1. YAZARLAR

  2. İbrahim Sediyani

  3. Su İntifadası’nın Kevser Damlaları –6
İbrahim Sediyani

İbrahim Sediyani

Yazarın Tüm Yazıları >

Su İntifadası’nın Kevser Damlaları –6

A+A-

Dört yıldır haksız ve acımasız bir ambargo altında bulunan Gazze’ye insanî yardım götürmek amacıyla 27 Mayıs Perşembe gününü 28 Mayıs Cuma gününe bağlayan gece Antalya limanından hareket eden ve içinde tamamen silâhsız ve savunmasız 587 sivil gönüllünün bulunduğu Mavi Marmara ve beraberindeki gemiler, 31 Mayıs Pazartesi sabahı, gemideki yolcular henüz sabah namazındayken gözü dönmüş, insanlıktan ve merhamet duygusundan nasibini almamış terörist İsrail askerlerinin korsanca gerçekleştirdiği kanlı bir saldırıya uğradı.

Akdeniz açıklarında, açık denizlerde gerçekleşen bu korkunç hadisede, gemideki 9 gönüllü vâhşî bir şekilde öldürüldü, 23’ü ağır olmak üzere 54 gönüllü de yaralandı.

Çoğu mümbit Anadolu topraklarının kırsal kesimlerinde, denize en uzak yerlerinde doğmuş ve bazıları hayatının gençlik yıllarına kadar hiç deniz görmemiş olan dokuz kardeşimiz, bir okyanus büyüklüğündeki Akdeniz’in ortasında hunharca öldürülüp son nefeslerini verdiler; açık denizlerden Râb’lerinin katına, inşallâh Cennet-i Âlâ’ya yükseldiler.

Bu dokuz kardeşimiz, yaşadıkları bereketli ömürleri boyunca çevrelerine güzel örnek olarak hayata şahîdlik ettiler; aynı şahâdeti, insanlık için, insan onur ve haysiyetinin yücelmesi için, mazlum, mustaz’af, mahrum ve yardıma muhtaç durumdaki insanlar için canlarını fedâ ederek bütün dünyaya ve insanlık ailesine taşıdılar.

Bu kardeşlerimizi tanımak ve Mavi Marmara gemisinden tüm insanlığa verdikleri mesajı taşıyıp dünyanın her tarafındaki insanlara ulaştırmak istiyoruz.

“Su İntifadası’nın Kevser Damlaları” adlı bu yeni dizi yazımızda, bu kardeşlerimizi biraz daha yakından tanımaya çalışacağız. 9 bölüm sürecek olan bu dizinin her bölümünde bir kardeşimizi anlatacağız.

≈ ŞEHÎD ALİ HAYDAR BENGİ ≈

 

Ali Haydar Bengi, 11 Eylül 1971 tarihinde Diyarbakır’da doğdu. Mısır’ın başkenti Kahire’de El- Ezher İslam ve Arap Dili Araştırmaları Fakültesi’ni 1997 yılında başarıyla bitirdi.

Güzel ahlakı ve yaşantısıyla herkes tarafından sevilen, Diyarbakır’ın kanaat önderlerinden Bengi, son yıllardaki ilmî çalışmalarında ve verdiği derslerinde dînin doğru anlaşılması, Müslümanlar arasında birliğin sağlanması ve Kudüs’ün özgürleştirilmesi konularına önem verdi. Başkanı olduğu Aydınlık Yarınlar İçin Hak ve Özgürlükler, Eğitim, Kültür ve Yardımlaşma Derneği (AY–Der) çatısı altında çalışmalarda bulundu.

AY–Der Başkanı Ali Haydar Bengi’nin Mehanur, Semanur, Senanur ve Muhammed Mustafa isminde dört çocuğu var.

Dört yıla yakın bir süredir abluka altında yaşayan Gazze’ye yardım götürmek için hazırlanan filoya katılmak için başvuruda bulunan Ali Haydar Bengi, buradaki formda yardımcı olabileceği alanları “tercümanlık ve iletişim” olarak belirtmişti. (1)

Mavi Marmara gemisine 5 yolcu gönderen Diyarbakır şehrimizden AY – Der Başkanı Ali Haydar Bengi şehîd olurken, Özgür–Der Diyarbakır Şubesi’nden Çelebi Bozan da ağır yaralanmıştı.

1971 tarihinde dünyaya gözlerini açan Ali Haydar Bengi, ilkokulu Bağlar semtindeki Devrim İlkokulu’nda okudu. Diyarbakır İmam Hatip Lisesi’nden 1991 yılında mezun oldu. Aynı yıllarda medrese eğitimi aldı. 1992 yılında ise Mısır’ın başkenti Kahire’ye giderek çok özlemini duyduğu El Ezher Üniversitesi’ne kaydını yaptırdı. İslam ve Arap Dili Araştırmaları Fakültesi’ni 1997 yılında başarıyla bitirdi. Memlekete döndükten sonra zamanının büyük bir bölümünü İslamî çalışmalara harcadı. Ali Haydar Bengi 10 yıldır Diyarbakır’da cep telefonu tamir servisini işletiyordu. Örnek yaşantısı ve ahlakıyla herkes tarafından sevilen biriydi. (2)

Şehîd Ali Haydar Bengi her ne kadar Diyarbakır’da doğmuş ve burada yaşıyor idiyse de kendisi aslen Bingöl ili Genç (Dara Hênê) ilçesindendi ve Genç nüfûsuna kayıtlıydı. (3)

Geride 4 çocuk ile bir eş bırakan Bengi, Gazze yolculuğuna çıkmadan önce şehîd olmak için günlerce dûâ etmişti. Acı haberi alan Bengi’nin yakınları ve sevenleri, eşi ve çocuklarına başsağlığı dilemek için Kayapınar semtinde bulunan evine akın ettiler.

Şehîd Ali Haydar Bengi’nin hânımı Sanye Bengi, eşinin şehâdet haberi ile gurur duyduğunu dile getirdi. Eşiyle en son Mersin’de yola çıkmadan önce telefonla görüştüğünü anlatan Sanye Bengi, “Eşim Mısır’da okuduğu için oradaki Müslümanlar’ın durumunu çok iyi biliyordu. Bunun için sivil toplum kuruluşunda aktif olarak çalışıyordu. Mazlûmlara, fâkirlere yardım ediyordu. Yıllardır Filistin’e gitmek istiyordu. Sürekli de şehîd olmak için dûâ ediyordu” dedi. Eşinin şehîd olmasından dolayı üzüldüğünü ancak gurur da duyduğunu belirten gözüyaşlı Sanye Bengi, “Bu bizim için büyük bir gurur oldu. Râbbime şükürler olsun ki ben şehîd eşi, çocuklarım şehîd çocuğu oldu” şeklinde konuştu. İsrail’i lâ’netlediğini de belirten Bengi, “Allâh onların belasını versin” dedi.

Babası için durmadan gözyaşı döken Semanur ise gemiye yapılan saldırıdan sonra babasını aradığını, ancak bir türlü ulaşamadığını dile getirdi. Semanur, “Babam Mersin’de iken beni aradı. ‘Kızım beni merak etmeyin. Şehîd olmak istiyorum’ dedi” diye konuştu. Ali Haydar Bengi’nin kızlarından Senanur Bengi ise, “Babamı çok seviyorum. O’nu çok özlüyorum. Bana bir isteğimin olup olmadığını sordu. Ben de inşallâh şehîd olursun dedim” ifadelerini kullandı. (4)

Ali Haydar Bengi’nin babası, oğlunun şehâdeti ile gurur duyduğunu ifade etti. Devlet Demir Yolları (DDY) emeklisi 68 yaşındaki Mustafa Bengi, oğlunun yokluğuna alışmakta zorlandığını, ancak şehîd olduğu için Allâh’a şükrettiğini söyledi. Duygularını anlatmakta zorlanan acılı baba, terörist İsrail’in mutlaka yaptığı vâhşetin hesabını vermesi gerektiğini kaydetti. Şehîd babası, “Ben oğlumu Allâh için şehîd verdim. Oğlum gitti. O’nun yokluğu yüreğimi yakıyor, ancak Allâh için şehîd oldu” dedi.

Şehîd Ali Haydar’ın 25 yıllık arkadaşı ve Mavi Marmara yolculuğuna birlikte katılan Recep İdikut, “Değerli dostum ve hocamdı. Bana Arapça dersi vermişti. Kendini ilme ve hizmete adamıştı. En büyük hedefi öğrenciler yetiştirmek, onlara İslam’ı anlatmaktı” dedi. Şehîd Ali Haydar’ın hiçbir zaman şahsî sıkıntılarını kimseyle paylaşmadığını ve problemlerini çevresine yansıtmadığını kaydeden İdikut, “Diyarbakırlı gençlere daha rahat hizmet edebilmek için 2005 yılında beraber AY–Der’i kurduk. Ben 5 yıl derneğin başkanlığını yaptım. Daha sonra İnsanî Yardım Derneği’ni kurma ihtiyacını hissettik. Ben İnsanî Yardım Derneği’nin başkanlığına, Şehîd de AY–Der’in başkanlığına geçti” şeklinde konuştu. Özgürlük filosunda her zaman beraber olduklarını anlatan İdikut, sözlerini şöyle sürdürdü: “Yolculuk boyunca her zaman ‘Allâh bizimle beraberdir. Yolculuk boyunca sabah namazları dahil bütün vakit namazlarını cemaatle kılalım. Her gece mutlaka gece namazı kılalım’ diyordu. Öyle de yaptık. Son gün ise bana ‘Birbirimize söz verelim. Hangimiz şehîd olursa diğeri onun selamını Diyarbakır’a ulaştıracak’ dedi. Gemide bir televizyon kanalına demeç verecektim. Onunla istişare ettim. Bana özellikle, Selahaddin Eyyûbi’nin torunlarının bu işe can û gönülden sarılacağını, belki Gazze’nin kurtuluşunun onlarla olacağının altını çizmemi söyledi. O gece vedâlaştık. ‘Belki daha görüşemeyiz’ dedi.”

Şehîdin mesaî ve 20 yıllık dâvâ arkadaşı olan AY–Der Başkan Yardımcısı Ferzende Lale de, “Şehîd Ali Haydar Hoca, birlikte olduğumuz süre içinde yapılan bütün toplantı ve aktivitelerde zamana riayet eden, ahde vefâ gösteren samimî biriydi. Dernek çalışmalarından biri olan Salı sohbetlerinde Kûr’ân ve Sünnet’i doğru anlama ve uygulama noktasına sürekli ve ısrarla vurgu yapar, doğru bir İslamî anlayışın bir parçası olan Sünnet’in tahrif edilmeye çalışıldığına dikkat çeker ve bunun önüne geçmek için çeşitli platformlarda çalışmalar yürütürdü. Herkesin bu tehlikenin farkına varması için Diyarbakır içinde ve dışındaki STK’larla da görüşerek bu alanda hassas olunması gerektiğini vurgulardı” dedi. Şehîdin 20 yıllık arkadaşı olarak O’nunla sürekli beraber olduklarını ifade eden Lale, Şehîd Ali Haydar’ın gündüzlerini dernek çalışmaları ve ticaretiyle geçirdiğini, geceleri ise ilmî araştırmalara ve ibâdete ayırdığını söyledi. Şehîd Ali Haydar’ın çok çalışan ve ümmetin derdiyle dertlenen muttakî bir Müslüman olarak her zaman koşturduğuna şahîd olduğunu kaydeden Lale, “Diyarbakır’da bulunan STK’ların birlik içerisinde çalışması ve vahdeti oluşturmaları amacıyla onlarla bir araya gelir, vahdetin gerekliliğine vurgu yapardı. Bu çalışmaların ciddî meyveler verdiğini, Gazze için oluşturulan Diyarbakır Gazze Girişimi’nin oluşmasında gördük. Şehâdetiyle de bütün grupları tek çatı altında toplamayı başardı” dedi.

Derneğin gönüllü üyelerinden, Şehîd’in 20 yıllık dostu ve dâvâ arkadaşı Sabır Ceyhan da Ali Haydar Bengi’nin lise yıllarından beri İslam’a hizmet aşkıyla yaşadığını söyledi. Ali Haydar’ın okulda örnek bir öğrenci olduğunu kaydeden Ceyhan, “Şehîd Ali Haydar ile birlikte İmam Hatip Lisesi’nde okuyorduk ve benden iki yaş büyüktü. O günden bu yana İslamî çizgisinden taviz vermeyerek, yaşantısıyla şehâdeti hak eden, ona layık olan biriydi. Ali Haydar kardeşimizle sabahladığım çok günler oldu, derslerinden istifade ettiğim çok oldu; bunun için mutlu ve gururluyum. Şehâdetine hiç mi hiç üzgün değilim, ancak O’nunla daha fazla zaman geçirmediğim için çok üzgünüm” dedi. Ali Haydar’ın kanıyla kendilerine örnek olduğunu ve ümmetin derdiyle dertlenmeyen, Allâh’a hakkıyla kul olamayan herkesi utandırdığını vurgulayan Ceyhan, “Şehîd Ali Haydar ancak sahabe döneminde gördüğümüz ve kitaplarda okuduğumuz hem sufî, hem zahid, hem âbid, hem de mücahid biriydi. Gece namazlarını kılar, haftalık oruçlarını tutar, her gün Kûr’ân ve me’suratını okurdu. Şehîd Ali Haydar, Allâh için çalışırsak Allâh’ın dünyamızı da imar edeceğini, bunu hayatında yaşayarak gördüğünü söylerdi” şeklinde konuştu. (5)

Siyonist İsrail’in Mavi Marmara gemisine düzenlediği kanlı saldırı dolayısıyla 2 Haziran günü Diyarbakır şehrinde mahşerî bir kalabalığın olduğu bir gösteri düzenlendi. “Diyarbakır Gazze Gönüllüleri” tarafından organize edilen “Siyonist Barbarlığı Protesto” eyleminde, binlerce Müslüman tek vücûd olup, açtıkları pankartlar, taşıdıkları dövizler, attıkları sloganlar, yaptıkları basın açıklaması ve ettikleri dûâ ile siyonist vâhşete lâ’netler yağdırdılar.

Dağkapı Meydanı’ndaki protesto, “Diyarbakır Gazze Gönüllüleri” adına AY – Der Yönetim Kurulu Üyesi Sabır Ceyhan’ın okuduğu basın açıklamasıyla başladı. Sık sık sloganlarla kesilen basın açıklamasının ardından dûâ edildi. Dûâ sırasında bazı Müslümanlar’ın gözyaşlarına hâkim olamadıkları görüldü. Ardından Ulu Camiî önüne kurulan taziye çadırına doğru yürüyüşe geçildi. “Şehîde Selam Direnişe Devam”, “Aksa Uğruna Bin Şehîd Fedâ”, “Ali Haydar Yolun Yolumuzdur”, “HAMAS’a Selam Direnişe Devam”, “Şehîd Namırın”, “Amed’den Gazze’ye Bin Selam” şeklinde sloganlar atarak yürüyen Müslümanlar tarafından İsrail ve destekçisi ABD sert sözlerle tel’in edildi. (6)

Şehîd Ali Haydar Bengi’nin 4 Haziran günü Diyarbakır’daki cenaze töreni ise binlerce kişilik bir kalabalığın ve tam 5 km uzunluğunda bir kortejin oluştuğu coşku ve gurur seli şeklinde geçti. 39 yaşındaki Ali Haydar Bengi için İstasyon Caddesi Sümer Camiî’nde ikindi namazının ardından cenaze namazı düzenlendi ve 20 binin üzerinde insan katıldı. Yürüyüş boyunca sık sık Arapça, Türkçe ve Kürtçe sloganlar atıldı.

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün çelenk gönderdiği cenazeye AK Parti Diyarbakır milletvekilleri M. İhsan Arslan, Abdurrahman Kurt, Osman Aslan, Ali İhsan Merdanoğlu ve bölgedeki sivil toplum kuruluşları katıldı. (7)

Cenazede 39 dereceyi bulan aşırı sıcaklar nedeniyle baygınlık geçirenler olurken, Bengi’nin tabutuna dokunmak isteyenler zaman zaman izdihama neden oldu.

 

sediyani@gmail.com

DİPNOTLAR:

(1) : İHH.org.tr, İHH İnsanî Yardım Vakfı resmî web sitesi, 30 Haziran 2010

(2) : Bismil Haber, Ali Haydar Bengi Toprağa Verildi, 5 Haziran 2010

(3) : Bingöl Medya, Ali Haydar Bengi Son Yolculuğuna Uğurlandı, 5 Haziran 2010

(4) : Son Dakika, Diyarbakırlı Bengi, Gazze Yoluna Çıkmadan Önce Şehîd Olmak İçin Dûâ Etmiş, 1 Haziran 2010

(5) : Anadolu’da Vakit Gazetesi, Şehîd Bengi Ailesinin Gururuydu, 12 Haziran 2010

(6) : Islah Haber, Diyarbakır Şehîdini Selamladı, Emin Altun – Zafer Burakmak, 2 Haziran 2010

(7) : Diyarbakır Söz Gazetesi, Onbinler Uğurladı, 5 Haziran 2010

 

Şehîd Ali Haydar Bengi ve O’nun şahsında tüm Mavi Marmara şehîdleri için bestelenen, Selami Güneş tarafından okunan “Ah Bu Gemide Olup Alnımdan Vurulsaydım” adlı muhteşem şarkıyı dinlemek için, aşağıdaki linki tıklayınız. Ezgi, defalarca üst üste dinlemek isteyeceğiniz güzelliktedir; mutlaka dinlemenizi tavsiye ederim:

http://www.youtube.com/watch?v=KYSKJjij2Tw&feature=related

 

FOTOĞRAFLAR:

Ali Haydar Bengi, 11 Eylül 1971 tarihinde Diyarbakır’da doğdu. Diyarbakır’ın kanaat önderlerinden olan Ali Haydar Bengi, güzel ahlakı ve yaşantısıyla herkes tarafından sevilen bir insandı. Diyarbekir’in tüm güzelliğini yaşantısına yansıtan Bengi, son yıllardaki ilmî çalışmalarında ve verdiği derslerinde dînin doğru anlaşılması, Müslümanlar arasında birliğin sağlanması ve Kudüs’ün özgürleştirilmesi konularına önem verdi. Başkanı olduğu Aydınlık Yarınlar İçin Hak ve Özgürlükler, Eğitim, Kültür ve Yardımlaşma Derneği (AY – Der) çatısı altında çalışmalarda bulundu.

 

Ali Haydar abi (en sağda, ayakta), Diyarbakır’da arkadaşlarıyla birlikte

 

Ali Haydar abi Diyarbakır’daki bir çay ocağında arkadaşlarıyla oturup çay içerken

 

Diyarbekir’in hareketli yaşamı O’nu çok özleyecek

 

Ali Haydar Bengi... Güzel ülkemin güzel insanı. Güzel yaşadı, güzel öldü.

 

1971 tarihinde dünyaya gözlerini açan Ali Haydar Bengi, ilkokulu Bağlar semtindeki Devrim İlkokulu’nda okudu. Diyarbakır İmam Hatip Lisesi’nden 1991 yılında mezun oldu. Aynı yıllarda medrese eğitimi aldı. 1992 yılında ise Mısır’ın başkenti Kahire’ye giderek çok özlemini duyduğu El Ezher Üniversitesi’ne kaydını yaptırdı. İslam ve Arap Dili Araştırmaları Fakültesi’ni 1997 yılında başarıyla bitirdi. Memlekete döndükten sonra zamanının büyük bir bölümünü İslamî çalışmalara harcadı. Ali Haydar Bengi 10 yıldır Diyarbakır’da cep telefonu tamir servisini işletiyordu. Örnek yaşantısı ve ahlakıyla herkes tarafından sevilen biriydi.

 

Antalya Kepez Spor Salonu. Gazze yolcuları Mavi Marmara gemisinin Akdeniz’e açılacağı günü bekliyor.... Solda, bordo gömlekli olan, Mavi Marmara’ya Diyarbakır’dan katılan Bingöl – Gençli Şehîd Ali Haydar Bengi. Tam karşıda, sağ elini yere koyup çapraz sola bakan kişi ise, Mavi Marmara’ya Hatay – İskenderun’dan katılan Mardin – Midyatlı Şehîd Cengiz Akyüz.

 

Ali Haydar abi Antalya Kepez Spor Salonu’nda Mavi Marmara’nın hareket gününü heyecanla bekleyen diğer arkadaşlarıyla sohbet ederken

 

Ali Haydar abi Antalya’da yemek sırasında... Gazze yolcuları Antalya’da bir hafta boyunca Kepez Belediyesi’nin misafiri oldular.

 

Ali Haydar abi ve arkadaşları Antalya’da yemek vaktinde

 

Antalya’da “yuvarlak masa toplantısı”. Ortada masa falan yok ama olsun, yere bağdaş kurarak sohbet etmek daha keyifli... Ali Haydar abi sol tarafta, bordo gömlekli olan. Siyâh yeleklilerin sırtlarındaki bayraklardan Ürdünlü oldukları anlaşılıyor.

 

ANTALYA HATIRASI... Ali Haydar abi en solda. Ortadaki, Anadolu Vakit Gazetesi ve Millî Gazete’nin değerli yazarı Mustafa Özcan. En sağdaki, henüz 24 yaşında olan Muharrem Güneş. Elâzığlı gazimiz Muharrem Güneş, İsrail saldırısında ağır yaralanmıştı.

 

Antalya’da çekilmiş başka bir hatıra fotoğrafı... Şehîd Ali Haydar Bengi en solda, koltuğun üzerinde. Hemen yanında oturan, bu kutlu ve ulvî yolculuğa yine Diyarbakır’dan katılan Çelebi Bozan. Diyarbakır Özgür–Der’den gazimiz Çelebi Bozan, İsrail saldırısında ağır yaralanmıştı; Mavi Marmara aktivistleri O’nun şehîd olduğunu sanıyorlardı. Yaşadığını, esaretten kurtulup Türkiye’ye döndükten sonra öğrendik. Çelebi abi ile Antalya’da aynı evde misafirdik; Antalya’da oturan yine Diyarbakırlı bir kardeşimizin evinde. Gazze yolculuğundan önce aynı odada, karşılıklı yataklarda yatıyor, her gece yatmadan önce Gazze sokaklarında yürüyeceğimiz saatlerin hayâllerini kuruyorduk birlikte. Bunları konuşunca heyecandan ikimizin de gözlerine uyku girmiyordu. Kırmızı gömlekli ve boynunda Filistin atkısı olan, Elâzığlı gazimiz Muharrem Güneş. O da İsrail saldırısında ağır yaralanmıştı. En sağdaki ise, bu yolculuğa Tokat’tan katılan Doğan Özlük. TOKAD üyesi Doğan abi, aslen Mardinli’dir ve anadili Arapça’dır. Başta Filistin İslamî hareketi lideri Şeyh Raid Salah ile yaptığım röportaj olmak üzere gemideki yolcularla gerçekleştirdiğim tüm söyleşilerde ve yaptığım haberlerde bana tercümanlık yapan ağabeyimizdi.

 

Antalya’da son saatler. Gazze yolculuğundan önce yapılan toplu dûâ...  Ali Haydar abi o kadar içten dûâ ediyor ki, gözlerini bile kapamış dûâ ederken.

 

Ali Haydar abi Mavi Marmara gemisinde

 

Ali Haydar abi Mavi Marmara gemisinde arkadaşlarına bir şeyler okuyor. Ne hoş bir ân, değil mi?

 

AY–Der Başkanı Ali Haydar Bengi’nin Mehanur, Semanur, Senanur ve Muhammed Mustafa isminde dört çocuğu var. Dört yıla yakın bir süredir abluka altında yaşayan Gazze’ye yardım götürmek için hazırlanan filoya katılmak için başvuruda bulunan Ali Haydar Bengi, buradaki formda yardımcı olabileceği alanları “tercümanlık ve iletişim” olarak belirtmişti.

 

Mavi Marmara gemisinde tadına doyum olmayan sohbetlerden biri. Ali Haydar abi sağda uzak köşede, haki renk kıyafet içinde. En uzakta, tek başına oturmuş olan beyaz saçlı kişi, İsveç Uppsala Üniversitesi Dinler Tarihi Öğretim Üyesi Prof. Mattias Gardell.

 

BU FOTOĞRAF ÇOK ÖZEL, BU FOTOĞRAFIN MANEVÎ DEĞERİ ÇOK BÜYÜK! ÇÜNKÜ BU FOTOĞRAFTA, MAVİ MARMARA’NIN TAM 3 ŞEHÎDİ AYNI KAREDE... En önde, sadece kafası görünen, Diyarbakırlı Şehîd Ali Haydar Bengi. Tam karşıda, ayakta olan, kapının önünde duran, yeşil mantolu, Adıyamanlı Şehîd Fahri Yaldız. Fotoğrafın en sağ uzak köşesinde, başörtülü kameraman bayanın arkasında duran, 19 yaşındaki Kayserili Şehîd Furkan Doğan... Şehîdlerimizin dışında, Şehîd Ali Haydar Bengi’nin arkasında oturan kırmızı gömlekli, 24 yaşındaki Elâzığlı gazimiz Muharrem Güneş. Şehîd Furkan Doğan’ın hemen önünde kamera çekimi yapan başörtülü hânım, TV Net televizyonu muhabiri ve sonradan Mavi Marmara’daki gazetecilerin kurduğu, benim de üyesi olduğum Flotilla Free Media (Özgür Medya Filosu) adlı oluşumun kurucu sözcüsü Sümeyye Ertekin. Şehîd Fahri Yaldız’ın hemen önünde durup kollarını bağlamış olan, 33 yaşındaki Ankaralı gazimiz Abdulhamit Ateş. Gemiye Ankara – Çubuk’tan katılan ve malî müşavir olan Abdulhamit Ateş, Çubuk İHH sorumlularındandır ve İsrail saldırısında ağır yaralandı. Fotoğrafın en solunda, ayakta kemera çekimi yapan, 23 yaşındaki Denizlili gazimiz Mehmet Emin Kaya. Hemen önünde oturmuş olan ak saçlı ve ak sakallı kişi ise, insana ait ne kadar güzellik varsa hepsine sahip olan değerli ağabeyimiz, Anadolu’da Vakit Gazetesi Yazarı Ahmet Varol.

 

Mavi Marmara’da güzel bir enstantane... Sol tarafta ayakta, sırtı dönük olan, Şehîd Ali Haydar Bengi. Yanındaki kırmızı gömlekli de Gazi Muharrem Güneş. Oturmuş sohbet eden grupta, solda eflatun gömlekli ve şapkalı olan, Sanatçı Ömer Karaoğlu. Hemen solunda oturmuş olan, Yeni Şafak Gazetesi Yazarı Hakan Albayrak. Arkasında ayakta arkadaşıyla sohbet eden çizgili gömlekli ise, Özgür – Der Genel Başkanı Rıdvan Kaya.

 

Ateş düştüğü yeri yakar... Ali Haydar Bengi’nin şehâdet haberi Diyarbakır’a ulaştığı ân.

 

Şehîd Ali Haydar Bengi’nin 4 Haziran günü Diyarbakır’daki cenaze töreni, binlerce kişilik bir kalabalığın ve tam 5 km uzunluğunda bir kortejin oluştuğu coşku ve gurur seli şeklinde geçti

 

“Diyarbakır Gazze Gönüllüleri” tarafından organize edilen “Siyonist Barbarlığı Protesto” eyleminde, binlerce Müslüman tek vücûd olup, açtıkları pankartlar, taşıdıkları dövizler, attıkları sloganlar, yaptıkları basın açıklaması ve ettikleri dûâ ile siyonist vâhşete lâ’netler yağdırdılar

 

39 yaşındaki Ali Haydar Bengi için İstasyon Caddesi Sümer Camiî’nde ikindi namazının ardından cenaze namazı düzenlendi ve 20 binin üzerinde insan katıldı. Yürüyüş boyunca sık sık Arapça, Türkçe ve Kürtçe sloganlar atıldı.

 

Diyarbakırlı kadınlar Şehîd Ali Haydar Bengi için meydanlarda

 

21 Diyarbakır... Bu fotoğraf, Şehîd Ali Haydar Bengi’nin Diyarbakır’daki cenaze namazında çekildi.

 

Diyarbakırlı çocuklar: “Üzülme, gevşeme. Allâh bizimle.”

 

Bu şehirde herşey kendine özgüdür. Şehîdlerin cenaze törenleri bile.

 

Cenazede 39 dereceyi bulan aşırı sıcaklar nedeniyle baygınlık geçirenler olurken, Bengi’nin tabutuna dokunmak isteyenler zaman zaman izdihama neden oldu

 

Şehîd Ali Haydar Bengi’nin cenazesinde taşınan pankart: “Bıji Bratiya Amed û Ğazze” (Yaşasın Diyarbakır ve Gazze Kardeşliği).

 

LÉ LÉ DİYARBEKİR

lê Diyarbekir
Çıma iro brîndar û belengazi,
Zuva mın dıl da te, hzo te nezani,
Em bune hûstixwer û jar û tazi,
Zuva mın dıl da te, hzo te nezani.

lê Diyarbekir
Bo eşqa te mın ava Diclê zha kır,
Bı êstrıkên xwe axa te avakır,
Gûla mın kingê navê te bu bakır,
Zuva mın dıl da te, hzo te nezani.

lê Diyarbekir
Ez evindarım mina wan sûmbıla,
Bı xwînê dınıvsinım te rûpela,
Bı xwîna şehîdên meyê Kerbela,
Zuva mın dıl da te, hzo te nezani.

lê Diyarbekir
Tû evindara gelê bındestani,
Her dem ser zmanê stran û helbestani,
Tû jiyana ser singê Kûrdistani,
Zuva mın dıl da te, hzo te nezani.

lê Diyarbekir
Em hev cıhkırın xwînxwerên biyani,
Tû ne hevcîyê zozan û çiyani,
Bawer tû nexweşîya Sêdiyani,
Zuva mın dıl da te, hzo te nezani.

YAZIYA YORUM KAT

6 Yorum