1. HABERLER

  2. ARAŞTIRMA - DOSYA

  3. Suriye Rejiminin Paralı Savaşçıları: Esed’in Afgan Askerleri
Suriye Rejiminin Paralı Savaşçıları: Esed’in Afgan Askerleri

Suriye Rejiminin Paralı Savaşçıları: Esed’in Afgan Askerleri

Suriye diktatörü Beşar Esed güç kaybettikçe paralı akerlere yönelmek durumunda kalyor. Bunların arasında Afganlılar ise ilk sırada geliyorlar. Halep’te direnişçileirn esir aldığı Murat bunlardan biri.

A+A-

Onun savaşı çok kısa sürdü. Afgan bir çiftçi olan Murad’ın Halep’te geçirdiği 2. günün sabahıydı. Ölümüne savunmaları için İranlı bir subaydan aldıkları emri yerine getirmek için bukunduğu binanın 2. katındaydı.

Buralara nasıl gelmişti? Tek isteği İran’da ikamet izniydi. Fakat kendisini bir anda Suriye savaşının ortasında bulmuştu. Etrafında ne olup bittiğinin bile farkında değilken, birden büyük bir patlama sesiyle irkildi. O anda aklına sadece kızı gelmiş ve boğulacağını zannetmişti.

Birileri gelip kendisini çıkardığında o hala ağlıyordu. Kendisini oracıkta öldüreceklerini sandığı direnişçiler ellerini bağlayıp karagaha götürdüler. Bir parça Farsça bilen birisi kendisine korkmamasını tenbihledi.

Aradan 7 ay geçmişti ve Murad bir başka Afgan esirle birlikte Şam Cephesi’nin cezaevi olarak kullandığı bir yerde tutulmakta. Esirler arasında İranlı ve Pakistanlıların da bulunduğu söyleniyor.

Sadece Halep’te değili Hama, Dera gibi şehirlerde de Afganların savaştığı biliniyor ve bunların büyük çoğunluğu da Afganistan’ın en yoksul etnik Şii topluluğu olan Hazara kökenli.

Esed rejimi güç kaybettikçe bu tür paralı askereler daha çok muhtaç duruma düşüyor. Başından itibaren Esed rejiminin aşmakta zorlandığı en büyük düşman: Suriye demografisi.

Bu zorluğu aşabilmek için 2012’de Lübnan Hizbullah’ı devreye sokuldu. Ardından İran’dan, Yemen’den, Pakistan’dan gelen Şiiler dahil edildiler. Hizbullah bu süreçte Kusayr’da olduğu gibi ağır darbeler aldı. Çoğu kez kayıplarını “trafik kazası” diye kayda geçirdi.

Iraklıların çoğu ülkelerine dönmek durumunda kaldılar. Hazaralar ise hala buradalar. Sadece Halep ve Dera’da 700’den fazla Hazara’nın öldürüldüğü söyleniyor. Ve bunların çoğu diğerlerinden farklı olarak kendi iradeleryiyle burada değiller.

Şu anda Halep cezaevinde tutulan 45 yaşındaki Murad Ali Hamidi Afganistan’ın kuzeyindeki Çaharzad Han adlı köyde çiftçilik yapan birsiymiş. Küçük bir arazisi varmış fakat köyde ne elektirik, ne de okul bulunuyormuş. Resmi olmayan yollardan İran’a çalışmak amacıyla gitmiş. Ve burada 2013 Eylülü’nde tutuklanmış. Kendisini uyuşturucu satıcılığı ile suçladıklarını ama bunun iftira olduğunu söylüyor. 15 gün boyunca elektirik kablosuyla dövmüşler. Sırtında söndürdükleri sigaranın izi söylediklerinin doğruluğunun bir kanıtı gibi. İranlıların ırkçı olduklarını, Afganlardan nefret ettiklerini söylüyor.

Altı yıl hapis cezasına çarptırılmış. Tahran’daki ünlü Evin cezaevinde geçirdiği 1 yılın sonunda bir gün bir Pasdar kendisini ziyarete gelmiş.

Kendisine kalan 5 yıl hapis cezasını bu ceaevinde geçirmek isteyip istemediğini sormuş.

Murad hayır demiş ve yetkilinin demesine bakılırsa iki aylığına ve basit görevler yapmak üzere Suriye’ye gönderilmeyi kabul etmiş. Ayrıca aynı kişi kendisine döndüğünde ikamet izni verileceğini de vaad etmiş. Diğer Afgan esir de iki aylık görev yapmak üzere buraya gönderildiklerini ve aylık 700 dolar maaş vaad edildiğini söylüyor.

Murad ile birlikte tutulan Said Ahmed Hüseyin adlı esir de aynı şeyleri yaşamış. Kuzey Tahran’daki bir inşaatta çalışırken, baskına uğradıklarını ve kendisi gibi tümü Hazara kökenli, 150 kaçak işçiye benzeri teklifte bulunulduğunu aktarıyor.

Cezaevinden çıkartıldıktan sonra Tahran’da silah eğitimi gördüklerini ve Suriye’de teröristlerle savaşmaya gönderildiklerini söylüyor. Tahran’daki İmam Humeyni Havaalanında tümü sivil kıyafetler içindeki insanlarla Şam’a uçtuklarını ifade ediyor. Yolcuların arasında çok sayıda aile bulunduğunu, bu uçağın savaşçılardan oluştuğunu tahmin etmenin imkansız olduğunu da ekliyor.

Şam’da 2 İranlı görevli kendilerini karşılamış ve önce Lazkiye’ye götürülmüşler, ardından Halep yakınlarındaki bir askeri üsse getirilmişler. Kendisi burada 10 gün kalmış.

Bir akşam üniforma ve silah dağıtımından sonra 300 Afgan kökenli kişi ile birlikte bir yerde toplanmışlar. Uzunca bir süre yürüdükten sonra çok katlı bir binaya gelmişler. Burada görevliler bu binanın korunması gerektiğini söylemiş. Ölümüne teröristlerle savşmaları gerektiğini, sağ yakalanırlarsa kellelerinin kesileceğini söylemişler. Ve arka arkaya defalarca sakın teslim olmayın diye vurgulamışlar.

Direnişçi komutanlardan ikisi bize Afgan savaşçıların makine gibi olduklarını çok hızlı hareket ettiklerini ve iyi savaştıklarını ama karagahla irtibatları koptuğunda ise paniğe kapıldıklarını anlatıyor.

Artık binayı koruyamayacakları belli olmasına rağmen Afgan savaşçıların teslim olmayı reddettikleri bunun üzerine binayı bütünüyle havaya uçurumaya mecbur kaldıklarını söylüyor. Bu patlama esnasında sadece Murad ve Said yıkıntılar arasında canlı kalmayı başarmışlar.

Şu anda tutuldukları cezaevi belki de dünyanın en tehlikeli cezaevi çünkü sürekli varil bombası tehdidi altında. Doğu Halep’te rejim askeri başarısızlığa uğradıkça varil bombası yağdırmayı hızlandırmış. 3 Mayıs’ta röportaj için belirlenen bölgeye gittiğimizde varil bombalarının patlama sesi kulaklarımızı deliyordu sanki. Buna rağmen Halepliler çok sakin görünüyorlar, koşuşturmuyorlardı. Sanki acele etmeye gerek yokmuş gibi bir hava vardı. Çünkü Halep’te ölüm adeta hızlı bir biçimde hedefini buluyor zaten.

Murad şu anda karamsarlık içinde. Direnişçiler pazarlıkla kendilerini teslim etmeyi düşünüyorlar, oysa o Suriye ordusuna teslim edilmekten de korkuyor. Tek isteği bir zamanlar yoksulluktan ötürü kaçtığı Afganistan’a evine dönebilmek.

Ne varki Afgan hükümeti de Suriye’de kaybolan binlerce vatandaşı ile pek ilgili görünmüyor.

Esir takası müzakerelerini yürüten Şeyh Abdulkadir Falas Suriyeli yetkililerin daha önce Hizbullah ve İranlı askerlerin takası noktasında çok istekli olduklarını ama Afganlıları hiç umursamadıklarını söylüyor. Kızılhaç da bir şey yapamamış ve muhtemelen bu 2 Afganlı esir savaşın soınuna dek direnişçilerin elinde kalacak gibi.

Ayrıca 6 Afgan esirle ilgili olarak da pazarlık yürütmekte olan Halepli bir komutan, telefonda temas kurduğu ünlü Suriyeli komutan, kaplan kalaplı, Süheyl Hassan’ın “Onlara istediğinizi yapabilirsiniz. Hepsini öldürebilirsiniz. Bunlar paralı askerler. Size onlar gibi daha binlercesini gönderebiliriz” dedidiğini söylüyor.

Christoph Reuter, HAKSÖZ HABER için Spiegel’den kısaltarak çev. Hasan Soylu

HABERE YORUM KAT

1 Yorum