1. YAZARLAR

  2. Bülent Korucu

  3. Susurluk'tan Ergenekon dersleri
Bülent Korucu

Bülent Korucu

Yazarın Tüm Yazıları >

Susurluk'tan Ergenekon dersleri

A+A-

Türkiye, Susurluk kazasıyla birlikte önüne çıkan fırsatı değerlendirip, bağırsaklarını temizleyemedi. Bugün kartopunun daha büyümüş haliyle hesaplaşmak zorunda kaldı. Meşru ve hukukun sınırladığı devlete paralel yapılanan illegal devleti ilk defa müşahhas ve bedenlenmiş haliyle Susurluk Skandalı'nda gördük.

'Hiçbir şey eskisi gibi olmayacak' sloganları ile umutlanmıştık. Meğerse bu nutuklar rahat uyumamız için örtülmüş yorganlarmış. Fakat her şeye rağmen Susurluk bir fırsat olarak önümüzde duruyor. Eskilerin 'ahlakı ahlaksızdan öğrendim' dediği gibi, Susurluk'tan öğreneceğimiz çok şey var. 'Susurluk ne oldu da kaşla göz arasında kapatıldı?' sorusuna doğru cevaplar verebilirsek, Ergenekon soruşturmasıyla önümüze açılan fırsatı değerlendirebiliriz.

Dönemin aktörlerini tek tek masaya yatırarak kimin, nerede hata yaptığını bulabiliriz. Aynı hataları tekrarlamaz isek devlet cihazı içine yerleşmiş gayri meşru unsurları temizleyebiliriz. Bu sefer de başaramazsak, iyice şımarmış ve dokunulmaz hale gelmiş bir canavarla burun buruna kalacağımız muhakkak. Sorgulamaya siyasi iradeden başlayalım. Refahyol hükümeti sorumlulukta önemli pay sahibi. Başbakan Necmettin Erbakan, ortağı Tansu Çiller'i temize çıkarmak için 'fasa fiso' gafını yaptı. Hükümet zaten sakat doğmuştu. Soruşturma komisyonlarındaki aklamalardan dolayı parlamentoya 'matik' benzetmelerinin yapıldığı bir ortamda kurulmuştu. Erbakan hükümet yıkıldığında ANAP'la koalisyon yapamayacağını biliyordu. Çiçeği burnunda bir başbakan olarak yanlış ata oynadı. Devleti hiç tanımayan bir ekonomi profesörü olan Tansu Çiller, siyasete girişinin ikinci yılında başbakanlığa yükselmiş biriydi. Bu acemi başbakan, en zor imtihanı olan terörle mücadelede, hırsının ve bürokrasinin kurbanı oldu. Sonunda Susurluk'u savunurken, 'Bu devlet için kurşun atan da yiyen de şereflidir.' derken aslında kendini savunuyordu. Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel, 'devletin rutin dışına çıkabileceğini' savunacak kadar ileri gitti. Daha başka söze gerek var mı? Refahyol, 28 Şubat tarafından yıkıldıktan sonra Susurluk'la hesaplaşma vaadiyle işbaşına gelen Mesut Yılmaz, 'mahsuplaşma' yolunu kendi için daha akıllıca buldu. Kutlu Savaş'a yazdırdığı raporun gereğini yerine getirmeyen Yılmaz, her şeyini kaybettiği bugün bile soruşturmayı tıkayan kurumları zikretmeye cesaret edemiyor. Yine gölge boksu yapıyor. Boks derken, Macaristan'da yediği yumruğun dahi hesabını soramayan bir başbakandan bahsettiğimizi unutmayalım.

Peki Ergenekon'un üzerine gittiği için ağır eleştirilere hedef olan polis ne yapıyordu? İki gündür yayınlanan Tuncay Güney kaseti bu sorunun cevabını veriyor. Önemli ihbarlar yapan bir adamı kahvehane sohbetinde dinler gibi dinleyip, belgelerine el koyarak salıveriyordu. Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürü Adil Serdar Saçan, bugün Ergenekon kapsamında tutuklu. İlgi çeken bir ayrıntı, şimdi 'F' tipi dedikodularıyla gündem değiştirmeye çalışan Mesut Yılmaz'ın kankası Saçan, 10 yıl önce 'F' tipi listesinin birinci sırasında yazılmıştı. Bu örnek bile bu iddiaların ne kadar yersiz ve polisi 'zararsız' hale getirme amaçlı olduğunun göstergesi.

Yargı ne âlemdeydi? Susurluk'u sanki 'böl parçala kaybet' stratejisine göre yargıladı. Silahlı örgüt kurmak suçlaması bir mahkemede, en somut iddia Ömer Lütfi Topal cinayeti başka mahkemede görüldü. Kayıp silahlar için de ayrı mahkemenin görev yaptığını belirtelim. Sonunda sanıkların bile idam beklediğini itiraf ettiği ortamda sadece çete kurmaktan mahkûm oldular. Ve onu dahi tam yatmadılar. Yargıtay 8. Ceza Dairesi'nin eksik soruşturma gerekçesiyle verdiği bozma kararı, zamanaşımına üç yıl olmasına rağmen, zamanaşımı tehlikesiyle Sabih Kanadoğlu'nun itirazına takıldı. Genelkurmay ve Jandarma Genel Komutanlığı adı geçen başta Veli Küçük olmak üzere subayları yargının ve parlamentonun sorgulamasına izin vermedi. Bugün Ergenekon'un aynı akıbete uğramasının önünde polis, onları yönlendiren ve soruşturmayı yürüten savcı, tutuklamalar başta olmak üzere kararları veren mahkeme engel olarak görülüyor. Ve doğal olarak hedef tahtasında onlar var. Soruşturmaya engel olmayan bir hükümet ve parlamento da cabası. Buna rağmen kapatabilirler mi, her şeyi deneyeceklerinden emin olabilirsiniz.

ZAMAN

YAZIYA YORUM KAT