Tanrı Amerika'yı Korusun

19.04.2016 10:02

İsmail Kılıçarslan

 

Jamaikalı enteresan bir adam ağırladık bu yıl ikincisini düzenlediğimiz Uluslararası Üsküdar Şiir Festivali'nde. Aslında adı Allen Hope, ama kendisine Mutabaruka ismini seçmiş. Hem bir şair hem de bir reggae sanatçısı. Aynı zamanda, dünyada sayılarının beş yüz bin kadar olduğu tahmin edilen Rastafaryanizm dininin bir mensubu.

Senelerdir ayakkabı ya da çorap giymeksizin sürekli çıplak ayakla dolaşan, giyimiyle bir Jamaikalı'dan çok bir Afrikalı'ya benzeyen Mutabaruka ile Anadolu Ajansı muhabiri Saliha Özdemir, enteresan bir söyleşi gerçekleştirmiş.

Mutabaruka, Batılı güçler hakkında çok net şekilde ‘İnsanları kontrol altında tutabilmek için korku üretirler. Onların işi bu.’ diyor. Ardından da ekliyor: ‘Mesela İslam hakkında duyduğum negatif şeylerin hep Amerika tarafından ortaya atılan fikirler olduğunu görüyorum. Maalesef Jamaika halkı İslamofobia gibi konularda bilinçli değil, Müslümanlara uygulanan bu şeyi anlamıyorlar. Amerikalılar düşüncelerini CNN, FOX gibi kanallarından bütün dünyaya yaydıkları için İslam hakkındaki korku dolu fikirlerini de geniş kitlelere dayatabiliyorlar.’.

Jamaika kanallarında dahi ‘Türkiye'ye sakın gitmeyin, terör saldırılarında öldürülürsünüz.’ benzeri haber kampanyaları yapıldığını da anlatmış Mutabaruka. Hem kendi ülkesinin medyasına hem de Batı medyasına ateş püskürüyor: ‘Geçenlerde Fildişi Sahili'nde de turistler öldürüldü ve aynı haber kaynakları, Fildişi Sahili'ne sakın gitmeyin, dediler. Ben Türkiye'ye Fildişi Sahili'nden geldim ve günlerdir buradayım. Çok iyi vakit geçiriyorum, iyi insanlarla tanıştım ve Amerikan basınında sözü edilen teröristleri etrafta görmedim. Türkiye'ye gelmeye karar verirken de hiç korkmadım çünkü Amerikan medyası kendi başına bir terörist yapı zaten, onların haberlerini dinlediğinizde, gerçek olarak kabul etseniz ne bir şey yersiniz, ne içersiniz, korkudan evinizden çıkamazsınız. Tanrı Amerika'yı korusun gerçekten.’.

Söyleşide beni en çok ilgilendiren kısım, Mutabaruka'nın Amerikan medyasından ‘kendi başına bir terörist yapı zaten’ cümlesiyle bahsetmesi oldu.

Batı medyasında Türkiye aleyhine çıkan her haberden bir çeşit zevk alan, en asgarisinden ‘dünyaya rezil olduk şekerim’ cümlesini kurmayı marifet bilen bir takım zevatın bu tanımdan alması gereken dersler var. Alırlar mı peki? Elbette almazlar.

Şurada bir anlaşalım. Genelde medya, özelde ise Batı ve ABD medyası bizi haberdar etmekten daha fazlasını ister. Nelerden haberdar olup nelerden olmamamız gerektiğine dair kesin ve keskin bir manipülasyonla yürür yolunu. Böylelikle biz, sözgelimi Afrika'da modern dünyanın hammadde ihtiyacını karşılamak üzere açılan madenler sonucu binlerce insanın ölüp, on binlercesinin sakat kaldığı haberi yerine bir Holywood ünlüsünün Afrika için başlattığı ‘sosyal sorumluluk projesi’nden haberdar oluruz. Günümüz medyası, emperyalizmin istihkam bölüğüdür, daha fazlası değil.

Söz konusu Türkiye olduğunda Batı medyasının nasıl da iştahla, nasıl da şehvetle ‘Türkiye çok kötü bir ülke’ cümlesine destek verdiğini görüyoruz bir süredir. İçimizdeki Amerikalılar, Almanlar, Fransızlar da ellerini ovuşturuyorlar bu haberlere. Oysa burada net bir bakış geliştirmemiz gerekiyor. O da şudur: ‘Batı medyası Türkiye'yi bunca kötülüyorsa mutlaka bir planı istihkam ediyor, bir kurguyu berkitiyordur.’.

Zannediyor musunuz ki bu plan ya da bu kurgu başarıya ulaştığında o eşsiz merhameti ve doyumsuz vicdanı ile Batı dünyası Türkiye'de insanları ‘bu bizi destekliyor, bu bizi desteklemiyor’ diye ayıracak?

Gerçi bazıları o raddeye ulaşmıştı malum. Çok ünlü dağcımız Rusya'ya ‘AK Partilileri bombalayın’ çağrısı yapmıştı. Belki de Rus bilim adamları şu esnada bu çağrıya kulak vermiştir ve sadece AK Partilileri öldürecek mermiler, bombalar tasarlamakla meşguldürler.

Hiçbir şeyde anlaşamıyoruz biliyorum. Gündelik politikayı temel bir ayrımcılığa dönüştürdüğümüz tuhaf zamanlardan geçiyoruz. Ancak hiç olmazsa aşağılık Batı medyasının, alçak ABD basınının ülkemize ne yapmak istediği konusunda uzlaşabilsek… Coğrafyamızda tek başına ayakta kalabilen neredeyse son ülke olan Türkiye'nin bu vartayı atlatması biraz da böylesi bir uzlaşmaya ihtiyaç duyuyor.

Aman, benimki de safdillik işte. Nasıl olsa böyle bir şey olmayacak. Nasıl olsa bu gündelik politika dili bizi bir araya gelmekten alıkoyacak. Çünkü galiba birilerinin istediği de tam olarak bu.

Ne diyordu Mutabaruka: !Tanrı Amerika'yı korusun derken ironi yaptım yeğen. Şu yaşlı gözlerim, dünyadaki bütün emperyalistlerin cehennemin dibine yuvarlandığını görsün isterim.’.

Yeni Şafak

  • Yorumlar 0
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
PANO
KARİKATÜR
Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim