Sulandırmayın!

16.07.2008 03:44

Mustafa Ünal

Aylardır sabırsızlıkla beklenen Ergenekon iddianamesi nihayet mahkemeye ulaştı. Ama içerik açıklanmadı. Yasalar engel çünkü. Başsavcı genel bilgi vermekle yetindi.

İlgili mahkeme 15 gün içinde önüne gelen bu dosyayı inceleyecek ve dava açıp açmayacağına karar verecek. Düşük olasılık da olsa mevzuata göre iddianameyi savcıya iade hakkı da var. Uzun süredir gündemi meşgul eden Ergenekon dosyasının muhtevasını en ince ayrıntısına kadar öğrenebilmek için bir süre daha beklememiz gerekecek.

Başsavcının kısa açıklaması, ardından sızan bilgiler iddianame hakkında az çok fikir veriyor. Çok ciddi bir durumla karşı karşıya olduğumuz muhakkak. İşin şakaya gelir tarafı yok. Bakmayın bazı çevrelerin hafife almasına, olayı sulandırmaya çalışmasına... Sanıklara ilişkin suçlamalar bile çok şey anlatıyor. Silahlı terör örgütü kurmak ve yönetmek ithamı basite alınabilir mi? Cebir ve şiddetle hükümeti ortadan kaldırmaya teşebbüs hafif bir suç mudur? Danıştay saldırısında azmettirici rol oynamak sıradan bir iddia mıdır?

Kesinlikle hayır. Kuşkusuz iddia, hüküm anlamına gelmiyor. Son sözü yargı söyleyecek. Hiçbir savcı bu suçlamalara kayıtsız kalamaz, iddiaları soruşturmak ve sonuna kadar götürmek zorunda. Savcı Zekeriya Öz görevini yapıyor. Bunları savsaklaması, görmezden gelmesi suçtu. Nitekim askerî savcı da devreye girdi. Emekli paşalar Şener Eruygur ve Hurşit Tolon ile ilgili belgeleri istedi. Kamuoyunda davanın emeklilerle sınırlı kalmayacağı, muvazzaflara kadar uzanacağı kanaati yaygın.

İddiaların dayanağı ne kadar güçlü, şu an için bilmiyoruz, mahkeme safhasında ortaya çıkacak. Bazı çevrelerin pervasızca delilleri çürütme gayretine girdiği gözlerden kaçmıyor. 'Telefon kayıtları' bir şey ifade etmez, deniyor. Telefon konuşmalarının iddianamede nasıl yer aldığı belli olmadan söyleniyor bu. Sonra ne dediklerine bakılmaksızın 'gizli tanıkların' ifadelerine itiraz ediliyor. Türk hukuk sisteminde yeri olan 'gizli tanık' yöntemi hafife alınıyor.

Bu metodun suçu aydınlatmakta etkili olduğu herkes tarafından kabul gören bir gerçek. Ergenekon soruşturmasında 17 gizli tanık bilgi verdi. Bazı olayların içyüzünün bu bilgilerin ışığında aydınlandığı sızan bilgiler arasında. Aynı çevreler 'bilgisayar kayıtlarına' da itiraz ediyor. Sonradan ekleme olasılığından tutun da sanal âlemdeki iletişimin doğruları yansıtıp yansıtmadığına kadar neler söylenmiyor ki!

Star Gazetesi iddianamenin açıklandığı gün bir 'sulandırma planı'ndan söz etti. Ergenekon davasına tepki gösteren kesimlerin nasıl bir yol haritası izleyeceğini yazdı. İlginçtir iki gündür yaşanan gelişmeler bu plana uygun cereyan ediyor. Kimi açıklamalar tıpatıp örtüşüyor. Sözgelimi 'Dağ fare doğurdu' şeklinde yaklaşılması. Henüz iddianamenin içeriğini bilmeden, delillerin künhüne vâkıf olmadan 'Dağ fare doğurdu' denebilir mi? Denirse önyargıyla yaklaşılmış olmaz mı? Bazıları açığa düştü.

Burada özellikle CHP'nin tavrı dikkat çekici. CHP sözcüleri Ergenekon soruşturmasına başından itibaren koyduğu tepkiyi iddianame aşamasında da sürdürdü. 'Ergenekon'un avukatıyım' diyen Baykal suçlamalar karşısında kayıtsız. İthamları, iddiaları hiç dikkate almıyor. Avukatlığa aynen devam. Dünkü grup konuşması tarihe geçecek türdendi. 'İddianame çok uzun' dedi. Şemdinli'yi hatırlattı. Muhalefetteki bir partinin terör davasına bu denli taraf olmasını yadırgamamak mümkün mü? Bugün söylenen sözler, sergilenen tavırlar CHP'nin peşini bırakmayacak, hep karşısına çıkacak.

Sözün özü iddialar ciddi, suçlamalar vahim, işin şakaya, espriye gelir tarafı yok, lütfen sulandırmayın. Yargının, vicdanların ve tarihin hükmünü bekleyin.

ZAMAN

  • Yorumlar 0
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
PANO
KARİKATÜR
Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim