1. YAZARLAR

  2. Osman Atalay

  3. Suriye, Ruanda-Bosna soykırımını yaşıyor
Osman Atalay

Osman Atalay

Yazarın Tüm Yazıları >

Suriye, Ruanda-Bosna soykırımını yaşıyor

A+A-

Suriye’de son 4 ay içerisinde Hula katliamından sonra geçtiğimiz hafta Hama’nın Tireymse kasabasında 267 kişi daha katledildi. Boğazları kesilerek ve yakılarak öldürülen bu insanlar bize 1994 Ruanda ve 1995 Bosna’da yaşanan soykırımı hatırlatıyor.

Ruanda da 1994 yıllarında 4 ay süren iç savaşta 800 bin Tutsi kabilesine mensup insan Hutu kabilesince çocuk, kadın genç ihtiyar ayrımı yapılmaksızın soykırıma tabi tutulmuş idi. Ruanda soykırımını batı dünyası özellikle ABD ve Fransa sadece izlemekle yetinmiş idi. Kofi Annan, Ruanda soykırımı gerçekleştiğinde BM genel sekreteri idi. Fransa eski cumhurbaşkanı François Mitterrand; o ülkelerde bir soykırım yaşanması o kadar da önemli bir şey değil açıklamasını yapmıştı.

Bosna’da 1992-95 yıllarında Sırplar, Boşnak şehirlerini ağır silahlarla bombardımana tabi tutarak yüzbinlerce Bosnalı’yı işkence hapis ve göçe zorlayarak adeta soykırıma tabi tuttular. Srebrenitsa şehrinde Hollandalı askerlerin denetimindeki kasabada 8372 insan katledildiğinde BM genel sekreteri Kofi Annan sadece üzüntülerini sunuyordu.

Yıllar sonra Ruanda ve Bosna katliamları Uluslararası insan hakları kurumlarınca soykırım olarak tanımlandı ve sorumluları adalet önüne çıkarıldı.

Suriye’de 17 aydır hükümete bağlı üniformalı ve sivil şebbiha güçlerince şehir ve kasabalar bombalanıyor, insanlar gözaltına alınıyor, öldürülüyor yargısız infaz yapılıyor. Ölü sayısı 16 bin, kayıp 70 bin, gözaltında 300 bin insandan bahsediliyor. 250 bin insan ülkesini terk etmiş durumda. BM ve İnsan hakları gözlemcileri Suriye’ye bir türlü giremiyor. BM ve Arap birliği temsilcisi Kofi Annan ise Hama’daki son katliama dair sadece şoke oldum açıklaması yapıyor.

Suriye’de bu aşamadan sonra en büyük tehlike köşeye sıkışan Baas rejimi kimyasal silahları sinir gazlarını halka kullanma olasılığıdır. Suriye’nin eski petrol bakan yardımcısı Hüsameddin, ekonominin gittikçe kötüleştiğini ve rejimin çökme noktasına geldiğini bundan dolayı Baas’ın özellikle doğu bölgelerindeki doğalgaz tesisleri ile petrol yatakları, rafineleri ve elektrik santrallerini imha edebileceğini açıkladı. Dün Ruanda ve Bosna katliamlarına seyirci kalan batı ve İslam dünyası bugün benzeri bir tehlike trajedi karşısında adeta çaresiz durumdadır.

Suriye’de 16 aydır yaşananları ne yazık ki bugün katliam olarak niteliyoruz, birkaç yıl sonra Suriye topraklarına girdiğimizde bu yaşananları soykırım olarak değerlendirmek zorunda kalacağız işin en acı yanı da bu. Dünya kamuoyu 16 bin ölüden bahsediyor sadece oysa Suriye’de en kötü durum 300 bin insanın hapishanelerdeki akıbetinin belirsiz olmasıdır.

1982 Hama katliamında 40 bin insan ölmüş ve 20 bin insanın hala kemiklerine ulaşılamamıştır. 1982 Hama katliamının baş sorumlusu Beşşar’ın amcası, Rıfat Esad bu gün İngiltere’de çok rahat bir hayat sürmektedir. Beşşar, amcası gibi insanları katletmeye devam ediyor. Suriye’de bugün katliam olarak yaptığımız tanımlama yanlış bir tanımlamadır. Suriye’de cereyan eden hadise açıkça bir soykırımdır. Ruanda ve Bosna’da yaşanan soykırımın benzeri yaşanmaktadır. Bu soykırıma seyirci kalan ABD, İngiliz, Çin ve Rus emperyalizmi bir kez daha gerçek yüzünü göstermiştir.

YENİ AKİT 

YAZIYA YORUM KAT