

Suriyeli Kardeşlerimiz İçin Haydin Beyazıt'a!
Suriye Halkıyla Dayanışma Platformu, bugün (17 Şubat Cuma günü) hepimizi Cuma namazı sonrası Suriye'de şehit edilen kardeşlerimiz için gıyabi cenaze namazı kılmaya ve Baas diktatörlüğünün katliamlarını protesto etmeye davet ediyor. Organizasyona birçok İslami kuruluş destek veriyor.
Kenan Alpay'ın konuyla ilgili yazısı:
Suriye Halkının Kardeşleri Beyazıt Meydanı’na
Cuma Namazını yarın hep birlikte Beyazıt Meydanı’nda eda edelim. Suriye Halkıyla Dayanışma Platformu 17 Şubat’ta Cuma namazını Beyazıt Camii’nde kılmak üzere bir çağrı yaptı.
Suriye Halkıyla Dayanışma Platformu’nun çağrısı hem Baas Cuntası tarafından katledilen kardeşlerimiz için gıyabi cenaze namazını hem de namaz sonrası Baas cuntasının cinayetlerini protesto mahiyetinde.
Özgür-Der, İHH, İMKANDER, Mazlumder, Anadolu Platformu, Medeniyet Derneği, Araştırma Kültür Vakfı, Akabe Vakfı, İnsan ve Medeniyet Hareketi, Hikmet Vakfı, Gençlik Der gibi birçok İslami kuruluş destek vereceği Cuma eylemi için yapılan çağrı metninden birkaç vurguyu sizlerle de paylaşmak istiyorum.
"Faşist Baas Diktatörlüğü Yıkılacak, Suriye’de İslami Direniş Kazanacak!" başlığını öne çıkaran Suriye Halkıyla Dayanışma Platformu’nun çağrısı şöyle:
“Yanı başımızda bir halk katlediliyor. Suriye’de vahşetin boyutları tırmanıyor! Suçu ne Suriye halkının? Günahı ne? Suçları adalet ve özgürlük talep etmek! Bu yüzden Esed çetesince kitlesel kıyıma tabi tutuluyorlar. Zulme direnmek suçunun (!) faili Suriyeliler genç yaşlı, kadın erkek demeden vahşice katlediliyorlar. Ama Baas diktasının zulümlerine, katliamlarına rağmen Suriye halkı izzetle direnişini sürdürüyor. Ve tüm dünyaya “vahşete seyirci kalmayın, zulme karşı tavır alın!” çağrısında bulunuyor.
Mazlum Suriye halkı tüm dünyaya ve Müslümanlara soruyor: “Neden yanımızda değilsiniz?”
Bizleri uyarıyor: “Zulme gözlerinizi yummayın, adil olun, insan olun! Yoksa size ateş dokunur!”
Evet, ateş bize de dokunmasın diyorsak, bu sese kulak verelim, kardeşlerimizin feryadını duyalım! Suriyeli kardeşlerimizin kanlarıyla, canlarıyla yükselttikleri çağrıya sessiz kalmayalım! Zulüm, ifsad ve katliam karşısında kardeşlerimizin yanında yer aldığımızı haykıralım!
"Suriye’de şehit edilen kardeşlerimiz için tertip edilecek gıyabi cenaze namazında Müslümanların zaferi için dua edelim, zalim Baas diktatörlüğünü lanetleyelim!”
Ha Baas Cuntası, Ha Siyonist Çete!
Suriye’de 50 yıldır silah zoruyla iktidarda olan Sosyalist Arap milliyetçisi Baas Cuntası Nusayri bir azınlığa dayanıyor. Muhaberat ve Şebbiha örgütleri siyaset ve toplum üzerinde asker ve polis teşkilatından daha etkili.
Baas Cuntası Müslüman Suriye halkına karşı ancak türlü zorbalık ve tuzaklar örgütleyerek iktidara gelebildi ve aynı tarz sayesinde iktidarını sürdürebiliyor. Suriye halkının kendilerine yarım asırdır kan kusturan bir azınlık rejiminden kurtulmak istemesinden daha tabii ve makul ne olabilir?
Hiç kimsenin, hiçbir örgüt veya devletin Suriye halkından zulme karşı direnişini ertelemesini beklemesi doğru değildir. Hizbullah’ın Lübnan direnişi adına, İran’ın Lübnan ve Filistin mücadelesine lojistik destek vermesi adına, Rusya’nın Ortadoğu’daki üslerini muhafaza adına Baas cuntasına sahip çıkması sadece zulmün devamına ve acıların katlanarak artmasına yol açacaktır.
Siyonist işgal ve katliam politikalarına karşı direnmek bir Müslüman için ne anlama geliyorsa Baas cuntasının katliam ve işkence politikalarına karşı direnmek de o anlama gelir. Siyonist işgal çetesi Gazze’ye yönelik ‘Dökme Kurşun” saldırısında kadın-çocuk-erkek ayrımı yapmaksızın 1.200 insanı katletmişti. Baas-Esed çetesi ise on bir ayda içerisinde 8.000 insanı katletti. Baas’ın Siyonist çeteden tek farkı fosfor bombaları yerine havan, tank, roket gibi klasik silahlarla katliam yapıyor olması.
YAZININ DEVAMI İÇİN TIKLAYINIZ...

Ne kadar sığ, kıt, dar ve bağnaz bir yaklaşım bu...
Sanki! Küresel şer güçlerin İran'a saldırmasının önündeki en büyük engel Suriye!..
Kendine hayrı olmayan ve yüzbinlerce Müslümanın kanına giren Baas Faşizminin canı Cehennem'e...
Suriye Kürdistan'ında PKK tarafından vurulan Muhalifler de Müslüman, Humus ve diğer yerleşim birimlerinde Esad'ın çeteleri tarafından acımasızca katledilenler de Müslüman...
Kimse kalkıp İran'ı ve Lübnan Hizbullah'ını koruma refleksinin dışa vurumu olan ayak oyunlarıyla işi başka yere çekmesin...
Komplo teorileri üreterek Suriye direnişini karalama ve karartma operasyonları yürütenler bunun hesabını Allaha veremezler...
İslami İran'ın kutsal devletçi bataklığa sürüklendiği bir vasatta, siyasi gerçekliği Vahyi gerçeklikten üstün görenler, Ümmet, Vahdet ve Kardeşlik maskesi altına gizlenerek bizi daha fazla kandıramayacaklar...
Türkiye'deki Laik Kemalistlerin Mustafa Kemali kutsama ritüellerini görünce şiddetle lanetleyen Rahmetli İmam'ın varisleri, maalesef gelinen noktada aynı kutsama törenlerini İmamın arkasından yapmaya başlamışlarsa gidişatta sorun var demek ki!.....
İslam ümmeti İran ve Lübnan Hizbullahı'ndan ibaret değil...
Ümmet'i mezkur güçten ibaret görüp Suriye meselesiyle ilgili tutum ve tavır belirleyenler yanıldıklarını yakında görecekler...
Suriyeli kardeşlerimizin istikbalini ve istikrarını, sabıkalı senaryo üretme merkezlerine dönüşen odalarda emperyalist-siyonist blokun ajanı olarak etiketleyen Samirilerin insafına terkedecek değiliz...
Bununla birlikte Suriye'li kardeşlerimizin İnkılap ayaklanmasını desteklerken, Amerika ve İsrail'in stratejik hesaplarına da lanet okuyoruz...
Evet! Esadizm'e, F-Esadizm'e ve Sadizm'e hayır!..
Aynı şekilde Emperyalizm'e ve yerel taşeronlarına da hayır!..
Bu arada Amerika'nın ve İsrail'in can dostu Suriye-Baas-Esad diktası çıkarsa hiç şaşırmayın...
Bizden söylemesi!
Dün Beşşar Esad yandaşları ile Suriye'li Muhaliflerin çizgisinde olanlar Lübnan'da karşılıklı çatışmaya girdiler...
İki grubun çatışmasında 2 kişi hayatını kaybederken, onlarca kişi de yaralandı...
Medyaya yansıyan bu haberden sonra şu soru kafamı kurcaladı...
Beşşar Esad'ın Lübnan'daki yandaşları acaba kim?..
Doğrusu Beşşar Esad yandaşlarının kim olduğunu merak ediyorum...
Ümmeti İran ve Lübnan Hizbullah'ından ibaret gören Müslümanlar mı yoksa!..
Her neyse!.. Onu geçelim!..
Bu sabıkalı desteğin ve fanatizme varacak şekilde E-Sadist'liğin, İslami Kimliğin arkasına saklanarak yapılması kanıma dokunuyor...
İran'ın çıkarlarını savunma ve Lübnan Hizbullahı'nın siyasi hesaplarının üstüne yatmanın Ümmet, Vahdet ve Kardeşlik'le bağlantısını kuramıyorum...
Niçin Ümmet denilince İran ve Hizbullah kalıbının dışına çıkanlar afaroz ediliyor...
Esad güçleri tarafından işkence edilerek vahşice katledilen bebekler Ümmetin neresinde?..
Humus sokaklarında parçalanan nesiller İslami Vahdet!in hangi köşesinde?..
Baas güçlerince namusu kirletilen Müslüman kadınların Kardeşlik'le bağı ne?..
Ümmet kavramını Mezhebileştiren, Politize eden, çıkara endeksleyen ve anlamını daraltan kesimler Ümmet'e pusu kuruyorlar...
Vahdet mefhumunun içini boşaltarak Mezhebi çıkarların ve Siyasi hesapların nesnesi kılıp ideolojik enstrümana dönüştürenler Vahdet'i kurşunluyorlar...
Kardeşlik konseptini, Dinleştirilen Mezhebi çizginin kurbanı kılanlar, Vahyi ve Nebevi Kardeşlik'i ağır taramalı kuşatmaya alıyorlar...
İran ve Hizbullah'ın ürettiği Ümmet Baas'ın neyine güveniyor?..
F-Esad'ı niçin bu kadar abartıyoruz Allah aşkına?..
Suriye'nin gücü ve çapı ne ki, ısrarla şişiriliyor...
Haçlı Emperyalizm'ine ve Evrensel Siyonizm'e karşı İslam Ümmetini ve İran'ı Esad ve Baas'mı koruyacak?..
1967 yılında İsrail'e karşı 6 gün dayanamayan 3 Arap ülkesinden biri olan Suriye'yi boşuna bu kadar önemsiyoruz!..
İsrail'in karşısında 2 günlük ömrü olan Suriye realitesi ortadayken, bize ne









