1. YAZARLAR

  2. Melih Altınok

  3. Tamam MHP baraj altında, normale dönebilir miyiz
Melih Altınok

Melih Altınok

Yazarın Tüm Yazıları >

Tamam MHP baraj altında, normale dönebilir miyiz

A+A-

Çok açık söylüyorum, yeni bir anayasa yapabilmemiz için MHP’nin bu dönem parlamentoya girememesini arzulayanlardanım.

Geçenlerde Mustafa Akyol’un TGRT Haber’deki programında bu minval üzere görüşlerimi ifade ettiğimden beri MHP çevresinden yoğun tepki alıyorum.

Katılımcı demokrasiyi ve çoğulculuğu “herkesler olsun” yalınlığında algılayan “temsili” arkadaşların bu konudaki eleştirileri ise yine siyaseten doğruculuk noktasında.

Yeni anayasanın meşruiyetinin, metnin temel insani ve evrensel değerlere uyumluluğuna karşı olan kesimlerin dahi sürece katılmasına bağlı olduğunu söylüyorlar.

İlk olarak alt düzey bir demokrasi de bile fazlasıyla makul sayılabilecek Kürt açılımını “ihanet projesi” diye yaftalayıp seçimlerdeki söylemini bunun üzerine kuran milliyetçi bir partinin, yeni ve sivil bir anayasa yapmaya soyunmuş Türkiye demokrasisine katkı sağlayabileceğini düşünmüyorum.

E, parti yönetiminin 12 Eylül referandumunda ulusalcı kesimlere yoldaş oldukları da henüz hafızalarımızdan silinmedi.

İkincisi, anayasa yapılış sürecinin, bir metnin kapalı kapılar ardında yazılıp Genel Kurul’da onaylandıktan sonra ahalinin önüne sunulmasından ibaret olduğunu düşünenlerden değilim.

Halkın ağzından konuşacak sivil bir anayasa, sivil toplum örgütlerinin görüş-önerilerini ortaya koydukları ve icracı siyaset kurumu üzerinde baskı oluşturdukları bir süreç sonucunda meydana getirilir.

Dolaysıyla mitinglerinde idam ipi sallandıran bir partinin faşizan görüşlerinin parlamento vasıtasıyla anayasanın içeriğine sirayet etmesini siyaseten doğruculuk adına arzuluyor görünemem.

Bereket bu memlekette en kritik anlarda zamanın ruhuna uygun sağduyu hep galip geliyor. Sahadaki gözlemlerimde, Türkiye demokrasisine zaman kazandıracak bu temennimin gerçekleşeceğine dair emareleri sevinerek izliyorum.

Çeşitli illerde sokağın nabzını ölçmek üzere görüştüğüm pek çok seçmen, MHP’nin bu dönem Meclis’e giremeyeceğine dair umudumu güçlendiriyor.

Bu satırları yazdığım, daha düne kadar MHP’nin ideolojisinin güçlü olduğu Antep’te bile seçmenler, partinin kentte bir vekil çıkartmasının zor olduğunu söylüyorlar.

MHP seçmeninin mütedeyyin fikirleri olan büyük bir bölümü AKP’ye kayıyor. Daha seküler eğilimleri olan MHP seçmeni ise, temel CHP- AKP kutuplaşmasında adı anılan bir aktör olma refleksiyle CHP’ye yönelmiş durumda.

MHP’deki erimenin gündelik siyasi tartışmaların dışında çok daha önemli bir nedeni de var ki, bu nokta, yeni bin yılın kodlarını okumaya başlayan tüm siyasi aktörleri birebir ilgilendirmesi açısından üzerinde durulmayı hak ediyor.

O da MHP gibi partilerin artık “gereksiz” olduğu gerçeği.

Evet, 80 öncesi komando kamplarında uluyarak siyaset yapan ve bu haliyle bir kesimin siyaseten tatmin edilmesi vazifesi gören MHP gibi partiler, artık çok çok marjinal kesimler dışında talep görmüyor.

Savaşın bitmesi için devletin Öcalan’la görüşmesi gerektiğini, çok büyük harflerle dillendirmeseler de bu zorunluluğu bir realite olarak görecek kadar günü yakalayan çok sayıda milliyetçi var artık bu camiada. Milliyetçilerin büyük çoğunluğu, Kürt sorununda “diyalog” alternatifinin de oya sunulduğu 12 Eylül referandumundaki tavırlarıyla da bu iddiayı açıkça doğruladılar

Ne var ki, MHP yönetimi ülkenin yanı sıra, refleksleri başkalaşan milliyetçi-muhafazakâr kesimlerinin değişim hızına ayak uyduracak bir siyasi perspektife sahip değil. Hâlâ tabanındaki esnekleşmenin dönemsel olduğunu, söylemlerdeki sertleşmenin tabanı da katılaştıracağını düşünüyorlar. Değişimi sonu belirsiz bir macera olarak görüyorlar.

Kılıçdaroğlu bu değişim zorunluluğunu kısmen okuyarak kemikleşmiş tabanı çok da küstürmeden bir hâl yolu arıyor. Bu uzun vadede olumlu sonuçlar doğurabilir. Ama bu normalleşmenin, aşırı iyi niyetli bazı arkadaşların beklediği gibi bugünden yarına gerçekleşmesinin mümkün olmadığını da ekleyelim.

Bu dönüşüme herkesten önce başlayan ancak son yıllarda “gönülsüzleşen” AKP ise, sürecinin karakteristiğinin “eskide” ısrarcı olan partileri gereksizleştirdiği gerçeğini adeta görmezden geliyor.

Tamam Sayın Başbakan, istediğiniz seçim zaferinin kaderi gerçekten de MHP baraj altında kalmasına bağlı.

Ama farkında mısınız, evdeki baba baskısından bıkıp size sığınan MHP’lilere şirin görünmek için, onları ağırlayacağınız mekânda baba evlerindeki atmosferi yaratmaya çabalıyorsunuz?

Unutmayın, kimse aslı varken suretine yönelmez. MHP seçmenin gayrı ekseriyeti arkaik milliyetçi söylemlerinden ötürü partilerinden uzaklaşırken, Bahçeli’yi aratmayacak çıkışlarla bu küskünleri partinize çekmeniz mantıken bile mümkün değil.

Kaldı ki MHP’nin kalelerine pirince giderken, evdeki ön yargılarını aşıp reform ve yeni bir anayasa talepleriyle partinize teveccüh gösteren her kesimden demokrattan olmak da var, değil mi?

melihaltinok@gmail.com

TARAF

YAZIYA YORUM KAT