1. YAZARLAR

  2. Melih Altınok

  3. Tanı bunları
Melih Altınok

Melih Altınok

Yazarın Tüm Yazıları >

Tanı bunları

A+A-

Anayasa değişikliğinin karşısına ‘İnadına hayır” diye dikilen Bremen mızıkacıları her gün yeni bir berbat ezgiyle kulaklarımızı tırmalıyorlar.

İlk günlerde olduğu gibi, söz konusu değişimin bir ‘sivil vesayet’ tehlikesini beraberinde getireceği zırvalığının detoneliğini kendileri de fark ettikleri için, bugünlerde başka beste peşindeler.

Şimdilerde dört elle sarıldıkları atonal ezgi ise, değişlik paketinin teorik olarak doğru olduğu ancak pratikte iddia edildiği gibi ülkenin özgürleşmesine ve demokratikleşmesine katkı yapmayacağı. Aslında optimist bir bakış açısıyla bu sevindirici bir gelişme. Çünkü söz konusu metin mart sonunda netleşti. Ve dört ay da bu arkadaşların hepi topu birkaç sayfalık Anayasa değişikliği paketinin içeriği kabaca da olsa anlayabilmeleri için az bile sayılır.

İşte bu yüzden, İstiklal Marşı’nın ilk iki kıtasını ezberlemiş bir ilkokul talebesini heyecanıyla “Söyledikleri gibi 12 Eylül darbecilerini yargılamayacaklar mesela, zaman aşımı var akıllım. Arapçası da müruruzaman hatta! O halde bu pakete evet dememiz için ortada hiçbir gerekçe kalmıyor” diyorlar.

Karşımızda anayasaları, zamanla gelişip değişmeleri kaçınılmaz ‘çağlarının çocukları’ (Hegel) olarak düşünebilecek sağlıklı dimağlar yok; kestirmeden gidemeyiz.

Anayasayı, başkentin adı, bayrağın rengi ve ebatları gibi teferruatları koruma altına alan, her adımımızın tarif edildiği değiştirilemez kutsal bir metin olarak gören az gelişmiş ülkenin geri kalış gazetecileri, hukukçuları ve siyasileriyle muhatap olduğumuz için sinirlerimize hâkim olup tane tane anlatmaktan başka çare yok.

Anayasalar çerçevedir. Dolayısıyla, Anayasa değişikliği paketinde, darbeci zihniyetle hesaplaşma iradesinin turnusolü sayılan (ki bence yüksek yargıda reform daha hayati) Geçici 15. Madde’nin kaldırılmasının ne gibi sonuçlara yol açacağına yer verilemezdi. Şunu yargıla, buna dokunma falan denemezdi yani.

Geçtiğimiz günlerde konuştuğum TBMM Anayasa Komisyonu Başkanı Burhan Kuzu bu durumu şöyle özetliyor: “Biz Meclis olarak bir ayıbı, darbecilerin yargılanması önündeki hukuki engeli kaldırdık. Gerisi yargının bileceği iştir. Bir savcı çıkıp bu isimlerin ifadesini alabilir. Muhatapları da kendilerini gerekçeleriyle savunurlar.”

Kenan Evren hakkında iddianame hazırladığı için meslekten ihraç edilen Savcı Sacit Kayasu da aynı fikirde. “Hukuki engel olduğu için darbeciler hakkında zamanaşımı hükümleri işletilemez” diyor.

E daha ne arkadaşım? Eğer gerçekten derdin, 12 Eylül darbecileriyle hesaplaşmaksa, demokrasi sınırları içerisinde, bulunduğun konumda elindeki enstrüman neyse onunla kamuoyunu örgütlersin. Kamuoyu baskısı oluşturarak savcıları göreve çağırırısın. Ama bunun için önce ne olması gerekir? Darbecilere anayasal koruma sağlayan maddenin kaldırılması değil mi? E, 12 Eylül’de oylanacak metinde bu adım yok mu? O halde, darbecilerin yargılanmasını isteyen biri, bu değişikliğe hangi mantıkla karşı çıkabilir?

Referandumda paket geçmezse ve darbecileri koruyan Geçici 15. Madde yerinde kalırsa, 12 Eylül darbecileriyle nasıl hesaplaşacaksınız? Hadi bizi bırakın, bu sorunun yanıtını kendinize nasıl veriyorsunuz?

Elbette boş durmayacağız. Referandum gününe dek sivil bir anayasanın bu ilk adımına gözleri bağlı saldıranların kepazeliklerini deşifre edeceğiz. Ama yine de demokrasi düşmanlarını bellemenize yardımcı olması için şu formülü aklınızdan çıkartmamanızı tavsiye ederim. Tekerleme niyetine:

Anayasa değişikliğinin sivil vesayeti getireceğini iddia eden hukukçu cahil, referandumda evet demenin AKP’ye oy sayılacağını söyleyen siyasi sahtekâr, Geçici 15. Madde’nin kaldırılmasına rağmen darbecilerin zaman aşımı hükümlerinden yararlanıp yargılanmayacağı kehanetinde bulunan gazeteci ise Ahmet Hakan’dır.

TARAF

YAZIYA YORUM KAT