1. HABERLER

  2. ETKİNLİK

  3. Sünnetullah Çerçevesinde Toplumsal Olaylar"
Sünnetullah Çerçevesinde Toplumsal Olaylar"

Sünnetullah Çerçevesinde Toplumsal Olaylar"

Özgür-Der Ankara Şubesi’nde Bahadır Kurbanoğlu tarafından “Sünnetullah Çerçevesinde Toplumsal Olayların Değerlendirilmesi” konulu seminer gerçekleştirildi.

A+A-

Özgür-Der Ankara Şubesi’nce 22 Mart Cumartesi akşamı Bahadır Kurbanoğlu tarafından “Sünnetullah Çerçevesinde Toplumsal Olayların Değerlendirilmesi” konulu seminer gerçekleştirildi.

Bahadır Kurbanoğlu;

"Allah'ın sana verdiğiyle ahiret yurdunu ara, dünyadan da kendi payını (nasibini) unutma. Allah'ın sana ihsan ettiği gibi, sen de ihsanda bulun ve yeryüzünde bozgunculuk arama. Çünkü Allah, bozgunculuk yapanları sevmez."(Kasas 77) ayeti ile konuya giriş yaptı.

Konferanstan derlemeye çalıştığımız notlar;

Sünnetullah kuranda kastedildiği gibi, Allah’ın öteden beri gelen değişmeyen ve İnsanların yapıp ettiklerinden dolayı Allah'ın yasalarının değişmemesi. Yani iki yönlü düşünmemiz gereken bir kavram.

İnsanoğlunun yasamışlığının Allah katından nasıl değerlendirileceğine dikkat ederek düşünmeliyiz bu yasaları. Kavramı incelersek; aslında Allah bize zulmetmiyorsa( ki zulmetmez) zulumata ve nura doğru bizi götüren bizim yapıp ettiklerimizdir.

Rad 11 (…Bir topluluk kendi durumunu değiştirmedikçe Allah onların durumunu değiştirmez…) ayetini tefekkür edecek olursak, günümüzde yanlış yorumlanan kriterler söz konusu. Güç kavramı bunlardan en önemlisi.

Topluluk olmak İslam uğruna bir araya gelmek güzel bir nimettir fakat elde ettiğin bu gücü nerden aldığın ve nasıl kullandığın o topluluğun yolunu belirler. Türkiye'de Müslüman topluluklar her ne kadar zor bir süreçten geçse de sorgulama bilinci artıyor.

Gücün kendisinden ziyade o gücü nasıl kullandığımız önemli. Ki güncel tartışmanın büyük çoğunluğu bu minvalde  geliştiği vurgulanarak  şöyle devam edildi;

bu günlerde karşımıza çıkan somut olaylar aslında "muharref bir din anlayışının" neticeleri. Peki bu "muharref din" anlayışının sıkıntılarına başlıklar halinde değineceksek;

Nur-u Muhammedi anlayışı.

Mehdi, Mesih, Yahudileşme ve hiristyanlaşma temayüllerinin izini görebiliyoruz.

Mutlak itaat. Bu konuda Senden mi Allahtan mı hassasiyetinin gözetilmediğini müşahede ediyoruz. En büyük sıkıntılardan biridir.

Tasavvufi/ Batini bilgi türünün ön planda olması.

Başörtüsünün furuat görülmesi, takiyye yapma, ebced meselesi ve Ahmet Keleş in vurgulamış olduğu "hizmet tılsımı".

Tecessus en ciddi olaylardan biri. Gizlilik, gizli çekim Yeri geldiğinde kasalanıp ortaya çıkarılıyor. Koz olarak kullanılıyor. Bu ne kadar doğru bir davranış?

Hayırda yarışma mekanizması körelmiş durumda. En doğru bilgi ve en doğru salih amelin kendi elinde olduğu düşüncesi.

Bunları tartışırken de 20-25 yıldır zindanlarda mücadele etmiş Said Nursi'yi  de uygun bir üslupla değerlendirmeliyiz.

Programın devamında;

Peygamberin en güzel örnekliğinden biri kuran ahlaki ile ahlaklanmak olduğunu biliyoruz. peki Nasıl oluyor da bu kadar literatür bu yanlışları yaptırıyor? Bunu sorguluyoruz.

Nimetten sorulacağız ve buna dikkat kesiliyoruz. Buradaki nimetlerden biri o kadar İslami mücadeleden sonra gelinen durum. ve Kuran çalışmalarının gelmiş olduğu seviye. Bu tecrübeden sorumluyuz.

 Bahadır Kurbanoğlu; 3 aydır yaşanılan olayların  adaleti elde tutmamızı zorlamasına rağmen bizlerin Adaleti ve hakikati Elden bırakmamamız gerektiği vurgusunu yaptı.

Program Hucurat süresi 11 ve 12. ayetlerle sonlandırıldı.

11- Ey iman edenler, bir kavim (bir başka) kavimle alay etmesin, belki kendilerinden daha hayırlıdırlar; kadınlar da kadınlarla (alay etmesin), belki kendilerinden daha hayırlıdırlar. Kendi nefislerinizi (kendi kendinizi) yadırgayıp-küçük düşürmeyin ve birbirinizi 'olmadık-kötü lakablarla' çağırmayın. İmandan sonra fasıklık ne kötü bir isimdir. Kim tevbe etmezse, işte onlar, zalim olanların ta kendileridir.

12- Ey iman edenler, zandan çok kaçının; çünkü zannın bir kısmı günahtır. Tecessüs etmeyin (birbirinizin gizli yönlerini araştırmayın). Kiminiz kiminizin gıybetini yapmasın (arkasından çekiştirmesin.) Sizden biriniz, ölü kardeşinin etini yemeyi sever mi? İşte, bundan tiksindiniz. Allah'tan korkup-sakının. Şüphesiz Allah, tevbeleri kabul edendir, çok esirgeyendir.

Haber ve Fotoğraf: Yunus Sevim-Musab Akdeniz

HABERE YORUM KAT