Suriyeli Muhaliflerle Savaşırken Haber Değeri Olmayan IŞİD

18.06.2015 12:10

Merve Şebnem Oruç

 

Şanlıurfa'nın Akçakale ilçesinin karşısında bulunan Tel Abyad üzerinden kopan kıyamet, bölge ABD uçaklarının desteğiyle PYD'nin eline geçince sessizliğe gömüldü.

Günlerdir medyada ve sosyal medyada, bugüne kadar Türkiye'nin Suriye'ye karşı izlediği 'açık kapı' politikasını eleştirenlerin, Akçakale'de IŞİD provokasyonu karşısında kapıların bir süre geç açılması üzerinden yine Türkiye'ye saldırdığı, YPG güçlerinin Kobani ve Haseke'de IŞİD'le savaşmanın yanı sıra bölgedeki Arap köylerini yakıp evlerini terk etmeye zorladığına dair duyumları ve haberleri paylaşanların PKK-PYD'ye yakın kişiler tarafından IŞİD'çi ilan edildiği günler geçti. Zafer kutlamaları eşliğinde Tel Abyad Kobani'ye bağlandı.

O sırada, IŞİD'e karşı PYD'yi destekleyen Suriyeli muhalif gruplar dahi Tel Abyad'dan çıkarıldı. Yerel kaynaklara göre, YPG güçlerine destek veren Rakka Devrimcileri, Fecru'l Hurriyye'ye bağlı Şemsu’l Şimal, gibi bazı grupların çatı örgütü olan Burkan el-Fırat, Arapların Tel Abyad'da yerlerinden edilmesine ve ilçedeki demografinin değiştirmesine karşı çıktığı için PYD ile ihtilaf yaşayıp bölgeden ayrılmak zorunda kaldı. ABD liderliğindeki koalisyon güçlerinin hava saldırıları, IŞİD zulmü ve köy yakıp ev boşaltan PYD arasında kaldığı için çareyi Türkiye'ye kaçmakta bulan 25,000'den fazla Suriyelilerin bazılarının dün geri dönmeyi denediği, ancak geri dönenlerden bazılarının YPG güçlerince tutuklandıkları söyleniyor. Suriye'de iç savaşın başladığı günden bugüne dört kez el değiştiren Tel Abyad sınır kapısı, 2014 yılının ilk aylarında bölgenin hâkimiyetini ele geçirmek isteyen IŞİD'le Ahrar'eş Şam arasında sıcak çatışmalara sahne olmuş, bunun ardından IŞİD'in kontrolüne geçmişti. Bugün itibarıyla Tel Abyad'ın PYD'nin eline geçmesiyle Haseke ile Kobani coğrafi olarak birbirine bağlandı.

Tüm bunlar yaşanırken çok da uzak olmayan bir mesafede Halep'te Suriyeli muhalifler ve IŞİD arasındaki çatışmalar şiddetini arttırarak devam ediyor. Ancak ne uluslararası medyada ne sosyal medyada Halep'te muhaliflerle savaşan IŞİD'den bahsediliyor. İşin ilginci, YPG güçlerine havadan eskortluk yapan koalisyon uçaklarını da görmüyoruz Halep'te. İran'la, Hizbullah'la ve Suriye rejimiyle savaşan muhalifler bir de IŞİD'le mücadele ediyor ama ne sahada ne de medyada destek bulabiliyor. Şimdi gel de sabah akşam “Niye PKK/PYD bayrağı çıkarıp sallamıyorsun, demek ki sen IŞİD'i destekliyorsun.” mantığına hapsolmuş olanların niyetine inan, icraatına güven.

Halep'te sürdürdüğü ilerleyişinde en son Savran'ın kontrolünü ele geçiren IŞİD; Türkiye'de her ne kadar Esed destekçileri tarafından Suriye muhalefetinin bir parçasıymış gibi lanse edilmek istense de, önce Esed'a karşı kazanım elde eden muhaliflere saldırıyor, muhalifleri cepheyi bölmek zorunda bırakıp zayıflatıyor ve ele geçirdiği bölgeleri bir süre sonra ABD'nin hava saldırıları desteğiyle gelecek olan YPG'ye bırakmak üzere elinde tutuyor.

Bu hafta IŞİD'in Halep'e giden yardımları durdurmak için Halep'te bazı yolları kestiğini ifade eden muhalifler, Azez'e saldıracağını açıklayan örgütün aldatma taktiği denediğini, esasen muhalifleri Azez'e yönlendirip aslında Esed'e karşı savaşın insan kaynağının bulunduğu yer olan Mari'ye saldırmak istediğini, burayı alırlarsa Azez ve Halep'in denetimini ele geçireceğini belirtiyor. Böyle bir durum Afrin dâhil Halep'ten yeni bir göç dalgasının Türkiye'yi vurma ihtimalinin olduğunu ve tabî kabaca ifade etmek gerekirse, YPG hava eskortlarıyla beraber gelene kadar IŞİD'in burayı muhaliflerden temizleyeceğini düşündürüyor.


Ancak Suriyeli muhalifleri ve muhaliflerin kontrolündeki bölgelerde yaşayan sivilleri bekleyen başka bir sorun daha var. Şu anda Halep'te Ahras, Mari, Savran ve Vahsiyye bölgeleri arasındaki ticarî yollar yoğun çatışmalar nedeniyle kapatılmış bulunuyor. Bu yolların kapatılması, Suriye'de neredeyse her şeyin bağlı olduğu mazotun Halep, Hama, İdlib ve Lazkiye tarafına sevkiyatının yapılmasını durdurmuş vaziyette.

Suriye'de hastanelerden fırınlara ve elektrikten ısıtma ve ısınmaya her şey mazotla sağlanmakta. Örnek vermek gerekirse, mazot sevkiyatının sağlanamadığı durumlarda Türkiye sınırına yakın yerlerde bulunan hastaneler günde gerçekleştirdikleri 30 ameliyatı yapamayacak ve en iyi ihtimalle bu hastaları Türkiye'ye sevk edecek. Bu hastanelerin arasında Atme Çocuk Hastanesi de var.
Sınır hattında bulunan 200 çadır kentte kalan 160.000'den fazla insan mazotla çalışan kuyular çalışmazsa susuzluk tehlikesiyle karşı karşıya gelecek ve bu durum onları Türkiye tarafına geçmeye zorlayacak. Bunun dışında ekmek fırınları çalışmazsa temel gıda ihtiyacı doğacak ve insanları sınıra yakın yerlere göç etmekten başka çare bırakmayacak. IŞİD'in mazot ikmalinin gerçekleştiği yolları ele geçirmesiyle Halep, Hama, İdlib ve Lazkiye'nin durumdan tamamen etkileneceği, bu bölgelerdeki en az 8 milyon insanın enerjisiz kalma riskiyle karşı karşıya olduğu belirtiliyor.

Ancak tabî, söz konusu 8 milyon insan uluslararası toplumun gözünde insandan sayılmadığı için haber olmuyor ve dünyayı ilgilendirmiyor. Hatta sakalları ya da başörtüleri olduğu için 'IŞİD üyesi' muamelesi görüyor ve fakat Esed ve destekçisi Şii güçleri yetmiyormuş gibi bir de IŞİD hayatlarını tehdit ediyor.

Yeni Şafak

  • Yorumlar 0
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
PANO
KARİKATÜR
Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim