1. YAZARLAR

  2. Osman Atalay

  3. Suriye’de ateşkes oyalaması
Osman Atalay

Osman Atalay

Yazarın Tüm Yazıları >

Suriye’de ateşkes oyalaması

A+A-

Suriye’de cumartesi yürürlüğe giren kısmi ve geçici ateşkes niteliğindeki çatışmaların sonlandırılması anlaşmasını ihlal eden Rus savaş uçakları, ılımlı muhaliflerin kontrolündeki Kafr Hamra, Asya ve Kabir İngiliz, Kaptan Cebel, Anadan ilçesi ile Halep-Azez yolunu bombaladı.

Rus savaş uçaklarının Halep’in batısında Cemiyet el-Hadi köyüne düzenlediği hava saldırısı sonucu en az 10 sivil hayatını kaybetti. Rusların saldırısında yerleşim yerlerinde büyük hasarlar meydana geldi.

Rus savaş uçakları Hama’nın güneyindeki Harbenefsi köyüne 8 saldırıda bulundu. Köye misket bombasıyla gerçekleşen saldırının devamında rejim güçleri de bölgeyi ele geçirmek için saldırılarda bulundu. Yerel kaynaklar, bölgeye DAEŞ bahanesi ile saldırıldığını fakat söz konusu yerleşimlerde DAEŞ unsuru bulunmadığını ifade etti.

Suriye İnsan Hakları Ağı (SNHR), rejim tarafının geçen gün yürürlüğe giren kısmi ve geçici ateşkes niteliğindeki çatışmaların sonlandırılması anlaşmasını 14 kez ihlal ettiğini, ihlal sonucu 15 kişinin hayatını kaybettiğini duyurdu. SNHR’den anlaşma ihlaline ilişkin yayınlanan raporda, ABD-Rusya ortak komitesinden en kısa zamanda bu ihlaller hakkında soruşturma başlatmasını istedi.

Fransa Cumhurbaşkanı Hollande, Almanya Başbakanı Merkel, İngiltere Başbakanı Cameron da ABD Başkanı Obama ile telefonla görüşerek, “Rusya’nın ve Suriye rejiminin ılımlı muhaliflere ve sivil halka yönelik hava saldırılarını sona erdirmeleri konusunu yakından takip edeceklerini” bildirmişti. 

Rusya’nın ateşkesi ihlal etmesinin ardından bu liderlerin nasıl tepki verecekleri merak konusudur.

Rusya ve Esed’in en büyük hedefi Halep ve İdlip şehirlerini ele geçirmektir.

Halep ve Azez hattını kesen rejim bu kez 1,5 milyon nüfuslu İdlip’i hedefine koymuş görülüyor.

Rusya ve Esed, ateşkes kararındaki boşluklardan yararlanıp cumartesi gününden beri El Nusra adı altında muhaliflere yoğun saldırı başlatmış bulunuyor.

Bu durum, ateşkes ve Cenevre’deki süreci sıkıntıya sokarken Türkiye’ye dönük büyük bir göç dalgasını da tetikleyecektir.

Cenevre barış görüşmeleri oyunundan sonra şimdi de ateşkes oyunlarına şahit olmaktayız.

Suriye’de Mart 2011’den bu yana devam eden iç savaşta ilk sözde ateşkes adımı ABD ve Rusya tarafından Münih’te atıldı.

Sözde ateşkes, Nusra Cephesi ve DAEŞ terör örgütünü kapsamıyor.

Geçtiğimiz eylül ayından bu yana Rus uçakları tarafından “Nusra ve DAEŞ” bahanesiyle bombalanan muhalifler, ateşkesin bir işlevinin olmadığını ve Rusya’nın Nusra Cephesi’ni öne sürüp, kendilerini bombalayacağına devam edeceğini belirtmişlerdi ve haklı da çıktılar.

Suriye’de aslında kimsenin samimi olarak ateşkes isteği yok, çıkarlar doğrultusunda bir Suriye üzerinde mutabakat savaşı var.

SURİYE BÖLÜNECEK İDDİASI

ABD Dışişleri Bakanı John Kerry ise, ateşkesin işe yaramaması durumunda bir B planlarının olduğunu ve Suriye’nin bölünebileceğini öne sürerek aslında Suriye’nin yönetilebilir bir şekilde bölünmesini anlatıyor.

12 Eylül 2012’de Libya’daki ABD Büyükelçisi Christopher Stevens’in saldırıda öldürülmesinin ardından ABD defalarca Suriye’de radikal ve siyasal İslamcılara güvenmeyeceğini deklare etmişti.

Suriye’deki politikasını köklü bir şekilde değiştiren ABD, Beşşar Esed sonrası Suriye yönetimine ABD ve İsrail karşıtı grupların hâkim olmaması için elinden geleni yapıyor.

ABD bu kapsamda, ısrarla ve inatla PYD’yi destekliyor.

Rusya ve İran’ın da ABD’nin bu planına sıcak bakmakta olduğu gün gibi aşikardır.

Uluslararası kaynaklara göre, Gordon Planı’nın sonunda Suriye, kuzeyde PYD güdümlü bir Kürt devleti, ılımlı-seküler muhaliflerin kısmen temsil edildiği sahil hattını, Hama, Humus, Halep ve Şam’ı da kapsayan Esed devleti ve Suriye’de çöl bölgelerine hapsedilmiş bir DAEŞ bölgesi olarak da bölünecek.

Bu plan sadece Suriye’yi bölmüş olmayacak aynı zamanda Türkiye’nin Arap coğrafyasıyla bağını da koparmış olacak.

ABD merkezli düşünce kuruluşu Rand Corporation’ın (RC) hazırladığı “Suriye İçin Barış Planı”nda da Suriye’ye yönelik bölünme senaryoları hazırlandı.

RC, Suriye’de üç bölge oluşturulması gerektiğini belirtiyor. Bölgelerden ilki rejim tarafından kontrol edilen, Şam’ın güney banliyölerinden, Humus, Tartus ve Banyas’ı içine alıp ve Lazkiye ile Türkiye sınırına uzanan bölge.

İkincisi Kürt Bölgesi; bu bölge Halep’in doğusundan Haseke ve Kamışlı’ya dek uzanan ülkenin halen Kürt kontrolü altındaki kuzey şeridini içeriyor.

Üçüncü bölge muhalefet güçleri tarafından kontrol edilen iki alanı içeriyor. Bu iki alandan birincisi ülkenin güneybatısındaki Deraa civarı, ikincisi ise İdlib merkezli alan. Halep ve Hama ise rejim ile muhalefet arasında paylaşılıyor. Ayrıca rejim, Halep’e doğru uzanan lojistik bir hatta sahip oluyor.

Dördüncü bölge ise şu an itibariyle DAEŞ kontrolü altında. Yerleşim olmayan geniş bir bölge burası ve buranın ana yerleşim bölgeleri Fırat vadisindeki Deyr-i Zor ve Rakka ile ülkenin merkezinde yer alan Palmira kenti. Dördüncü bölge DAEŞ bölgeden atıldığında DAEŞ ile savaşan uluslararası koalisyonun denetimine bırakılacak.

2012 yılında ABD’nin Mısır ve Suriye’nin geleceğini İslamcılara teslim etmeme planı çerçevesinde Suriye’nin bugün üçe bölünme düşleri hiç de şaşırtıcı değil.

YENİ AKİT

YAZIYA YORUM KAT