1. YAZARLAR

  2. Mustafa Ünal

  3. Susurluk'a evet Ergenekon'a hayır mı?
Mustafa Ünal

Mustafa Ünal

Yazarın Tüm Yazıları >

Susurluk'a evet Ergenekon'a hayır mı?

A+A-

Ergenekon'un Susurluk'la buluşması hiç sürpriz değil. Özel harekâtçı İbrahim Şahin, Susurluk'un önemli isimlerindendi. Yargılandı ve mahkûm oldu. Kayıp silahlar 'devlet sırrı' şalıyla örtüldü, sırra kadem bastı. Şahin, eski Cumhurbaşkanı Sezer'in affıyla cezaevinden çıktı.

Gerekçe sağlık sorunuydu. Sağlığının bozulması çete faaliyetlerini engelleyemedi. Sezer'in affettiğini Ergenekon'un savcıları affetmedi. Son büyük dalgada Şahin'in gözaltına alınması Ergenekon'un Susurluk irtibatını dosta düşmana gösterdi. İbrahim Şahin'e kadar beklemeye gerek yoktu aslında. Emekli general Veli Küçük, Susurluk'un kilit isimlerindendi. O dönem ne Meclis Komisyonu ne de yargı Küçük'e kadar uzanabildi.

Susurluk'ta sonuna kadar değil izin verildiği yere kadar gidebildi. Sonuç kimseyi tatmin etmedi. Susurluk aydınlatılamadı. Susurluk çözülemediyse eğer Veli Küçük gibi özel zırha sahip isimlerin üstüne gidilemediğinden. Bırakın sorgulanmasını, bilgisine bile başvurulamadı. Meclis'in davetine icabet etmedi. Eğer Susurluk'la Ergenekon'un buluşmasından söz edilecekse İbrahim Şahin'den önce Veli Küçük vardı. Tek farkları meslekleri; biri asker diğeri polis. 'Çeteci polisten olur askerden olmaz' diyorsanız o başka. Ne yazık ki bu önyargıyla hareket edenler var. Susurluk'a 'evet' diyenlerin Ergenekon'a 'hayır' demelerini anlamakta güçlük çekiyorum.

Söz konusu çete ise her ikisi de çete. Görünen Ergenekon'un çetelerin anası olduğu... Sadece eli silahlı olanların örgütü değil. Çok boyutlu ve çok yönlü. Susurluk bunun yalnızca bir parçası. Ya da ahtapotun bir kolu. Ana gövde Ergenekon. Sağ, sol kolları var. Yine de birbiriyle düşünce ve siyasi görüş yakınlığı olmayan hatta hasım olan insanların Ergenekon'da nasıl bir araya geldiği... Önemli bir soru.

Ancak unutulmamalı ki 'ulusalcılık' zıt kutupları bir araya getirmeyi başardı. Nasıl mı? Bir zamanların solcusu Tuncay Özkan'la, bir zamanların sağcısı Yaşar Okuyan aynı siyasî çizgide buluştu. Ve Okuyan partisini Özkan'a devretti. Ergenekon kardeşliğini şu an dışarıya yansıyan bilgiler ve eldeki veriler açıklamaktan uzak. Kanaatim cevabının bir gün ortaya çıkacağı... Ergenekon'un en kritik aşamasındayız. En büyük dalga diye nitelenen son operasyonda gözaltına alınanlar büyük gürültü kopardı. Ama işin seyrini de değiştirdi. İbrahim Şahin'in evinden çıkan krokinin izini süren polis, Ankara'yı delik deşik etti. Gölbaşı'nda patlayıcı ve silahlar buldu. Eski Jandarma Komutanı Şener Eruygur gibi İbrahim Şahin de sorgusunda 'hafızasını yitirdiği' için silahları niye gömdüğü veya nerede kullandığını hatırlayamayacak.

Gerçeği itiraf değil balistik inceleme ortaya çıkaracak. Büyük heyecanla izlenen krokinin işaret ettiği Başkent'in diğer bölgelerinde bir bulguya rastlanmadı. Kazılar Hatay'a kadar uzandı. Polis pes etmiş değil, silahların gömülü olduğu depoların peşinde. Şahin'in silahları bakalım Ergenekon'un gidişatını nasıl etkileyecek?

Son gözaltılar çok itiraza neden oldu. Büyük gizlilik içinde yürütüldüğü için neden gözaltına alındıklarına ilişkin hiçbir bilgi dışarıya sızmadı. Önce muvazzaf subaylar sorgulandı. Mahkeme dün dördünü tutukladı. Belli ki dosya sağlam. Eğer gözaltılar mahkemede tutuklamaya dönüşüyorsa 'elde bir şey var' demektir. İbrahim Şahin'in evinde bulunan kroki, toprak altından çıkan cephane, Susurluk izi, eski MGK Genel Sekreteri Tuncer Kılınç gibi isimlerin gözaltına alınmasıyla Ergenekon davası yeni bir sürece girdi. İşin şakası olmadığını herkes gördü.

ZAMAN

YAZIYA YORUM KAT