Taner Yıldız’a saldırının haber verdikleri ve derin devlet ittifakı!..

21.04.2010 02:21

Serdar Arseven

Bir inceliğe dünkü yazımızda dikkat çekmiştik;

AK Partili Taner Yıldız ile eski DTP’li Ahmet Türk, camialarının en mutedil, ‘sağduyulu’ isimleri olarak biliniyor.
Türkiye’de bir “ırk” çatışması yaşanmayacaksa...
Türkiye, “it”in, “çakal”ın oyununa gelmeyecekse, bunda böylesine “mutedil” toplum önderlerinin büyük katkısı olacak.
Yanlış anlaşılmasın; Taner Yıldız ile Ahmet Türk’ü kıyaslıyor değilim...
Taner Yıldız’ın milleti temsil eden bir değer olduğunu, Ahmet Türk’ün ise, “PKK’nın dengeleri” içinde gidip geldiğini gözden uzak tutamayız.
Nitekim;
Bir sohbetimizde, Kur’an kursu yasaklarından söz açıldığında...
“Kur’an-ı Kerim’in, modası geçmiş, sadece 1400 evvelki topluma hitap eden hükümler ihtiva ettiği” iftirasına başvurmaktan çekinmemişti.
Bu tür kabahatleri olmakla birlikte, o çevre içinde en rahat diyalog kurulabilecek, oturup tartışılabilecek isimlerdendir Ahmet Türk.
Bundan dolayı, saldırının onu hedef almasını ziyadesiyle önemsedim.

“Mutedil AK Partili” Taner Yıldız ise, bir yandan “Bu milletin inancını referans alan” bir yapıya mensup olduğu; diğer yandan da “milli hassasiyetleri” son derece yüksek bir ilimiz olan Kayseri’nin temsilcisi olduğu için çok önemli bir konumda.
Tanıdığım en “pozitif” mizaçlı insanlardan; konuşmalarında “olumsuz” mesajlara yer vermemek için elinden geleni yapıyor...
Niçin yapılmayacağına değil, nasıl yapılacağına zihin yoran bir yapısı var...
Dünyaya “engel” değil, “fırsat” penceresinden bakıyor.
Bir camiadaki herkesin böyle olması iyi değil ama; her camianın böyle isimlere ihtiyacı var.
Bakanlığının önünde canhıraş “nükleer karşıtı” eylemler yapan Greenpeace örgütünü ziyareti “bir ilk” olarak tarihe geçerken, o cenahtan gelecek hücumların etkisini azaltma işlevini de görmüştü.

Bakan Yıldız’ı siyasi kavgaların-çekişmelerin içinde görmedik.
“Arka kapı diplomasisi” ile birçok problemin daha az hissedilir şekilde gündeme gelmesine yardımcı olduğunu da biliriz.
Son derece rahat bir insandır...
Sabah namazının ardından, 2-3 saat kitap okumak, Ankara’nın uyuduğu saatlerde çalışarak zamana karşı avantaj sağlamak gibi huyları vardır.
Son olarak, eşleri hanımefendinin yeni bir masa aldığını, o masanın çalışma heyecanını artırdığını söylüyordu etrafına...
Yeni bir masaya kavuşmuş olmanın -bile- keyiflendirebildiklerinden olmak, hele bu noktadaki bir insan için kayda değer bir ayrıcalık.
Nimete şükrün hakkını veren bir siyaset adamı olarak tanıyoruz kendisini.

Güleryüzlü, sakin, çalışkan, dinlemesini bilen, karşısındaki kim olursa olsun dikkate alan; kavgacı değil de mücadeleci, tavizkâr değil de anlayışlı bir Bakan...
Türkiye’nin hele bu içinden geçtiğimiz sancılı günlerde en çok ihtiyaç duyduğu devlet adamlarından.
Böyle bir devlet adamının, camiasındaki konumu açısından benzeri bir pozisyonda bulunan Ahmet Türk’ün hemen ardından “derin saldırıya” muhatap olmasının üzerinde çokça durmak gerekiyor.
Her konuşması “siyasi yasaklılık” için yeterli olan Emine Ayna gibi bir “tip”e yolu açan müesses nizam mekanizmasının, Ahmet Türk gibi “ılımlı” bir DTP’liyi mahkûm etmesini, “Ülkeyi çatışmaya sürüklemek isteyenlerin yeni bir manevrası” olarak değerlendirenlerin elleri bugün çok daha güçlü...
Önce Ahmet Türk, sonra Taner Yıldız.
Daha daha geriye gidip, süreci Danıştay saldırısından başlatabilirsiniz.
Olayın meydana geldiği andan itibaren “Lâik-antilâik çatışması”nın meydana gelmesi için her türlü kışkırtmayı yapanların, ülkeyi felakete götürecek bir “planlar zincirinin” halkaları olduklarını bugün çok iyi biliyoruz...
Onca tezgah tutmamışken, son saldırıların “ülkeyi kargaşa ortamına sürüklemek” gibi bir amaca hizmet edeceğini sanmalarına imkân olmadığına göre, “daha büyük eylemler” yapmak için hazırlık içinde oldukları ayan beyan ortada.
Çok ama çok dikkatli olmak durumundayız.
Devamı gelecek gibi, referandum öncesinde olabileceklerin endişesini taşıyorum...
“Ergenekon Örgütü” PKK, muhtemelen önümüzdeki Temmuz’un ilk yarısında yapılacak referandum öncesinde “eylemlerine” hız verebilir...
Dahası, dahası da olabilir...
Her yeni saldırının, daha büyük bir yenisini haber verdiği bir ülkede yaşıyoruz, bugüne kadar hep öyle oldu.
Bu süreçte Taner Yıldız’ın mutedil ve yapıcı üslubunu takip etmek; bununla birlikte her türlü provokasyona hazır olmak, bir büyük olay meydana geldiğinde de provokatörün ekmeğine yağ sürecek tutumlardan kaçınmak durumundayız.
Çatışma istiyorlar; uyanık olmalıyız!..
DERİN DEVLET İTTİFAKI
Dün Meclis’teydik...
Anayasa paketinin gündeme alınması, CHP-MHP koalisyonunun üstün gayretleri sonucunda akşam saatlerine kaldı.
Sabaha kadar buralardayız kısmetse.
Ha bu arada;
“Derin Devlet”in bir kolu olduğunu her zaman ifade ettiğimiz PKK’nın, pardon BDP’nin bu ittifaka “açık” desteği de dikkat çekici...
Bağlantılara bak!..
ALLAH RAHMET EYLESİN
Bir okuyucum telefonda;
“Serdar Bey, dedem beş dakika evvel vefat etti. İlk haber verdiklerimden biri sizsiniz. Zira, rahmetli dedem sizin için hep dua eder, sizi torunu gibi severdi” diyor...
Sarsılıyorum...
Bugün kısmetse, “dedem”in cenazesine gideceğim.
Öğle namazını müteakip, Ankara- Siteler Hacılar Mahallesi Gülpınar Camii’nde...
Allah rahmet eylesin...

VAKİT

  • Yorumlar 0
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
PANO
KARİKATÜR
Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim