Su İntifadası’nın Kevser Damlaları –7

09.09.2010 23:48

İbrahim Sediyani

Dört yıldır haksız ve acımasız bir ambargo altında bulunan Gazze’ye insanî yardım götürmek amacıyla 27 Mayıs Perşembe gününü 28 Mayıs Cuma gününe bağlayan gece Antalya limanından hareket eden ve içinde tamamen silâhsız ve savunmasız 587 sivil gönüllünün bulunduğu Mavi Marmara ve beraberindeki gemiler, 31 Mayıs Pazartesi sabahı, gemideki yolcular henüz sabah namazındayken gözü dönmüş, insanlıktan ve merhamet duygusundan nasibini almamış terörist İsrail askerlerinin korsanca gerçekleştirdiği kanlı bir saldırıya uğradı.

Akdeniz açıklarında, açık denizlerde gerçekleşen bu korkunç hadisede, gemideki 9 gönüllü vâhşî bir şekilde öldürüldü, 23’ü ağır olmak üzere 54 gönüllü de yaralandı.

Çoğu mümbit Anadolu topraklarının kırsal kesimlerinde, denize en uzak yerlerinde doğmuş ve bazıları hayatının gençlik yıllarına kadar hiç deniz görmemiş olan dokuz kardeşimiz, bir okyanus büyüklüğündeki Akdeniz’in ortasında hunharca öldürülüp son nefeslerini verdiler; açık denizlerden Râb’lerinin katına, inşallâh Cennet-i Âlâ’ya yükseldiler.

Bu dokuz kardeşimiz, yaşadıkları bereketli ömürleri boyunca çevrelerine güzel örnek olarak hayata şahîdlik ettiler; aynı şahâdeti, insanlık için, insan onur ve haysiyetinin yücelmesi için, mazlum, mustaz’af, mahrum ve yardıma muhtaç durumdaki insanlar için canlarını fedâ ederek bütün dünyaya ve insanlık ailesine taşıdılar.

Bu kardeşlerimizi tanımak ve Mavi Marmara gemisinden tüm insanlığa verdikleri mesajı taşıyıp dünyanın her tarafındaki insanlara ulaştırmak istiyoruz.

“Su İntifadası’nın Kevser Damlaları” adlı bu yeni dizi yazımızda, bu kardeşlerimizi biraz daha yakından tanımaya çalışacağız. 9 bölüm sürecek olan bu dizinin her bölümünde bir kardeşimizi anlatacağız.

 

≈ ŞEHÎD CEVDET KILIÇLAR ≈

 

Cevdet Kılıçlar, insanî yardım görevlisi ve gazeteci. Gazze’deki ambargoyu kaldırmak ve insanî yardım götürmek için düzenlenen filonun içindeki Mavi Marmara gemisinde basın odasında çalışıyordu. Özgürlük filosuna İsrailliler tarafından açılan ateş sonucu şehîd olan Cevdet Kılıçlar, saldırıda hayatını kaybeden tek basın mensubu.

Cevdet Kılıçlar 5 Mayıs 1972 tarihinde Kayseri’de doğdu. Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi mezunu. Üniversitede okurken, lise yıllarından tanıştığı Derya Hanım’la evlendi. Şehîd Cevdet Kılıçlar’ın 15 yaşında Gülhan ve 13 yaşında Ali Erdem isimli iki çocuğu var.

Üniversiteden sonra uzun süre gazetecilik yaptı. Yüksek lisansını yapmak üzere Almanya’ya gitti ve tekrar İstanbul’a döndü.

2008 yılında İHH’da çalışmaya başlayan Cevdet Kılıçlar, İHH gönüllüsü olarak çeşitli ülkelere gitti, pekçok bölgeyi gözlemledi ve gözlemlerini elinden hiç bırakmadığı fotoğraf makinâsından bizlere aktardı.

Çok istemesine rağmen işlerin yoğunluğu nedeniyle 2009 yılında Gazze’ye giden konvoya katılamayan Kılıçlar, Gazze ambargosunu kaldırmak ve insanî yardım götürmek için organize edilen filoya büyük bir istekle katıldı. Filoya katılanların doldurduğu iletişim formunda yardım edebileceğiniz alanlarla ilgili kısmı “Ne iş olsa yaparım” diye doldurmuştu en son. İnsanlık uğruna ne iş olsa yapmak üzere yola çıktı.

31 Mayıs günü sabah namazı vaktinde insanî yardım götüren Mavi Marmara gemisine İsrail tarafından düzenlenen korsan saldırıda fotoğraf çekerken şehîd edildi. Yanında olanlar Kılıçlar’ın “Allâh rızâsı için boş bırakmayalım” diyerek güverteye koştuğunu ifade ettiler. Kendisi görev alanını boş bırakmadı. O, İsrail’in kural tanımaz baskınını tüm dünyaya gösterebilmek için son anlarına kadar uğraştı.

Mavi Marmara gemisinde şehîd düşen 9 gönüllü, adlî tıpta otopsiye alınmış, ancak naaşlarda bulunan 30 kurşundan birinin ne olduğu anlaşılamamıştı. Bugüne kadar görülmeyen bu tek kurşun, gazeteci Cevdet Kılıçlar’ın alnının ortasından girmiş ve saçmalar dağılmadan kafatasının içinde kalmıştı. O kurşunun kapı kırma silahı olarak bilinen “Shotgun” ile atıldığı belirlendi. Merminin adı, ateşli silahlar literatüründe “Bean Bag” yani “Fasülye Kesesi” olarak geçiyor. Özellikle ABD ve İsrail polisi, toplumsal olaylarda bu mermiyi kullanıyor. Vücûda isabet ettiğinde yaptığı tahribat haftalarca geçmeyen “Bean Bag”, kafaya isabet ettiğinde ise öldürücü oluyor. (1)

Şehîd Cevdet Kılıçlar, Mavi Marmara gemisi Antalya’dan yola çıkacağı 27 Mayıs günü Kepez Spor Salonu’nda, Afganistan’da düşen uçakta şehîd olan İHH gönüllüleri Bahaddin Yıldız ve Faruk Aktaş için kılınan gıyabî cenaze namazından sonra şöyle dûâ etmişti: “İnşallâh Afganistan’da düşen uçakta şehîd olan Faruk Aktaş kardeşimizle Bahaddin Yıldız abimizin gıyabî cenaze namazını kıldık. Fatih’te arkadaşlarımız gıyabî cenaze namazlarını kılarken biz yanlarında değildik. Çünkü gemiyle Gazze’ye doğru yola çıkmıştık. Biz de o görevimizi buradaki kardeşlerimizle yerine getirdik. Allâh râhmet etsin. İnşallâh Allâh bize de onlar gibi bir son nâsib etsin.” (2)

Allâh O’nun bu dûâsını kabul etmiş ve Cevdet bu dûâdan sadece 4 gün sonra Râbb’ine kavuşmuştu. İHH İnsanî Yardım Vakfı’nın web editörlüğünü yapan gazeteci Cevdet Kılıçlar, İsrailli askerlerle çatışma anında fotoğraf çekerken alnından vurularak şehîd edildi.

Şehîd Cevdet Kılıçlar’ın 33 yaşındaki eşi Derya Kılıçlar, İsrail saldırısının olduğu gün İHH Genel Merkezi’ne gelmiş ve gazetecilere açıklamalarda bulunmuştu. Derya Kılıçlar, “Eşim Cevdet Kılıçlar, Mavi Marmara gemisindeydi. En son Antalya limanından hareket etmeden önce kendisiyle görüşmüştüm; çok heyecanlıydı, insanî bir yardımın içinde olmanın sevinci vardı. Kendisi 38 yaşında. Böyle bir saldırıyı beklemiyordu. Silâhsız bir gemide böyle bir saldırıya uğradı. İsrail devletinin bu kadar pervasız olacağını düşünmüyordu. İsrail terörist devlet olduğunu bu saldırıyla isbatlamıştır. Televizyon görüntülerinde taşınan bir yaralıyı eşime benzettim. İnşallâh yanılıyorumdur, çok endişeliyim. Gece hiç uyumadım. Eşimin hayatından endişe ediyorum” şeklinde açıklama yapmıştı.

Şehîd Cevdet Kılıçlar, haftalık Selam Gazetesi, günlük Millî Gazete ve Anadolu’da Vakit Gazetesi’nde çalışmıştı. Yardımseverliği, fedâkârlığı ve cesaretiyle bilinen gazeteci Cevdet Kılıçlar, İsrail’in Filistin’de yaptığı katliâmlara şahîdlik etmiş ve Mısır’da bulunan yaralı Filistinliler’le görüşmüştü. (3)

Türkiye Gazeteciler Sendikası (TGS), Cevdet Kılıçlar’ın Mavi Marmara gemisine saldırı sırasında gazetecilik refleksiyle fotoğraf çekerken İsrail askerlerince yakın mesafeden tek kurşunla şehîd edilmesini kınadı. TGS Yönetim Kurulu tarafından yapılan açıklama şöyleydi:

“Gazze’ye yardım götüren filoya düzenlenen baskında İsrail askerlerinin açtığı ateş sonucunda ölen 9 aktivistin arasında gazeteci Cevdet Kılıçlar’ın da bulunduğu, cenazelerin Türkiye’ye teslim edilmesinden sonra anlaşıldı.

Meslektaşımızın baskın anında gazetecilik refleksiyle fotoğraf çekerken İsrail askerlerince yakın mesafeden tek kurşunla öldürülmesini kınıyoruz. Kendisine Allâh’tan râhmet, ailesine ve meslektaşlarına başsağlığı ve sabır diliyoruz.” (4)

Cevdet Kılıçlar, Gazze’ye yardım götüren Mavi Marmara gemisinde şehîd olan tek gazeteciydi. Yardımseverdi, fedâkârdı, cesurdu. Cevdet Kılıçlar’ın kalbi sürekli Filistin’deydi, Gazze’deydi. Terörist İsrail, “Dökme Kurşun” adını verdiği katliâm operasyonunda Gazze’de 22 gün boyunca Filistinliler’i katlederken Cevdet Kılıçlar, eşi Derya, kızı Gülhan ve oğlu Erdem’le 22 gün boyunca sadece çorba içti.

Şehîdin hânımı Derya Kılıçlar, eşinin mazlûma yardım etmek için ömrünü adamış bir insan olduğunu belirterek, “Cevdet hep söylüyordu, ‘Kardeşlerimize yardım etmek ya da yardım ederken Allâh eri olarak ölmek istiyorum’ diyordu. Mevlâ bu arzusunu yerine getirdi. Mutluyuz O’nun için. Küçücük yüreğine kâinatı dolduran eşim, kardeşleri için şehîd olmuştur. O’nunla gurur duyuyorum ve tebrik ediyorum. Ben şehîd eşiyim, çocuklarım da şehîd çocuğudur. Bunun daha ötesi yok. Bu sebepten kızımı ve oğlumu uyarıyorum. ‘Ağlamayın, babanız şehîddir’ diyorum. Allâh gazamızı mübârek etsin. Üzülmüyoruz, iftihar ediyoruz” diyordu.

Gemide bulunanlar, gazeteciler ve gönüllüler Cevdet Kılıçlar’ın şehadetini şöyle anlatıyordu: Mavi Marmara gemisindeki Yunan gönüllü Dimitris Plionis, komandoların şehîd olan 9 kişiden biri olan Cevdet Kılıçlar’ı görüntü geçilmesini engellemek için öldürdüğünü söylüyordu. Britanya uyruklu Aziz Mûhâmmed Osman da, Cevdet Kılıçlar’ın şehâdetini gördüğünü belirterek, “Fotoğraf çeken birini gördüm. O’nun vurularak düştüğünü gördüm. Yanına gittim ve arkadan elimi sol omzunun altına koyarak taşımaya çalıştım. O’nu yaralı sanıyordum” ifadelerini kullanıyordu. Kılıçlar’ın 20 yıllık arkadaşı Aydın Ayar ise, “Cevdet yaralıları çekmek için üst kata çıktı. Flaşı patlattığı sırada, lazerli silâh ile alnından vuruldu” şeklinde konuşuyordu.

Mavi Marmara gemisinde bulunan Sabah Gazetesi’nden Mediha Olgun, “Cevdet Kılıçlar, Mavi Marmara gemisinde biz basın mensuplarının eli ayağıydı adeta. ‘Yetiş’ dediğimizde koşarak geliyor, her sorunumuzu çözüyordu. Mesafeli, saygılı ve bir o kadar da sevecendi. Ölüm haberi bütün gazetecileri şok etti. İsrail askerlerinin operasyonu sürerken anons yapmışlar telsizle, ‘Yardıma gelin’ diye. Fotoğraf makinâsını kaptığı gibi koşmuş üst güverteye. Çıkar çıkmaz vurmuşlar O’nu. Makinâsını yüzüne dayayıp tek kare basarken alnının ortasına isabet etmiş kurşun. Cevdet ağabeyin amacı sadece fotoğraf çekmekti. Ölümünden saatler önce, teker teker hepimizin fotoğrafını çekmişti. Çektiklerini de e–mail atmıştı hiç üşenmeden” diyor.

Cevdet Kılıçlar 17 yıldır gazetecilik yapıyordu. Araştırmacı bir gazeteciydi. Derin devletin eylemlerini deşifre etti, İslamî duyarlılığa sahip kişilerin dâvâlarını takip etti.

Cevdet Kılıçlar, 2 Temmuz 1993 tarihinde Madımak Oteli’nde gerçekleşen ve 37 kişinin hayatını kaybettiği olayları incelemek için Sivas’a gitti. Laik ve ateistlerin tahrikleriyle başlayan olaylarda “Şeriâtçı”, “Aşırı dînci” olduğu iddiâsıyla tutuklanan kişilerin kim olduklarını araştırdı. Sivas’ta günlerce kaldı, tutuklanan kişilerin aileleriyle tek tek görüştü. Şeriâtçı iddiâsıyla tutuklanan kişilerin birçoğunun alkolik olduğunu, barlarda eğlendiğini eşinden, çocuklarından ve akrabalarından öğrendi. Tutuklanan kişilerin alkol içerken ve pavyonlarda bulunan fotoğraflarını aldı ve Selam Gazetesi’nde yayınladı. Cevdet Kılıçlar’ın haberi, Sivas dâvâsının gidişatını değiştirdi. Sivas olaylarında hayatını kaybedenlerin yakınları, sözkonusu haberin ardından “Derin devlet”i keşfetti. Cevdet Kılıçlar, Sivas olaylarından önce içki içen, barda eğlenen kişilerin cezaevinde hidayete dönüşünü de yazdı.

Cevdet Kılıçlar, Uğur Mumcu suikastına ilişkin dâvânın seyrini değiştirecek habere de imza attı. 24 Ocak 1993 tarihinde Uğur Mumcu, otomobilinde patlayan bombayla öldü. Gazeteler ve televizyonlar, Selam Gazetesi’ni hedef aldı ve gazetenin dağıtım müdürü Abdulhamit Çelik’in suikastta aktif rol oynadığını manşetlerine taşıdı. Mumcu suikastı sanığı Yusuf Karakuş’un, suikast günü Abdulhamit Çelik’in Ankara’da İranlılar’la bağlantıyı sağladığına yönelik sözleri tartışılıyordu. Cevdet Kılıçlar, Abdulhamit Çelik’in bombanın patladığı saatlerde İstanbul’da düğünü olduğunu ve evlendiğini belgeleriyle isbat etti. Çelik’in, Uğur Mumcu’nun öldürüldüğü saatlerde Fatih İskenderpaşa Camiî’nde öğle namazının ardından Tuba Akbulut ile dünya evine girdiğinin görüntü kayıtlarına ulaştı, Abdulhamit Çelik - Tuba Akbulut çiftinin düğün dâvetiyesini yayınladı.

Cevdet Kılıçlar, İslamî duyarlılığa sahip kişilerin Devlet Güvenlik Mahkemeleri’ndeki duruşmalarını bir avukat titizliğinde takip ederdi. Vakit Gazetesi’nde, Ergenekon Terör Örgütü’nün eylem ve hedeflerini belgeleriyle yayınladı. (5)

Mavi Marmara Şehîdi Cevdet Kılıçlar için 4 Haziran günü İstanbul Beyazıt Meydanı’nda mahşerî kalabalıkla cenaze namazı kılındı. Cenaze Edirnekapı’da defnedildi. Cevdet için kılınan cenaze namazına onbinlerce kişi katıldı. Cuma namazını müteakip düzenlenen cenaze namazından sonra gazeteci Kılıçlar’ın cenazesi omuzlarda taşınarak Edirnekapı Mezarlığı’na götürüldü.

Cevdet Kılıçlar’ın cenazesinin Kelime-i Tevhîd yazılı yeşil bayrağa sarıldığı dikkat çekerken, cenazenin konulduğu musalla taşının arkasındaki duvara “Şehîd olarak yaşadı, şahîd olarak Râbb’ine kavuştu” ve “Vurulmuş tertemiz alnından uzanmış yatıyor - Filistin uğruna Yâ Râbb, ne güneşler batıyor” yazılı pankartlar asıldı.

Cenaze törenine Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ile İstanbul Valisi Hüseyin Avni Mutlu da çelenk gönderdiler. (6)

sediyani@gmail.com

 

DİPNOTLAR:

(1) : İHH.org.tr, İHH İnsanî Yardım Vakfı resmî web sitesi, 13 Haziran 2010

(2) : Anadolu’da Vakit Gazetesi, Şehîd Cevdet Kılıçlar’ın Son Dûâsı, 3 Haziran 2010

(3) : Özgün Duruş Gazetesi, Cevdet Kılıçlar: Bir Şahîd, Bir Şehîd, 3 Haziran 2010

(4) : Yeni Şafak Gazetesi, TGS’den Gazeteci Cevdet Kılıçlar’ın Şehîd Edilmesine Kınama, 4 Haziran 2010

(5) : Anadolu’da Vakit Gazetesi, Meslektaşlarının Diliyle Cevdet Kılıçlar, Kenan Kıran, 18 Haziran 2010

(6) : Velfecr, Cevdet Kılıçlar’a Görkemli Uğurlama, 4 Haziran 2010

    

FOTOĞRAFLAR:

Cevdet Kılıçlar 5 Mayıs 1972 tarihinde Kayseri’de doğdu. Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi mezunu.

 

Şehîd Cevdet Kılıçlar, haftalık Selam Gazetesi, günlük Millî Gazete ve Anadolu’da Vakit Gazetesi’nde çalışmıştı. Yardımseverliği, fedâkârlığı ve cesaretiyle bilinen gazeteci Cevdet abi, İsrail’in Filistin’de yaptığı katliâmlara şahîdlik etmiş ve Mısır’da bulunan yaralı Filistinliler’le görüşmüştü.

 

Cevdet abi 1998 – 99 yıllarında Selam Gazetesi’nde çalışırken

 

Cevdet abi 17 yıldır gazetecilik yapıyordu. Araştırmacı bir gazeteciydi. Derin devletin eylemlerini deşifre etti, İslamî duyarlılığa sahip kişilerin dâvâlarını takip etti.

 

Cevdet Kılıçlar, 2 Temmuz 1993 tarihinde Madımak Oteli’nde gerçekleşen ve 37 kişinin hayatını kaybettiği olayları incelemek için Sivas’a gitti. Laik ve ateistlerin tahrikleriyle başlayan olaylarda “Şeriâtçı”, “Aşırı dînci” olduğu iddiâsıyla tutuklanan kişilerin kim olduklarını araştırdı. Sivas’ta günlerce kaldı, tutuklanan kişilerin aileleriyle tek tek görüştü. Şeriâtçı iddiâsıyla tutuklanan kişilerin birçoğunun alkolik olduğunu, barlarda eğlendiğini eşinden, çocuklarından ve akrabalarından öğrendi. Tutuklanan kişilerin alkol içerken ve pavyonlarda bulunan fotoğraflarını aldı ve Selam Gazetesi’nde yayınladı. Cevdet Kılıçlar’ın haberi, Sivas dâvâsının gidişatını değiştirdi. Sivas olaylarında hayatını kaybedenlerin yakınları, sözkonusu haberin ardından “Derin devlet”i keşfetti. Cevdet Kılıçlar, Sivas olaylarından önce içki içen, barda eğlenen kişilerin cezaevinde hidayete dönüşünü de yazdı.

 

Cevdet Kılıçlar, Uğur Mumcu suikastına ilişkin dâvânın seyrini değiştirecek habere de imza attı. 24 Ocak 1993 tarihinde Uğur Mumcu, otomobilinde patlayan bombayla öldü. Gazeteler ve televizyonlar, Selam Gazetesi’ni hedef aldı ve gazetenin dağıtım müdürü Abdulhamit Çelik’in suikastta aktif rol oynadığını manşetlerine taşıdı. Mumcu suikastı sanığı Yusuf Karakuş’un, suikast günü Abdulhamit Çelik’in Ankara’da İranlılar’la bağlantıyı sağladığına yönelik sözleri tartışılıyordu. Cevdet Kılıçlar, Abdulhamit Çelik’in bombanın patladığı saatlerde İstanbul’da düğünü olduğunu ve evlendiğini belgeleriyle isbat etti. Çelik’in, Uğur Mumcu’nun öldürüldüğü saatlerde Fatih İskenderpaşa Camiî’nde öğle namazının ardından Tuba Akbulut ile dünya evine girdiğinin görüntü kayıtlarına ulaştı, Abdulhamit Çelik - Tuba Akbulut çiftinin düğün dâvetiyesini yayınladı.

 

Cevdet Kılıçlar, İslamî duyarlılığa sahip kişilerin Devlet Güvenlik Mahkemeleri’ndeki duruşmalarını bir avukat titizliğinde takip ederdi. Vakit Gazetesi’nde, Ergenekon Terör Örgütü’nün eylem ve hedeflerini belgeleriyle yayınladı.

 

Cevdet abi basın – yayın dünyasının çalışkan ve güzide bir ferdiydi

 

Aynı zamanda İHH’da çalışmaya başladı ve kurumun basın sözcüsü oldu

 

2008 yılında İHH’da çalışmaya başlayan Cevdet abi, İHH gönüllüsü olarak çeşitli ülkelere gitti, pekçok bölgeyi gözlemledi ve gözlemlerini elinden hiç bırakmadığı fotoğraf makinâsından bizlere aktardı.

 

Cevdet abi Afrika’da, siyâhî çocuklarla birlikte bir su kuyusunun başında

 

Cevdet abinin Afrika’da çektirdiği bir hatırâ fotoğrafı

 

İnsana ait tüm güzelliklere sahip olduğu için, her ırk ve renkten insanın sevgisini hemen kazanırdı, Cevdet abi

 

Cevdet abi Afrika’da yine bulmuş önemli bir kişiyi, onunla röportaj yapıyor. Kardeşimizin kim olduğunu bilmiyoruz ama.

 

Afrika hatırâsı...

 

Cevdet Kılıçlar, Gazze’ye yardım götüren Mavi Marmara gemisinde şehîd olan tek gazeteciydi. Yardımseverdi, fedâkârdı, cesurdu. Cevdet Kılıçlar’ın kalbi sürekli Filistin’deydi, Gazze’deydi. Terörist İsrail, “Dökme Kurşun” adını verdiği katliâm operasyonunda Gazze’de 22 gün boyunca Filistinliler’i katlederken Cevdet Kılıçlar, eşi Derya, kızı Gülhan ve oğlu Erdem’le 22 gün boyunca sadece çorba içti.

 

Şehîdin hânımı Derya Kılıçlar, eşinin mazlûma yardım etmek için ömrünü adamış bir insan olduğunu belirterek, “Cevdet hep söylüyordu, ‘Kardeşlerimize yardım etmek ya da yardım ederken Allâh eri olarak ölmek istiyorum’ diyordu. Mevlâ bu arzusunu yerine getirdi. Mutluyuz O’nun için. Küçücük yüreğine kâinatı dolduran eşim, kardeşleri için şehîd olmuştur. O’nunla gurur duyuyorum ve tebrik ediyorum. Ben şehîd eşiyim, çocuklarım da şehîd çocuğudur. Bunun daha ötesi yok. Bu sebepten kızımı ve oğlumu uyarıyorum. ‘Ağlamayın, babanız şehîddir’ diyorum. Allâh gazamızı mübârek etsin. Üzülmüyoruz, iftihar ediyoruz” diyordu.

 

Cevdet abinin bir uçağın içinde çekilmiş fotoğrafı

 

Cevdet Kılıçlar: Hayatın gülen yüzü.

 

Mavi Marmara gemisi İstanbul’dan uğurlanıyor... Cevdet abi (soldan ikinci) elinde fotoğraf makinâsıyla halkı selamlıyor; geminin üzerinde Afganistan’da düşen uçakta şehîd olan İHH gönüllüsü Faruk Aktaş’ın ismi asılı.

 

ÇOK ÖZEL BİR ÂN... Mavi Marmara yolcuları, Antalya’dan Gazze’ye doğru Akdeniz yolculuğuna başlamadan önce Antalya Kepez Spor Salonu’nda, Afganistan’da düşen uçakta hayatlarını kaybeden Şehîd Bahaddin Yıldız ve Şehîd Faruk Aktaş için gıyabî cenaze namazı kıldılar ve onlar gibi şehîd olmak için toplu dûâ ettiler. Mavi Marmara yolcularına Antalya’da şehâdet dûâsını iki kişi yaptırmıştı ve Allâh’ın takdirine bakın ki, ikisi de sadece 4 gün sonra Mavi Marmara gemisinde şehîd oldu; Allâh dûâlarını kabul etti... Fotoğrafta da rahatlıkla gördüğünüz gibi, Mavi Marmara yolcularına toplu olarak şehâdet dûâsını yaptıran iki kişi, Şehîd Cevdet Kılıçlar ve Şehîd Ali Haydar Bengi.

 

Cevdet abi Mavi Marmara gemisinde

 

Daha önce bu platformda defalarca yayınladığımız bu fotoğrafta Filistin İslamî hareketi lideri Şeyh Raid Salah, Mavi Marmara yolcularına hitaben konuşma yapıyor. Cevdet abi tam karşıda, en uzak köşede, kırmızı ok işaretinin hemen önünde, kollarıyla bir yere yaslanmış, cemaatin tam tersi istikamete bakıp düşünüyor. Herkes sağ tarafa bakıp Şeyh Raid Salah’ın konuşmasını dinlerken, O sol tarafa dönmüş, başka şeyler düşünüyor. Kim bilir, o ân dalgın gözlerle neler düşünüyordur?

 

Cevdet abi İsrail tacizi altında sabah namazı kılıyor. Bu, O’nun kıldığı son namaz oldu. Bu namazı kıldıktan sadece birkaç dakika sonra siyonist İsrail kurşunlarıyla şehîd oldu.

 

İsrail saldırısı başlamış, gazeteci Cevdet Kılıçlar elinde fotoğraf makinâsıyla fotoğraf çekmeye çalışıyor

 

Cevdet Kılıçlar, insanî yardım görevlisi ve gazeteci. Gazze’deki ambargoyu kaldırmak ve insanî yardım götürmek için düzenlenen filonun içindeki Mavi Marmara gemisinde basın odasında çalışıyordu. Özgürlük filosuna İsrailliler tarafından açılan ateş sonucu şehîd olan Cevdet Kılıçlar, saldırıda hayatını kaybeden tek basın mensubu.

 

Cevdet Kılıçlar saldırı esnada sadece fotoğraf çekmek amacıyla ve tamamen gazetecilik refleksiyle geminin üst katına çıkmıştı. 31 Mayıs günü sabah namazı vaktinde insanî yardım götüren Mavi Marmara gemisine İsrail tarafından düzenlenen korsan saldırıda fotoğraf çekerken şehîd edildi. Yanında olanlar Kılıçlar’ın “Allâh rızâsı için boş bırakmayalım” diyerek güverteye koştuğunu ifade ettiler. Kendisi görev alanını boş bırakmadı. O, İsrail’in kural tanımaz baskınını tüm dünyaya gösterebilmek için son anlarına kadar uğraştı.

 

Mavi Marmara gemisinde şehîd düşen 9 gönüllü, adlî tıpta otopsiye alınmış, ancak naaşlarda bulunan 30 kurşundan birinin ne olduğu anlaşılamamıştı. Bugüne kadar görülmeyen bu tek kurşun, gazeteci Cevdet Kılıçlar’ın alnının ortasından girmiş ve saçmalar dağılmadan kafatasının içinde kalmıştı. O kurşunun kapı kırma silahı olarak bilinen “Shotgun” ile atıldığı belirlendi. Merminin adı, ateşli silahlar literatüründe “Bean Bag” yani “Fasülye Kesesi” olarak geçiyor. Özellikle ABD ve İsrail polisi, toplumsal olaylarda bu mermiyi kullanıyor. Vücûda isabet ettiğinde yaptığı tahribat haftalarca geçmeyen “Bean Bag”, kafaya isabet ettiğinde ise öldürücü oluyor.

 

Mavi Marmara Şehîdi Cevdet Kılıçlar için 4 Haziran günü İstanbul Beyazıt Meydanı’nda mahşerî kalabalıkla cenaze namazı kılındı

 

Cevdet için kılınan cenaze namazına onbinlerce kişi katıldı

 

Beyazıt Meydanı... Cevdet Kılıçlar, hayatı boyunca bu meydanda belki onlarca şehîdin cenaze namazını kalabalıklarla birlikte kılmış, onlarca gösteriye katılmıştı. Kendi cenaze namazı da Beyazıt Meydanı’nda kılındı.

 

Cevdet Kılıçlar’ın eşi Derya Hânım ve kızı Gülhan, Şehîd’in cenazesinde

 

Cevdet Kılıçlar’ın oğlu Ali Erdem, babasının cenazesinde... Cevdet Kılıçlar, üniversitede okurken, lise yıllarından tanıştığı Derya Hânım’la evlendi. Şehîd Cevdet Kılıçlar’ın 15 yaşında Gülhan ve 13 yaşında Ali Erdem isimli iki çocuğu var.

 

Şehîdin hânımı ve kızı, tabuta dokunmaya çalışıyor... Söze gerek var mı?

 

Cevdet Kılıçlar, Gazze ambargosunu kaldırmak ve insanî yardım götürmek için organize edilen filoya büyük bir istekle katıldı. Filoya katılanların doldurduğu iletişim formunda yardım edebileceğiniz alanlarla ilgili kısmı “Ne iş olsa yaparım” diye doldurmuştu en son... İnsanlık uğruna ne iş olsa yapmak üzere yola çıktı. İnsanlık düşmanları tarafından vâhşîce katledildi.

 

Cevdet Kılıçlar şehâdet makamına yükselip Cennet-i Âlâ’ya yolculuk ederken milyonların yüreğini de kendisiyle birlikte götürdü

 

 

Cuma namazını müteakip düzenlenen cenaze namazından sonra gazeteci Kılıçlar’ın cenazesi omuzlarda taşınarak Edirnekapı Mezarlığı’na götürüldü

 

İstanbul Edirnekapı Mezarlığı... Mavi Marmara’nın iki şehîdi yanyana gömüldü. Kayserili 1972 doğumlu Cevdet Kılıçlar ve Malatyalı 1978 doğumlu Necdet Yıldırım... Şehîdlerin kabri başındaki ziyaretçiler, Lübnanlı kardeşlerimiz. Sağda oturan beyaz gömlekli, İsra Kültür Merkezi’nden değerli ağabeyimiz Nureddin Şirin.

 

Mavi Marmara’nın iki şehîdi Cevdet Kılıçlar ve Necdet Yıldırım, Edirnekapı Mezarlığı’na, 23 Şubat 1979’da ırkçılar tarafından katledilen Şehîd Metin Yüksel’in yanına defnedildiler

 

LA TEHZEN İNNELLÂHE MEANA

Allâh’a adanmış bir hayat, Allâh’a adanmış bir zihin ve kalp ile mümkündür. Yaşadığı çağa “söz” ve “yazı” ile tanıklık etmek, davetçi kimliğin gereğidir. Davetçi, bulunduğu coğrafyada ve yaşadığı zamanda, hakka şâhidlik etmekle mükelleftir.

Bu yol çilelidir, dikenlerle ve ızdıraplarla dolu bir seyahattir; âyet-i kerimede de belirtildiği üzere “kolay bir yolculuk değildir”. Ancak bu zorluğa rağmen davetçiyi bu yolculukta dimdik ayakta tutan, bu inançtır:

La tehzen innellâhe meana…

Üzülme, Allâh bizimle!

Davetçi, her ne şart altında olursa olsun, medenî hali, mesleği, konumu, sosyo – ekonomik durumu her ne olursa olsun, inandığı dâvâ uğruna mücadele etmek, emek vermek ister. Davetçi, sırtında “ağır bir yük” ile gezdiğinden, yaşadığı çağa tanıklık etmek istediğinden, ayağında dikenlerle seyahat ettiğinden, hep “konuşmak” ve ”yazmak” ister; “söz” ve “yazı” olmadan yaşayamaz davetçi.

Onun bütün mal varlığı, bütün sermayesi budur; söz ve yazı.

Evsiz yaşayabilir, barksız yaşayabilir, sevgisiz ve huzursuz yaşayabilir, parasız yaşayabilir, geleceksiz yaşayabilir, ama kalemsiz ve kâğıtsız yaşayamaz.

Pek çok kişinin hayâllerini süsleyen “güzel bir ev, güzel bir araba, bol kazançlı bir iş, parlak bir gelecek”, onun bir kez bile olsun ilgisini çekmemiştir. Paranın, maddiyatın esiri olmadığı için hor görülür, hâkir görülür, alay edilir ama dilinde ve kalbinde hep bu söz vardır davetçinin:

La tehzen innellâhe meana…

Üzülme, Allâh bizimle!

* * *

Kucağında kitapla doğanlar elinde kalemle ölürler.

Davetçi, böyledir.

Onun amacı “çağa ayak uydurmak” veya “geleceğe yatırım yapmak” değil, “çağa tanıklık etmek”tir. Yaşadığı toplumda, ülkede ve dünyada yaşanan her şeye “tanıklık etmek”tir, “şahîdlik etmek”tir.

Onu mutlu edecek şey, çok para kazanmak, güzel bir eve sahip olmak, yüksek makamlara gelmek değildir. Ona göre böyle bir dünya, “küçük bir dünya”dır. O, kendi “küçük ama dünyalardan daha büyük” dünyasında mutlu olur.

O, güzel bir fotoğraf çektiği zaman mutlu olur. Vahşî doğada güzel bir ceylanın veya bir bahçede kırmızı bir gülün fotoğrafını çektiği zaman mutlu olur. Denizlere, dağlara, ağaçlara, çiçeklere sahip olmak gibi bir amacı yoktur; çünkü ona göre bütün bunların sahibi Allâh’tır. Denizlerin, dağların, ağaçların, çiçeklerin fotoğrafını çektiği zaman mutlu olur. Bir şelâle gördüğü zaman, dünyanın en şanslı insanıdır o. Şelâlenin önüne geçip resim çektirmek ister, şelâleyle birlikte kendi resmi de çıksın ister. Böyle küçük şeylerle mutlu olur o.

Onun için yaşam, “söz” ve “yazı” demektir. Çünkü onun yaşam gayesi “sahip olmak” veya “çağa ayak uydurmak” değil, “çağa tanıklık etmek”tir. İnsanın ve toplumların serüvenini, toprağın kokusunu, güneşin ısısını, ayın ışığını, dağların duruşunu, bulutların yolculuğunu, denizlerin sükûnetini, ırmakların akıntısını, derelerin şırıltısını, ceylanların ürkek bakışlarını, kuşların cıvıltısını, çiçeklerin ve kelebeklerin güzelliğini “yazıya dökmek” için yaşar o. Tek arzusu budur onun.

O böyle düşündüğü için, hayata böyle baktığı için alay edilir, küçümsenir. Fakat o aldırış etmez bu boş sözlere, hiçbir kınayıcının kınamasından çekinmez. Çünkü onu ayakta tutan, her tür çirkin söze ve hakarete karşı koruyan sihirli bir söz vardır kalbinde. Uğradığı her saldırıda, bu koruyucu söz çıkar iki dudağının arasından:

La tehzen innellâhe meana…

Üzülme, Allâh bizimle!

  • Yorumlar 5
    Yazarın Diğer Yazıları
    PANO
    KARİKATÜR
    Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim