1. HABERLER

  2. EYLEM

  3. Suriye’deki Katliama İstanbul’da Protesto
Suriye’deki Katliama İstanbul’da Protesto

Suriye’deki Katliama İstanbul’da Protesto

Özgür-Der mensupları bugün saat 14’te Fatih Postanesi önünde toplanarak Suriye rejiminin halkına karşı uyguladığı baskı ve katliam politikalarını kınayan bir protesto yürüyüşü gerçekleştirdiler.

A+A-

Özgür-Der mensupları çeşitli kuruluş temsilcilerinin ve Suriyelilerin de desteğiyle Fatih'te yolu trafiğe kapatarak bir protesto yürüyüşü düzenlediler. Protestoda Suriye'de akan kanın durması ve diktatörlüğün son bulması çağrısında bulunuldu.

T.C. Başbakanlık ve Dışişleri Bakanlığına Suriye'ye nota verme ve ilişkileri gözden geçirme taleplerinin yer aldığı bir mektubun da gönderildiği eyleme İstanbul'da ikamet eden Suriye kökenliler katılarak destek verdiler.

PROTESTO YÜRÜYÜŞÜ YAPILDI

Fatih Postanesi'nde kortej oluşturan topluluk, buradan sloganlar atarak Saraçhane Parkı'na doğru yürüyüşe geçti. "Baas Diktasına Hayır! Suriye'de Katliama Son!" yazılı Özgür-Der imzalı bir pankartın taşındığı eylemde Arapça-Türkçe-İngilizce "Suriye'de Katliama Hayır!", "Suriyeli Kardeşlerimizin Yanındayız!", "Suriye'de Diktatörlüğe Son!", "Suriyeli Kardeşlerimizin Direnişine Bin Selam!" dövizler taşıyan topluluk sık sık "Suriye Halkı Yalnız Değildir!", "Diktatörler Yenilecek, İslami Direniş Kazanacak!", "Uyan, Diren, Özgürleş!", "Mazlumların Kanı Zalimleri Boğacak!", "Kahrolsun Amerika, Kahrolsun İsrail, Kahrolsun Esed-Baas!", "Zulme Seyirci Kalma, Katliama Karşı Çık!", "İntifada Ateşi Tağutları Yakacak!", "Mazlumlar Tutsak, Ateş Altında; Yaşasın Küresel İntifada!" vb. sloganlar attılar.

Yöneticiliğini Murat Ayar'ın yaptığı eylemde Suriye kökenli Dr. Halid Hoca, Özgür-Der Genel Başkanı Rıdvan Kaya ve gazeteci-yazar Ahmet Varol da birer konuşma yaptılar.

Yazar Nehir Aydın Gökduman'ın Başbakanlık ve Dışişleri Bakanlığına gönderilen mektubu okumasının ardından ilk olarak söz alan Dr. Halid Hoca, başlangıcından bu yana Suriye direnişinde rejimin takındığı tutum sonucunda yaşanan kayıplara dikkat çekti. Sadece dünkü olaylarda yaşanan can kayıplarının şuana kadar edinilen bilgilere göre 112 olarak kaydedildiğini belirten Hoca, Suriye rejiminin halkına karşı katliam politikaları icra ettiğini söyledi.

Olağanüstü Hal Kalktı Ama Tehditler Sürüyor!

Olaylar öncesi Esed'in yabancı bir gazeteye verdiği demeçte Suriye halkının reformlara hazır olmadığını belirttiğine dikkat çeken Hoca, haftalardır istikrarlı bir şekilde sokağa dökülüp reform talebinde bulunan halk ayaklanmasının Esed'i yalanladığını ancak rejimin halkın sesine kulak vermek yerine dozajı giderek artan baskı ve şiddet politikalarına yer verdiğini söyledi.

Bu bağlamda dünkü olağanüstü halin kaldırılışı kararına atıfta bulunan Hoca, bu kararın göstermelik olduğu üzerinde durarak rejimin direnen halka dönük tehditlerinin sürdüğünü ifade etti.

Öncelikle Bürokratik Yapı Militarizmden Arındırılmalıdır!

Son olarak Suriye'de olayları asıl çıkmaza sokan olgunun sistemin derinliklerine kök salmış istihbarat olduğuna dikkat çeken Hoca, Suriye istihbaratının bir militarist vesayet türü olarak halkın yaşamanın her alanını hakimiyeti altına aldığını belirterek öncelikle bürokratik yapıya kök salan bu olgunun giderilmesinin elzemiyetini vurguladı.

Suriye Rejimi Yeni Hamalara Hazırlanıyor!

Suriye rejiminin halkına karşı takındığı şiddet politikasına dikkat çeken Rıdvan Kaya ise konuşmasında rejimin izlediği politikalarla adeta yeni Hamaların provasına soyunduğunu söyledi.

Rejimin direnişi boşa çıkarmak için başvurduğu taktiklerden biri olarak olayları dışarıdan planlandığı iddia eden açıklama tarzına dikkat çeken Kaya, bunun bir aldatmaca olduğu, Suriye'de direniş sancağını dalgalandıran halkın Müslüman olduğunu ve ABD-İsrail ile irtibatlandırılamayacağını ifade etti. Kaya, zalim-baskıcı rejimlerin dış parmak vurgusunu bir manipülasyon aracı olarak kullandıklarını ve böylece halklarına karşı giriştikleri katliamları meşrulaştırmak istediklerini söyledi.

Asıl Baas rejiminin ABD-İsrail karşıtı politikasının göreceli olduğunun söylenebileceğini belirten Kaya, halkına zulmeden bir rejimin antiemperyalistlik iddiasının tutarlı olamayacağını kaydetti.

Direniş Örgütlerini Barındırması Baas Diktatörlüğünü Meşrulaştırmaz!

Baas diktatörlüğünün Filistin ve Lübnan kökenli direniş gruplarına verdiği kısmi desteğin tek başına bir meşruiyet ölçüsü olamayacağına dikkat çeken Kaya, Suriye rejiminin bu tutumunun kendi halkına karşı giriştiği katliamları örtemeyeceğini söyledi.

Hükümet Suriye Devleti Üzerinde Bir Etkisi Varsa Bunu İspatlasın!

Ayrıca hükümetin son zamanlarda Suriye devleti ile ilan ettikleri yakınlaşma üzerinde de duran Rıdvan Kaya, bu yakınlaşmanın hükümete mevcut süreçte sorumluluklar yüklediğini ve dolayısıyla eğer gerçekten etkisi varsa Suriye devletinin halkına karşı giriştiği katliamların kabul edilemezliği yönünde ültimatom vermesi, Esed yönetiminin tavrını devam ettirmesi halinde ilişkileri gözden geçirmesi gerektiğini söyledi. Bunu bir talep olarak ortaya koyan Kaya, ayrıca hükümetin bunu salt diplomatik planda değil, Türkiye ve Ortadoğu halklarına açıktan deklare etmesinin önemini vurguladı.

İran da Tutumunu Gözden Geçirsin!

Son olarak söz alan Ahmet Varol yaptığı konuşmada Suriye intifadasının Ortadoğu'daki intifadaların bir halkası niteliğinde olduğunu belirterek olayları dış parmakla açıklayanların İslami direnişi lekelemeye haklarının olmadığını söyledi.

Bu meyanda İran'ın tutumuna dikkat çeken Varol, söz konusu ülkenin Mısır ve Tunus'ta yaşananları devrim olarak gördüğünü ve süreci desteklediğini ancak Suriye'deki olayları ise fitne olarak nitelemekle İslam dünyasında imaj kaybına uğradığını söyledi. Varol, İran'ın bu tutumuna son vermesi çağrısında bulundu.

Eylem, Suriye kökenli katılımcıların Arapça sloganlarıyla sona erdi.   

HAKSÖZ-HABER

Foto: Sabiha Çimen

Başbakanlık ile Dışişleri Bakanlığına gönderilen mektup:

 

 

Suriye-Baas Rejiminin İşlediği İnsanlık Suçları Karşısında Sessiz ve Pasif Kalamazsınız!

23 Nisan 2011

Tüm Ortadoğu'da olduğu gibi komşumuz Suriye de son günlerde artan bir hareketliliğe sahne olmakta. Halkın kitleler halinde yükselttiği taleplerine karşılık, devletin giderek şiddet politikasına ivme kazandırdığı gözleniyor. Bizler bir müddettir bu ülkede yaşanan gelişmeleri endişe ve üzüntüyle izliyoruz. Bir ay önce Deraa'da başlayıp rejimin şiddet uygulaması neticesinde tüm ülkeye yayılan protestolar karşısında Suriye rejimin sergilediği baskıcı, zalim tutum bir yandan kardeş Suriye halkının nasıl koyu bir despotizm altında bulunduğunu ortaya koyarken, aynı zamanda Esad yönetiminin uzun bir zamandır yüzüne geçirdiği insancıllık, sevecenlik maskesini de düşürmüştür.

 

Ortadoğu halklarının adalet ve özgürlük talepleriyle harekete geçmesi karşısında önce reformların gerekliliğinden söz eden ve bir anlamda özeleştiri yapar gibi bir tavır sergileyen Beşşar Esad rejimi adalet ve özgürlük taleplerinin Suriye meydanlarında da dillendirilmesi üzerine tüm sevecen görüntüsünden sıyrılmış ve şiddet politikalarını devreye sokmuştur.

 

Bilhassa Cuma günleri ülkenin muhtelif şehirlerinde düzenlenen protesto eylemleri resmi ve para-militer rejim güçlerince vahşi bastırılmaya çalışılmakta, insanlar katledilmekte ve işkencenin sıradanlaştığı cezaevlerine tıkılmaktadırlar. Suriye'de yaşananları dünyaya net biçimde duyurmak kolay olmamakta, uluslar arası medya engellenmekte, ülke genelinde yoğun bir karartma ve sansür politikası izlenmektedir. Buna rağmen ülkede yaşanan vahşetin, iletişim imkanlarının çoğalması sayesinde dünyaya duyurulabilmesinin önüne geçilememektedir. Tablo korkunçtur; insanlık adına utanç verici ve Müslümanlar açısından yaralayıcıdır.

 

Ne yazık ki, halkının özgürlük ve adalet taleplerine karşı Suriye devletinin izlediği şiddet politikası bu ülkede daha çok kan döküleceğini, masumların katledilmeye devam edeceğini, pek çok insanın asılsız suçlamalarla hapislerde çürütüleceğini düşündürtmektedir.

 

Bu noktada son yıllarda Suriye yönetimi ile iyi ilişkiler kurmuş bir ülke olarak Türkiye Cumhuriyeti hükümetini, Suriye devletinin sergilediği baskı ve şiddet politikalarına karşı daha duyarlı davranmaya davet ediyoruz. Son yıllarda ivme kazanan ikili ilişkilerin Türkiye hükümetine hem söz hakkı doğurduğunu, hem de sorumluluk yüklediğini düşünüyoruz.

 

Bizler Suriye halkının kardeşleri olarak, Baas rejiminin mazlum ve mustezaf Suriye halkına reva gördüğü zalimane suçlara hiç kimsenin, hiçbir gerekçeyle göz yumamayacağını düşünüyor; sizden Esad rejimini baskı ve zulüm politikalarına son vermesi yönünde güçlü bir tarzda uyarmanızı bekliyoruz. Esad rejiminin bu tür uyarılara kulak tıkaması ve halkına şiddet uygulamaya devam etmesi durumunda Suriye yönetimi ile her türlü ilişkiyi askıya almanızı talep ediyoruz.  

 

Özgür-Der

 

HABERE YORUM KAT

6 Yorum