Süreçteki sorun ne?

17.09.2013 12:22

Abdülkadir Selvi

Herkes nefeslerini tutmuş günlerdir süren IRA görüşmelerini takip ediyordu.

Yer yer sinirler gerilmiş, kimi zaman anlaşmaya çok yaklaşmışlar, kimi zaman patlak veren krizler nedeniyle başa dönülmüştü.

Tarihe, 'Hayırlı Cuma' diye geçen günün sabahıydı.

Yüzyıllık IRA sorununda nihayet anlaşmaya varılmıştı.

Tony Blair'in iletişim direktörü Alastair Campbell, huysuz bir şekilde görüşmeleri takip eden gazetelere, anlaşmaya varıldığını, bir müddet sonra açıklama yapılacağı haberini verdi.

Geri döndüğünde Blair ona, İskoç lehçesini andıran Ullan denilen dilden dolayı kriz yaşandığını söyledi.

Çözüm için masaya oturdukları gün, IRA'nın iki bekçiyi öldürdüğü haberi gelmişti. Anlaşmaya varıp masadan kalkmaya hazırlandıkları an ise, daha önce işitmedikleri,'Ullan lehçesi' konusunda kriz patlak vermişti.

Biz çözüm süreçlerinde daha şiddetlisini yaşadık. Özal'ın başlattığı süreç Bingöl katliamı ile birinci çözüm süreci ise Silvan saldırısı ile sona erdirilmedi mi?

Kandil'in, geri çekilmeyi durdurduğunu ilan etmesiyle birlikte yeniden başa mı döndük? Hayır değil. Çözümün birinci aşaması olan geri çekilmeyi tamamlayamadık, bu yönüyle iyi gitmeyen bir şeyler var ama bu başa dönüldüğü anlamına da gelmiyor.

İstenilen performansta devam etmese de çözüm süreci devam ediyor.

Ateşkes sürecinin devam etmesi önemli. Çünkü ilk başlardaki temaslarda da geri çekilmeden öte, 'Şiddetsizlik ortamı' üzerinde durulmuştu.

Günün sorusu Öcalan'ın, BDP heyetiyle görüşmede gündeme getirdiği yeni format ve müzakere süreci.

İmralı, başından beri kendisinin Kandil'le doğrudan irtibat kurabileceği bir kanalın açılmasını ve düzenli olarak görüşme yapmayı talep ediyor.

Öcalan yeni format önerisinde, aşamalar beklenilmeden doğrudan müzakerelere başlamayı teklif ediyor. Öneri henüz değerlendirilmiş değil. Ankara güçlü bir şekilde çıkmasını arzu ettiği, 'Demokratikleşme paketi' üzerinde çalışıyor.

1999'daki geri çekilmede, direnen bazı bölgeleri ikna etmek için, Öcalan'ın ses kaydının telefonla Kandil'e dinletildiği, cezaevindeki PKK'lıları ikna etmek için o dönem Bursa Cezaevi'nde yatan Sabri Ok'la telefonla görüşmesinin sağlandığı söylenmişti.

Bugün çözüm sürecini bozmaya çalışan güçler, o gün hem Öcalan'a bu imkanı tanımış hem de 'Hepsini çekme 500'ü içeride kalsın' diye akıl vermişlerdi. Aynı güçler 2004 yılında da Öcalan'la görüşüp AK Parti'yi devirmek için 5 yıllık ateşkes sürecini sona erdirip, PKK'nın eylemlerine başlamasını sağlamışlardı.

Süreçteki sorunu üç başlık halinde toplayabiliriz.

1-Öcalan faktörü.

Ortadoğu yeniden dizayn edilirken, Barzani'nin Kürtlerin tek temsilcisi olarak ön planda yer alması Öcalan'ı rahatsız ediyor. PKK liderini çözüm sürecine motive eden en önemli faktörlerden biri bu. Geri çekilmenin durdurulması kararında olduğu gibi, Öcalan, PKK'nın çıkardığı krizlerle kendini unutturmuyor ve çözümün anahtarı haline getirmeye çalışıyor.

2-Kandil'in, silah bırakmama stratejisi

Süreçte tıkanma Kandil'in, tüm süreçlerde silahı elinden bırakmama tavrından kaynaklanıyor.

İşin özü şu: PKK, yerel seçimlerin silahın gölgesi altında yapılmasını sağlamaya çalışıyor. Silah olmadığı takdirde sandık üzerinde hakimiyetini kuramayacağını düşünüyor. 'Silahsız sandıktan' korkuyor. Silahlar olmadan yapılacak ilk seçimde başarılı olamazsa, dünyaya vermeye çalıştığı, Kürtlerin tek temsilcisi imajının bozulmasından korkuyor.

Onun için geri çekilmeyi durdurdular, örgüte kış yapılanmasını gerçekleştirmeleri yönünde talimat verdiler.

Öcalan'ın Kandil'e gönderdiği mektubundan sonra geri çekilme başlasa da bu sembolik düzeyde olacak.

Artık şu netleşti, PKK, bu kışı içeride geçirecek.

3-Suriye konjonktürü ve PYD

Bir başka nokta ise Suriye konjonktürü ve PYD faktörü. Tüm yalanlamalarına rağmen PYD, bölgede Esed güçleri ile birlikte çalışıyor. Suriye'nin vurulmasının gündemde olduğu ve Türkiye'nin gönüllüler koalisyonuna girebileceğini deklare ettiği tarihlerde bir gelişme yaşandı. Mayınlar konusunda uzman olduğu anlaşılan 200 Esed askeri, PYD'nin korumasında Türkiye-Suriye sınırının 'Azaz' ve ' Tel Abyad'ın doğusunda yer alan Hasekiye giden yol üzerinde mayın döşediler. Azaz bölgesindeki mayının patlaması sonucunda bir araç havaya uçtu.

Bunlar Ankara tarafından bilinen ve dikkatle izlenen süreçler.

Çözüm süreci bunları dikkate alarak, ama bunlara rağmen devam ediyor.

Yeni Şafak

  • Yorumlar 0
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
PANO
KARİKATÜR
Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim