Suriye 'iç meselemiz' midir?

11.08.2011 00:39

Şahin Alpay

Suriye'deki Beşar Esad diktatörlüğü, Arap Baharı'nın bir halkası olarak geçen mart ayında patlak veren, baskı ve zulme karşı halk ayaklanmasını bastırmak için giderek artan bir şiddetle kan döküyor.

Uluslararası topluluktan zulme karşı tepki gittikçe büyüyor. Arap Birliği ve Rusya bile seslerini yükseltmeye başladı.

Suriye'de yaşananların en yakından Türkiye'yi ilgilendirdiği muhakkak. İlginin hem insani, hem stratejik boyutları var. AKP hükümetinin dirayetle izlediği "komşularla sıfır problem," yani ikili sorunları diyalogla ve karşılıklı ekonomik bağımlılığı arttırarak çözme politikası sayesinde, 1998'de savaşın eşiğinden döndüğümüz Suriye ile giderek yakın siyasi ve iktisadi ilişkiler kurduk. Arap Baharı'nı yaşayan bütün ülkelerde olduğu gibi, Suriye'deki özgürlük ve demokrasi arayışında da, Türkiye ile yakınlaşmanın etkisi var.

Güney komşumuzun reform yaparak temsili bir yönetime kavuşmasında, bütün dünyanın ama öncelikle Türkiye'nin çıkarı var. Bunun için Ankara, Arap Baharı'nı yaşayan bütün ülkelerde olduğu gibi Suriye'de de, zamanı gelen reformları teşvik çabasında. Bu bağlamda son olarak Dışişleri Bakanı Davutoğlu, geçen salı günü Şam'a gitti ve anlaşılan bazı telkinlerine cevap buldu.

Ziyaretin öncesinde Başbakan Erdoğan, "Suriye meselesi bizim bir iç meselemizdir. Çünkü bizim Suriye ile 850 km. sınırımız, akrabalık, tarih, kültür bağlarımız var... Oradaki sesleri duyuyoruz ve gereğini yapmak zorundayız. Bugüne kadar söylenenler yerini bulur mu diye çok sabrettik. Artık burada da sabrın son anlarına geldik..." şeklinde konuştu. CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu'nun yönelttiği eleştiriler üzerine de şunları söyledi: "Suriye'de akrabalık ilişkilerimizin de olduğu birçok kardeşimiz var. Orada Türkmen kardeşlerimiz de var. Orası aynı zamanda bizim eski bakiyemiz olan bir toprak. Onun için orayı iç işlerimiz olarak görebiliriz. Bu kardeşlerimizin hak ve hukukunu korumak için ne gerekiyorsa yapacağız."

Başbakan'ın bu sözleri üzerine ne söylenebilir? Şunlar: Suriye'deki zulme karşı çıkmak, Esad diktatörlüğünün ileri sürdüğü gibi, Suriye'nin "içişlerine karışmak" değildir. Herhangi bir ülkedeki zulme karşı çıkmak, insanlık değerlerini paylaşan bütün devletlerin meselesidir. Ankara'nın Suriye'de zulmün son bulması için çaba harcaması bu değerlere bağlılığının bir gereğidir; yoksa orada akrabalarımız olan Araplar, Kürtler, Türkmenler bulunmasının ya da oranın eskiden Osmanlı İmparatorluğu'nun bir parçası olmasının değil.

Ankara açısından Suriye halkının zulme karşı korunmasının gereği, rejimi reform yapmaya teşvik edilmesi ve uluslararası alanda yalnızlaşması için harcanacak diplomatik çabalarla sınırlıdır. Türkiye'nin ya da herhangi başka bir devletin veya koalisyonun Suriye'ye askeri müdahalede bulunmasının vereceği sonuç, Irak, Afganistan ya da Libya'dan farklı olmaz. Suriye halkını zulümden kurtaracak ve özgürleştirecek olan ancak Suriye halkının kendisi olabilir. Bu anlamda mesele, herhangi başka bir ülkenin, bu arada Türkiye'nin değil, Suriye'nin iç meselesidir.

Şam'daki dikta rejiminin bürokrasiye ve orduya hakim olan Nusayri azınlıkla, Sünni burjuvazi arasındaki ittifaka dayandığı biliniyor. Bu ittifak çökmeden rejimin değişmesini beklemek gerçekçi görünmüyor. Bunun için de yapılması gereken, rejim üzerinde diplomatik baskıyı arttırmak ve sabretmek... Ve unutmamak gerekir ki, hedeflediği, bölgesinde barış ve istikrar kalesi rolünü oynayabilmek için Ankara öncelikle kendi "iç meselemiz"i halletmek zorunda.

CHP sözcülerinin "Batılı egemen güçlerin Ortadoğu'daki sözcüsü konumuna geldik..." ya da "Türkiye ABD'nin Ortadoğu'daki maşası olma yolunda mıdır?" şeklindeki beyanlarına gelince: Kendimi "Bu kimseler galiba Türkiye'nin Batı ittifakının bir üyesi olduğunu hatırlamaktan, Ankara'nın uluslararası meseleleri halletmek için müttefikleriyle görüşmek zorunda olduğunu kavramaktan dahi acizler..." demekten alamıyorum.

ZAMAN 

  • Yorumlar 0
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
PANO
KARİKATÜR
Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim