Su: Akarsa Nehir, Düşerse Şelâle, Durursa Göl Olur– 4

08.01.2010 16:43

İbrahim Sediyani

Maymunlarla saatlerce hoşça vakit geçirdiğim Affenberg parkından çıkıp girişte park ettiğim arabaya bindim ve yolculuğuma devam ettim. Salem köyünden ayrıldıktan sonra 13 km güneybatısında bulunan ve Konstanz Gölü (Alm. Bodensee) kıyısında kurulmuş olan Überlingen kasabasına gitmek üzere L 200 a yoluna girdim. Konstanz Gölü’ne varmak için sadece 15 dakikalık bir yolculuğum kalmıştı. Avrupa’nın en büyük sıradağları durumunda ve lakabı da “Avrupa’nın Çatısı” olan Alp Dağları’nda tepeden tepeye aşarak sürüyordum arabayı.

Siz hiç dağlık bir coğrafyada yer alan, dağların arasında bulunan bir göle arabayla gittiniz mi? Gidenler bilirler; hani tepeden tepeye yol alarak gidersiniz ya, göle sadece birkaç kilometre kaldığında, aşmak üzere olduğunuz tepeye vardığınızda gölün görünüp görünmeyeceğini tahmin etmeye başlarsınız. Dağlık yolda yukarıya doğru aracınızı sürerken, “Acaba şu tepeye çıkınca göl görünür mü?” diye düşünürsünüz. Tepeye çıkınca bakarsınız ki, ıııh, göl yok! “Bir dahaki tepede kısmetse” deyip bu kez dağın öbür yamacından aşağıya doğru sürersiniz; bir dahaki tepede tekrar, yine en üste çıkınca bakarsınız, nıç, göl gene yok! Ama umutsuzluk yok, nasıl olsa ileride, orada bir göl olduğunu biliyorsunuz, “hadi bu kez” deyip arabayı sürmeye devam ediyorsunuz. Bir tepe daha, heyecanla çıkıyorsunuz, 500 metre, 300 metre, 100 metre, 50 metre; en tepeye çıkınca gözlerinizi kamaştıran, sizi adeta büyüleyen o muhteşem manzara, o masmavi güzellik karşınızda duruyor!

İşte o dakikalarda aynı duygularla araç sürüyordum. Son tepeye çıktığımda, masmavi gölün göz kamaştıran güzelliği beni öylesine büyülemişti ki, 70 km / saat hızla giderken farkında olmadan birden 30 km / saat hıza düşmüştüm; gayr-i ihtiyari olarak ayağım gazdan kesilmişti. Arkamdan gelen araçlar da aniden duraksamak zorunda kaldıkları için bana korna çalıyorlar, sürücüler bağırarak tepkilerini ortaya koyuyorlardı.

Karşımda böyle bir doğa harikası varken ve bu güzelliği dağın tepesinden, yüksekten seyretme imkânına sahipken aracımı sürmeye devam edip dağdan aşağıya doğru gidemezdim; ancak böyle yolun ortasında da durmak olmazdı. Arabayı yolun kenarına çektim ve durdurdum. Sonra da çocuksu bir heyecanla kendimi dışarı attım. Dağın başında toprağın üzerinde oturdum, avuçlarımı yumruk yapıp çenemin altına koydum ve tepeden gölü seyretmeye başladım. Heybetli dağlar arasındaki masmavi göl, o kadar güzeldi ki, seyrederken adeta büyülenmiştim.

O tepenin başında dakikalarca oturup gölü seyrettim. Üç ülke, Almanya, Avusturya ve İsviçre arasında yer alan bu gölü çok seviyordum. Avrupa’nın en büyük sıradağları olan Alp Dağları arasında yer alan bu kocaman gölün lakabı “Alpler’in Denizi” idi. Almanca adı “Bodensee” olan Konstanz Gölü’ne bu benim 4. gelişimdi; 1 Temmuz 2000 (sülalece), 30 Haziran 2001 (ailece) ve 12 Mart 2008 (tek başıma)’den sonra 4. kez bu göle geliyordum ancak bu seferki geliş amacım çok farklıydı. Bu kez çok ama çok değişik bir şey yapacaktım, farklı bir eylem koymuştum kafama: Gölü tavaf edecektim.

Siz hiç “doğayla ve coğrafyayla kucaklaşmak” diye bir şey duydunuz mu? Buna “doğayla ve coğrafyayla yarışmak” da diyebilirsiniz.

Hatırlayacağınız üzere, daha önce “Bir gün içinde 4 tane ülke gezmek” istemiştik ve bunu başarmıştık. Sizler Almanya, Avusturya, Liechtenstein ve İsviçre’yi kapsayan bu geziyi “Bir Günde 4 Ülke ve Alpler’in Eteklerinde 4 Gün” adı altında okumuştunuz.    

Daha sonra da, “Avrupa’nın en büyük sıradağları olan Alp Dağları’nı bir gün içinde bir baştan bir başa gidip yine geri dönebilir miyiz?” diye denemiş, bunu da başarmıştık. Ve üstelik Almanya, Avusturya ve İtalya’yı kapsayan bu maceramızda Alpler’i baştan başa kat etmeyi başarmakla kalmamış, aynı zamanda Almanya’nın en yüksek dağı olan 2962 m’lik Zugspitze’nin doruğuna, Almanya’nın en yüksek noktasına çıkmıştık sizlerle. O geziyi de “Alpler’in En Başından En Sonuna ve En Tepesinden En Aşağısına” adı altında okumuştunuz.

Bu seferki “doğa ve coğrafya maceramız”ın amacı ise, Almanya, Avusturya ve İsviçre arasında yer alan 536 km² büyüklüğündeki bu dev gölü tavaf etmek, gölün etrafında tur atıp bir baştan bir başa dolaşmak. Muhteşem bir eylem olacak bu ve biz bunu sizlerle birlikte yapacağız; sizleri de kendimle birlikte dolaştıracağım. Ancak bu sefer kendimize “zaman sınırı” koymuyoruz; illa da bir günde yapmanın anlamı yok. Aksine aheste aheste, tadını çıkara çıkara dolaşmak daha bir güzeldir. Bizler bunu inşallâh iki gün içinde gerçekleştirip gölü (Bodensee) tavaf edeceğiz ve ondan sonra Ren Nehri’nin akıntısını takip ederek Fransa’ya doğru yol alacağız. 4 ülkeyi, Almanya, Avusturya, İsviçre ve Fransa’yı kapsayan “Su: Akarsa Nehir, Düşerse Şelâle, Durursa Göl Olur” adlı bu gezi yazımızda size Avrupa’nın en önemli doğal güzelliklerini gösterecek ve asla unutamayacağınız bir seyahat yaşatacağız.

Deniz büyüklüğündeki bir gölü, hem de dağlar arasında yer alan bir gölü bir baştan bir başa dolaşıp etrafında tur atmak ve tavaf etmek, takdir edersiniz ki muhteşem bir olaydır, olağanüstü bir eylemdir. Ancak size bir şey diyeyim mi? Ben böyle bir “deliliği” ilk kez yapmıyordum, daha önce de yapmıştım. Daha Almanya’ya gelmeden önce, henüz Türkiye’de yaşadığım yıllarda böyle bir eylem yapmayı kafama koymuştum. Nisan – Mayıs 1994 tarihinde, “Türkiye’nin en büyük gölü” olan Kürdistan’daki Van Gölü’nü tavaf etmeye niyetlenmiştim. Lakabı “Kürdistan’ın Denizi” olan 3713 km² büyüklüğündeki Van Gölü’nü tavaf etmek amacıyla, memleketim olan Elâzığ (Mezrâ)’ın Karakoçan (Dep) ilçesinde otobüse binip Bitlis’in Tatvan (Tûx) ilçesine, Van Gölü’nün en batı kıyısına gelmiş, ordan otobüsle kuzeye doğru (yani saat yönünde) gölü tavaf etmeye başlamıştım. Bitlis’in Ahlat (Xelat) ve Adilcevaz (El Cewaz) ilçeleri üzerinden Van’ın Erciş (Erdîş) ilçesine geçmiş, Erciş’te bir gece kaldıktan sonra, ertesi gün gölün öte tarafından güneye doğru yol almıştım ve Van (Tuşba) şehir merkezine gelmiştim. Van’da bir ay kaldıktan sonra gölün güneyinden Edremit (Artemetan) ve Gevaş (Westan) üzeri tekrar Tatvan’a gelmiş, ordan da Bitlis (Zûlqarneyn) il merkezine giderek bir hafta Bitlis’te kalmıştım. Böylece Van Gölü’nü başarıyla tavaf etmiş, “doğa ve coğrafyayla kucaklaşma” ya da “doğa ve coğrafyayla yarışma” eylemini başarıyla tamamlamıştım. (Sonradan kafayı sıyırmadım yani, doğuştan arızalıyım)

İşte 14 yıl önce, Mayıs 1994’te başardığım olayı 14 yıl sonra, Haziran 2008’de bir kez daha başarmak için yollara düşmüştüm. 14 yıl önce “Kürdistan’ın Denizi” olarak tabir edilen Van Gölü’nü tavaf etmiştim. 14 yıl sonra bu kez ise “Alpler’in Denizi” olarak tabir edilen Bodensee’yi, yani Konstanz Gölü’nü tavaf edecektim. 

Kafaya koymuştum, başaracaktım bunu. 14 yıl önceki eylemime Kürdistan coğrafyası, Serhat toprağı tanıklık etmişti; bu seferki eylemime de Almanya, Avusturya ve İsviçre coğrafyaları tanıklık edecekti. 14 yıl önceki başarım karşısında Zağros Dağları’nın göğsü kabarmıştı; bu seferki başarım karşısında da Alp Dağları’nın göğsü kabaracaktı.

1994’te Van Gölü’nü tavaf ederken batı kıyısındaki Tatvan kentinden tavafa başlamış, Ahlat – Adilcevaz – Erciş – Van – Edremit – Gevaş – Bitlis güzergâhını takip etmiştim. Başka bir ifadeyle, tavafı “saat yönünde” hareket ederek tamamlamıştım. Bu sefer de aynı şekilde, “saat yönünde” haraket ederek tavaf edeceğim. Konstanz Gölü’nün kuzeybatısındaki Überlingen kentinden tavafa başlayacak, Meersburg (D) – Friedrichshafen (D) – Inselstadt Lindau im Bodensee (D) – Bregenz (A) – Lauterach (A) – Rorschach (CH) – Arbon (CH) – Romanshorn (CH) – Kreuzlingen (CH) – Konstanz (D) – Blumeninsel Mainau (D) – Insel Reichenau (D) – Radolfzell (D) güzergâhını takip ederek tavafı tamamlayacağım. Gölün batı ve kuzey kıyıları Almanya (D), doğu kıyıları Avusturya (A) ve güney kıyıları da İsviçre (CH) topraklarıdır.

Bu heyecanla arabaya atladığım gibi dağın tepesinden aşağıya büyük bir coşkuyla sürmeye başladım, gölün kucağına doğru… İçimdeki sevinç ve heyecan o derece yüksekti ki, teyibin sesini sonuna kadar açmıştım. Sevgili Ahmet Kaya sanki heyecanıma tercüman olmak için yanık sesiyle dağlara sesleniyor, ben de sağ elimle konser veriyormuşum gibi hareket yapıp onun söylediklerine yüksek sesle iştirak ediyordum. Birlikte söylüyorduk sevgili Ahmet Kaya’yla, birlikte coşuyorduk:

“Zindanlardan taşa taşa kar beni,
Mamak’lardan Metris’lerden sor beni,
Diyarbekr’e kanla bastım mührümü,
Ceset ceset, kefen kefen sar beni.

Bu türkü mor dağların emanetidir
Firari mahpuslara bir avuç su
Bir türkü dilimi içerdekine
Çeyiz sandığına oyalı yazma
Memeye süt
Ve baharın toprağa bereketidir
Sığmaz dört duvarın yasına dikenlitele
Cesur mermidir mavzer yatağında bu
Önü kıtlık kıran, zemheri
Ardı ateş külü, kızılcık
Ve menekşedir
Bir teli Asuri vurur, bir Keldani
Ve yeşile çalar her mevsim
Petrol mavisini
Kan kızılını
Kavruk dudakların tuzunda tadı
Fırat’ı
Dicle’yi vurur
Heyyy bre
Şahin gagasında
Can suretidir
Kara saçlım
Gül benizlim
Sevdiğim
Bu türkü

Mor dağların
Mor dağların emanetidir…

Zindanlardan taşa taşa kar beni,
Mamak’lardan Metris’lerden sor beni,
Diyarbekr’e kanla bastım mührümü,
Ceset ceset, kefen kefen sar beni.

Gün kar yanığı yüze vuranda
Debreşir gökçe yürek
Kasketi keder, gömleği kan
Sevdası bir uçurumdur
Gözleri kor tanesi, gözleri hançer
Gözleri cesarettir
Krizantem çiçeğidir emeği gülüm
Elleri cesur ve de hünerli
Mor dağların ardında
Üç koca destan

Üç koca dünya
Üç denklem
Üç şifre

Üç atom çekirdeği

Ve bir çakmak

Bir kıvılcım

Bir de dinamit
Gün kar yanığı yüze vuranda
Mor dağların türküsü gelir
Onlar güneşin bağrında ateş
Yeryüzünde bir taze çiçektiler
Namluda namusun fişengi
İsyanda yürek

Kara düşte bembeyaz gerçektiler
Bin yılların sevdası nazlım
Sabır kıyısında
Kin köpüğü
Al almada
Başaklarda
Gül dudaklarda hasret…

Zindanlardan taşa taşa kar beni,
Mamak’lardan Metris’lerden sor beni,
Diyarbekr’e kanla bastım mührümü,
Ceset ceset, kefen kefen sar beni.
Söyle türkünü sen
Erinme nazlı bacım
Ağlamadan
Karalar bağlamadan
Kına gecelerinin sevincinde
Lurke’de Gevend’de
Pemirağa’da…”

 

sediyani@gmail.com

  

HARİTALAR:

 

Almanca adı “Bodensee” olan Konstanz Gölü, üç ülke arasında yer alan 536 km² büyüklüğünde bir göldür. Gölün batı ve kuzey kıyıları Almanya (haritada koyu sarı bölgeler), doğu kıyıları Avusturya (haritada açık yeşil bölgeler) ve güney kıyıları da İsviçre (haritada pembe bölgeler) topraklarıdır.

 

Siz hiç “doğayla ve coğrafyayla kucaklaşmak” diye bir şey duydunuz mu? Buna “doğayla ve coğrafyayla yarışmak” da diyebilirsiniz… 14 yıl önce “Kürdistan’ın Denizi” olarak tabir edilen Van Gölü’nü tavaf etmiştim. 14 yıl sonra bu kez ise “Alpler’in Denizi” olarak tabir edilen Bodensee’yi, yani Konstanz Gölü’nü tavaf edecektim… 1994’te Van Gölü’nü tavaf ederken batı kıyısındaki Tatvan kentinden tavafa başlamış, Ahlat – Adilcevaz – Erciş – Van – Edremit – Gevaş – Bitlis güzergâhını takip etmiştim. Başka bir ifadeyle, tavafı “saat yönünde” hareket ederek tamamlamıştım. Bu sefer de aynı şekilde, “saat yönünde” haraket ederek tavaf edeceğim. Konstanz Gölü’nün kuzeybatısındaki Überlingen kentinden tavafa başlayacak, Meersburg (D) – Friedrichshafen (D) – Inselstadt Lindau im Bodensee (D) – Bregenz (A) – Lauterach (A) – Rorschach (CH) – Arbon (CH) – Romanshorn (CH) – Kreuzlingen (CH) – Konstanz (D) – Blumeninsel Mainau (D) – Insel Reichenau (D) – Radolfzell (D) güzergâhını takip ederek tavafı tamamlayacağım.

 

Konstanz Gölü (Bodensee)’nün uzaydan görünüşü

  • Yorumlar 4
    Yazarın Diğer Yazıları
    PANO
    KARİKATÜR
    Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim