Su İntifadası’nın Kevser Damlaları –8

12.09.2010 23:29

İbrahim Sediyani

Dört yıldır haksız ve acımasız bir ambargo altında bulunan Gazze’ye insanî yardım götürmek amacıyla 27 Mayıs Perşembe gününü 28 Mayıs Cuma gününe bağlayan gece Antalya limanından hareket eden ve içinde tamamen silâhsız ve savunmasız 587 sivil gönüllünün bulunduğu Mavi Marmara ve beraberindeki gemiler, 31 Mayıs Pazartesi sabahı, gemideki yolcular henüz sabah namazındayken gözü dönmüş, insanlıktan ve merhamet duygusundan nasibini almamış terörist İsrail askerlerinin korsanca gerçekleştirdiği kanlı bir saldırıya uğradı.

Akdeniz açıklarında, açık denizlerde gerçekleşen bu korkunç hadisede, gemideki 9 gönüllü vâhşî bir şekilde öldürüldü, 23’ü ağır olmak üzere 54 gönüllü de yaralandı.

Çoğu mümbit Anadolu topraklarının kırsal kesimlerinde, denize en uzak yerlerinde doğmuş ve bazıları hayatının gençlik yıllarına kadar hiç deniz görmemiş olan dokuz kardeşimiz, bir okyanus büyüklüğündeki Akdeniz’in ortasında hunharca öldürülüp son nefeslerini verdiler; açık denizlerden Râb’lerinin katına, inşallâh Cennet-i Âlâ’ya yükseldiler.

Bu dokuz kardeşimiz, yaşadıkları bereketli ömürleri boyunca çevrelerine güzel örnek olarak hayata şahîdlik ettiler; aynı şahâdeti, insanlık için, insan onur ve haysiyetinin yücelmesi için, mazlum, mustaz’af, mahrum ve yardıma muhtaç durumdaki insanlar için canlarını fedâ ederek bütün dünyaya ve insanlık ailesine taşıdılar.

Bu kardeşlerimizi tanımak ve Mavi Marmara gemisinden tüm insanlığa verdikleri mesajı taşıyıp dünyanın her tarafındaki insanlara ulaştırmak istiyoruz.

“Su İntifadası’nın Kevser Damlaları” adlı bu yeni dizi yazımızda, bu kardeşlerimizi biraz daha yakından tanımaya çalışacağız. 9 bölüm sürecek olan bu dizinin her bölümünde bir kardeşimizi anlatacağız.

 

≈ ŞEHÎD NECDET YILDIRIM ≈

Uluslararası sularda Filistin’e yardım götüren filoya düzenlenen korsan saldırının kurbanlarından biri de Necdet Yıldırım.

15 Ağustos 1978 tarihinde İstanbul’da doğdu. Aslen Malatyalı olan Yıldırım, ilk ve orta öğrenimini İstanbul’da tamamladı. 2005 yılında İHH İnsanî Yardım Vakfı’nın Eczane bölümünde çalışmaya başladı.

2007 yılında Refika Hanım ile evlendi. Çiftin Melek isimli 2 yaşında bir kız çocuğu var.

Başakşehir’deki iki buçuk yıllık komşuları, Necdet Yıldırım’dan “Her zaman güleryüzlü, sakin, sabırlı ve çok merhametli biri” olarak söz ediyor. Ailesi tarafından da merhametli, güleryüzlü ve bir sabır abidesi olarak tanımlanan Necdet Yıldırım, iş arkadaşları tarafından da çok seviliyordu.

İşi gereği Çorlu’ya taşınan Yıldırım, Gazze ambargosunu kaldırmaya yönelik yardım konvoyuna gönüllü olarak katıldı. 31 Mayıs sabahı Mavi Marmara gemisine düzenlenen saldırıda arkadaşlarına yardım etmek için geminin üst güvertesine çıktı. İsrail’in insanî yardım gemisini durdurmaya yönelik kullandığı gerçek kurşunlarla hayatını kaybetti. (1)

İHH çalışanı Necdet Yıldırım, Mavi Marmara gemisine binmeden 10 gün önce eşi ve 2 yaşındaki kız çocuğunu Malatya’daki kayınbabasının evine getirip bırakmıştı.

Akşam saatlerinde ölüm haberini alan Yıldırım ailesi yasa boğuldu. Yas evinde Malatya Meşale Derneği yöneticileri beklerken, Malatya Belediye Başkanı Ahmet Çakır da yas evine gitti. (2)

32 yaşındaki Necdet Yıldırım’ın Malatya’daki baba evini ziyaret eden Kadın ve Aileden Sorumlu Devlet Bakanı Selma Aliye Kavaf, acılı aileye başsağlığı diledi. Bakanla birlikte Malatya Valisi Ulvi Saran, Belediye Başkanı Ahmet Çakır, AK Parti Malatya milletvekilleri Öznur Çalık, Ömer Faruk Öz, Mehmet Şahin ve AK Parti İl Başkanı Mustafa Şahin de acılı aileye taziye ziyaretinde bulundu. (3)

İHH gönüllüsü Şehîd Necdet Yıldırım, aynı zamanda Saadet Partisi (SP) Fatih Gençlik Kolları’nda çeşitli kademelerde görev aldı. Şehremini Bölge Başkanlığı’nı başarıyla sürdürdükten sonra ilçe gençlik kolları yönetim kurulu üyesiyken şehîd oldu. Aynı zamanda Anadolu Gençlik Derneği Fatih Şubesi’nin idarî amirliğini de yapıyordu. (4)

İsrail saldırısında hayatlarını kaybeden Ali Haydar Bengi, Cengiz Songür, Cengiz Akyüz, Çetin Topçuoğlu, Fahri Yaldız, Furkan Doğan, İbrahim Bilgen ve Necdet Yıldırım için Fatih Camii’nde cenaze töreni düzenlendi. Törenin ardından cenazeler kortej eşliğinde Edirnekapı Mezarlığı’na getirildi. Necdet Yıldırım’ın cenazesi kılınan namazın ardından Edirnekapı Mezarlığı’nda toprağa verilirken, diğer 7 cenaze memleketlerine gönderildi.

Şehîd Necdet Yıldırım, çok yönlü bir şahıstı. Cebinde ne kadar parası varsa muhakkak o para aynı zamanda sizindi de.

Spora düşkündü. Amatör olarak 5 yıl kadar kick - boks ve boksla ilgilendi. İsmi gibi gerçekten korkusuz bir kişiydi.

Fatih Şehremini İskender Ağa Camiî’nden Sadrettin Hoca ve İdris Hoca’nın talebesiydi. Necdet Yıldırım hem çok inançlı, hem çok mütevazi hem de çok sabırlı ve şükreden bir mü’mîndi. Temiz ve sade giyinirdi. En ön plana çıkan özelliği kibirden nefret etmesiydi. Hareketlerinin Sünnet’e uygun olup olmadığına dikkat eder ve sürekli kendi kendini kontrol ederdi. O’nunla dünyevî bir konuyu konuşmaya çalışsanız muhakkak bir yolunu bulur ve konuyu Kûr’ân ve Sünnet’e getirirdi. (5)

Daha 32 yaşında olan, sadece 3 yıllık evli ve henüz 2 yaşında bir bebeği olan Necdet Yıldırım, göğsünden aldığı iki kurşunla şehîd oldu.

 

sediyani@gmail.com

DİPNOTLAR:

(1) : İHH.org.tr, İHH İnsanî Yardım Vakfı resmî web sitesi, 30 Haziran 2010

(2) : Malatya Güncel, Necdet Yıldırım’ın Malatya’daki Yakınları Yasa Boğuldu, 3 Haziran 2010

(3) : Milliyet Gazetesi, Mavi Marmara’da Öldürülen Necdet Yıldırım’ın Evinde Yas Var, Mikail Pelit, 3 Haziran 2010

(4) : Saadet.org.tr, Saadet Partisi resmî web sitesi, Fatih Teşkilâtımız da Şehîd Verenler Arasında, 2 Haziran 2010

(5) : Mavi Işık, Şehîd Necdet Yıldırım, 13 Temmuz 2010

    

FOTOĞRAFLAR:

 

Necdet Yıldırım, 15 Ağustos 1978 tarihinde İstanbul’da doğdu. Aslen Malatyalı olan Yıldırım, ilk ve orta öğrenimini İstanbul’da tamamladı.

 

2005 yılında İHH İnsanî Yardım Vakfı’nın Eczane bölümünde çalışmaya başladı

 

Necdet abi çok yönlü bir şahıstı. Cebinde ne kadar parası varsa muhakkak o para aynı zamanda sizindi de. Spora düşkündü. Amatör olarak 5 yıl kadar kick - boks ve boksla ilgilendi. İsmi gibi gerçekten korkusuz bir kişiydi.

 

İHH çalışanı Necdet abi, Mavi Marmara gemisine binmeden 10 gün önce eşi ve 2 yaşındaki kız çocuğunu Malatya’daki kayınbabasının evine getirip bırakmıştı

 

Necdet abi, Gazze ambargosunu kaldırmaya yönelik yardım konvoyuna gönüllü olarak katıldı. 31 Mayıs sabahı Mavi Marmara gemisine düzenlenen saldırıda arkadaşlarına yardım etmek için geminin üst güvertesine çıktı. İsrail’in insanî yardım gemisini durdurmaya yönelik kullandığı gerçek kurşunlarla hayatını kaybetti.

 

Daha 32 yaşında olan, sadece 3 yıllık evli ve henüz 2 yaşında bir bebeği olan Necdet Yıldırım, göğsünden aldığı iki kurşunla şehîd oldu... Bu fotoğraf, Mavi Marmara gemisi önünde Gazze yolculuğundan önce hatırâ amaçlı çekilmiş. Malatyalı Necdet Yıldırım’ın Mavi Marmara gemisi önünde çektirdiği bu fotoğrafa tamamen Malatya’nın rengi olan turuncu hâkim. Deniz suları ve gökyüzü, hepsi kayısı renginde; her taraf turuncu. Bütün gezegen Malatyalı.

 

Ateş düştüğü yeri yakar... Necdet Yıldırım’ın şehâdet haberi Malatya’ya ulaştığı ân.

 

Akşam saatlerinde ölüm haberini alan Malatya’daki Yıldırım ailesi yasa boğuldu

 

İsrail saldırısında hayatlarını kaybeden Ali Haydar Bengi, Cengiz Songür, Cengiz Akyüz, Çetin Topçuoğlu, Fahri Yaldız, Furkan Doğan, İbrahim Bilgen ve Necdet Yıldırım için Fatih Camii’nde cenaze töreni düzenlendi.

 

Törenin ardından cenazeler kortej eşliğinde Edirnekapı Mezarlığı’na getirildi. Necdet Yıldırım’ın cenazesi kılınan namazın ardından Edirnekapı Mezarlığı’nda toprağa verilirken, diğer 7 cenaze memleketlerine gönderildi.

 

Mavi Marmara şehîdleri Necdet Yıldırım ile Cevdet Kılıçlar, Edirnekapı Mezarlığı’nda yanyana defnedildiler. Şehîd Metin Yüksel’in yanına.

 

VİA MARİS’TE BİR GÜL BEKLER BENİ

Via Maris’te bir gül bekler beni.

Vuslatın limanında oturmuş, hasretin kıyısında bekler. Heyecan, içinde hiç ayrılmamacasına. Kapalı avuçları, kavuşurcasına.

Hakikat dedikleri, belki de söyleyemedikleridir insanın. Marifet dedikleri de belki çaresizliğidir asıl. Belki de çaresizliğinde gizlidir en büyük erdemi insanın. Yalnız sevginin olduğu yerde vardır çünkü.

Sadece idealleri olan insanların zaafları olduğuna göre, demek ki bizzat zaafın kendisidir insandaki en büyük güç.

* * *

Via Maris’te bir gül bekler beni.

Suyun kenarında oturmuş bekler. Öyle inanmış ki yolunu beklediği mavi geminin kıyıya yanaşacağına, benimle konuşur gibi konuşur bakıp bakıp hüzünlendiği suya. “Biliyorum” diyor, “Geleceksin, biliyorum.”

Fakat bilmez ki gülüm, bilmez ki sabah ezanı yankılanırken denizin ortasında parlayan ışıklar, bindiğimiz gemiye yol gösteren yıldızların ışığı değil.

Bilmez ki gemimizin etrafını saran bu hücumbotlar yunusbalığı değil.

Bilmez ki gülüm, bilmez ki sabah namazı vaktinde güverteye yapışan bu kızıl lekeler, üzerimize doğan güneşin seher vaktindeki ilk ışıkları değil.

Bilmez ki.

* * *

Via Maris’te bir gül bekler beni.

Kilitli dudakları deniz kırmızısı; gözkapakları ateş mavisi. Ve gözleri yere düşen sonbahar yaprağının kayıp yeşili.

“Biliyorum” diyor, “Geleceksin, biliyorum.” Bana vermek istediği ne varsa saklamış bir sandık gibi sımsıkı kapadığı avucunun içinde.

“Sana ülkemden ne getirmemi istersin?” diye sormuştum gemiye binmeden önce. Sadece sözcükler istedi benden, Ceylanpınar kelimeler.

“Söylemek istediğim cümlelerim var sana” dedi, “Cümleler kuracağım ikimiz için.”

“Bana sözcükler getir; sesli ve sessiz harfler.”

Bir sandık gibi sımsıkı kapadığı avucunun içinde sakladığı cümleler.

* * *

Via Maris’te bir gül bekler beni.

Duruşu kitap gibi; kokusu toprak. Hüzünlü bakışları Hacer gibi çaresiz.

Öyle inanmış ki yolunu beklediği mavi geminin kıyıya yanaşacağına, bir sandık gibi sımsıkı kapamış her iki avucunu da.

Sanırsın ki yeni yeşeren bir ağacın filizleri sarkacak parmaklarının arasından. Sanırsın ki yeni doğan bir ırmağın kaynağı akacak parmaklarının arasından. “Biliyorum” diyor, “Geleceksin, biliyorum.”

Fakat bilmez ki gülüm, bilmez ki denizin ortasında sabah ezanına karışan bu çığlıklar, vuslatın sevinç çığlıkları değil.

Bilmez ki helikopterlerden üzerimize yağdırılan bu kurşunlar, deniz bulutlarının gönderdiği yağmur taneleri değil.

Bilmez ki gülüm, bilmez ki güvertede beni tekmelediklerinde elimden yuvarlanıp denize düştü içine adını yazdığım yüzük.

Bilmez ki gülüm, gül sevdiğim, bilmez ki tutamaz ellerinden gemide kelepçelenen ellerim.

Bilmez ki.

* * *

Via Maris’te bir gül bekler beni.

Kilitli dudakları deniz kırmızısı; gözkapakları ateş mavisi. Ve gözleri yere düşen sonbahar yaprağının kayıp yeşili.

Öyle inanmış ki yolunu beklediği mavi geminin kıyıya yanaşacağına, bir sandık gibi sımsıkı kapamış her iki avucunu da.

Sanırsın ki yeni yeşeren bir ağacın filizleri sarkacak parmaklarının arasından. Sanırsın ki yeni doğan bir ırmağın kaynağı akacak parmaklarının arasından.

Girmeyin yolumuza ey kara bahtlı cellatlar. Kesmeyin yolumuzu ey nefretin askerleri.

Bırakın yoluna devam etsin bindiğim bu mavi gemi.

Via Maris’te bir gül bekler beni.

  • Yorumlar 2
    Yazarın Diğer Yazıları
    PANO
    KARİKATÜR
    Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim