1. HABERLER

  2. İSLAM DÜNYASI

  3. SURİYE

  4. "Suriye’yi Daha Zor Günler Bekliyor"
"Suriye’yi Daha Zor Günler Bekliyor"

"Suriye’yi Daha Zor Günler Bekliyor"

Esed karşıtı muhalifler tarafından kurulan geçici hükümetin Başbakanı Ahmet Toma, yaşanan belirsizlik nedeniyle Suriye’yi daha zor günlerin beklediğini söyledi.

A+A-

Yılmaz Bilgen / Al Jazeera

Doktor Ahmet Toma, 2013 yılı Kasım ayında kurulan ve Gaziantep merkezli faaliyetlerini yürüten Suriye muhalif geçici hükümetinin kurucu başbakanı. Halen büyük bir bölümü IŞİD tarafından kontrol edilen Suriye’nin Deyr ez Zor kentinden. Esed döneminde ‘siyasi yasaklılar’ listesinde yer alan Ahmet Toma, IŞİD’in de kendisi hakkında ölüm fetvası verdiği ve Deyr ez Zor’da bulunan evine büyük bir idam fermanı astığını söylüyor.  

Hükümet ve SMDK son dönemde neden etkisiz?

Bunun çok derin sebepleri var. Öncelikle başlarda Suriye Halkının Dostları Grubu rejimin düşmesi için baskı yaptı. İçeriye yönelik bu kadar dış müdahale bizim savaşa etkimizi hep düşük düzeyde tuttu. Merkezi bir güç oluşmadığı için sahadaki gruplar etkin ve sonuca tesir eden bir sistem kuramadılar. Saha ile ilgimizin yetersizliği hükümet ve SMDK’nın etkisizliğinin en önemli nedenidir.

‘En büyük sorun dış güçlerin sahaya müdahale etme isteğiydi’ diyebilir miyiz bu durumda?

Elbette. Bizimle sahanın güçlü ilişki kurması dışarıda elimizi güçlendiren en önemli unsur olacaktı. Bu engellendi ve siyasi temsil gücümüz de bu duruma bağlı olarak sınırlı kaldı.

Maddi desteğin sizin üzerinizden sahaya ulaşmaması mı bu sonucu doğurdu?

Evet, bu doğru. Örneğin İdlib fethedildiğinde gidip oradaki gruplarla konuştuk. İdlib’in yönetimini devralmak istedik. Oradaki komutanlar bize şunu söylediler: “Siz bize maddi destekte bulunun, biz İdlib’i yönetiriz. Sizin Suriye’nin özgür bölgelerinde ofis açmanıza dahi izin vermeyeceğiz” dediler.

Uluslararası toplumun farklı niyetleri olduğunu mu düşünüyorsunuz?

Öncelikle bu krizi çözme konusunda net değiller. Bizim Esed’le uzlaşmamız isteniyordu. Denge politikası güdüldü ve bizim kazanmamız istenmedi. Suriye’nin geleceğine dair aşamalı olarak tatbik edilen bir plan var. Bu çerçevede içeride dengelerin değişmesine ve bir tarafın kazanmasına izin vermeyecekler. Sahada kazanamayan taraf olmadığı için masada da kimse kazanamayacak. Uluslararası toplum ve özellikle ABD zayıf kalmamızı istiyor. Çünkü bu sayede kendi isteklerine baş eğmek zorunda kalacağız.

Sahadaki durum lehinize şekillenmedi, ancak Suriye muhalefetini temsil eden siyasi gruplar arasında da kayda değer bir birliktelik oluşmadı. Siyaseten çok parçalı yapının oluşması da mı uluslararası güçlerin etkisiyle oldu?

Ortaya çıkan olumsuz tablonun en önemli sebeplerinden birisinin de kendi aramızda var olan siyasi çekişmeler olduğunu itiraf etmeliyim. 50 yıllık Esed rejimi halkımızın siyasete katılımını engelledi. Bu konuda halkımızın ilgisizliği siyaseten savaş sürecinde önemli bir eksi olarak görülmeli. Suriyeli muhalifler olarak bu konuda çok tecrübesizdik. Karşılaştığımız sorunların büyük bir kısmı, birlikte hareket edememe ve bizi bekleyen krizlere karşı iyi bir siyasi pozisyon alamayışımızdan da kaynaklandı. Çok basit ve değersiz şeyler aramızda çekişme sebebi oluyor. Bu da gücümüzü kıran önemli sebeplerden biri.

Sizin anlattıklarınızdan direnişin çok fazla dışa bağımlı bir görüntü çizdiği sonucu çıkmıyor mu?

Verdiğimiz savaş dış desteği zorunlu kılıyor. Aynı şey Esed rejimi için de geçerli. Bulunduğumuz pozisyon itibarı ile projeler geliştirmek ve uygulamak zorundayız. Bunun için de finansmana ihtiyacımız var. Sonuçta bu imkânlardan mahrum kalmak da başarısız olmayı beraberinde getiriyor. Gücümüz kısıtlı ve ısrarla zayıf kalmamız isteniyor. Kendi içimizde karşılaştığımız krizlere çözümler üretme ve kendi kararlarımızı alma ve de tatbik etme konusunda üzerimizde büyük bir uluslararası baskı mevcut.

Hava saldırıları ve sivil ölümleri önleme konusunda beş yıldır neden mesafe alınamıyor?

Bize uçaksavar vermek isteyen ülkeler var ancak ABD bu yöndeki tüm girişimleri engellemeye devam ediyor.

Şu an ABD uçakları da Suriye hava sahasında. ABD’nin bu konudaki ısrarı kendi uçaklarının da vurulma endişesinden kaynaklanıyor olabilir mi?

Hayır, böyle olduğunu düşünmüyorum. ABD,  Esed’in hava gücünün kırılmasını istemiyor. Rejimin hava gücü savaşın seyri açısından önemli bir denge unsuru ve ABD bunun değişmesini istemiyor. Uluslararası inisiyatif Esed’in tamamen kaybetmesini şu an istemiyor.

Peki ABD Esed'den halen vazgeçmedi demek mümkün mü?

Bana göre ABD Esed’den vazgeçti ancak Esed sonrası için derin kaygıları var. Onlar Suriye’de şeriat hükümlerine dayalı bir devlet istemiyorlar. Muhalif unsurların iktidar olmasından endişe ediyorlar. Suriye’de İsrail’i tehdit edecek herhangi bir rejimin varlığına tahammülleri yok.

Şu an Suriye’nin geleceğine yönelik karamsar bir tablo çizmiyor musunuz?

Evet, mevcut durum hiç iç açıcı değil. Ancak devrimin başarıya ulaşması ve geleceğimizin daha aydınlık olması için dua ediyoruz.

Beş yıl savaş için çok uzun bir süre. Suriye’de durumun normalleşmesi ve savaşın bitmesi için atılması gereken adımlar neler?

İran, Rusya ve Suriye rejimi siyasi çözüm istemediği sürece normalleşmek çok zor. Askeri çözüm ile bu sorunun çözüleceğine inanıyorlar ve yeniden eski günlerdeki baskı rejiminin hâkim olacağına inanıyorlar. Diğer etken ise, akan bunca kana rağmen uluslararası güçlerin durumu önemsememesidir. BM Güvenlik Konseyi’nde hiçbir karar alınamadı. İsteseler bu sorunu çözebilirlerdi. Irak’ta ve Bosna’da kimseyi dinlemeden müdahale edebildiler. Ancak Suriye konusunda duyarsız kalma politikasını sürdürüyorlar.

Bu savaş size göre daha ne kadar sürer?

Kişisel fikrim iki yıl daha bu savaşın devam edeceği yönünde.

Suriye’nin kuzeyinde yaşanan gelişmeleri nasıl değerlendiriyorsunuz?

PYD öncülüğünde bir Kürt devleti kurmak istiyorlar. Suriye’nin kuzeyinde doğuda Malikiyye’den Afrin’e kadar uzanan bir alanda devlet olmayı hedefliyorlar. PYD aslında Türkiye ile Suriye arasındaki Sünni bağı koparmaya çalışıyor. Bu konuda başarılı olamayacaklarını söyleyebilirim. Bu tehlikeyi Türkiye çok net gördü ve bu oluşuma izin vermeyecek. İkinci olarak da Suriye halkı böyle bir parçalanmayı istemiyor ve istemeyecek.

ABD, PYD-YPG milislerine etkin hava desteği veriyor. Sizce ABD’nin bu süreçte rolü nedir?

Genel kapsayıcı bir strateji var. ABD Kürtlere ciddi destek veriyor. IŞİD’e karşı etkin mücadele vermelerini istiyor. Tel Abyad, Sülük ve Ayn İsa’dan sonra Rakka’yı ele geçirmelerini istiyor. Ancak Kürtler bu konuda isteksiz davranıyor ve ABD bu durumdan rahatsız. Kürtlerin hedefi Rakka yönünde ilerlemek değil, Irak sınırından şimdilik Afrin’e, daha sonra da Akdeniz’e kadar açılan bir Suriye Kürdistanı haritası elde etmek.

Türkiye Suriye konusunda ne kadar etkin bir aktör?

Türkiye askeri olarak Suriye denkleminde yer almalı. Biz bu konuda tüm gücümüzle Türkiye’yi destekliyoruz. Türkiye’nin tampon bölge girişimi dahi başta Kürdistan projesi olmak üzere birçok planı tersyüz edecektir.

Sizin açınızdan Türkiye’nin yaptıkları yeterli mi?

Askeri açıdan hayır. Türkiye şu ana kadar askeri açıdan yeterince etkin olamadı. Türkiye sahadaki dengeleri değiştirecek güce ve iradeye sahip büyük bir devlet. Ancak şu ana kadar yapılanların yeterli olduğunu söylemek mümkün değil. Bize göre çok daha aktif olunabilirdi. Burada bizim milyonlarca insanımıza yönelik sergilenen insani duyarlılık için, Türkiye hükümeti ve Türkiye halkına müteşekkir olduğumuzu özellikle belirtmem gerekiyor.

Muhalifler kendi güçleri ile Suriye’nin parçalanma girişimini ve kuzeyde bir Kürt devleti oluşumu projesini engelleyebilirler mi?

Şimdiki durumda hayır; ancak IŞİD tehlikesi bertaraf edilirse, böyle bir girişime engel olacak gücümüz var.

Suriye’nin Kürt, Arap ve Nusayri bölgeleri olmak üzere üçe bölünme ihtimali var mı?

Böyle bir şeyi Suriye halkı ebediyen kabul etmeyecektir. Onların iradesi bu planların tatbikine engel olacaktır.

Geride kalan beş yılda kazananı olmayan bir savaşın bitmesi için hangi koşulların oluşması gerekiyor?

İki taraftan da yeterince insan öldüğüne ve tarafların yeterince zayıf düştüğüne karar verdikleri an büyük aktörler bu savaşı sonlandıracaklar. Tıpkı Bosna Hersek’te olduğu gibi. Esed’in bizi tamamen bitirmesine izin vermeyecekler; ancak bizim de Esed’i yenilgiye uğratmamıza engel olacaklar. İki tarafın da bittiğini gördükleri zaman kesin çözüm için harekete geçecekler. 

HABERE YORUM KAT