"Tacikistan'da Neler Oldu ve Oluyor?"

04.02.2016 13:42
"Tacikistan'da Neler Oldu ve Oluyor?"
Hayrettin Karaman, yazısında Tacikistan'da müslüman halka yapılan zulümlerden bahsediyor, çareyi "ümmetin uyanması, birleşerek güçlenmesi, İslâmî değerlere sarılması"nda görüyor.

Hayrettin Karaman / Yeni Şafak

1991'de eski SSCB'nin yıkılması üzerine Tacikistan önce Bağımsız Devletler Topluluğu'na katıldı, doksanlı yılların sonunda acı bir iç savaş yaşandı, İslâmî Diriliş Partisi'nin başarısıyla ülkede bu partinin de katıldığı bir “milli ittifak hükümeti”nin kurulması başta Rusya olmak üzere komşu Türk cumhuriyetlerini korkuttu, birlikte Tacikistan'a yüklendiler, tıpkı Mısır'da olduğu gibi askeri müdahale ile hükümeti yıktılar ve yerine kendi güdümlerinde bir hükümet kurdular.

Tacikistan İslâmî Hareket Partisi Lideri Muhiddin Kebiri, orada olup biteni şöyle anlatıyor:

“Tacikistan hükümeti 2009'dan bu yana kamusal alanda başörtüsü yasağı uyguladı, 2011 yılında 18 yaşından küçük olanların -İslâmcılık yayılmasın diye- camilerde namaz kılması, cemaatlere katılıp din dersi okuması, din öğrenimi için yurt dışına gitmesi yasaklandı; son zamanlarda da 40 yaş altı erkeklerin sakal bırakması hükümet tarafından yasaklandı. Genel olarak, ülkede günden güne artan bu tür din karşıtı uygulamalar toplumu ümitsizliğe sevk etmekte, bu baskı neticesinde gençler çözümü radikal gruplara yaklaşmak ve onlara katılmakta bulmaktadırlar. Bu baskı siyaseti maalesef yüzlerce Tacik gencin DAİŞ saflarına katılmasına neden olmuştur.”.

Haziran 2015'ten bu yana 1500 ila 4000 arasındaki Orta Asyalının Suriye'deki farklı İslâmcı gruplara katıldığı bilinmektedir.

Ülkedeki muhaliflerle 1997'de imzalanan barış anlaşmasından uzaklaşıldığını savunan Kebiri, “Mısır'ın seçilmiş Cumhurbaşkanı Muhammed Mursi'nin darbe sonucu devrilmesinin ve Sisi yönetimi tarafından idama mahkum edilmesinin de Orta Asya'daki bazı yönetimleri Müslüman gruplara karşı daha sert davranmaları noktasında cesaretlendirdiğini” ekledi.

Tacikistan'da son yıllarda, sakallı olduğu için gözaltına alınan yüz binlerce erkek var. Tacik hükümeti bunu, “Tacik kültürüne yabancı ve aykırı olduğu” belirtilen eğilimleri hedef alan ve laikliği korumayı hedefleyen mücadelenin bir parçası olarak yapıyor.

Yakın bir tarihte Tacikistan'ın Khatlon bölgesindeki emniyet yetkilileri, ‘radikalleşmeyle mücadele’ kapsamında yaklaşık 13 bin erkeğin sakalının kesildiğini açıkladı.

Resmi verilere göre Tacik halkının yüzde 99'u Müslüman. Başörtüsü, resmi olarak, okullar ve üniversitelerde yasak. Ancak pratikte bütün devlet kurumlarında bu, zorla yerine getiriliyor. Polis, geçtiğimiz yıl boyunca başörtüsü satılan 160 dükkânın kapatıldığını ve 1773 kadının başörtüsü takmayı bırakması için ikna edildiğini söylüyor. Devlet Başkanı Tacikleri şu sözlerle uyarıyor: “Yabancı değerlere tapınmayın, yabancı kültürü takip etmeyin. Geleneksel renkler ve kesimlere sahip giysiler giyin, siyah giyinmeyin”.

Yetkililer daha önce ebeveynlere, çocuklarına Arap ya da kulağa yabancı gelen isimleri değil geleneksel Tacik isimlerini koyma çağrısı yapmıştı.

Günümüze gelelim:

Tacikistan Hak İhlalleri Gözlem Heyeti'nin, Tacik halkının üzerindeki baskıcı yönetimin hukuksuzluklarını tespit etmek, haksızca tutuklananların aileleriyle görüşmek ve bu hukuksuzlukları dünya kamuoyuna iletmek üzere Rusya'daki avukatlarla görüşerek, 21 Ocak Perşembe günü Tacikistan'ın başkenti Duşanbe'ye gittiği belirtildi. Heyetin gidiş amacı ve kapsamının, daha yola çıkmadan Türkiye Duşanbe Büyükelçiliği'ne yazılı olarak bildirildiği anımsatılan açıklamada, 2015'te Tacikistan İslâmî Kalkınma Partisi'nin kapatılmasıyla Müslümanlar üzerindeki baskıları daha da artıran Tacik yönetiminin, avukat Zarife Rahmanov'u da tutukladığı belirtildi. Türkiye saati ile 17.30 sıralarında heyetin kaldığı otele gelen Tacikistan istihbaratı, cep telefonlarına ve pasaportlara cebren el koyarak heyeti zorla araçlara bindirmişler, tercümanlarını da dövmüşlerdir.

Bütün bu zulümler devam ederken Tacikistan'a insani yardım gönderen ülkeler arasında ABD başı çekiyor. Nitekim Mısır'daki askeri rejim de ABD sayesinde ayakta duruyor.

Çare ümmetin uyanması, birleşerek güçlenmesi, İslâmî değerlere sarılması ve kendini korumanın yanında bütün dünyada adaletin güvencesi haline gelmesidir.

  • Yorumlar 0
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
PANO
KARİKATÜR
Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim