Suriye halkı Beşşar’ın gitmesini istiyor

13.05.2011 00:07

Osman Atalay

Suriye de 7 haftadır devam eden gösteriler sonucunda Suriye İnsan Hakları Komitesi, 8 bin insanın gözaltına alındığını, 800 kişinin hayatını kaybettiğini açıkladı. Dünya Suriye’de yaşananları gerçek manada öğrenemiyor. Suriye’nin tüm kentleri asker ve polisin kontrolü altında.

Deraa kentinin dünya ile ilişkisi kesilmiş vaziyette, gece evlere girilerek 15 yaş üstü erkeklerin gözaltına alındığı, okulların hapishane haline dönüştürüldüğü, yaralıların evlerde tedavi edildiği Deraa’da gıda probleminin had safhaya ulaştığı haberleri geliyor.
Geçtiğimiz Cuma namazı sonrasında Banyas liman şehri, denizden ve karadan ablukaya alınarak saldırı başlatıldı. Şehrin telefon ve elektrik bağlantıları kesildi. Çok sayıda yaralı ve ölü olduğu söyleniyor. Suriye Baas yönetimi muhalefetin reform taleplerini maalesef ciddiye almadı. Tercihini barış yerine, silahtan yana kullandı. Gelinen noktada Suriye Devleti, kendisinden beklenen reformları yapacak güçte olmadığını ispat etmiştir. Beşşar için reform demek, aile iktidarının sona ermesi demektir. Libya’da Kaddafi, Mısır’da Mübarek tarzı yönetimin Suriye’de devamı, Beşşar Esad’ı dönüşü olmayan bir noktaya getirmiştir.
Suriye’de her geçen gün kayıplar, polis kurşunları ile yaralanan ve ölen insanların sayısı artarak büyüyor. Artık Suriye’de insanlar reform sözünden nefret ediyorlar. Beşşar’a olan güven bitmiştir. Suriye halkı Beşşar’ın gitmesini istiyor. Bu günden sonra yapılması gereken hesap Beşşar sonrası nasıl bir Suriye olması noktasındadır. Burada Mısır ve Türkiye’nin aktif bir rol oynama şansı vardır. İran bu şansını Esad yönetimine verdiği destek ile kaybetmiş görünüyor. İran, Türkiye ile birlikte 5 hafta evvel Beşşar ve muhalefet arasında uzlaştırıcı bir rol oynayabilirdi, fakat bugün çok geç.
Arap baharı isyanlarını okuma noktasında, Türkiye’de bazı kalemler tutarsız yaklaşım sergilerken, Arap baharına şans tanımama eğiliminin ısrarla sürmesini şaşkınlıkla izliyoruz. Çok aceleci kesin karamsar yaklaşımların arkasında tamamen bilgi eksikliği ve batı yandaşlığı korkusunun hakim olduğunu üzülerek görüyoruz. Bu halkın diktatörlerden kurtulma mücadelesine saygı, sabır ve iyi niyetle yaklaşmak gerekmez mi? Türkiye Arap dünyasına açılım başlattığında diktatörler iş başında idi. Ekonomik ve sosyal ilişkiler ile beraber özgürlük, demokrasi tavsiyesi ile bir ilişki yürütüldü ve kısmen başarılı oldu. Şu an Arap baharı ile zor bir karar aşamasının eşiğinde duruyoruz.
Sayın başbakan Erdoğan ‘Yeni Hama, Humus ve Bosnaların yaşanmasını istemiyoruz. İslam dünyasının kan ve gözyaşıyla anılmasını istemiyoruz. Liderler, vicdani, insani tercihler yapmak zorundadır’ sözü ile mesajını sadece Kaddafi’ye değil, Beşşar Esad’a da vermiştir. Arap baharının en hassas dalgası Suriye halkının diktatör Esad yönetimini devirme isteğindeki kararlılığıdır. Sayın Ahmet Davutoğlu’nun Türkiye’nin Libya ve Suriye konusundaki farklı algılanan tutumu ile ilgili açıklamasında, ‘Geldiğimiz siyasi bilinç, Ortadoğu halklarının yanında yer almayı gerektiriyor. Ama diğer taraftan bölgede sorumlu devlet olarak sanki bir gençlik hareketi gibi halkın hissiyatına paralel davranmak gibi büyük çalkantılara yol açabilir’ sözü aslında Arap halkları ve Suriye halklarının kendi kaderlerini tayin etme noktasında geldikleri toplumsal dalganın Baas’ı devirecek bir kararlılıkta olduğunu gösteriyor.
Suriye’de halk rejimin reform yapmasını değil, artık devrilmesini istiyor. Halkın isteklerine iktidarları uğruna ses vermeyen yönetimlerin, halkların isyanları karşısında, vatansever bir pozisyona bürünmeleri, akıl almaz bir trajedidir. Geç kalmış devrimlerin/değişimlerin kaçınılmaz sürecine şahit oluyoruz. Arap baharına oryantalist rüyalar ile bakmamak lazım. Batıda olayların bitiminde ‘the end – son’ sözü vardır. Doğuda son sözün karşılığı ise mukadderattır. Bu bakımdan Arap baharına oryantalist rüyalarla bakanlara sabır kelimesini öneriyoruz. Batı kafası, kalbi ve gözü ile Arap ruhunu yakalayamazsınız. Suriye’de tek çözüm Beşşar’ın gitmesidir. Arap baharı süreci sancılı olacaktır, ama her şeye rağmen hâlâ Türkiye için bir şanstır.

YENİ AKİT

  • Yorumlar 1
    Yazarın Diğer Yazıları
    PANO
    KARİKATÜR
    Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim