1. YAZARLAR

  2. Abdulhamit Bilici

  3. Suriye'ye suikast!
Abdulhamit Bilici

Abdulhamit Bilici

Yazarın Tüm Yazıları >

Suriye'ye suikast!

A+A-

Ramazan gibi kutsal bir zamanda Suriye'den gelen katliam haberleri herkesi üzüyor. Ama en az bu haberler kadar üzücü olan ise Baas rejimi karşısında ölüm kalım savaşı veren muhalefetin perişan hali.

Dünya kamuoyunun ve Suriye'nin içindeki farklı etnik ve mezhepsel grupların, birlik içinde olmasını ve ülkenin geleceğine dair somut, umut verici, ikna edici bir vizyon oluşturmasını beklediği muhalefet gün geçtikçe daha parçalı hale geliyor. Önceki gün Mısır'dan gelen yeni bir muhalefet oluşumu haberi bu açıdan ilginçti.

Kahire'deki Shepheard Otel'de kameraların karşısına geçen Suriyeli bir grup, "Suriye Devrimi Mütevelli Heyeti'' adıyla yeni bir oluşum kurduklarını ilan etti ve tüm muhalefeti kendi saflarına katılmaya çağırdı. Haytam Malih'in başkanlığını yaptığı grup, Suriye için geçici hükümet kurma çalışmalarına başladıklarını bile duyurdu. Baas Partisi'nde yer almış olsa dahi bugün muhalifler safında bulunan herkese kapılarının açık olduğunu söyleyen zat, Özgür Suriye Ordusu'nu desteklediklerini ancak yaşadıkları hassas dönemden dolayı iç ve dış muhalefetin bir arada olması gerektiği görüşünde. 15 kişilik yönetim kurulundan oluşan Suriye Devrimi Mütevelli Heyeti'nin öncelikli hedefi, muhalifler arasındaki siyasi çekişmelerin bir yana bırakılması ve devrime inanan tüm güçlerin bir araya getirilmesi.

Birleşmeyi sağlama adına yeni bir bölünmeye imza atan gruba, ağırlıklı olarak Türkiye'de örgütlenmiş olan Suriye Milli Konseyi'nin tepkisi gecikmedi. Konseye göre, Kahire'deki girişimin Esed sonrası Suriye'de rol kapmaktan başka amacı yoktu.

Suriye'nin kuzeyindeki sıcak gelişmelerden dolayı bugünlerde daha çok gündemde olan Kürt gruplar, zaten baştan beri ayrı bir çizgi takip ediyor. Halen Suriye Milli Konseyi'nin başkanlığını yapan Abdulbasit Seyda gibi bazı isimler konseyin içinde olsa da Kürt partilerinin Kürt Milli Konseyi adıyla kendi oluşumları var. Suriye'nin geleceğine dair Pendik'te 27 Mart 2012'de kabul edilen Milli Misak'a, bu grupların küçük bazı sorunları ileri sürerek taraf olmaması, bugüne ve geleceğe dair olumsuz bir işaretti. Zaten PKK'nın Suriye versiyonu olduğu söylenen PYD ise 17 aylık ayaklanma döneminde Esed ile yakın işbirliği içindeydi. Hatta bazı muhalifler, bu grubun Kürt bölgesinde Baas için Şebbihalık misyonu üstlendiği görüşünde. Farklı renkleriyle muhalefetin, Esed sonrası için Suriye halkının ve dünyanın sözbirliğiyle somut bir vizyon koyamaması, baştan beri direnişin en büyük handikabıydı. Kısmi askerî başarılara rağmen bu hâlâ sorun.

Askerî muhalefetin durumu da siyasi muhalefetten parlak değil. Teoride muhalefetin bütün silahlı mücadelesi, Türkiye'de bulunan Albay Riyad Esad'ın komutası altındaki Özgür Suriye Ordusu'nun kontrolünde yürütülüyor. Ancak gelen bilgiler, Suriye'de her şehirde yerel askerî komuta merkezlerinin oluştuğu, Baas'a karşı mücadelede birbiriyle koordineli olmayan çok sayıda farklı silahlı grubun görev aldığı, Türkiye'deki komutanın bu yapılar üzerinde etkisinin çok sınırlı olduğu yönünde. Hiçbir otoritenin kalmadığı kimi yerlerde direnişle alakası olmayan çeteler de işbaşında. Suriye içindeki silahlı gruplar ile Özgür Suriye Ordusu Komutanı Albay Riyad Esad arasında karşılıklı ciddi eleştiriler de yok değil. Esad, Suriye içinde savaşan grupların kendisinden koordinesiz hareketlerinden şikâyetçi. İçeride rejime karşı savaşan gruplar ve Suriye Milli Konseyi'nin bazı üyeleri ise Esad'ın neden Suriye'de değil de Türkiye'de bulunduğunu; askerlerin başında olmayınca ister istemez etkisinin azaldığını ve bu ağır görevi yürütmek için karizmasının yeterli olmadığını söylüyorlar.

Farklı kökenlerden muhalefetin sivil ve silahlı unsurlarının bu karmaşık tablodaki rolü önemli. Ancak bu durumdan, muhalefetteki aktörlerin yetersizliği kadar, Esed'in gitmesini isteyen ülkelerden oluşan uluslararası koalisyonun izlediği kararsız stratejinin ve eyleme geçirilmeyen sözlerin de tesiri büyük. Özgür Suriye Ordusu'na silah sağlaması, askerlerin maaşlarını vermesi ve bu sayede o yapı üzerinde bir sivil denetim oluşturması beklenen Suriye Milli Konseyi'ne bugüne kadar verilen 200 milyon dolarlık yardım sözünün, sadece 16 milyon doları verilmiş. Bir yetkili, mesela operasyona çıkan 35 kişilik Özgür Suriye Ordusu timinde 9 kişinin silahı olduğunu; şehirlerin birbirlerine ödünç silah vererek mücadeleyi sürdürdüklerini; ihtiyaç duyulan maddi imkân ve silahların asla bir türlü verilmediğini; bu şartlarda mücadelenin Konsey ve Özgür Suriye Ordusu'nun kontrolünden çıkmasının doğal olduğunu ifade ediyor.

Uluslararası güçlerin sözde arkasında olduğu yapıları güçsüz bırakması; devlet otoritesi erirken yerini anarşinin alması ve iç savaş ihtimalini beraberinde getiriyor. Esed'in günleri sayılı olsa da yarın Baas devrilse de bu gidişin sonu, elden ayaktan düşmüş ve başta Türkiye olmak üzere bütün bölge için çok can yakıcı sorunlar doğuracak parçalanmış bir Suriye demek. Böyle olunca ister istemez insanın aklına geliyor: Bu bir hata mı, yoksa zaten istenen mi bu?

ZAMAN 

YAZIYA YORUM KAT