1. HABERLER

  2. HABER

  3. SAĞLIK

  4. “Sur'un Çocukları Travma Yaşıyor”
“Sur'un Çocukları Travma Yaşıyor”

“Sur'un Çocukları Travma Yaşıyor”

Diyarbakır'ın Sur İlçesi'nde 100 günden fazla bir süre boyunca patlama ve silah sesleri hiç eksik olmadı. PKK’nin hendek ve barikat siyasetinin en büyük mağdur kitlesinden biri de çocuklar.

A+A-

Uzmanlar, yaşananların en çok çocukların psikolojisini etkilediğini bu çocukların profesyonel yardım alması gerektiğini söylüyor.

Dicle Üniversitesi Çocuk ve Ergen Psikiyatrisi Anabilim Dalı'ndan Yrd. Doç. Dr. Tuğba Yüksel'e göre, her gün yaşanan olaylar, patlama, silah sesleri bazı çocuklar için travmalara yol açabiliyor.

Yüksel, çocukların "Uyum bozukluğu, travma sonrası stres bozukluğu veya depresyon'' gibi psikiyatrik bozukluklar yaşayabileceğine dikkat çekiyor.

Yüksel, çocuklardaki değişikliğin farklı şekillerde ortaya çıkabileceğini anlatıyor: "Bu çocuklar, duygusal değişiklikler, sinirlenme, irkilme, korkular, uyku bozuklukları, iştah değişikleri, dikkat dağınıkları, okul fobisi ve karanlık korkusu gibi korkular yaşayabilirler."

Kendilerine zaman zaman travmadan etkilenen çocukların başvurduğunu hatırlatan Tuğba Yüksel, "Daha çok korkular ve davranış değişikliği şikayetiyle gelebiliyorlar. Kliniğimize başvuran ortaokul çağındaki bir hastamız yaşanan olaylardan etkilenmiş olup, kaygı bozukluğu tanısıyla takibe alındı. Buna benzer travma yaşayan ve psikolojik açıdan etkilenmiş olabilecek birçok çocuk olabileceğini düşünüyoruz bu açıdan bize ulaşanlara da yardımcı oluyoruz" diyor.

Aynı odada 13 çocuk

Sur'da çatışmalar başlandıktan sonra yaşanan göç, çocukları evlerinden, mahallelerinden etti.

Ailelerin çoğu diğer ilçelerdeki yakınlarının yanına taşındı. 10'dan fazla çocuğun aynı odada kaldığı evler var.

Bu durumda olan çocuklardan biri de Baver.

15 yaşındaki Baver ile Diyarbakır merkez ilçesi Yenişehir'e bağlı Şehitlik Semti'nde tanıştım.

Ailesi Sur'un Alipaşa Mahallesi'nde çatışmalar ve sokağa çıkma yasağı başlayınca Ocak ayında yakınlarının yanına taşınmış.

İki odalı bir evde 13 çocuk küçük bir odada kalıyorlar.

Baver Diyarbakır Anadolu Teknik Endüstri Lisesi 2. Sınıf öğrencisi. Bir ay boyunca okula gidemediğini anlatıyor.

Devamsızlıktan sınıfta kalmak istemediğini söyleyen Baver, yaşananlardan ve koşullardan dolayı derslerine adapte olamadığını söylüyor.

Lise 1. Sınıfta derslerinin iyi olduğunu hatırlatan Baver, çatışmaların durmasını evine dönmek, okuluna kaygısız ve korkusuz gitmek istediğini dile getiriyor.

Deniz Naki'ye çağrı

Baver'in en büyük hayaliyse futbolcu olmak. Taşındıkları yeni mahallede çocuklarla top oynayan Baver, Amedspor'un 12 maç ceza alan yıldız futbolcusu Deniz Naki'ye bir de çağrısı var:

"Futbolcu olmak istiyorum, Beşiktaşlıyım ama Amedspor'u daha çok seviyorum. Alt yapıya beni almalarını istiyorum. Deniz abi gelsin beni görsün. Beni alt yapıya alsın."

Kardeşi 5. Sınıf öğrencisi Asya D. da derslerini çalışamadığını belirterek, patlamalardan çok korktuğunu dile getiriyor. Kimi çocuklar ise yaşadıkları travmayı okullarının kendilerine verdikleri tabletlerde oyun oynayarak atlatmaya çalışıyor.

'Uyum sağlama güçleşiyor'

Yrd. Doç. Dr. Tuğba Yüksel'e göre, kendi evlerinden başka evlere taşınmak zorunda kalan çocuklarda uyum bozukluğu daha çok yaşanıyor.

Yüksel, "Bu çocukların çoğu başka ailelerin çocuklarıyla yaşamak zorunda kalıyor. Bu da çocukların uyum sağlamasını güçleştirebiliyor. Daha önceki ev, okul ve çevrelerinden tamamen farklı bir ortama geçen çocuklar bu şekilde başka bir travmaya daha maruz kalıyor. Yeni ortam uyum bozukluğuna sebep oluyor" ifadelerini kullanıyor.

Aileler ve öğretmenlere uyarı

Yüksel, aileler ve öğretmelerin çocuklarla olan ilişkisinin çok önemli olduğuna vurgu yapıyor ve şöyle devam ediyor:

"Çünkü aileler çocuğuyla ilgili olan değişiklikleri rahat fark edebilirler. Uykularında irkilmelerin, gün içindeki ağlamaların ve yeni başlayan korkuların farkına varabilirler. Bu sıkıntıları olan çocukların aileleri onları daha fazla gözlemleyip, onların yanında olduklarını, onlara destek olacaklarını hissettirebilmeliler. Sur'dan göç eden çocuklar, diğer çocuklara göre travmayı daha çok yaşadıkları için öğretmenler de bu çocuklara karşı daha fazla duyarlı olmalı. Bu çocuklarda derse adapte olamama, ders sırasında dalıp gitmeler, mutsuz yüz ifadesi, çabuk ağlama ve tepki verme ortaya çıkabilir."

'Bize getirsinler'

Sur'dan göç eden ailelerin birçoğu 90'larda köyleri boşaltanlar. Yeni göç, çocukların üzerinde de etki yaratmış. Bu çocukların çoğu ailelerin geçmiş yıllardaki zorunlu göç hikayeleriyle büyümüşler.

Bu durumu hatırlattığım Tuğba Yüksel'in yorumu, "eski travmaların üstüne yeni travma yaşayan çocuklarda travma sonrası stres bozukluğu gibi psikiyatrik hastalıklara daha fazla rastlanır."

O'na göre, davranış ve duygusal değişiklikleri devam eden çocukların ailelerinin veya öğretmenlerinin, bu durumu fark edip bir çocuk psikiyatrisi polikliniğine getirmeleri bu çocuklar için büyük önem taşıyor.

KAYNAK: BBC

HABERE YORUM KAT