Suriye'ye Kara Harekâtı

07.05.2016 23:25

Fırat Erez

 

Modern TSK, tarihi boyunca, (içeriye dönük anti-terör operasyonları hariç) iki askeri harekat gerçekleştirdi.

Bunlardan ilki Kore Savaşı oldu.

Tuğgeneral Tahsin Yazıcı komutasındaki 5090 kişilik Türk tugayı, Birleşmiş Milletler ordusunun Kore’deki en önemli unsuru olan ABD Kara Kuvvetleri 9. Kolordusu’nun ihtiyat tugayı idi.

Tugay Kore’ye varır varmaz eski model silahları Amerikalılarca yenileriyle değiştirildi ve on günlük yoğun bir eğitimden geçirilip Kasım 1950’de cepheye gönderildi.

Vatana döndüklerinde 1150 kişi eksiktiler.

741 şehit, 175 kayıp (missing in action), 234 tutsak vermişlerdi.

İkincisi Kıbrıs Barış Harekatı’dır.

20 Temmuz 1974’de başlayıp 14 Ağustos’ta biten harekata 180 civarı zırhlı araç ile 40,000 personel katıldı. Harekatta deniz ve hava kuvvetlerinin desteği de alındı.

TSK kayıpları 498 şehitle sınırlı kaldı.

Bu iki harekat dışında, asimetrik savaş standartına girdiğinden bunlardan ayrılan sayısız anti-terör operasyonu gerçekleştirildi ki, bunlardan 1997 Çekiç Harekatı, 200,000 kişilik bir kuvvetin mobilize edilmesi bakımından, aslında TSK’nın en büyük operasyonlarındandır.

Çekiç Harekatına, ateş hattında 30,000 asker ile 10,000 köy korucusu katıldı ve 114 kayıp verildi.

Resmi verilere göre çatışmalar sırasında iki de askeri helikopter mürettebatlarıyla birlikte kaybedildi.

Çekiç Harekatı da dahil yukarıda sayılan bu üç çatışma, TSK’nın olası bir Suriye harekatına dair çeşitli referanslar taşıyor.

Ancak olası harekatın olası hedef bölgesinin coğrafi özellikleri, bu sayılanlardan tümüyle ayrı bir çatışma dinamiğinin gerçekleşebileceğine işaret etmekte.

Bunlardan en önemlisi, olası harekat bölgesinin neredeyse kapsamlı ve eksiksiz bir zırhlı birlikler tatbikat alanı özelliğinde düz olması. Bu da TSK’ya önemli bir avantaj sağlıyor.

TSK bölgede en başta ciddi bir direnişle karşılaşmadan neredeyse Halep’e kadar üç gün gibi bir zaman içinde ilerleyebilir. Bölgede direniş gösterebilecek unsurlar birbirlerine karşı gerilla savaşı yürütüyor ve kapsamlı bir zırhlı birlikler harekatının karşısında durabilecek yetenekte değil.

Bölgede tek tük bulunan teçhizatı kullanabilme bilgileri yok veya varsa da bunu koordineli kullanabilmeye, dolayısı ile de TSK karşısında etkili olabilmeye, ne donanımları, ne sayıları ve ne de eğitimleri yeterli.

Tahminen harekat olabildiğince fazla zırhlı aracın, piyade eşliği ve topçu desteğinde alanı “süpürmesi” şeklinde olacak; ilk birkaç gün sonrasında Türkiye sınırının 30-40 km ötesinde savunulması kolay, birbiriyle bağlantılı karakollar kurularak durdurulacak.

Tekrarlarsak, böyle bir harekata katılan unsurlara tehdit oluşturabilecek olan güç, bölgede çatışan gruplar değil.

Çekinilmesi gereken, harekata daha başlangıcında Rus ve/ya Suriye hava kuvvetleri tarafından müdahale edilmesi.

Rusya’nın tavrı ve askeri yetenekleri, düzenlenecek böyle bir harekata TSK tarafından hava desteği verilemeyeceğini düşündürebilir. Giderek bu yüzden harekatın yapılamayacağı sonucuna da varılabilir. Ancak bu doğru değil.

Öncelikle harekat derinliğinin kısa oluşu, sınırlar ardında bırakılacak yedeklerle desteklerin yakınlığı ve TSK’nın mobil orta-kısa menzilli yerden havaya savunma kabiliyeti, kapsamlı bir harekatta yeterince etkili bir savunma sağlayabilir.

Buna bir de NATO ile savaş olasılığının caydırıcılığını eklediğinizde, varacağınız sonuç, Rus ve Suriye hava kuvvetleri müdahalesinin duraklayacağıdır.

Bu aşamaya gelinene kadar, mayınlı bölge ve tuzaklamalar ya da nasılsa unutulup sızma yapabilen birkaç direniş unsurunun geriden saldırısı dışında, önemli bir kayıp verme olasılığı görünmüyor. Ama asıl sorun bundan sonra başlayacaktır.

Sınır ötesi güvenliği sağlamak amacıyla bölgede geçici de olsa bir süreliğine kalıcılaşmak zorunda olan TSK, muhtemelen giderek artan havan, keskin nişancı ve çeşitli ağır silahlar ile bombalı araç saldırılarına da maruz kalacaktır.

Bunlara karşı alınacak önlemler ise kurulacak geçici karakollar etrafında sürekli, aktif ve karmaşık bir güvenlik ağı oluşturmaktır.

Bu ise, harekatı gerçekleştirecek zırhlı birliğin yeteneklerinin dışında, istihbarat, gözlem, hareketli unsurlar ve özel kuvvetler çalışması gerektiren kaotik bir süreç demek. PKK ile savaş sürerken Türkiye’nin bunu gerçekleştirebilmesi, böyle bir harekata güç sevketmesi pek mümkün değil. Ya da ancak çok gerekirse istemeyerek başvuracağı türden bir yöntem denebilir.

Bu bakımdan, Türkiye’nin Suriye içine yapacağı bir harekatı asıl engelleyenin, sınırlarının içindeki PKK tehdidi olduğu söylenebilir.

Yine de Türkiye, gerek ABD tarafından, gerekse Kilis’e atılan roketlerle Suriye içine girmeye zorlanıyor ve er ya da geç, bir şekilde bunu yapmak zorunda.

Burada unutulmaması gereken, Türkiye’nin “Suriye’de Güvenli Bölge” tezidir ve bu gerçekleşecekse, eninde sonunda ABD’nin fiili veya kerhen desteğiyle gerçekleşecek.

Mesele “Güvenli Bölge”nin (yine ABD desteğine bağlı olarak) Suriye içindeki derinliği ve genişliğidir.

Türkiye, hem ABD tarafından desteklenen PYD’yi sınırlardan uzak tutmak, hem de gene ABD ile birlikte iki Kürt kantonu arasında bir tampon bölge oluşturmak mecburiyetinde. ABD’yi katkısını artırmaya zorlamak ve aynı anda zaman kazanmak açısından PKK ile savaş, bir avantaj da oluşturuyor.

Muhtemelen PKK ile kent savaşları bittiğinde ve böylece TSK’ya fazla ihtiyaç duyulmayan bir aşamaya geçildiğinde gündeme gelecek bu tür bir harekatın, olası iyi sonuçlarından birinin, PKK’nın Türkiye geneline yayılan rastgele ve dağınık terör saldırılarının sonunu getirmek olduğunu söylemek mümkün.

En kötü olasılık ise, beklenenin de altında (belki sıfır mertebesinde) bir ABD desteği ile TSK’nın hemen hemen tek başına harekete geçmesi ve sınır ötesi harekat sürerken içeride de PKK’nın terör eylemlerini sürdürmesi olur.

Ne olursa olsun, bu olasılıklardan her ikisi de Türkiye’ye bir “yenilgi” getirmenin uzağında kalır; ancak elbette verilecek kayıplar ve katlanılması gereken zorluklar değişir.

Bu noktada, konu edilen olasılıklara etki edecek düzeyde seyretmeye başlayan iç politika dinamiklerine dikkat çekerek bitirelim.

Serbestiyet

  • Yorumlar 0
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
PANO
KARİKATÜR
Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim