1. YAZARLAR

  2. Ahmet Taşgetiren

  3. Suriye'de İran nereye?
Ahmet Taşgetiren

Ahmet Taşgetiren

Yazarın Tüm Yazıları >

Suriye'de İran nereye?

A+A-

1979-2013. Tam 34 yıl. İran devriminden bu yana geçen zaman bu. Acaba Tahran yönetimi, bu 34 yıl içinde nereden nereye geldiğine baktı mı hiç? İslam dünyasındaki karşılığına? Kendi iç yapısına?

Bir ara "Devrim ihracı" vardı gündemde, muhtemel ki, İslam dünyasındaki sempati akını cesaret vermişti buna. Ve muhtemel ki, devrimin öncüleri, bu hamlenin, mezhep ayrımlarını öteleyecek bir heyecan oluşturabileceğini ümit etmişlerdi.

Bilen bilir, İslami muhitlerde yer yer kuşkular olmasına rağmen, bir "İran fırtınası" da esiyordu.

Birçok arkadaşımız, "devrim aşkına" birçok temel İslami meselede Şia eksenli savrulmalar içine bile girmişti. Bu dönem hadislerin, sahabenin yoğun biçimde tartışıldığı bir dönemdir.

1994 İran ziyaretimde, bir Kum-Tahran yolculuğunda bizzat tanık oldum, Mardinli bir "molla adayı", Şiileşmekten, anne babasını Şiileştirmekten büyük mutluluk duyuyor, Türkiye'nin tamamı Şiileşirse, mutluluktan uçacağını bildiriyordu.

Uzatmayayım: İran'a sorum şu:

-Şu anda İslam dünyasında İran'ın karşılığı nedir? İslam devrimi diye bir iddiadan heyecan duyan herhangi bir Müslüman genç var mıdır?

Hatta daha ileri gideyim:

-Bizatihi İran'ın içinde, iktidar kavgalarının yol açtığı iklimde İslam devrimi heyecanı kalmış mıdır? Kaç evladının kanını akıttı devrim?

Hizbullah'a bakalım:

Dün, Hakan Albayrak'ın Star'daki yazısı, aslında İran'ın ve Hizbullah'ın İslam dünyasındaki karşılığına ilişkin çok çarpıcı bir duygu fırtınası niteliğindeydi.

Esed'in arkasına dizilmiş bir İslam devrimi (!) kadrosu.

Bundan daha dramatik bir karikatür olabilir mi?

Banyas'taki çocukların kanına bulanmış bir Nasrallah!

Allah Allah!

Nereye gidiyor İran, Hizbullah? Esed'in akıbeti ile buluşmak onu nereye götürecek?

"İslam devrimi" iddiasını götürüp bir kanlı katilin peşine takmak, sadece adı bile kalmış olsa, bizatihi o devrime ihanet değil midir?

Ne yapacaksınız bölgede bir Şii coğrafyası oluşturunca?

Sürekli savaş halini mi sürdüreceksiniz?

Bu sabah "Hacda, Kabe'de, Arafat'ta ne olacak" sorusu geçti içimden.

Baba'dan oğula, Hama'dan Banyas'a, Esed'lerin bütün günahına kefalet eden bir İran ve Hizbullah.

Allah, Allah!

İran diplomasisi bu mu?

Tahran'a göre Esed kalacak mı Suriye'nin başında?

Benim bildiğim İran diplomasisi oldukça zekidir. Peki Esed'e oynayan bir stratejide zeka var mıdır?

Bölgede, en zor zamanlarda kendisine yönelik uluslararası hamlelerde -ki şu anda Esed'in arkasında yan yana durduğu Rusya bile nükleer pazarlıklarda karşı taraftaydı- önüne gerilen Türkiye'yi kaybetmek akıllıca bir strateji midir?

Irak'ta Maliki'ye göz yumarak yapılan yemleme, Suriye'de, ABD tarafından sergilenen irade zaafı gibi bir tutumla Esed'li bir son mümkünmüş gibi ateşin içine çekilme, Hizbullah'ı da ateşin içine sürmek ve Banyas gibi Srebrenitsa'yı hatırlatan ve tüm İslam dünyasının yüreğini kanatan bir katliamın tarafı haline gelerek İslam dünyasından kopmak... Akıl işi midir?

El Cezire bir anket yapmış. 623 bin kişi katılmış ankete. Soru şu: "Hizbullah'ın İslam ve Arap dünyası açısından düşman haline geldiğine inanıyor musunuz?"

"Evet" diyenlerin oranı yüzde 72.8, "Hayır" diyenlerin oranı yüzde 27.2.

Bu soru İran için sorulsa Tahran emin olsun ki "Hayır"lar çok daha az çıkardı. Çünkü Hizbullah, İsrail'e karşı durmanın itibarını yiyor hâlâ.

Özet: İran Suriye'de intiharı oynuyor.

BUGÜN

YAZIYA YORUM KAT