1. HABERLER

  2. YORUM ANALİZ

  3. Suriye'ye Yönelik Bu Arap Sessizliği Niçin?
Suriyeye Yönelik Bu Arap Sessizliği Niçin?

Suriye'ye Yönelik Bu Arap Sessizliği Niçin?

Gerçekten de şaşırtıcı soru şu: Suriye rejiminin Suriye'deki baskıyı protesto eden vatandaşlara karşı gündüz vakti alenen işlediği 'katliamlara' karşı tuhaf bu Arap sessizliği niçin?

A+A-

MUŞARİ EL ZAYİDİ / Eş-Şarku'l Evsat / Londra

Niçin Araplar Libya'da çok 'nettiler' ve hatta bir kısmı Albay Kaddafi rejiminin ve Cemahiriye'sinin devrilmesi operasyonuna para ve silahla bizzat katılırken Suriye'de yaşananlara karşı tam bir sessizlik içine girdiler?

Libya'da rejimle savaşan silahlı insanlar var. NATO'nun uçakları ve füzeleri de onların yanında. Yani Kaddafi rejimi uluslararası hava yasağıyla desteklenmiş silahlı birliklerle savaşırken Suriye'de rejim, slogan atmak, bağırmak ve kurbanlar vermek dışında bir şey yapmayan savunmasız insanlarla savaşıyor ve öldürüyor.

Cisr eş Şuğur'u ve göstericilerin elinde silah olduğu iddialarını bir kenara bırakalım ve bu olaydan çok önce Dera, Lazkiye, Hums, Kamişli ve diğer kentlerde yaşananları ele alalım. Bu şehirlerde silah yoktu ve depolamamışlardı. Libya'daki siyasi ve askeri açık Arap müdahalesinin gerekçesi Kaddafi birliklerinin 'sivilleri' öldürmesi idiyse Suriye'de dördüncü tugayın füzelerine hedef olan, tankların zincirleri altında ezilen ve kendilerini koruyacak NATO uçakları bulamayan siviller var.

Arap Birliği sonunda konuştu. 'Yıldızı sönmüş' genel sekreteri Amr Musa çekincelik bir üslupla Suriye'de yaşananlara ilişkin rafine edilmiş sözler sarf etti. Suriye'deki rejim, Arap Birliği'nden endişenin ortaya konulmasına dahi katlanamadı. Adet olduğu üzere Suriyeli borazanlardan daha ateşli olan rejime bağlı Lübnanlı borazanlar ihanetle, Amerikalı ve Siyonist düşmanın uşaklığını yapmakla suçladılar. Bu melodiyle birlikte çocuk Hamza el-Hatib'in cesedine işkence yapmak ve Suriyeli sivilleri kaçırıp törpülemek meşrulaşmamış oluyor!

Açıkça söylemek gerekirse arkadaşımız Tarık el Humeyid'in ve Davud el-Şeryan gibi diğer yazarların ifade ettiği üzere ortada Arapların ve özellikle de Körfez ülkelerinin Suriye trajedisine yönelik içine düştüğü garip bir sessizlik, ahlaki ve büyük bir trajedi var. 'Erdoğan Türkiye'si Suriye'deki rejimin belasına ve inadına karşı daha açık ve net tutumlar almaya başladı. Ondan önce de Fransa benzer tutumlar alırken Araplar ve Körfez ülkeleri tuhaf bir sessizlik içinde.

Türkiye'ye kaçan binlerce Suriyeli mülteci bu gazetenin yayımladığı üzere kendi trajedilerine yönelik uluslararası ve Arap sessizliğine karşı duydukları öfkelerini dile getirdiler. Kanımca akmaya devam eden Suriye kanı başta Libya'ya askerî ve siyasî müdahalesini ahlakî ve insanî gerekçeyle formüle eden Obama ABD'si olmak üzere herkesi sıkıntıya sokacak. Oysa Suriye'deki siyasî ve ahlakî skandal daha çıplak ve açık. Bizler benzeri bir askerî müdahale çağrısından bahsetmiyoruz. Zira böyle bir müdahale hikâyeyi tamamen tahrip edebilir. Fakat herkesin Libya'daki müdahalelerini gerekçelendirdiği mantıktan bahsediyoruz.

İşin garibi Lübnan Hizbullah'ı ve İranlı borazanlar gibi Suriye rejimine çalışanlar ve alkış tutanlar NATO uçaklarının ve Amerikan füzelerinin Kaddafi rejimine karşı etkin katılımına sessiz kalmışlar ve Libya devrimcilerini övmüşlerdi. Şimdi İran dışişleri bakanı sözcüsü karşımıza çıkıyor ve Suriye'de rejimin sivillere yönelik işlediği suçlarına karşı Amerikan veya Avrupa askeri müdahalesi olasılığını dahi kınıyor. Nasıl bir yüzsüzlük bu!?

Çünkü ya insanî ilkeleri gündeme getirmeksizin müdahalelerin gerekçeleri açık şekilde konuşulmalı ya da bu ilkeler her yerde aynı olmalıdır. Suriye'de yaşananlar Kaddafi, Mübarek, Bin Ali veya Salih'in hatalarına dair söylenebilecek her şeyin kat kat üstündedir.

Tercüme: Zaman

HABERE YORUM KAT

1 Yorum