Tansel ablanın iddiası/Küçük Paşa’nın bilgisi?!

15.12.2008 03:14

Ali İhsan Karahasanoğlu

Tam da kendi kendime, “Şu Tansel Çölaşan hanımefendi, Danıştay’da görevde iken, bol bol siyasi açıklamalar yapıp duruyordu. Şimdi emekli oldu, sesi soluğu çıkmıyor” deyip, bilgisayarın başına geçecektim ki; başyazarından tutun, yazarına kadar birçok elemanı Ergenekon Terör Örgütü sanığı olan Cumhuriyet’in pazar röportajında, Tansel ablanın boy verdiğini gördüm.

Sevindim.

“Bir yargı mensubu olarak, görevde iken yaptığı açıklamalarda, kendisini frenlediği, belki ‘yargı mensuplarının tarafsızlık ilkesini zedeler’ diye düşünüp, açıklayamadığı bazı ifşaatlarda bulunmuştur, öğrenir, biz de müstefid oluruz” diye düşünüp, hemen okumaya koyuldum...

Tüm röportajını bir solukta okudum.

Büyük bir hayâl kırıklığı yaşadım.

Görevde iken, “27 Mayıs devrimdir. Menderes ve arkadaşlarının asılması tüm yurtta coşkuyla karşılandı” rezalet cümlesini kurabilen Çölaşan, dün yayınlanan röportajında yine 27 Mayıs’ı “devrim” olarak nitelemiş ama, bu sefer pek utangaç bir tavırla..

12 Mart, 12 Eylül için “darbedir” tanımlamasını yapmayı unutmadan..

Şöyle düşündüm: “Demek ki, bunların tüm cesaretleri, oturdukları koltuktan geliyor. Koltuk altlarından gidince, havaları da ‘fooosss’ diye sönüveriyor..”

Sizce de öyle değil mi?

Bakın hele..

“27 Mayıs devrimdir. Menderes’in asılmasını halk çoşku ile karşılamıştı” noktasından, “27 Mayıs devrimdir” noktasına geliyorlar.. “Menderes’in asılmasını halk çoşku ile karşılamıştı” cümlesini tekrarlamaktan, birazcık da olsa utanmaya başlıyorlar.

12 Eylül için, “darbedir” ifadesini yıllardır kullanamama noktasından, “12 Eylül darbedir” tesbiti yapma noktasına geliyorlar..

Evet bir değişiklik var ama.. Benim beklentimin tam aksi yönde..

Ben bekliyorum ki; “yargıç sorumluluğu ile, her şeyi söyleyemeyen” memuremiz, emekli olması ile birlikte, daha rahat konuşsun. Fikirlerine katılmıyor olsam da, kendi çizgisindeki düşüncelerini daha sert şekilde açıklasın!

“Düne kadar devlet memuruydum. Bazı şeyleri söyleyemiyordum. Ama artık emekliyim, her şeyi dobra dobra anlatmanın zamanı geldi” diye söze başlayıp, “27 Mayıs niçin devrimdir? Menderes kimdir? Halk Menderes’in asılmasını, gerçekten çoşku ile mi karşılamıştır? Gerçekten bir çoşku var ise, bunun sebebi nedir? vs. vs.” tüm soruların cevaplarını, açık yüreklilikle cevaplasın..

Ama nafile.. Ne “27 Mayıs” hakkında daha geniş bir açıklama yapıyor, ne de “12 Eylül”e darbe dediği halde, o darbenin Anayasası ile yıllarca nasıl hakimlik yaptığını izah edemiyor Tansel abla!

Es geçmeden hemen söyleyelim, “Ergenekon davasının her aşamasında ağır suç işlendi” diyor Tansel abla...

Ve benim aklıma da hemen, Ergenekon Terör Örgütü’nün, en önemli aktüel eylemi, Danıştay cinayeti geliyor..

Sahi, Danıştay cinayetinde, Tansel Çölaşan’ın tavrı ne olmuştu?

Olayın; objektif bir şekilde irdelenmesinin önünü tıkayan, cinayetin planlamasının derinlerde bir yerlere kadar uzanma ihtimalini sorgulayacak yaklaşımı daha ilk anda susturan, bizzat Tansel Çölaşan’ın kendisi değil miydi?

Hatırlayın, olayın üzerinden daha yarım saat geçmeden, “Fail, ‘Allah'ın askeriyiz, elçiyiz. Türban davası yüzünden cezalandırılacaksınız’ diye bağırarak 11 el ateş etmiş” diyen kimdi?

Tansel ablamızdı değil mi?

Şimdi kritik soru şu: “Tansel abla, o açıklamayı bilerek mi yapmıştı, yoksa bir yönlendirme ile mi?”

Madem ki, Ergenekon devlet içinde bir yapılanmadır, öyle amatörce eylem yapmayacağından, eylemlerini şansa bırakmayacağından da emin olmanız gerekir.

Bu operasyonda, kimisi Danıştay binasının önündeki kameraları bozacak, kimisi cinayetle bağlantı kurulmak istenen Vakit’in ilgili haberinin kupürünü verecek, kimisi el bombasını, kimisi de silahı temin edecek.. Tüm bunların yanı sıra, kimisi de, olayın hemen sonrasında, cinayetin hangi siyasi görüşün üzerine yıkılacağının altyapısını oluşturacak açıklamayı yapacak!

Ve yapıldı da zaten..

Şimdi merak ediyorum, Danıştay cinayetinin hemen sonrasında, Danıştay Başkanvekili sıfatıyla Tansel Çölaşan’ın varlığını iddia ettiği, ancak daha sonra alınan şahit ifadelerinde doğrulanmayan o yönlendirici cümleden (Allah’ın askeriyiz), Veli Küçük’ün haberi var mıydı?

Bugün ifade verecek olan Küçük Paşa, umarım bu konuda bizi aydınlatır!

VAKİT

  • Yorumlar 0
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
PANO
KARİKATÜR
Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim