1. YAZARLAR

  2. Ali İhsan Karahasanoğlu

  3. Tansel abla nerdesin?
Ali İhsan Karahasanoğlu

Ali İhsan Karahasanoğlu

Yazarın Tüm Yazıları >

Tansel abla nerdesin?

A+A-

Danıştay cinayetinden hemen yarım saat sonra, ekranların karşısına geçip, mütedeyyin insanları karalayan, dönemin Danıştay Başkanvekili Tansel Çölaşan, dünkü Ergenekon duruşmalarında neler olup bittiğini izledi mi acaba?

Cinayetten sonra, anında kararını vermişti, “Cinayet türban yüzünden işlenmiştir” diye..

Oysa kendisi yıllarca hakimlik yapmıştı. Öyle küçük bir kasabada falan da değil. Yüksek yargı organlarından birisi olan Danıştay’da yapmıştı hakimliği. Hakimlikten önce de savcılık tecrübesi vardı.

Olayların her zaman göründüğü gibi basit olmadığını, arka planın da incelenmesi zorunluluğunu bilmesi gerekirdi.

Ama Tansel ablanın, o günlerde böyle bir derdi hiç yoktu.

Danıştay’a gelen dosyalar, onun da üye olduğu dairelerde aylarca, hatta yıllarca beklerdi, karara çıkmak için...

Ama Danıştay cinayetinde, on dakikada kararını vermişti Tansel abla: “Gericilerin işi!”

O zaman da sormuştuk, “Tansel abla, sen bu kadar hızlı karar verebiliyorsan, görevin gereği incelediğin dosyaları niye aylarca bekletiyorsun. Gelen dosyayı, anında ver kararını yolla. Vatandaş da dosyasının Ankara’dan dönmesi için aylarca beklemesin!”

Sormuştuk ama, cevap vermek yerine dava açtı Tansel abla..

Kazandı da.. Yargıtay’a da onaylattı..

Ama gelin görün ki; 3 senenin sonuna, Danıştay katilinin dünkü çapraz sorgusu, oynanan oyunların büyüklüğünü gözler önüne serdi.

Dünkü duruşmada, Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel, Danıştay katili Arslan’a, cinayetten 6 saat önce kız kardeşiyle yaptığı mesajlaşmayı soruyor: “Eksiğin var mı? İçeride mi, dışarıda mı? Neyi eksik yapıyorum? Yolcuyu gördün mü?.. şeklindeki telefon mesajları ne anlama geliyor?”

Soru nasıl Tansel abla? Damardan bir soru değil mi?..

Olayı şıppadanak çözecek bir soru..

Ankara’daki mahkemenin yaptığı gibi, “Adam cinayeti kabul ediyor. Başka şeyleri karıştırmaya ne gerek var!” şeklinde bir bakış açısı yok, İstanbul’daki mahkemenin..

Ankara’daki gibi, olayların üstünü örtücü değil, ‘Niye yaptın, nasıl yaptın, yapmadan önce kimlerle görüştün. Görüştüğünde kullandığın bu ifadelerin anlamı ne?’ şeklinde, cinayetin arka planını ortaya çıkartacak teferruatı araştırıyor İstanbul’daki mahkeme.. Değil mi Tansel abla?

Sen de bilirsin bu işleri Tansel abla.. Tamam, ceza hukukçusu değilsin ama.. Hukuk tahsilin var. Hukuki tecrüben var.. Yıllarca yaptığın hakimlik deneyimin var..

Sen de biliyorsundur, “Ben yaptım. Var mı diyeceğiniz?” türünden ikrarların yanıltıcı olabileceğini..

Biliyorsun ama, ne hikmetse, yarım saatte çözmüştün Danıştay cinayetini.. Daha doğrusu, çözdüğünü sanmıştın..

Arslan’ın, yukarıdaki kritik soruya verdiği cevabı da aktaralım: “Açıklanacak bir şey yok. Ailemle yaptığım mesajlaşmadır.”

Oysa; ailesi adına alınan telefonla, cinayeti birlikte organize ettiği kişi ile konuşmakta idi Arslan..

Ankara’daki mahkeme, bu numarayı yutmuştu.. İstanbul yutmadı bu bayatlamış numarayı.. Yutmadı ve şimdilik şöyle bir dokundurma yaptı Arslan’a. Devamının da geleceğinden eminim...

Danıştay saldırısının türbanla ilgisi olmadığı, Arslan’ın dünkü sorgusunda “türban kararından 1 ay sonra haberdar olduğunu itiraf etmesi” ile de bir defa daha ortaya çıkıyor.

Türban kararı çıkıyor. Türkiye sallanıyor. “Öğretmenlere, sokakta bile başörtü yasaklanmış” diye herkes bu kararı konuşuyor.. Arslan’ın karardan haberi yok.

Taa 1 ay sonra haberi oluyor! Daha doğrusu, haberdar ediliyor!

Burada bir ince ayrıntı daha var.. Savcılar, Arslan’ın olay sırasında yanında taşıdığı Vakit gazetesi kupürünü nereden temin ettiğini soruştursalar, bir adım daha atılmış olunacak. Çünkü Arslan’ın yanında taşıdığı kupür, Vakit’in kendi orijinal kupürü değil. İnternetten, bir başka gazetenin sitesinden alınmış o kupür...

Hangi tarihte, o siteye kim girmiş, çıktıyı nasıl almış, teknik olarak tesbiti mümkün. Soruşturulsa, Arslan ile birlikte, bu organizasyonda olanlar ortaya çıkacaktır sanırım...

Ve Arslan’dan, dünkü sorguda kilit açıklama: “Öldüren ben değilim, yemin ediyorum.”

Ne dersin Tansel abla, öldüren gerçekten Arslan olmayabilir mi?

VAKİT

YAZIYA YORUM KAT