf'ın bavulu

03.02.2010 00:35

Bejan Matur

Taraf muhabiri Mehmet Baransu'nun elinde koca bir bavulu sürüklediği fotoğrafı çoğunuz görmüşsünüzdür. Fotoğrafta sadece bavul değil, giydiği takım elbise de büyük duruyor. Belli ki takım elbise alıştığı bir giysi değil. Taşrada bayramlık giymiş çocukların o çok iyi bildiğimiz acemiliği ve heyecanı var yüzünde.

Baransu'nun adını nicedir yaptığı haberlerden ve belgelere dayalı gazeteciliğinden biliyoruz. Pek çoğu büyük tartışmalar yaratan haberler yaptı bugüne kadar. Yer yer övüldü, yer yer suçlandı. Ağır ithamlara maruz kaldığı günlerde sözünü ettiği aile kökleri çoğumuzun hikâyesine benziyordu. Taşrada doğmuş. Meraklı ve cesur bir çocuktu işte.

Baransu'nun yaşına ve boyuna büyük gelen bavulu savcılığa götürürkenki görüntüsü bana yuvasına, boyundan büyük yem taşıyan karıncaları hatırlattı. Tümsekleri, duvarları aşıp büyük bir inatla hayatın devamını sağlamak için yem taşıyan karıncaları.

Taraf muhabirinin taşıdığı ise, çalıştığı gazetenin de gıdası olan gerçeğin peşinde olma inadı.

Balyoz darbe planına ait belge ve dokümanların doldurulduğu bavul bana çok şey düşündürdü. Her şeyden önce taşrayı. Yoksul, konfeksiyon, ama iyi niyetli taşrayı. Hani şu tüm taşra terminallerinde satılan ucuz lacivert gri bavul. İçinde Türkiye'nin, Türkiye'de yaşayan herkesin geleceğine dair planların olduğu bavulu hazırlayanlar belli ki, gizli işler çevirenlerin o çok iyi bildiği sırlı ambalaja ihtiyaç duymamışlar. Tıpkı 'gerçek görüntüdedir' diyen Oscar Wilde'ın sözündeki gibi, bavulun görüntüsünün de kendi başına anlattığı bir hakikat var; belgeleri ortaya çıkaran, gazeteye ileten, gazeteden savcılığa taşıyanların sadece sınıf düzeylerini değil, memleketle ilişkisini de anlatan bir görüntü bu.

Ortada iddia edildiği gibi tasarlanmış bir durumun olmadığını görmek için o fotoğrafa daha dikkatli bakmak gerekiyor.

Tasarlanmış olsaydı herhalde James Bond filmlerinden bildiğimiz şık kamuflajların, deri eldivenlerin, gizemli gözlüklerin, bedene tam oturan butik giysilerin ve racon ayakkabıların olduğu bir fotoğraf görürdük! Bizim gördüğümüz memleketin en ücra terminallerinde üniversiteyi henüz bitirmiş genç taşralının peşinden sürüklediği bavulla aynı. Yoksul gurbet yolcularının birkaç parçaya indirgenmiş geçmişini taşıyan bavul bu! Hepimizin çok iyi tanıdığı...

Bu ülkenin geleceğini yeniden kurmada, o basit bavulu içindeki ağır yükle yüklenen bir yürek gerekli demek ki. En az belgelerin gerçekliği kadar önemli bir tavır bu.

Organize olmuş bir vakada böyle bir bavulun, bir çocuğun eline verilip yollara düşürülmesi mümkün mü? Devletle karşılaşmaya hazırlanan erkek çocuğun giydirilmiş hali o fotoğraf. Ama devlet de artık o takım elbiseyi ve bavulu taşıyan insanın devleti olma yolunda.

Baransu'nun peşinden sürüklediği bavula bakınca bu ülkenin iyi niyetli insanlarının geleceğini gördüm.

Sokakta satılan ucuz bir bavula sığdırılan gerçekler... Hepimizin geleceğini biçimlendirecek olan. Sahip olmadığımız toplumsal barışı belki de kuracak olan.

Orhan Pamuk, Nobel Edebiyat Ödülü'nü alırken hayatına ait büyük gizi 'babamın bavulu' konuşmasıyla tüm dünyaya açmıştı. Taraf'ın bavulu da, Türkiye demokrasisine giden yolda büyük gizler barındırıyor. Doğrular savcıların takdirinde şu an.

Türkiye'de darbe sempatizanlarının ikiyüzlülüğüne, lafı dolandırmalarına inat Taraf'ın bavulu sade ve hakikatli görünüyor. Ülkenin geleceği söz konusu olduğunda 'imzalar ıslak mı değil mi, planlar gerçek mi değil mi?' diyerek sözü bulandırmayı iş edinenlere bu sadelik büyük bir cevap aslında. Onlar sisli havayı bekleyedursun, doğruların peşinden giden Taraf Gazetesi'ne bir barış ödülü verilse keşke. Barış ödüllerine layık görülenlerin çoğunda o sadelik ve sahicilik ortaktır çünkü.

ZAMAN

  • Yorumlar 0
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
PANO
KARİKATÜR
Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim