1. HABERLER

  2. YORUM ANALİZ

  3. Suriye, Dünyada Yeni Bir Bloklaşmanın Eşiği Oluyor..
Suriye, Dünyada Yeni Bir Bloklaşmanın Eşiği Oluyor..

Suriye, Dünyada Yeni Bir Bloklaşmanın Eşiği Oluyor..

Esed, ‘Biz burada sekularizmin, laikliğin bekçiliğini yapıyoruz ve ülkeyi asla İslamcı güçlere terketmiyeceğiz’ derken, yarınlardaki muhtemel gelişmeler için kendisine yandaşlar bulmaya, veya karşıtlıklarını törpülemeye çalışıyor.

A+A-

Selahaddin E. Çakırgil

Suriye, Dünyada Yeni Bir Bloklaşmanın Eşiği Oluyor..

Irak’ın Amerikan emperyalizmi tarafından işgalinin 10. yıldönümü ile Suriye’deki halk patlamasının ikinci yılının dolup; üçüncü yılına girmiş olması aynı zaman dilimine rastladı.

Amerikan emperyalizminin modern barbarlığıyla gerçekleşen ve 35 yıllık Baas rejiminin ve Saddam diktatörlüğünün devrilmesiyle gerçekleşen işgalin üzerinden 10 yıl geçtiği halde, Irak hâlâ da durulmuş değil.. Hemen her gün, ülkenin pek çok yerinde patlayan bombalar, saldırılar hergün onlarca, bazen bir günde yüzlerce insanı alıp götürüyor, bu dünyadan.. Dünya müslümanları da bu büyük faciayı, sanki çok sıradan bir hadiseymiş gibi uzaktan ve sadece ‘vah-vahh..’ dercesine temâşâ ediyor.

19 Mart sabahı da, Bağdad’da meydana gelen patlamalarda, ilki saatlerde ulaşan haberlere göre, 55-60 insan daha can vermiş bulunuyor, yüzlerce de yaralı..

Bu 10 yılın son 8 yılında hükûmet eden ve son derece Ordu ve bütün silahlı güçlerin başkomutanlığı geniş yetkilere sahib Başbakan Nurî Mâlikî’nin kendisine muhalefet eden her rakibini hemen ‘terörist’ suçlamalarıyla bertaraf etmekten başka bir yöneticilik hüneri sergilemediği artık iyice anlaşılmış bulunuyor ve onun yönetimindeki Irak’ın giderek daha bir vahîm ve umutsuz bir vakâ haline dönüştüğü anlaşılıyor.

Bir taraftan Amerikan emperyalizmi tarafından hazırlanan bir anayasa ile ve yine onun tarafından desteklenen bir Hükûmet eliyle yönetilen Irak’ın, Saddam zamanında 8 yıl kanlı bir savaşa tutuştuğu ve 35 yıla yakın zamandır da USA emperyalizmiyle boğuşan bir İran’la sıkı ilişkiler içinde olmasına -izahı zor bir şekilde- gözyumulan Nûrî Mâlikî’nin, Suriye Baas rejimiyle de sıkı-fıkı ilişkiler içinde olması ve Kuzey Irak’da, Irak Kürdistanı’nda, mevcud Anayasa gereğince Barzânî liderliğinde kurulan Bölgesel Kürd Yönetimi  ile de bir kapışmanın eşiğinde gözükmesi, gelecek hakkında da az-çok ipuçları veriyor. (O anayasa ki, Irak’ın müslüman halkının taleblerine göre, İslamî esaslara göre tanzim edildiği iddiasını taşıyordu;  ama, bu anayasanın yürürlüğe girmesi için, o zaman Irak’daki en üst yönetici olan Amerikan Temsilcisi Paul Bremer’in, ‘Bu, Irak’ın İslamî Anayasasıdır, ama, ancak benim imzam altında yürürlüğe girebilmektedir..’ diye ironik takılmaktan kendisini alamadığı da unutulmamalıdır.)

*

Her dünya görüşünün güç gösterisi yaptığı bir kanlı coğrafya

Ve Suriye..

Bu coğrafyadaki kanlı boğuşma, evet, ikinci yılını tamamlamış ve üçüncü yılına girmiş bulunuyor.

Belki de, önceleri nicelerince beklenmiyen derecede kanlı bir iç-savaş içinde geçti, bu geride kalan bu iki sene..

Gerçi, diğer arab diyarlarındaki diktatörlük rejimlerine karşı gelişen halk patlamalarının sonunda Suriye’ye de gelmesi tabiî idi. Çünkü, diğer arab rejimlerinde herhangi bir büyük ve ciddî halk patlamasının olmadığı dönemlerde bile, Suriye’de 1963’deki Baas İhtilali’nden itibaren, başta Humus ve Hama olmak üzere, birçok yerde büyük muhalefet hareketleri ortaya çıkmış ve bunlar kanlı şekilde bastırılmış, 1976 ve 82’lerde de bu mücadeleler zirve yapmıştı. 

Ve o zamanlar bu ülkede güçlü bir İslamî tefekkür birikimi ve de kadrolar vardı. 1955’lerde Mişel Eflak, Ekrem Houranî gibi iki gayrimuslim ve bir müslüman aileden gelen Salâh Bitar tarafından, ‘el’arabiyyûn (arabcılık, arab kavmiyetçiliği + el-iştirakiyyûn/ sosyalizm)’  temelleri üzerinde tedvin olunan, düzenlenen Baas ideolojisi ve partisi, bu İslamî yönelişi kırmak için de etkili bir silah olarak çeşitli emperyalist ve şeytanî güç merkezlerince destekleniyor, teşvik ediliyordu. (Hatırlayalım, o yıllarda, sosyo-ekonomik açıdan oldukça perişan olan Suriye’de, sosyalizmin bir kurtarıcı reçete gibi sunulmasına karşılık olarak, Suriye eski başbakanlarından Mustafa es’Sibaî de, ‘İslam Sosyalizmi’ adı altında bir kitab yazıyor ve Baas Hareketi’nin genç nesiller üzerindeki etkisi giderilmeye çalışılıyordu. Ki, Sibaî’nin bu kitabı, 1965’lerde türkçeye de tercüme edilmişti.)

*

Ama, Baas ideolojisi ve diktatörlüğü, özellikle İslamî muhalefeti en kanlı şekilde bastırmıştı.

Bu durum, 2011 yılı başında Tûnus’da başlayıp, Mısır, Yemen, Libya gibi coğrafyalardaki diktatörlük rejimlerinin devrilmesiyle parlayan halk patlamalarının Suriye’ye de yansıması kaçınılmazdı.

Ancak, yığınla inançların, kavimlerin ve o kavimler adına oluşturulan etnik- ideolojik cereyanların bulunduğu bir coğrafyada, bir diktatörlüğe karşı verilen mücadelede birleşilebilirdi, ama, o karşı olunan gücün yerine, getirilecek olan yeni otoritenin belirlenmesi üzerinde bu çeşitli grupların birlikte hareket etmesi taa baştan da beklenmemeliydi.

Yazının Devamı…

HABERE YORUM KAT