1. YAZARLAR

  2. İbrahim Sediyani

  3. Su: Akarsa Nehir, Düşerse Şelâle, Durursa Göl Olur –10
İbrahim Sediyani

İbrahim Sediyani

Yazarın Tüm Yazıları >

Su: Akarsa Nehir, Düşerse Şelâle, Durursa Göl Olur –10

A+A-

“Biz dünyayı babalarımızdan miras almadık, çocuklarımızdan ödünç aldık.”

Kızılderili atasözü

 

Almanya – Avusturya – İsviçre arasında yer alan Konstanz Gölü (Bodensee) üzerinde, gölün batı tarafında, Konstanz şehrinin sadece 7 km kuzeyinde küçük, küçücük bir ada var.

45 hektarlık bu adada yerleşim yok, üzerinde insan yaşamıyor. Ancak yüzlerce hayvan ve binlerce bitki yaşıyor.

Adanın ismi “Mainau” ancak resmî adı tam olarak “Blumeninsel Mainau” şeklinde. Yani, “Mainau Çiçek Adası”... Bu güzel “ayland” ilk olarak “Mavno” veya “Mavenow” olarak adlandırıldı. 1242 tarihine kadar “Maienowe”, 1357’ye kadar “Maienow”, 1394’e kadar önce “Maienau” sonra “Mainowe”, 1580’e kadar da “Mainaw” adlarını taşıdı.

Ada, deniz seviyesinin 395 – 425 m üzerinde yer alır. Uzunluğu 1100 m, genişliği ise 610 m’dir.

Burası Almanya ancak adanın mülkiyeti ve tapusu Almanlar’a değil, İsveçli Bernadotte krallık ailesine aittir. Zaten buraya geldiğinizde İsveç’e gelmiş gibi olursunuz. İsveçliler burayı bir çiçek ve tabiat cenneti haline getirmişler; çiçek sanatıyla bu küçük adayı gerçek anlamda görsel bir sanat galerisine çevirmişler.

Doğayı, suyu, çiçekleri, kelebekleri, kuşları sevenler için mutlaka görülmesi, gezilmesi gereken bir yerdir, Blumeninsel Mainau (Mainau Çiçek Adası). Bu ada, tartışmasız herkes tarafından Almanya’nın en güzel yeri kabul edilir. Adayı yıllık bir milyonun üzerinde turist ziyaret etmektedir.

Konstanz şehrinden ayrıldıktan sonra Mainau Çiçek Adası’na gelmiştim. Adaya ayak basma ücreti, kişi başına 13, 90 Avro. 13 yaşından büyük öğrenciler için bu ücret 7, 50 Avro iken, 12 yaşından küçük çocuklar için ücretsiz. Ben Elâzığlı olduğum için bana da beleş. Girişte bana sordular; dediler “Where are you from?”. Dedim, “Elâzığ Ferrikrom”.

Mainau Çiçek Adası 14 Mart – 26 Ekim tarihleri arasında ziyaret edilebiliyor. 27 Ekim – 13 Mart arası kış sezonu olduğu için ziyaret yok. Zaten bu dönemde çiçek de yok kelebek de.

Bu benim Mainau adasına ikinci gelişim. Daha önce, 30 Haziran 2001 tarihinde oğlum Malcolm’le birlikte gelmiştim. O zaman henüz 4 yaşında olan oğlumu iki günlük bir geziye getirmiştim. Birinci gün Mainau Çiçek Adası’nı, ikinci gün de İsviçre’nin Schaffhausen kentindeki Ren Şelâlesi’ni gezmiştik ve geceyi de İsviçre’de bir otelde geçirmiştik; sabah kalkınca da otelde bir güzel kahvaltı yapmıştık oğlumla. İki gün boyunca bol bol resimlerini çekmiştim oğlumun. Sözünü ettiğim Ren Şelâlesi, Avrupa kıt’âsının en büyük şelâlesidir. (Sizi de götüreceğim)

Göl üzerindeki adanın ciddi olarak ilk keşfi 1862 yılında gerçekleşir ve 1864’ten başlayarak buraya çeşitli ağaç ve bitki türleri ekilmeye başlanır. 1732 tarihinde adada Alman mimarlar Johann Caspar Bagnato ve Reinhard Ignaz Franz Freiherr von Schönau tarafından ilk kilise inşâ edilir. Barok stiliyle yapılan St. Marien Kilisesi 1739 yılında tamamlanır. Aynı yıl yanına bir de şato inşâ edilir. Mimar Bagnato 1757 yılında adada ölür ve St. Marien Kilisesi yanına gömülür.

1806 tarihinde Mainau, Napoléon Bonaparte komutasındaki Fransız ordusunun eline geçer ve savaştan sonra tekrar Almanlar’ın olur, yeni kurulan Baden Büyükdüklüğü egemenliğine girer. 1827 tarihinde Avusturya - Macaristan Dükü Nikolaus II. Esterházy de Galantha, 65 bin Gülden ödeyerek adayı Baden Büyükdükü I. Ludwig von Baden’den satın alır. Avusturya – Macaristan Dükü, adayı çok sever ve ona büyük değer verir, buraya çeşit çeşit ağaçlar, bitkiler ve çiçekler eker. Bakımına çok özen gösterir. Ancak adayı fazla elinde tutmaz, burayı evlilikdışı oğlu Baron von Mainau’ya devreder. Baron ise aksine adayla hiç ilgilenmez ve burayı tekrar Baden Büyükdükü’nün karısına satar. Büyükdük Ludwig von Baden’in karısı, iki çocuğuyla birlikte gelip adaya yerleşir. Kadının iki çocuğuyla birlikte adaya yerleşmesi üzerine, onların rahatça gelip gidebilmeleri için, adayı anakaraya bağlayan işte bugünkü yol yapılır ve bu yol sayesinde yürüyerek adaya gidip gelmek mümkün olur.

1853 tarihinden itibaren ada bir sonraki büyükdük I. Freidrich’in yaz mevsimini geçirdiği bir tatil adası olur. Ondan sonraki büyükdük Ludwig Eberling de adayı aynı amaçla kullanır ve üstelik adayı bir önceki büyükdükten daha fazla sever. Kendi döneminde adada yüzlerce bitki ve çiçek yetiştirir, hatta Akdeniz ülkelerinden farklı çiçekler ve çok uzak memleketlerden ekzotik çiçekler bile getirtir. Adada bir gülistan (gül bahçesi) ve oranjeri (portakal bahçesi) yapar.

Baden Büyükdükü Ludwig Eberling, adayı o kadar sever ki, düğününü bile Mainau üzerinde yapar. 1856 yılında – daha sonra Prusya kralı olacak olan – I. Wilhelms’in kızı, Prenses Luise von Preußen (Prusyalı Luise) ile evlenir. İşte bu genç çift, sonradan adanın gerçek sahibi olacak ve İsveç krallık ailesini oluşturacak olan zürriyeti de günümüze kadar Mainau’nun gerçek sahipleri olarak kalacak olan Graf Lennart Bernadotte’nin dedesi ve ninesidir.

1907 yılında I. Friedrich adanın üzerinde ölür, 81 yaşındayken. Adanın mülkiyeti, oğlu II. Friedrich’e geçer. Baden monarşisinin 1918’de yıkılmasından sonra ailenin ada üzerindeki siyasî hakimiyeti sona erer ancak özel mülkiyet olarak onlara ait kalmaya devam eder. II. Friedrich 9 Ağustos 1928’de ölür, ancak çocuğu olmadığı için, adanın mülkiyeti halası Victoria von Baden’in eline geçer.

Victoria, 1907’den beri İsveç Kralı V. Gustav ile evlidir, yani kadın aslında İsveç kraliçesidir. Böylece Mainau Çiçek Adası, 1928 yılından itibaren İsveç krallık ailesinin eline geçer. Ancak Kraliçe Victoria iki sene sonra ölür, 1930, ada da oğlu İsveç Prensi Wilhelm’in mülkiyetine geçer. Adayı Prens Wilhelm’in büyük oğlu Prens Lennart Bernadotte çok sever ve her yaz mevsiminde buraya gelip kalır. 1932 yılında da babası adanın mülkiyetini kendisine verir. Prens Lennart Bernadotte, ya da tam adıyla Graf Gustaf Lennart Nicolaus Paul Bernadotte von Wisborg, o zaman henüz 23 yaşındadır ve adayı tekrar bir “çiçek adası” haline getirir. Biribirinden güzel çiçeklerle donatır adayı.

Ondan sonra da Yeşilçam Sineması’na bile taş çıkartacak çok ilginç bir olay yaşanır. Prens Lennart Bernadotte, gönlünü sıradan halktan bir insan olan Karin Nissvandt’a kaptırır ve 1932 yılında evlenir onunla. Ancak İsveç krallık yasalarına göre, bir prensin, sıradan halktan bir kızla evlenmesi ayıp ve yasaktır. Dolayısıyla Prens Lennart, krallık ailesinden kovulur; zavallı çocuğu evlatlıktan reddederler. O da “Bedenimi satın alabilirsiniz ama rûhumu asla! Karin’siz bir krallık yaşayacağıma, Müslüm Gürses gibi fakir ama gururlu bir hayat yaşarım” diyerek saraydan ayrılır ve gidip karısı Karin Nissvandt’la birlikte adaya yerleşir.

İkisi adada mutlu bir hayat yaşarlar ancak hiç gelirleri yoktur. Çiçekleri de yiyemeyeceklerine ve kelebeklerin ufacık gövdesinden ızgara da yapılamayacağına göre, bir çıkar yol bulmak zorundadırlar. Karı koca günlerce çiçeklerin arasında ve ağaçların altında, aç karınla göl sularına bakarak ne yapacaklarını düşünürler. Sonunda tek çıkar yol bulurlar ama güzel bir yoldur bu: Adayı ziyarete açaacaklar. İnsanlar gelip bu çiçek adasını ziyeret edecek ve onlar da ziyaretçilerden para alacaklar. Böylece hem evleri sabahtan akşama kadar misafirlerle dolup taşacak, hem de her gelen misafir, onlara para verip gidecek.

Bunun ne derece isabetli bir fikir olduğunu anlamaları uzun sürmez. Ada, ziyaretçilerle dolup taşar. Sadece 1935 yılında 50 bin kişi ziyaret eder. Evden kovuldular ve ama çiçeklerle donatılmış bir ada üzerinde hem mutlu bir hayat yaşarlar, hem de zengin olurlar. (Ben de mi aynı şeyi yapsam acaba? İstanbul’da yayınlanan haftalık ekonomi dergisi “Para”, 17 Ocak 2010 tarihli 263. sayısında, “Türkiye’de bulunan satılık adalar” ile ilgili bir haber yayınlamıştı. Derginin haberine göre Türkiye kıyılarındaki adaların bazıları hazineye, bazıları ise şahıslara ait. Şahıslara ait adalardan bazıları satışa çıkarılmış durumda. Fiyatları ise 8 ile 25 milyon Dolar arasında değişiyor. Örneğin Marmara Denizi’nde, Tuzla’nın karşısında bulunan ada, denize olan tutkusuyla bilinen Rahmi Koç’a ait. Göcek'te Domuz Adası olarak bilinen ada Belma Simavi’nin. Kınalıada’nın karşısındaki Kaşık Adası’nın sahibi Ali Dinçkök. Bodrum Gündoğan Koyu’nun hemen karşısındaki Apostrol Adası, Ömer Dinçkök’e ait. Daha önce Uzan ailesine ait olan ve Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu (TMSF) tarafından 2005 yılında satışa çıkarılan Zeytin Adası’nı ise 15 milyon 250 bin Lira’ya Ahmet Nazif Zorlu satın almıştı. Bodrum’a 9 mil uzaklıktaki Gökova açıklarında bulunan Kıstak Adası da birkaç yıl önce Golden Royale uluslararası gayrimenkul danışmanlık şirketi aracılığıyla satılmıştı. Ada, o tarihte ismini vermek istemeyen bir işadamı tarafından 4 milyon Dolar’a satın almıştı. Golden Royale brokırlarından Korhan Kongaz, adanın daha sonra yeniden el değiştirdiğini söylüyor. Kıstak Adası’nın son sahibi Şarık Tara’ymış. Ünlü işadamının bu adayı kızına aldığı söyleniyor. Bu tanıdık isimler dışında Türkiye’de ada sahibi olanların sayısı oldukça az. Onlar da ağırlıklı olarak varislerden oluşuyor. İkisi Marmaris ve biri Gökova’da olmak üzere üç ada satan Marmarisli Gönenç Emlak’ın sahibi Kemal Gönenç, Çiftlik Adası dışındakilerin sahiplerini, rekabetten dolayı açıklamak istemiyor. Adaların şahıslara zilliyetlikle geçtiğini, imar izni olmadığı için de ticarî değerlerinin olmadığını söylemekle yetiniyor. Ayvalık’taki Çiçek Adası ve Marmaris Gökova’daki Karacaada’nın satışına aracılık eden Estur Uluslararası Emlak Hizmetleri’nin portföy yöneticisi Süleyman Eser, Çandarlı - Dikili arasında Bademli Koyu’nda bulunan Garipada’nın sahiplerinin ise satıştan vazgeçtiklerini söylüyor. Eser, Ayvalık açıklarında bulunan bir başka adanın daha yakın zamanda kendileri tarafından satışa çıkarılacağını açıklıyor. Derginin haberine göre, sahipleri tarafından satışa çıkartılan adaların fiyatları şöyle: Marmaris’te kıyıdan 1 deniz mili uzaklıkta yer alan ancak ismi açıklanmayan adanın fiyatı 29, 5 milyon YTL, Marmaris’e 34 km mesafede, Batı Akdeniz sahilinde bulunan Çiftlik Adası’nın fiyatı 16 milyon Avro, Marmaris Gökova Körfezi’nde yer alan Karacaada’nın fiyatı 25 milyon Dolar, Ayvalık’a 8 km mesafedeki Keremköy açığında bulunan Çiçek Adası’nın fiyatı 8 milyon Dolar, Çandarlı - Dikili arasında Bademli Koyu’nda bulunan Garipada’nın fiyatı 25 milyon Dolar, Bozcaada’nın köklü ailelerinden Arallar’ın varislerinden Gülter Ünal’ın mülkiyetinde olan Tavşan Adası’nın fiyatı ise 10 milyon Dolar.)

Bernadotte, II. Dünya Savaşı (1939 – 45) esnasında adayı, Alman ordusunun çevre ve inşaat ile ilgilenen askerlerinin oluşturduğu ve asını kurumun kurucusu Fritz Todt’tan alan “Organisation Todt” (OT)’a kiralar. Böylece ada, Nazi ordusunun eline geçer. Ancak ada, ordunun elinde hiçbir zaman bakım amaçlı olarak kullanılmadı; daha çok askerî eğitim ve savunma amaçlı kullanıldı. Bernadotte, 1951 yılında adayı tekrar satın alır. Lennart Bernadotte, savaştan yıllar sonra kaleme aldığı ve 1977 yılında yayınladığı “Die Mainau: Chronik Eines Paradieses” (Mainau: Bir Cennetin Kroniği) adlı kitabında, adayı orduya kiralamaktan dolayı duyduğu pişmanlığı dile getirecektir.

1974 tarihinde Lennart Bernadotte’nin oğlu Lennart Bernadotte ve kızı Sonja Bernadotte, kişiliği ve yaşamı Mainau adasıyla bütünleşmiş olan babalarının adını yaşatmak ve onurlandırmak için bir vakıf kurarlar. Vakfın adı, “Lennart – Bernadotte – Stiftung” (Lennart Bernadotte Vakfı). Vakıf ilk toplantısını 26 Haziran 1974’te Konstanz şehrinde yapar. İlk toplantının mottosu, “Gärtnern um des Menschen und um der Natur willen” (Bahçıvanlar İnsanlar ve Doğa Uğruna). Vakıf kendini Mainau Çiçek Adası’na adayan ve bu doğal güzelliği korumayı, geliştirmeyi amaçlayan bir organizasyondur. (Vakfın şu andaki başkanı, 32 yaşındaki sosyal pedagog Graf Björn Brenadotte’dir)

Bu gelişmeyi, “Insel Mainau GmbH” (Mainau Adası Ltd. Şti.) adlı şirketin kuruluşu takip eder. Şirket 1981 yılında “Mainauverwaltung Graf Lennart Bernadotte GmbH” (Graf Lennart Bernadotte Mainau Yönetim Dairesi Ltd. Şti.) adıyla kurulur ve başına da Lennart’ın kızı Sonja Bernadotte geçer. 1991 yılında “Blumeninsel Mainau GmbH” (Mainau Çiçek Adası Ltd. Şti.) adını alan şirket, 1998’den beri “Mainau GmbH” (Mainau Ltd. Şti.) adıyla ticarî faaliyetlerini sürdürmektedir. (Yüzde 99’luk hissesi Lennart Bernadotte Vakfı’na ait olan Mainau Adası şirketinin şu andaki sermayesi 2 milyon Avro’dur)
1998 yılında Mainau adası, Avrupa Birliği (AB) Haklar Komisyonu tarafından “Çevre Sertifikası” alır ve Mainau Çiçek Adası’na “Avrupa’nın İlk Botanik Bahçesi” ünvanı verilir. Bu gelişmeye paralel olarak, aynı yılın Eylül ayında çiçek adasının üzerinde “Avrupa Kültür Forumu Mainau” etkinliği düzenlenir. Etkinlik çerçevesinde Mainau Çiçek Adası üzerinde konferanslar tertiplenir, müzisyenler konser verir, ressamlar resimlerini sergiler, yönetmenler filmlerini izlettirirler.

Mayıs 1999 tarihi ise (yani benim bu adaya ilk gidişimden sadece iki yıl önce), Mainau için bir “felâket günü”dür. Bu tarihlerde aşırı yağışlar sonucu oluşan ve tüm Bavyera, Çekistan, Avusturya, İsviçre ve Konstanz Gölü çevresini etkisi altına alan su yükselmesi ve sel felâketi, bu güzel çiçek adasını da sular altında bırakır ve adadaki çiçekleri, ağaçları mahveder, kelebekleri öldürür. Avrupa’nın son yüzyılda yaşadığı en büyük sel felâketlerinden biri olan bu “katastrofa”da Mainau Çiçek Adası’nın uğradığı maddî zarar 511 bin 291 Avro olarak hesaplanır.

Sel felâketinden sonra Mainau Çiçek Adası’nı yeniden bayındır hale getirmek için hummalı çalışmalar başlatılır. Bu çabaların bir sonucu olarak, 2000 yılının başında, adanın en göz alıcı güzelliği olan “Schmetterlingshaus” (Kelebek Evi) inşâ edilir. Almanya’nın en güzel yeri Mainau Çiçek Adası, Mainau’nun da en güzel yeri işte bu Kelebek Evi’dir, kardeşlerim.

2001 – 06 yılları arasında Sonja Bernadotte, adayı işleten Mainau GmbH şirketinin tek patroniçesiydi. Sonja Bernadotte’nin büyük kızı Bettina Bernadotte ise, 2002 yılından itibaren annesinin asistanı olarak şirkette görevlendirilir.

Zamanında, henüz 23 yaşında bir prensken “sıradan halktan bir kızı sevip onunla evlendiği için” İsveç krallık ailesinden dışlanan ve bunun üzerine karısıyla birlikte Mainau adasına yerleşerek burayı ziyarete açan, adanın bugünkü hale gelmesinde başrolü oynayan Lennart Bernadotte, 21 Aralık 2004 tarihinde Mainau Çiçek Adası’ndaki şatoda ölür. Öldüğünde, 95 yaşındadır. Üç sene sonra da, adına vakıf kurulmuş olan kızı Sonja Bernadotte kanser hastalığına yakalanır. Sonja Bernadotte’nin sağlığını yitirmesi üzerine, 1 Ocak 2007 tarihinden itibaren, asistanı olan kızı Bettina Bernadotte şirketin patronu olur. Lennart Bernadotte Vakfı’nın başına da Bettina’nın erkek kardeşi Björn Bernadotte geçer. Bu arada, ada ve üzerindeki bitki ve hayvanlar hakkında bilimsel çalışmalar yapmak amacıyla “Mainau Akademie” (Mainau Akademisi) kurulur. Bir de “Grüne Schule Mainau” (Mainau Yeşil Okul) adında bir lise açılır.

Adanın üzerinde yüzlerce hayvan ve binlerce bitki yaşamaktadır. Burası çiçek sanatının en mükemmel ve göz alıcı hünerlerinin sergilendiği gerçek bir tabiat ve sanat bahçesidir.

500 çeşit arboretum ağacı, sedir ağacı, metasaquia su ladini ağacı, lale ağacı, çam ağacı, palmiye ağacı, agave kaktüs ağacı, kaktüs ve begonvil ağacı vardır. Ayrıca Almanya’nın en yaşlı ağacı olan “Metasequoia Glyptostroboides” de bu ada üzerindedir. Aynı derece yaşlı bir ağaç olan “Sequoiadendron giganteum” de yine Mainau’dadır.

Mainau bir çiçek cennetidir. Orkide, gül (kırmızıgül, pembegül, sarıgül, beyazgül), lale, nergis, sümbül, menekşe (alacamenekşe, hercai menekşe), unutmabeni (mine çiçeği), çuha çiçeği, ormangülü, açelya, begonvil çiçeği (mor begonvil, pembe begonvil, beyaz begonvil, kırmızı begonvil), melek trompeti çiçeği, Almanca’da “Hibiskus” denen, Türkçe’de ise “Çin gülü”, “amber çiçeği” veya “şeytan keneviri” gibi adlarla anılan hibiskus çiçeği, passiflora çiçeği, yıldız çiçeği (pembe yıldız, turuncu yıldız) ve küpe çiçeği ve saire benzeri binlerce çiçek türü bulunur ki bu çiçeklerin renk renk görüntüsü göz kamaştıracak güzelliktedir. (Bu “ve saire benzeri” ifadesi, bizzat benim keşfettiğim ve Türkçe’ye kazandırdığım bir ifade şeklidir)

Örneğin, “çiçeklerin kraliçesi” olan gülü ele alalım: Sadece bu küçücük adada 1200 gül çeşidi ve toplam 30 bin tane gül vardır.

Ada üzerinde bulunan ve “Italienische Wassertreppe” (İtalyan Su Merdiveni) adı verilen güzellik de görülmeye değerdir. Suyun yukarıdan aşağıya doğru merdiven üzerinde akarak gelişini saatlerce seyretseniz doymazsınız.   

Mainau Çiçek Adası’nın en güzel yeri, yukarıda da belirttiğimiz gibi, 2000 yılının başında inşâ edilen “Schmetterlingshaus” (Kelebek Evi) denen yerdir. 1000 (bin) metrekare büyüklüğündeki bu yer, aynı zamanda Almanya’nın en büyük kelebek yuvasıdır. Kelebek Evi’nin içi, adından da anlaşılacağı üzere kelebeklerle dolu bir binadır ve içerisinin sıcaklığı 26º’dir; ikliminin yüzde 80 – 90’ı ekzotiktir. Burada her sezon, 80 çeşit kelebek familyasına ait 700 ila 1000 arası kelebek uçuşur ki bunların ekseri Latin Amerika kökenlidir. İçeride ayrıca kaplumbağalar, böcekler ve kuşlar da vardır. Bununla birlikte, bitki ve yeşillik bakımından da oldukça zengindir. Kelebek Evi’nin içinde 150 çeşit bitki vardır.

Adada çocuklar için yapılmış olan “Kinderland” (Çocukistan), çocukların oyun oynayıp eğlenebileceği minik bir çocuk ülkesidir. Çocukistan ülkesinin büyüklüğü, 1100 m²’dir.

İsterseniz sözü daha fazla uzatmayalım ve gelin hep birlikte Mainau Çiçek Adası’nı gezelim…

 

sediyani@gmail.com

MAİNAU ÇİÇEK ADASI İLETİŞİM BİLGİLERİ:

Mainau GmbH
D - 78465 Blumeninsel Mainau


Telefon: (0049) / 7531 – 3030
Fax: 0049 / 7531 - 303 248
E - Mail: info@mainau.de  
Web: www.mainau.de -
www.mainau-akademie.de

 

FOTOĞRAFLAR:

Mainau Çiçek Adası’nın havadan görünüşü… Burası Almanya’nın en güzel yeri. Resmin sol üst köşesinde adaya giriş yolunu görüyorsunuz, anakaradan adaya yürüyerek gidiliyor. Adaya motorlu araçların girişi yasak. Sağ alt köşede liman var; Überlingen, Meersburg, Inselstadt Lindau im Bodensee, Bregenz, Rorschach, Arbon, Romanshorn ve Konstanz kentlerinden Mainau’ya gemiyle gidip gelinebiliyor. Resmin (adanın) sol uzak köşesinde Çocukistan (çocuk ülkesi), Gülistan (gül ülkesi), sol yakın köşesinde İtalyan Su Merdiveni, ön tarafında liman, limanın hemen arkasında büyükçe Mainau Şatosu, sağ uzak köşesinde ise adanın en güzel yeri olan Kelebek Evi’ni görüyorsunuz. (ALMANYA) / Foto: http://www.bad-bad.de/archiv/bw-neu-entdeckt.htm

 

Adaya ayak basar basmaz ilk karşılaştığım insanlar, Japon turistler oldu (ALMANYA)

 

Adanın girişinde kocaman bir çiçek size “hoş geldiniz” diyor (ALMANYA)

 

Çocukların sevgilisi çizgi film Şirinler’in babası (ALMANYA)

 

Baba Şirin’in arkasında tavuskuşu var (ALMANYA)

 

Çiçeklerle yapılmış bir tavuskuşu; olağanüstü güzel, değil mi? (ALMANYA)

 

Çocukistan’da elektrikle çalışan trenyolu sistemi (ALMANYA)

 

Trenyolunun yanında oyun parkı var (ALMANYA)

 

Çocukistan’da çocuklar için her şey düşünülmüş. Bizim çocukluğumuzda böyle şeyler olmadığı için, ben de gidip salıncakta sallandım, kaydıraçta kaydım. (ALMANYA)

 

Mainau bir çiçek cenneti (ALMANYA)

 

İşte adada şahid olduğum en ilginç olaylardan biri. Ağacın bir tarafı normal, dik duruyor ama göle bakan tarafındaki dallar eğilip su içiyorlar. Sanki başını suya uzatmış bir kısrak gibi. Ne kadar ilginç, değil mi? (ALMANYA)

 

İçin dallar için, için yapraklar için. Su için! (ALMANYA)

 

Muhteşem bir görüntü gerçekten. Bir ağacın soluna bakın, bir de sağına. Ağaç dallarını eğmiş su içiyor, Mainau Çiçek Adası’ndaki ağaçlar Kosntanz Gölü’nün sularını içiyor (ALMANYA)

 

Bir de öbür taraftan bakalım; harika bir olay (ALMANYA)

 

Beyaz bir çiğdem üşüyor yangınlar ortasında
kardelenler açmış bir annenin kucağında
yağmur, her zamanki gibi hüzün ve ayrılık 
acı çekiyor gökyüzü, yıldırımdan biliyorum
dúáya kalkıyor dalları ağaçların
alnında secde izi var mavi kır çiçeklerinin
wennecmu weşşeceru yescuden
ölünce beni de bir ağacın gölgesine gömün
bırakın, hiç olmazsa mezarımda huzur içinde yatayım
sen sakın gözyaşı dökme, çoban kızı
bir damla su yıkasın günahlarımı.

YAZIYA YORUM KAT

8 Yorum