Suçluyu cezalandırmak yargının, suçu önlemek icranın

15.07.2008 04:24

Mümtazer Türköne

Karmakarışık bir yumağın ucunu yakalamak benzetmesi, durumu izah etmek için çok hafif kalır. Başsavcının verdiği teknik bilgiler, yargının koskoca bir halatı tutup çektiğini gösteriyor.

İddianamenin içeriğine vakıf olduğumuz zaman, bu halatın çektiği varlığın hiç olmazsa cesameti hakkında fikir sahibi olacağız. Dava ilerledikçe derinlerine nüfûz edeceğiz. Benim gözümde canlanan, dev bir kafesin içine ana gövdesi yerleştirilmiş, ahtapota benzeyen bir canavar. Kolları parmaklıkların dışına uzanıyor. Bu kollar hâlâ dışarıda birilerini kontrol edebiliyor. Savcıların çektiği koca halat, derdest edilen bu canavarı kafesinin içinde çekip gün yüzüne çıkartacak.

Başsavcının verdiği "teknik" bilgiler, yürütülen soruşturmanın kime ve neye dair olduğunu gösteriyor. Bu teknik bilgiler içinde yer alan ceza davasının sevk maddeleri, Ergenekon'un amacını ve kullandığı yöntemleri de özetlemiş oluyor. Bu sevk maddeleri arasında yer alan "Cebir ve şiddet kullanarak Türkiye Cumhuriyeti hükümetini ortadan kaydırmak veya görev yapmasını engellemeye teşebbüs" suçu, iddianamenin temel iskeletini açıklıyor. Birincisi, devlet otoritesini, hükümeti yıkarak ele geçirmeye çalışan bir örgüt var. Demek ki iktidara hakim olma iddia ve amacına sahip bir örgüt gün yüzüne çıkartılıyor. İkincisi, aynı sevk maddesinde yer alan "cebir ve şiddet" kullanma suçunu bir başlık olarak alıp, altına yerleştireceğimiz diğer sevk maddelerinin gösterdiği, iktidarı ele geçirme amacı için kullanılan şiddet yöntemleri var. "Terör örgütü kurmak ve yönetmek", "Türkiye Cumhuriyeti hükümetine karşı halkı silahlı isyana tahrik", "Halkı kin ve düşmanlığa alenen tahrik" suçları ve bu çerçevede somut olarak sıralanan "Danıştay baskını" ve "Cumhuriyet Gazetesi'ne bomba atılması" olayları, devleti ele geçirme amacının terör aracıyla sağlanmasına ve ne tür eylemler tasarlandığına dair açık fikir veriyor. Yine iddianamenin sevk maddeleri arasında yer alan "askeri itaatsizliğe teşvik" suçlaması, kitlesel terörün yanında devleti ele geçirmek için askerî birliklerin devreye sokulmasının planlandığını gösteriyor. Bu silahlı kalkışmanın bir askerî darbe, özellikle 27 Mayıs'a benzeyen çete işi bir darbe olarak tasarlandığı anlaşılıyor.

Şimdi canavarı yok ederek toplumu ve devleti selamete ulaştırma fırsatı yakaladık. Yakaladığımız fırsatın hukuk içinde, adil bir devletin çatısı altında yaşama fırsatı olduğunun farkındayız. Devletin ve kanunun verdiği yetkileri ve araçları devlet iktidarını ele geçirmek için kullanan ve bunun için ülkeyi kan ve şiddete, kargaşaya sürükleyen doymak bilmez parazitlerden kurtulma fırsatı. Kirli tarihi boyunca bu örgüt, toplumdaki infiali ve kitle desteğini artırmak için, kendisine yakın duran kişileri ve kurumları hedef almış. İddianame içinde yer alan Danıştay ve Cumhuriyet Gazetesi olayları, bu örgütün giriştiği provokasyonların mantığını da anlatıyor. Akla mantığa aykırı bütün araçları ve gerekçeleri kullanarak bu terör örgütlenmesinin savunmasına girişen ve yargı sürecini ifsad etmeye çabalayan Ergenekon'un medyadaki avukatlarının hayatı da, bu örgütün yargı marifetiyle çökertilmesine bağlı. Ahtapotun kollarının kafesin demir parmaklıklarından çıkan uzun kolları, bir zamanlar ele geçirdiği birilerini kukla gibi sevk ve idare ediyor. Onların kurtuluşu da, onlara rağmen canavarın yok edilmesine bağlı.

İstanbul Başsavcısı'nın verdiği teknik bilgiler, canavarın iş üstünde iken yakalandığını ve deşifre edildiğini tescil ediyor. Unutmamamız gereken bir ölçü var. Yargı, işlenmiş suçların peşine düşer. Bu suçlar devletin çatısı ve himayesi altında ve resmî gizlilik maskesi altında işlenen suçlar. Öyleyse bu suçların planlanıp icra edildiği yerlerin aydınlatılması lâzım. Bu canavar hangi bataklıkta bu kadar palazlandı ve güçlendi? Kaçınılmayacak ve ertelenemeyecek bir görev. TBMM'nin harekete geçmesi ve bir soruşturma komisyonu marifetiyle hızla bu karanlık bölgeleri aydınlatması lâzım.Unutmayalım. Halatın ucundaki canavar çok büyük. Hepimiz halatı bir yerinden tutup çekmeliyiz.

ZAMAN

  • Yorumlar 0
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
PANO
KARİKATÜR
Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim