“Taleplerimize Tankla Karşılık Veriliyor”

21.08.2011 05:21
“Taleplerimize Tankla Karşılık Veriliyor”
Suriye’deki direnişin liderleri, Esad rejiminin zulmünü Akit’e anlattı:

Suriye’deki protesto liderlerinden imam Muti el Batim, imam Halit Zeynel Abidin ile öğretmen Cemal el Vadi, yaşadıklarını Akit’e anlattı. 50 yıldır insanların onurunun aşağılandığı Suriye’de yaptıkları barışçıl gösterilerle hak, özgürlük ve adalet talep ettiklerini belirten Suriyeliler, Baas rejiminin bu haklı taleplerine tank ve top saldırılarıyla karşılık verdiğini vurguladı. Suriyeli muhalifler, sivil halka yönelik sert müdahalenin Suriye’deki birçok kenti kan gölüne döndürdüğüne dikkat çekiyor.

Zalim diktatör Beşşar Esad’ın kendi halkına karşı gerçekleştirdiği katliam operasyonları bütün dünyanın tepkisine rağmen devam ederken, direnişin liderleri de Akit’e konuştu. Suriye’nin Dera kentinde gösterileri organize eden grupların liderleri Musa Bin Nusayir Camisi’nin İmamı ve mimar Muti el Batim, Ebubekir Sıdık Camii İmamı Halit Zeynel Abidin, lise öğretmeni ve işadamı Cemal el Vadi, Suriye’de şahit oldukları olayları anlattı.

“İLK KIVILCIM ÇOCUKLARIN DUVARLARA ÖZGÜRLÜK YAZMASIYLA BAŞLADI”

Musa Bin Nusayir Camisi’nin İmamı Muti el Batim, Suriye’de 50 yıldır insanların onuruna, özgürlüklerine karşı bir baskının söz konusu olduğunu söyledi. Camilere, imamlara yönelik göz altıların yaşandığını, özgürlüklere yönelik kısıtlamalara dikkat çeken Muti el Batim, yolsuzluk ve insanların mallarının gasp edilmesi gibi hırsızlık olaylarının yaşandığını kaydetti. Batim; “Arap Baharı ile beraber özgürlük ve adalet talepleri yükselince Dera’da birkaç çocuk duvarlara bu konularla ilgili yazılar yazdılar. Bu çocukları, çocuklarla ilişkisi olanları ve boyayı satanlar başta olmak üzere herkesi gözaltına aldılar.

İlk kıvılcımı bu olay başlatmıştı. Bu olay sonrasında aileler emniyet güçlerine gidip, çocuklarının durumunu sorduğunda aşağılama ve hakaretlerle karşılaştılar. Bu durum üzerine insanların barışçıl gösterilerle seslerini duyurmaktan başka çaresi kalmamıştı ve meydanlara inmişlerdi” dedi.

“HALKINI ÖLDÜREN HAİNDİR SLOGANLARI ATIYORUZ”

Batim, askerlerin ayakkabılarıyla camiye girdiklerini ve her yere ateş açtıklarını söyleyerek, Allah’a ve mukaddesata küfrettiğini belirtti. Batim; şu çarpıcı tespitte bulundu. “Gösteri yapıyoruz şehitlerimiz oluyor. Onları defnediyoruz o sırada yeni saldırılar oluyor ve yine şehitlerimiz oluyor. Sonrasında onları defnediyoruz ve yine oluyor. Artık bu durum böyle bir uygulamaya dönüştü. Beşşar Esad rejimi daha fazla kan gölünde insanları tutabileceğini zannediyor ve baskıyı her seferinde daha da artırıyor. Ama şunu bilmiyor; kardeşi öldürülen insan kardeşinin yolundan gider. Aşağılanan insan bu aşağılanmanın onurunu yeniden ayağa kaldırıncaya kadar mücadeleye devam eder” diye konuştu. Şehitler ve yaralılar oldukça gösterilerin daha da kalabalıklaştığını ve Suriye’nin diğer bölgelerine de yayıldığını vurgulayan imam Muti el Batim, gösterilerde, “Halkını öldüren haindir” sloganları atıldığını belirtti.

“MUTFAĞINDA YEMEK YAPARKEN ÖLDÜRÜLDÜ”

Beşşar Esad rejiminin; kadın, çocuk, ilim sahibi, yaşlı, doktor fark etmeksizin herkese zulmettiğini anlatan imam el Batim, “Dera’daki Hamza Abbas Camii’nin imamını herkesin gözü önünde döve döve öldürdüler. İmamın kemiklerini kırdılar ve üzerinde zıpladılar. Askerler arasında halka ateş açmayan bir askeri vurdular ve asker yaralanmıştı. Meşhur cerrah Dr. Ali Gassab el Mehamid, askeri tedavi ederken öldürüldü. Hana Aynaz isimli bir bayan, mutfağında yemek hazırlarken, tank ateşiyle öldürüldü.

SURİYE DEMİR YUMRUKLA YÖNETİLİYORDU

Ebubekir Sıdık Camii imamı ve lise öğretmeni Halit Zeynel Abidin, Suriye’nin gösterilerden önce demir yumrukla yönetildiğini söyledi. Suriye’nin polis devleti olduğunu kaydeden imam Abidin, evlenme ve dükkan açma başta olmak üzere bütün işlerin polisten onay alınarak yapıldığını ifade etti. Esad ve ailesinin kâr getirici hangi iş varsa o işyerine sermayesiz kâr ortağı olduğunu belirten Halit Zeynel Abidin, “Bu yaptıkları uygulamadan dolayı sermaye sahipleri yurtdışına kaçmıştır” dedi.

12 yaşındaki bir çocuk, bombalamanın sesinden korktu ve kalp krizinden öldü. Eşref Masrı ve Muhammed Ebu Gaybez isimli gençler yaralıyken, kafalarına sıkılarak, öldürüldüler. Hamza Hatibi duydunuz mu? Daha 12 yaşındaydı. Gözaltında öldürüldü.

Üzerinde sigaralar söndürülmüş. Geçtiğimiz gün Şam’da 3 aylık hamile bir kadın öldü. Evlerimiz, mescidlerimiz vurulmuş, yıkılmış durumda. Ambulanslar, hastaneler vuruluyor. Bizim için güvenli bir yer yok” şeklinde konuştu.

“BEŞŞAR ESAD SÜREKLİ BENİ KANDIRMAYA ÇALIŞIYORDU”

Olaylar gerçekleşirken istihbarat şube başkanları ve başbakanla görüştüğünü söyleyen El Batim, son olarak Beşşar Esad’la da görüştüğünü kaydetti.

Görüşmelerde kimseye ateş açılmamasını ve kimsenin gözaltına alınmamasını söylediklerini ifade eden imam Batim, görüşmelerde anlaşmaya vardığını ama görüşme devam ederken bile hâlâ saldırıların devam ettiğini vurguladı. Sürekli Esad’ın kendilerini kandırmaya çalıştığının altını çizen Batim, son olarak bir görüşmeden çıktıktan sonra keskin nişancılar tarafından vurulduğunu söyledi.

Vurulduktan sonra kendisinin rejim tarafından çağırıldığını kaydeden imam Muti el Batim sözlerini şöyle sürdürdü: “Benden basına açıklama yapmamı istediler. Protesto gösterilerini dış güçlerin organize ettiği, devlete karşı silah kullandığımız, devletin istikrarını bozduğumuz şeklinde cümleler kullanmamı istediler. Eğer bunları söylersem, beni tedavi edeceklerini ve sahip çıkacaklarını söylediler. Beni kullanmaya çalıştılar.”

Beşşar Esad’ın, halkı kendi çiftliğinde köle olarak çalıştırmak ve özgürce bir tek kelime bile söylenemeyen bir hayatı yaşamaya devam etmelerini istediğini ifade eden Batim, “60 yaşındaki bir arkadaşım gösterilerin 10. gününde söyle demişti: ‘

Ben daha 10 günlük birisiyim. Hayatımda 10 günümü özgür olarak yaşadım.’ Bu yüzden insanlar artık özgür yaşamayı hedefleyerek, protesto gösterilerini devam ettiriyorlar” dedi.

Lise öğretmeni ve işadamı Cemal el Vadi: Çamaşır asan kadınları keskin nişancılar vuruyor

Size bizzat şahit olduğum bir olayı anlatmak istiyorum. Size anlatacağım olay 22 yaşında Safa el Cerad isimli bir bayanla ilgilidir. Safa’nın 2,5 yaşında bir oğlu ve 1 yaşında bir kızı var. Ev hanımı olan Safa’nın eşi ise protesto gösterilerinin başladığı günlerde seyahat amacıyla Dubai’de bulunuyordu. Beşşar Esad rejiminin askerleri tarafından Dera bölgesi kuşatma altına alındığı zaman, protesto gösterileri ile hiçbir ilgisi bulunmayan Safa, o sırada evde çocuklarının çamaşırlarını yıkamış ve çatıya çamaşırları asmaya çıkmıştı. Safa çatıda çocuklarının çamaşırlarını asarken, keskin nişancılar tarafından vuruldu. Silah sesini duyduğumuz anda Safa’nın eve doğru koştuk ama askerler tarafından eve girmemiz engellendi. Safa çatıda kanlı bir şekilde yatarken, evde bulunan çocukları ise başında ağlıyordu. Annelerinin kanlı bedeninin yanında duran çocukların tam 6 saat boyunca ağlama seslerini duyduk. Askerlerin izin vermemesi nedeniyle bir türlü eve giremiyorduk. Yetkililerle görüşme taleplerimiz, aracı koymalarımız, kefiller bulmalarımız sonucunda ancak 6 saat sonra eve girebildik. Eve girip, çatıya çıktığımızda çocukların annelerinin kanlı bedenine sımsıkı sarıldığını gördük. Safa’nın gözlerinden kanlı gözyaşları aktığını fark ettik. Çocuğun teki ağlamaktan uykuya kalırken, diğer çocuk ise ağlamaktan baygınlık geçirmişti. Size anlattığım bu olay Suriye’de yaşanan yüzlerce olaydan sadece bir tanesidir. Cemal el Vadi, Suriye’de gösterileri ilk başladıkları zaman taleplerinin gözaltına alınan çocukların serbest bırakılması olduğunu söyledi. Protesto gösterilerinde kan dökülmeye başlanmasının ardından taleplerinin kan dökülmesinin durdurulması ve gözaltındakileri serbest bırakma olduğunu kaydeden Vadi; şunları kaydetti; “Ama daha fazla kan dökülmeye başladığında devlet sistematiğinde ülke çapında bir ıslah, reform, yapılması gerektiği yönünde taleplerimiz oldu. Ancak şu anda gelinen noktada bu kan banyosunda, ne devletin reformunu ne de gözaltına alınanların serbest bırakılmasını kabul ediyoruz. Şu an kadınlarımız, çocuklarımız, çiftçilerimiz yani toplumun tüm kesiminin ortak bir hedefi var. Bu hedef bu rejimin yıkılması ve bu kan banyosunu yapanların hesap vererek, yargılanmasıdır.” dedi.

“Zulme ortak olmayan askerler, rejimin askerleri tarafından öldürülüyor”

Cemal el Vadi, Halit Zeynel Abidin, Muti el Batim cevaplıyor...

Protesto gösterilerinde halk askerlere karşı ateş açıyor mu?

Halk barışçıl protesto gösterileri yapıyor ve asla ateş etmiyor. Askerler halka karşı ateş ediyor ve bu zulme ortak olmak istemeyen askerler ise halka ateş açmıyor. Bu askerlerse ateş eden askerler tarafından öldürülüyor ve halkın üzerine atılıyor. Eğer bir askerin öldüğünü duyarsanız bilin ki onu asker arkadaşları öldürmüştür.

Askerlerin arkadaşlarını öldürdüğü bir olayla karşılaştınız mı?

Gösterilerin birinci ayında Dera’daki hastanenin önünde halka ateş açmak istemeyen askerler diğer askerler tarafından kurşunlarla tarandı. 13 kişi öldürüldü. Askerlerin cesetlerini toplayıp götürdüler. Bir başka olay ise 5 asker halka ateş etmemek için Dail bölgesine kaçtı. Askerler firarileri bulmak için bölgeyi karış karış aradılar. Askerler bulunamadı. Çünkü halk onlara kadın kıyafeti giydirerek, kaçmalarını sağladı. Birde Suriye televizyonunda yayınlanan bir video vardı. Sivil halk kıyafeti içerisindekilerin ellerinde silah var. Görüntüyü yaklaştırdığımızda bunların sivil halk değil, güvenlik teşkilatından isim isim bildiğimiz, şahsi olarak tanıdığımız kişiler olduklarını gördük.

Bir de askerlerden ayrılıp, bir araya gelen askerler var. Bunlardan haberiniz var mı?

Özgür Subaylar diye duyuyoruz. Bu askerler dediğiniz gibi halka ateş açılmasını engellemek için uğraşıyorlar. Ama o askerlerin çoğu da şu anda yurtdışına Lübnan’a, Türkiye’ye gitti.

Protesto gösterilerinin arkasında Amerika ve İsrail’in olduğu iddiaları konusunda ne diyeceksiniz?

Bu tamamen asılsız bir iddia... Mısır’daki gösterilerin ikinci gününde, Amerika, Hüsnü Mübarek’in meşruiyetini kaybettiğini söyledi. Suriye’deki gösteriler ise 5. aya girmezken ve artık katliamlar saklanamıyorken, Amerika bu konuda yeni yeni konuşmaya başladı. Eğer Suriye’deki gösterilerin arkasında Amerika olsaydı açıklamayı birinci günde mi, yoksa 5. ayda mı yapardı? Bir de Suriye’nin alimleri, imamları, kabile reisleri gösterilerde bulunuyor. Bu insanlara iftira atıyorlar. Bu insanlar mı Amerika’nın politikasını uygulayacak.

Suriye’ye şu anda dış ülkelerden askeri müdahale yapılması gerekir mi?

Suriye halkının tamamı askeri bir dış müdahaleyi kesinlikle kabul etmiyor. Dış ülkeler diplomatik olarak müdahale edebilirler. Suriye’deki elçilerini geri çekebilirler. Eğer Amerika askeri bir dış müdahalede bulunursa ilk önce biz Amerika ile savaşırız.

HÜSEYİN KULAOĞLU / AKİT 

  • Yorumlar 0
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
PANO
KARİKATÜR
Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim