Suriye’nin Boşaltılmasına İzin Verilmemelidir

19.02.2016 19:29

MUSTAFA SİEL

Geçmişten Bugüne Suriye Halkı Üzerinde Oynanan Kirli Oyunlar

Geçmişteki emperyalistlerce Osmanlının parçalanmasının ardından Suriye diye yapay bir devlet oluşturulması, bilahare Baasçılık maskesi altında Nusayri azınlık iktidarının oluşturulması kirli planlarından çok çekti mazlum Suriye halkı.

2011 Martında bu açık hava hapishanesinden kurtulup, tüm halkın özgürce kendi değerleriyle yaşayabileceği bir Suriye hedefiyle yola çıkan Suriye halkı, geçmişte olduğu gibi kıyamın ilk gününden itibaren de yeni emperyalistlerin  kirli planlarının hedefi oldu.

Suriye halkı bu gün de emperyalist güçler ve onların bölgedeki mezhepçi ve ırkçı taşeronlarının güncellenen kirli planlarıyla karşı karşıya. Zaten bu kirli planlar geçmişten bu güne, süreç içinde değişen şartlara göre devamlı güncellenmiştir.

Gelinen durum itibarıyla iki büyük emperyalist güç olan ABD ve Rusya’nın ortak hedefi, batının bölgedeki has jandarması İsrail’in muvafakatı, bu güçlerin bölgedeki yeni işbirlikçi taşeron ve jandarması İran ve Şiaperestlerin ile tetikçisi İslam düşmanı Kürt ırkçılarının bölgeyle ilgili şu andaki (ileride yeni gelişmelere göre değişebilir elbette) yeni planı şöyle gibi görünüyor.

Emperyalist Güçlerin Güncellenmiş Suriye Planları

Suriye’nin kuzeyinde, zamanla Irak’ın kuzeyini yutacak ve Türkiye’nin güneyini de koparacak İslam düşmanı PKK güdümünde bir Kürt devleti (kuşağı), arkasında ise rejime muhalif olan tüm Suriyelilerin boşaltılarak oluşturulan boşluğa Şii yerleşimciler yerleştirilerek oluşturulacak, İran’dan (şimdilik) Lübnan’a kadar uzanan Şii kuşağı vesayetinde Nusayri – Baas hegemonyasında (Esed’li ya da Esed’siz Suriye devleti (Şii kuşağı).

Bu şekilde Türkiye ile Sünni Arap dünyasının karasal ilişkisi tamamen koparılmak, İslam düşmanı Kürt ve Şiaperest İran rejimi vasıtasıyla bölgede batının ve İsrail’in çıkarları korunmak, Sünni dünyadaki ümmetçi İslami gelişim engellenmek isteniyor.

Suriye’de Etnik Temizlik İmkansız mı?

Bazıları Suriye’de etnik temizliğin nasıl yapılacağını soruyor, bunu imkansız görüyorlar. Oysa İsrail’in 100 yıllık işgal tarihine bakıldığında, aynı senaryonun Suriye’de rahatça uygulanabileceğini görürüz.

Aslında o kadar geriye gitmeye bile gerek yok, Irak’ta 2013 sonrası süreçte başta Bağdat olmak üzere Sünnilerin öldürülmek ve göçe zorlanmak suretiyle yapılan etnik temizliğin ne derece başarılı olduğu ortadadır.

Aynı senaryonun Suriye’de de hayata geçirilmesi, çevre ülkelere göç ettirilmiş yaklaşık 4 milyon muhacire ilaveten ülke içinde göç eden 6 milyon muhacirinde çevre ülkelere göç ettirilmesiyle, neredeyse Suriye halkının yarısı dışarı atılmış olacaktır.

Kalanların ise rejime muhalefet edemeyecekleri ve Suriye içine stratejik olarak yerleştirilecek Pakistan, Afganistan gibi ülkelerinden getirilecek Şiilerin yanında, İran’ın mevcut Şiileştirme politikalarını da hesaba katarsak, 10 – 20 yıl sonra Şiileştirilmiş bir Suriye hiç de hayal değildir. İran’ın Şah İsmail’den önce Sünni ağırlıkta iken sonradan Şiileştirilmiş olması bir vakıadır.

Esas Sorun Esed Değil, Esed Zihniyetinin Tasfiyesi

Zaten Esed gitse bile Nusayrilerin egemenliğindeki Baas rejimi makyajlanarak bile olsa korunduğu takdirde, İran vesayeti sayesinde Suriye tamamen Şiileştirilemese bile, Şiaperest politikaların alanı olacağı açıktır. Dolayısıyla Suriye’de mesele Esed’in gitmesi değil, Esed zihniyetinin iktidardan tasfiyesidir.

Aynı etnik temizliğin Kürt kuşağı içinde yapılmaya çalışılacağı, bu kuşakta Kürt olmayan unsurların seyreltilip, Kürt unsurların bunların aralarına serpiştileceğini tahmin etmek hiç te zor değil. Nitekim PYD’nin işgal ettiği bölgelerde Kürt olmayan unsurlara baskı uygulayarak bölgeyi boşaltmaya çalıştığı bilinen bir gerçek.

Suriye’nin Boşaltılmasına Asla İzin Verilmemelidir

Bu kabus senaryosuna karşı acilen adım atılmalıdır. Atılacak ilk adım PYD’nin Türkiye’nin ilan ettiği kırmızı çizgiyi ne pahasına olursa olsun asla geçmemesini sağlamak suretiyle PKK hegemonyasında bir Kürt kuşağının oluşunu engellemek olup, bu konuda ne gerekiyorsa mutlaka yapılmalıdır.

Bu plan sadece Suriye ve Rusya’nın değil, aynı zamanda ABD’nin de planı olduğundan, ABD’nin mavi boncuklarına, PYD’ye söyledik şuraya buraya girme diye oyalamalarına asla itibar edilmemeli, Türkiye ne pahasına olursa olsun kendi göbeğini kendi kesmelidir.

Türkiye Suriye Konusunda Daha Aktif Olmalıdır

Bu konuda şu anda yapılan top atışları olumlu ise de yeterli değildir. bu atışlar sadece PYD’nin kırmızı çizgiyi geçtiği noktalarda değil, bulunduğu her noktada ve bilhassa ana karargahlarına karşı da yapılmalıdır.

Türkiye Kürt ve Şii kuşaklarının oluşmaması için gerekirse Suriye, İran ve hatta Rusya ile savaşı göze almalı, kırmızı çizgileri aşıldığında yapacağı müdahalelere bu güçlerden müdahale olduğu takdirde, aynı şekilde karşılık vermeli ve gerekirse savaşa girmelidir.

Türkiye bir yandan da sınırları içindeki Suriyelilerden savaşmak isteyenleri bir şekilde bu savaşa müdahil etmenin alt yapısını hazırlamalı, en azından İran’ın Suriye’deki pozisyonuna denk bir pozisyon almalıdır. Ayrıca Suriye’deki tüm muhalif unsurlar ile daha yakın ilişki kurup, onların etkinliğini artıracak her türlü faaliyeti yapmalıdır.

Türkiye Güvenli Bölgeyi Mutlaka Oluşturmalıdır

Elbette Türkiye Suriyeli muhacirleri bağrına basmış ve bu konuda eksikleri olmakla beraber bu güne kadar yüz akı bir sınav vermiştir. Açık kapı politikası o günkü şartlarda doğru idi, lakin gelinen noktadaki etnik temizlik, Kürt ve Şii kuşağı planları, artık yeni muhacir almamak bir yana, mevcut muhacirleri de Suriye içinde barındırmayı zaruri kılmaktadır.

Kaldı ki, aslında ilk günden itibaren muhacirlerden en azından isteyenler Suriye sınırları içinde oluşturulan yerleşim yerlerinde barındırılsalar, Türkiye konteyner kentleri sınırları içinde değil Suriye içinde kursa idi ve bunlar için fiili güvenli bölge oluşturulsa idi daha iyi olurdu.

Bu gün gelinen noktada, Suriye’nin boşaltılmasının önlenmesi açısından artık yeni gelenlerin Suriye içinde oluşturulacak konteyner kentlerde barındırılması, Türkiye içindeki konteyner kentlerinde Suriye içine taşınması elzem hale gelmiştir.

Muhacirler Suriye İçindeki Güvenli Bölgeye Yerleştirilmelidir

Türkiye içindeki muhacirlerden arzu edenler bu konteyner kentlere taşınmalı, diğerlerinin de gitmesi teşvik edip özendirilmelidir. Türkiye’deki Suriyeli muhacirleri Avrupa’ya yönlendirmek yerine, Suriye’ye yönlendirmek gerekmektedir. Zira mesele muhacirlerin nereye yerleştirileceğinden çıkmış, Suriye’nin boşaltılması ve etnik yapının değiştirilmesi meselesine dönüşmüş durumdadır.

Sadece Türkiye’deki değil, Ürdün ve Lübnan ve diğer ülkelere giden muhacirleri de Suriye içine yerleştirmenin alt yapısı (maddi) ve üst yapısı (fiilen uçuşa yasak bölge) oluşturulmalı ve tüm muhacirlerin bu bölgeye yerleştirilmesi sağlanmalıdır. En azından Suriye dışında bulunanlardan isteyenlerin gitmesi, Suriye’de bulunanların da gelmemesi sağlanmalıdır.

Alt yapı (maddi) ve üst yapı (uçuşa yasak güvenli bölge) için Avrupa Birliğinden maddi ve manevi destek alınmaya çalışılmalı, (ABD’den bu tür beklentiler sadece oyalanma olacaktır), ama bunlara da güvenilmeyip, öncelikle Suudi Arabistan ve Katar, bilahare destek verecek tüm İslam ülkelerinden destek alınmaya çalışılmalıdır.

Türkiye İçindeki Şiileştirme Faaliyetlerine Dikkat

Aslında Suriye kıyamından  çok önceleri başlayan İran rejiminin Türkiye Alevilerini Şiileştirme politikası, kıyamla beraber tavan yapmış durumda olup, tam gaz devam etmektedir.

Şu anda Türkiye Alevileri, Şah İsmail’in etkisine benzer şekilde İran rejiminin etkisi altındadırlar ve sahada ciddi etkilenmeler gözlemlenmektedir. İleriki yıllarda bir Alevi sorunundan ziyade, İran güdümüne girmiş Şiileşmiş Aleviler sorunun ortaya çıkması hiç kimseyi şaşırtmamalıdır.  

Alevileri Şiileştirme faaliyetlerinde son yıllara kadar Şiileşmiş radikal İslamcılar kullanılmakta ve genelde Sünni kökenli olmaları nedeniyle çok etkili olamamakta idiler. Son yıllarda Irak’tan mülteci görüntüsü altında Türkiye’ye sokulan Şii unsurların Alevilerin Şiileştirilmesinde kullanıldığına dair ciddi emareler ve iddialar söz konusu.

Son Ankara Saldırısı Üzerine

Hamama giren terler demiş atalar, son Ankara saldırısını bu minvalde okumak lazım. Cesaret korktuğu şeyin üzerine gitmektir diye okumuş olduğum bir söz çocukluğumdan itibaren bu konudaki rehberim olmuştur.

Bu bir savaştır ve zayiatsız, yarasız beresiz savaş olmaz. Yara bere istemiyorsanız, baştan teslim olup köleliği ve zilleti kabulleneceksiniz ki, bu durumda kayıplarınız kazançlarınızla kıyaslanamaz bile. Zilleti kabul etmiyorsanız, sonuna kadar gideceksiniz.

Bela aranmaz, gelince de kaçılmaz. Haklı olduğunuz bir konuda kavgaya tutuşmanız elzem olmuşsa, artık elbisem yırtıldı, burnum kanadı diyemez, ne pahasına olursa olsun düşmanınızı alt etmeye gayret edersiniz.

Suriye halkının davası zilletten ne pahasına olursa olsun kurtulma davası, Türkiye’nin bu halka desteği de üzerine düşen bir farizedir. Suriye halkının düşmanlarının haksız kavgada bu kadar zayiat vermeye aldırmayıp ısrarla zulmü sürdürme çabasına karşı, haklı olanlar daha fazla zayiatı ve mücadeleyi göze almak ve kabullenmek durumundadırlar.

  • Yorumlar 3
    Yazarın Diğer Yazıları
    PANO
    KARİKATÜR
    Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim