Suriye’den, başörtüsüne

01.05.2011 11:42

Abdurrahman Dilipak

Kürt meselesi hiç gündemden düşmedi son 30 yıldır.. Eskiden de gündemdeydi.

Bir diğer gündemden düşmeyen konu, irtica meselesi. “İrtica ile mücadele, istila ile mücadeleden daha zor ve elzem bir mesele” idi..

Haksızlığa uğratarak, kamu malına zarar vererek ya da olanlardan sorumlu olmayanlara bedel ödeterek bu sorunun çözülemeyeceğini birilerinin anlaması niye bu kadar zaman alıyor bilmiyorum.. Keskin sirke politikalarının küpüne zarar vereceğini birileri ne zaman akledecek onu da bilmiyorum.. Bu herkes için geçerli bir kural. Zor oyunu bozar..

Biliyorsunuz, 7 yıldır, Mazlum-Der’in öncülüğünde, diğer STK’ların da katıldığı bir platformun gözetiminde kesintisiz her hafta İzmit’te başörtüsü için özgürlük eylemleri yapılıyordu. Birileri bu eylemleri görmek istemese de, 7 yıldır kesintisiz yapılageldi.. Bu sorun tamamen çözülene kadar da devam edecek.. Birileri, görmek, göstermek istemese de. Dün bunun için İzmit’te dostlarla bir aradaydık.

BDP Türk modernleşmesini, Kürt modernleşmesi için şablon olarak kullanmaya çalışıyor..

Bu bölge halklarını baskı altında tutmak için birileri her zaman kendine bir şeyler buldular.. Ne yazık ki, bu kirli senaryolar için figüran bulmakta da hiç zorlanmadılar..

Bugün Ortadoğu’da yaşanan olayların arkasında Şerif Hüseyin üzerinden oynanan Arap milliyetçiliği senaryolarının büyük payı var.

Bir asır sonra işte gelinen nokta: Hüsran! Kan ve gözyaşı..

Terörle gelenler, terörle gidiyorlar.. Kanın kanla yıkanmayacağını, kan davası ve kör şiddetin çözüm olmadığını birileri anlayana kadar bu kavga sürecek gibi.

Suriye’de yaşanan olaylar bu süreçte son derece önemli.. Olayın insani ve ahlaki boyutu kadar, uluslararası güç dengeleri açısından da Suriye, bir çok ülkenin çıkarlarının kesiştiği bir noktada bulunuyor.. Bu açıdan Suriye en az Mısır kadar, hatta ondan da daha önemli.

Suriye, sadece ABD ve İngiltere’nin ilgi alanında değil. Bununla da kalmıyor. Rusya da Suriye ile yakından ilgili.

Türkiye zaten geniş bir coğrafi sınıra sahip.

Suriye’deki dengeler Lübnan ve Ürdün’deki siyasi dengeleri de altüst edecek..

Irak açısından Suriye, alternatif bir petrol koridoru..

Diğer çok önemli bir konu, İran-İsrail güç dengesi..

İran’ın Lübnan’daki etki gücü biraz da Suriye ile ilgili..

Suriye Akdeniz’de İran’a limanlarını açan tek ülke..

Suriye üzerinde İsrail ve İran’ın hesapları olduğu gibi, bir Amerikan-Rus rekabeti de var. Aynı şekilde bir İngiliz-Fransız rekabetinden de söz edebiliriz.

Suriye, Fransız inisiyatif bölgesindeki bir ülke.. Suriye’yi Lübnan’daki Fransız lobisi ile birlikte düşünmek gerek. İşin içinde bir Şii-Sünni boyutu da var.

Olaylar bununla da sınırlı değil. Suriye Filistin’de FKÖ’ye yakın. HAMAS ile İhvan sebebi ile arası açık. Suriye’de İhvan’ın yönetime gelmesi ya da Baas rejiminin yıkılması, Filistin’deki dengeleri da altüst edecek.. Suriye rejimi Arap Yarımadası’ndaki bir takım hükümetlerle derin çıkar ilişkileri ve akrabalık ilişkileri kurmuş durumda. Katar’la da böyle bir yakınlıkları söz konusu. Onun için El Cezire olaylar karşısında daha sessiz bir rota izliyor.

Suriye’de görünen hükümeti unutun. Görünen hükümet inisiyatifi kaybetmiş durumda. Suriye derin devleti duruma vaziyet ediyor.. İsrail’in bütün ümidi, bölgeye ABD’yi çekmek. İç savaş çıkar ve bir katliamın ardından kan davası başlarsa rahat edecek.. Yoksa Suriye’deki rejimin çökmesi İsrail’in işine gelmez.. İlk planda bu İsrail’i rahatlatacak gibi gözükse de, hemen arkasından yağmurdan kaçarken doluya tutulan adamın durumuna düşecektir..

İsrail, İran’daki iç sorunları da vesile kabul ederek, bundan sonrası tufan anlayışı ile İran’a saldırabilir.. İsrail ve Suriye derin devleti her türlü çılgınlığı yapmaya hazır gibi gözüküyor. Ve bölgede bulanık suda balık avlamak için, dumanlı havayı seven, “Bir damla kan, bir damla petrol” anlayışına sahip, yangına körükle gitmeye hazır bir sürü güç var..

Unutmayalım ki, Suriye derin devleti, Türk derin devletinin ikiz kardeşidir.. Halkların kardeşliği gibi, halk düşmanları da kardeştir..

Aman dikkat, aceleye getirmeden ama geç de kalmadan, kim ne yapıyorsa, hemen yapmalı. Çünkü gelecek günler, geçen günleri aratabilir. Selam ve dua ile..

YENİ AKİT

  • Yorumlar 0
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
PANO
KARİKATÜR
Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim