İbrahim Sediyani

İbrahim Sediyani

Yazarın Tüm Yazıları >

Su -3. Yudum-

A+A-
  

- “bir damla su” kadar -

5. DÜNYA SU FORUMU SONA ERDİ

“Su” adlı bu dizi yazısındaki amacım, kardeşlerime (sizlere) bir bardak su ikrâm etmekti. Bununla birlikte, ikrâm ettiğim suyu, İslamî âdâba ve Sünnet’e uygun olarak “3 yudumda” içmenizi istediğimden, bunu sizlere toplu olarak değil, “3 Yudum” halinde sundum.

Bu bir bardak suyun “1. Yudum”unda, sizleri önce “dünyanın en büyük sorunu” olan “Su Sorunu”yla tanıştırma, su bilinci aşılama ve konuya duyarlı olmaya çağırma gayreti taşıdım. 16 – 22 Mart günleri arasında İstanbul’da düzenlenen, “dünyanın en önemli ve Türkiye’nin en büyük organizasyonu” olan 5. Dünya Su Forumu öncesi dikkatlerinizi ve ilginizi bu foruma çekmeye, forumda işlenen temalar ve düzenlenecek etkinlikler hakkında ön bilgiler vermeye çalıştım.

 “2. Yudum”da ise dünyadaki su sorunu hakkında gücüm yettiğince bilgiler vermeye çalıştım ki çalışmamızın asıl gövde kısmını da bu bölüm oluşturuyordu. “Dünyanın En Büyük Sorunu: Su” ara başlığıyla kaleme aldığımız bölümü okuyan kardeşlerimizin, bundan sonrası için bu konuya daha bir duyarlı olacaklarını ümit ediyorum.

Şu anda içmekte olduğunuz “3. Yudum”da ise, başarılı bir ev sahipliğimizle sona eren 5. Dünya Su Forumu hakkında, bizler için en önemli gördüğümüz iki noktaya işaret edip, susuzluğumuza son vereceğiz, elhamdulillâh.

 92 ülkeden 33 bin kişinin izlediği Dünya Su Forumu’na dünyanın değişik ülkelerinden 3 prens, 3 cumhurbaşkanı, 5 başbakan, 95 bakan ve bakan yardımcısı, 263 parlamenter, 200 belediye başkanı, 91 şehirden vali yardımcısı ve 155 ülkeden üst düzey yetkili ve delege katıldı. Birleşmiş Milletler (BM) dahil olmak üzere su konusunda uzman yaklaşık 5 bin katılımcı kurum, 14 uluslararası örgüt başkanı ve 1268 basın mensubu forumu takib etti.

Elbette ki forumun gerçekleştirildiği bir hafta boyunca, biribirinden önemli onlarca konu masaya yatırıldı ve tartışıldı. Bu konuların hepsine değinmemiz mümkün değil. Biz bu son yazımızda, forumda ele alınan konular arasından biz Müslümanlar’ı çok yakından ilgilendiren iki konuya temas edeceğiz, sadece. Biri, genel olarak tüm İslam dünyası, diğeri de özel olarak Gazze coğrafyası açısından 5. Dünya Su Forumu.

İstanbul’daki bu uluslararası forumda İslam ülkeleri arasında “İslam Su Konseyi” kurulması karara bağlandı. Suyla ilgili oturumların düzenlendiği forumun en “ateşli” paneli ise “Gazze’de Su Sorunu” başlıklı paneldi. İstanbul’da konuşan Gazze Belediye Başkanı Mecid Ebû Remedan ve Filistin Su Bakanı Şeddad el- Attilî, hiç abartmasız, 5. Dünya Su Forumu’na damgalarını vuran iki isim oldular.

Biz sadece bu iki gelişmeye değinip, bu ıslak mevzûyu bitireceğiz.

İSLAM SU KONSEYİ

5. Dünya Su Forumu’nda İslam ülkeleri arasında su problemi konusunda işbirliği oluşturacak bir sürecin ilk temelleri atıldı ki bu, forumun doğurduğu en heyecanlı gelişmelerin başında geliyordu. İslam ülkeleri bir araya gelerek, tıpkı Dünya Su Konseyi’nin olmasındaki gibi, İslam Konferansı Teşkilatı (İKT) bünyesinde bir “İslam Su Konseyi” kurma kararı aldılar.

Çevre ve Orman Bakanı Veysel Eroğlu ve İKT Genel Sekreteri Prof. Dr. Ekmeleddin İhsanoğlu’nun başkanlık ettiği “İslam Konferansı Teşkilatı İçin Su Vizyonu” konulu oturumda İslam ülkelerinin de “Su Konseyi” kurması karara bağlandı. Kanımca bu, forumun en önemli sonuçlarının başında gelen bir oluşumun ilk temellerinin atılmasıdır.

İKT üyesi ülkelerin bakanlar düzeyinde temsil edildiği oturumda bir konuşma yapan İhsanoğlu, su problemini istatistikî bilgilerle ortaya koydu. 1 milyar 100 milyon insanın temiz içme suyuna ulaşamadığını, günde 3 bin 900 çocuğun sudan kaynaklanan hastalıklar sonucu hayatını kaybettiğini belirten İhsanoğlu, bölgesel ekonomik gelişmenin sağlanmasında su konusundaki işbirliğinin büyük önem arzettiğini söyledi. İslam geleneğinde suyun çok önemli bir yere sahip olduğunu, Qûr’ân-ı Kerîm’de 63 yerde sudan bahsedildiğini örneklerle anlatan İKT Genel Sekreteri, kaynakların doğru yönetilmesi gerektiğini ifade etti. 

Dünya Su Forumu çerçevesinde düzenlenen İslam Ülkeleri Bakanlar Toplantısı öncesi yaptığı açıklamada da İhsanoğlu, “Ekolojik dengenin bozulması sebebiyle ortaya çıkan küresel ısınma bütün insanlığı tehdit etmektedir. Bu yüzden 20 - 30 yıl sonra ‘su savaşları’ çıkması artık kaçınılmazdır. Bu acı gerçek konusunda öncelikle ekolojik dengeye zarar verenlerin, bunun sorumluların su sıkıntısını çözmek için ellerini taşın altına koymaları gerekiyor. Bütün ülkelerin Kyota Protokolü’ne imza atmaları ve bunun şartlarını yerine getirmeleri gerekir. İKT olarak bakanlar düzeyinde yapacağımız su ve çevre toplantıları bu konudaki hassasiyetimizin göstergesidir” dedi.  

Sudan, İran ve ardından da Gazze’de temaslarda bulunduktan sonra Dünya Su Forumu için İstanbul’a gelen İKT Genel Sekreteri, Filistin halkının yaşadığı insanlık dramının sürmesinden duyduğu üzüntüyü dile getirdi. Gazze’deki son durum hakkında bilgi veren Prof. Dr. İhsanoğlu, “Gazze’de insanlık dramı bütün acımasızlığıyla devam ediyor. Özellikle Türkiye’den giden yardımlar limanda gemiler içinde ve ambarlarda bekletiliyor. Tonlarca insanî yardım güneş altında çürüyor. Filistin halkının acil ihtiyacı olan ilaç ve gıda yardımları 24 saat içinde alınması gerekirken, kapılar haftanın belli günleri birkaç saatliğine açılıyor. Yardımlar damla damla Gazze’ye giriyor” dedi. Siyonist İsrail birliklerinin özellikle halkın temel ihtiyacı olan gıda tesislerini yerle bir ettiğine dikkat çeken Ekmeleddin İhsanoğlu, “Bir portakal bahçesini yakan, bebeklerin beslendiği bisküvi fabrikasını yakan zihniyetin bu savaşı niçin yaptığı aşikârdır. İnsanlar kendi kaderlerine ve ölüme terk edilmişler. Ağır bombardımanlarda her yer yerle bir olduğu için bina mefhumu kalmamış, barınacak bir çadır bulanlar kendini şanslı sayıyor. İKT olarak yüreklerimizi parçalayan bu manzaranın ve insanlık dramının sona ermesi için acil eylem planı hazırladık. Artık siyasî mülahazaların bir yana bırakılması ve Gazze’deki insanlık ayıbının ortadan kaldırılması gerekiyor. Bu dramın sorumlularının bir an önce yargılanması için uluslararası mahkemeleri bir kez daha göreve çağırıyoruz” diye konuştu.

GAZZE 5. DÜNYA SU FORUMU’NA DAMGA VURDU

Suyla ilgili oturumların düzenlendiği forumun en “ateşli” paneli ise “Gazze’de Su Sorunu” başlıklı paneldi. İstanbul’da konuşan Gazze Belediye Başkanı Mecid Ebû Remedan ve Filistin Su Bakanı Dr. Şeddad el- Attilî, hiç abartmasız, 5. Dünya Su Forumu’na damgalarını vuran iki isim oldular.

Gazze Belediye Başkanı Mecid Ebû Remedan, siyonist İsrail’in pompalarla Filistin’deki yeraltı sularını çektiğini haber verirken, Filistin Su Bakanı Şeddad el- Attilî de, siyonist rejimin izni olmadan tek bir kuyu bile açamadıklarını belirtti ve oturumu büyük bir dikketle dinleyen topluluğu şu mizahî sözüyle düşünmeye sevketti: “Zaten ben de sanal su bakanıyım.”

Panelde konuşan Gazze Belediye Başkanı Remedan, Filistin’in suya erişme oranının İsrail’in beşte biri civarında olduğunu dile getirerek, “Herkes suya aynı miktarda ve kalitede ulaşamazsa, ‘Su herkesin hakkıdır’ söylemi nerde kalıyor?” diye sordu. Gazze’nin tüm dünyanın gözleri önünde vahşî bir saldırıya maruz kaldığını belirten Gazze Belediye Başkanı, İsrail’in 23 günlük saldırısı sırasında 25 bine yakın binanın yıkıldığını ifade ederek, yıkıntılar arasından mazlum Filistinliler’in cesetlerinin çıkarıldığını dile getirdi. Su paylaşımında esas sorunun “erişim hakkı” olduğuna dikkat çeken Mecid Ebû Remedan, “Suya erişim hakkı, siyasî bir cezalandırmanın aracı olamaz” diye konuştu. Filistin halkının da suya erişim hakkı olduğunu dile getiren Remedan, suyun adil dağıtımının bölge için büyük önem taşıdığını vurguladı. İsrail’in, Filistin’in yeraltı suyu kaynaklarını da pompalarla çektiğini belirten Gazze Belediye Başkanı, “Bu temiz suyu içmeye, onu kullanmaya bizim de ihtiyacımız var. Adaleti sağlayabilmek için sanırım işbirliği ve diyaloga ihtiyacımız var” dedi.

Filistin Su Bakanı Attilî ise Batı Şeriâ’da 2, 5 milyon, Gazze’de ise 1, 5 milyon insanın su sıkıntısı yaşadığını ve paylaşım kaynaklarının tamamen İsrail tarafından kontrol edildiğini söyledi. Konuşmasının devamında Filistin Su Bakanı, “Filistin’deki evsel su tüketimi İsrail’den 4 kat daha az. İsrail ‘sınır aşan suları’ tek taraflı kontrol etmemeli. İsrail ısrarla Gazzeliler’in deniz suyunu arıtarak kullanmasını istiyor. Bu kabul edilemez. Suyu arıtmak litre başına 1 Dolar’a mal oluyor. İnsanların günde 2 Dolar’dan fazla para kazanamadığı Gazze’de bu mümkün değil” sözlerine yer verdi.

Dr. Attilî, İsrail’in 1997 BM Sözleşmeleri’ni tanımadığını ve Ürdün Nehri havzasını denetim altında tutarak su kaynaklarının adil kullanımına mani olduğunu da sözlerine ekleyerek, “Suların adil paylaşımı İsrail tarafından da Oslo’da yapılan görüşmelerde kabul edildi. Ancak İsrail nihaî anlaşma yapılmadığını gerekçe göstererek 13 yıldır bu anlaşmayı da ihlal etmekte ve Filistinliler’in su kullanımını engellemektedir” dedi. İsrail’le ana anlaşmazlık konuları arasında işgal altındaki topraklar, mülteciler, Qûdüs’ün yönetimi konularının yanısıra su konusunun da bulunduğuna işaret eden Su Bakanı, “42 yıldır kıt su kaynakları İsrailliler’in askerî kontrolü altındadır” açıklamasında bulundu. “Filistinliler, Dünya Sağlık Örgütü’nün öngördüğü kişinin günlük kullanacağı su miktarının çok altında su kullanıyor. Ürdün Havzası’nda yaşayan 9 bin İsrailli, Gazze’deki 1, 5 milyon Filistinli’nin kullandığı toplam suyun dörtte birini tüketiyor. İsrail sürekli Gazze’de su altyapısını tahrip ediyor, gerçekleştirilmesi gereken su projelerini engelliyor. Filistinliler’i barış anlaşması yapılana kadar su kullanımından mahrum bırakıyor. Biz de insanız. Bizim de suya ihtiyacımız var. Barış anlaşmasının şartları kabul edilecek diye su kullanamazlık yapamayız” sözleriyle konuşmasına devam eden Attilî, 1995 yılında imzalanan geçici anlaşma ile İsrail’in Filistinliler’in su kullanımı hakkını tanıdığını ancak o günden beri su kaynakları üzerindeki askerî denetimini sürdürmesi sebebiyle fiilî durumun devam ettiğini vurgulayarak, “1997 yılında ‘sınır aşan suların adil kullanılması için’ yapılan sözleşmeyi Filistin ile birlikte 16 devlet imzaladı. Ancak İsrail imzalamadı” şeklinde konuştu.

“Dünya’da da yangın su ile söndürülür. Ortadoğu’daki yangının söndürülmesinde ilk adım su mes’elesinin halledilmesidir” diyen Bakan, “İsrail - Suriye arasındaki Golan Tepeleri sorunu gerçek anlamda bir su sorunudur. İsrail - Ürdün arasında su sorunu bulunmaktadır. Filistinliler’le İsrail arasında, Ürdün ile Suriye arasında su sorunu yaşanmaktadır” tesbitinde bulundu.

GAZZE SUYA HASRET

Doğu Akdeniz kıyısında yaklaşık 41 km uzunluğunda ve 7 - 9 km genişliğinde, 367 km²’lik bir toprak parçasında yer alan Gazze Şeridi suyun kısıtlı olduğu Ortadoğu coğrafyası içinde bulunuyor. Ayrıca sürekli ambargo ve saldırı altında bulunması nedeniyle dünyada su sorunlarının en yoğun yaşandığı farklı bir bölgedir. Bu bölgede artık kriz seviyesine doğru giden bu kıtlık sürekli olarak bölgedeki çatışma ortamının ve politik retoriğin gölgesinde kalmaktadır.

Yaklaşık 1, 5 milyon kişinin yaşadığı Gazze Şeridi’nde nüfûsun yaklaşık % 50’si 14 yaşın altındadır. Nüfûs artış oranı % 3, 5 olan Gazze Şeridi’nde depolanmaya elverişli miktarda yüzey suyu yoktur. Yeraltı suyunun yıllık güvenli verimi ise 65 milyon metreküp olarak belirlenmiştir. İsrail’in 1967 yılında Gazze Şeridi’ni işgalinden sonra siyonist yönetim ciddi bir su yönetimi programı uygulamadı. 1967 yılında 1200 olan kayıtlı kuyu sayısının 1993 yılında 2100 adete ulaşmasını önlemek için hiçbir tedbir alınmadı. Bu süre içinde yılda ortalama 110 milyon m³ su çekilmiş ve yeraltı suyu seviyesi, deniz seviyesinin altına düşmüştür. Bu durum birçok bölgede yeraltı suyuna deniz suyu karışımı problemi doğurdu. Bölgedeki çatışmalar Batı Şeria’dan Gazze’ye su taşıma projesinin ortadan kalkmasına ve açılan kuyu sayısının 4000’e ulaşmasına neden oldu. 1998 - 2004 arasında İsrail’in vermeyi taahhüt ettiği suyu yarıya indirmesi sonucunda yeraltından su çekimi arttı ve kalite iyice düştü.

Bölgede suyun temin edileceği en belirgin kaynak yeraltı sularıdır. Ancak İsrail bölgedeki toplam emniyetli yeraltı suyunun sadece beşte birinin Filistinliler tarafından kullanılmasına izin veriyor. Doğal su kıtlığı yanında yapılan bu kısıtlama da bölgede yaşanan su krizini derinleştiriyor.

İsrail tarafından 2007 yılının ortalarında uygulanan petrol, enerji ve klor ambargosu nedeniyle 140 içme suyu kuyusundan 52’sinde pompaj durdurulmak zorunda kalındı. O dönemde Gazze’de kaynatıldıktan sonra bile insan sağlığı için tehlikeli olan bir su kullanılmak zorunda kalınmıştı. 1995 yılında İsrail - Filistin Özerk Yönetimi arasında yapılan Oslo B Anlaşması’na göre İsrail tarafından sağlanması kabul edilen yılda 28, 6 milyon m³ acil içme ve kullanma suyunun 1998 - 2000 yılları arasında sadece yarısı sağlandı. Ancak İsrailli uzmanlar bunun kurak periyot nedeniyle olduğunu ve 2003 yılında anlaşmadaki miktarın da üzerine çıkılarak Filistin’e 37 milyon m³ su sağlandığını ileri sürdüler.

2005 yılında yapılan bir araştırmada, Gazze Şeridi’nde Beyt Lahiya, Gazze ve Refah bölgesinde yer alan 3 adet atık su arıtma tesisinin etkili bir şekilde çalışmadığı ve Gazze’de üretilen evsel atık suyun % 70’inin herhangi bir arıtmadan geçmeden doğrudan denize veya doğaya bırakıldığı belirtilmektedir. Aynı çalışmada yılda 40 milyon m³ olarak üretilen evsel atık suyun bir bölümünün de arıtılmadan tarımsal sulama suyu olarak kullanıldığı kaydedilmektedir. Bu koşullarda kullanılan suyun mikrobiyal kirliliği arttırdığı ve Gazze Şeridi’nde suya bağlı hastalıkların artmasında çok etkili olduğu ifade edilmektedir.

FİLİSTİN SORUNU SU SORUNU’NDAN BAĞIMSIZ DEĞİLDİR

Ürdün Nehri’nin uzunluğu 360 km, sulama havzası ise 11 bin 500 km²’dir. Bu nehir, Ürdün ve siyonist işgal sınırını oluşturarak Ölü Deniz’e dökülür. Bu nehirden yararlanma payı şöyledir: Ürdün % 54 ile 6 bin 210 km², Suriye % 29, 5 ile 3 bin 392, 5 km², Filistin (siyonist işgal altındaki tüm topraklar dahil) % 10, 5 ile 1207, 5 km² ve Lübnan % 6 ile 690 km².

Çok uluslu, çok dînli ve haliyle çok problemli olan bölgede, su konusu başlı başına bir sorundur ve savaşlara neden teşkil etmektedir. Bunlardan biri 1967 Su Savaşı’dır. Savaş öncesi bu havzadaki payı % 3 olan siyonist İsrail, Batı Şeria’yı işgal ederek bu payını % 10, 5’e çıkardı. Bu savaşta işgal edilen Golan Tepeleri de İsrail’in en önemli su rezervlerini oluşturmaktadır.

İsrail dünyanın en modern su tekniklerini kullanmakta, toprak altından “damlama metodu” ile tarımda kullandığı suyun kaybolmaması için elinden geleni yapmaktadır. Bu yöntemler sayesindedir ki İsrail “Avrupa’nın Serası” olarak nitelenmekte ve yaz - kış Avrupa’ya taze sebze - meyve ve çiçek ihraç etmektedir.

İsrail bölgede sahip olduğu sudan fazlasına ihtiyaç duyuyor. Suyun, İsrail ve Filistin arasındaki dağılımında büyük bir dengesizlik var. Ayrıca işgal altında tuttuğu Batı Şeria ve Gazze’deki su kaynaklarını maksimum kullanmaktadır. Bir İsrailli’nin su tüketimi 375 m³ iken, işgal altındaki topraklarda yaşayanların tüketimi ise 640 ila 1480 m³ arasında değişmektedir. Oysa ki işgal altındaki bir Filistili’nin kullandığı su miktarı 107 m³’tür. Bir Yahudî’nin sulama amacı ile kullandığı 1 m³’lük suya ödediği para 15 Agarot, evlerde ise 23 Agarot’tur. Halbuki bir Filistinli’nin - ister evde kullanılsın ister tarlada -  1 m³’lük suya ödediği fiyat 70 Agarot’tur.

Golan Tepeleri İsrail’in 2, 1 milyar m³’lük su tüketiminin üçte birini karşılamaktadır. Dünya Bankası verilerine göre Golan ve Batı Şeria’daki kaynakların % 90’ı İsrail,  % 10’u Filistinlilerce kullanılmaktadır.

İsrail - Suriye barış görüşmelerindeki en önemli blokaj konusu yine su mes’elesidir. Suriye Golan’ı kendisinin saydığı ve su kullanımına kendisinin karar vermesi gerektiğini söylerken, siyonist rejim Golan Tepeleri’nin Suriye’ye iadesi halinde suyun kendilerine akmasını şart koşmaktadır.

Ürdün Nehri’nin kıyıdaşı olan bir diğer ülke Ürdün ise su fakiri bir ülkedir. Yıllık 870 000 m³’lük suya karşılık 1, 1 milyar m³ su tüketimi mevcuttur. Ülkede 2 büyük baraj ve 10 adet sulama amaçlı rezerv mevcuttur.

Lübnan ise aksine yakın hedefte su sorunu olmayan bir ülke.

Suudî Arabistan’ın yıllık su kaynağı 3, 6 milyar m³, tüketimi 5, 9 milyar m³’tür; su kıtlığını, satın alarak ve deniz suyunu arıtarak gidermektedir.

Yemen’de yıllık su kaynağı 3, 4 milyar m³ iken harcaması 4, 6 milyar m³’tür.

Birleşik Arap Emirlikleri’nde 900 milyon m³ su kaynağına karşın 2, 7 milyar m³ su tüketilmektedir.

Kuweyt ise 500 milyon m³ su kaynağına karşılık 1, 1 milyar m³ su tüketmekte ve aradaki devasa farklılıkları şimdilik petrol gelirleri ile kapatmaktadır. Yavaş yavaş tüketilen petrol rezervleri şimdiden korkulu rüya haline gelmiştir. Bölgede Bahreyn ve Kuweyt’in kendi topraklarından doğan su kaynağı mevcut değildir

Arap Yarımadası’nda yalnızca Umman görece daha iyi durumda olup, “stres altı ülkelere” dahildir. Ancak o da gelecekte su yokluğu çeken ülkeler arasına girecektir.

Bölge devletlerinden biri olan İran İslam Cumhuriyeti’nin yenilenebilir su kaynağı 117, 5 milyar m³’tür. 1995 yılı itibariyle kişi başına düşen su miktarı 1719 m³’tür. Bu rakamın 2025 yılında 974 ila 864 m³, 2050 yılında ise 817 ile 589 m³ arasına düşeceği tahmin edilmektedir. İran yakın vadede “su stresine girecek ülkeler” arasında bulunmaktadır.

 

ibrahim.sediyani@hotmail.de

 

BİTTİ

 

 

KAYNAKÇA

- Milliyet Gazetesi, 20 Mart 2009

- Hürriyet Gazetesi, 21 Mart 2009

- Türkiye Gazetesi, 17 Mart 2009

- Türkiye Gazetesi, 18 Mart 2009

- Türkiye Gazetesi, 20 Mart 2009

- Cumhuriyet Gazetesi, 16 Mart 2009

- Yeni Şafak Gazetesi, 19 Mart 2009

- Anadolu Ajansı, 21 Mart 2009

- BBC Türkçe, 19 Mart 2009

- Welt Online, “Experten Warnen vor Globaler Wasserkrise”, 15 Mart 2009

- MenschenRechtWasser, “Wasser – Krise”

- Institut für Sozial – Ökologische Forschung, “Wasser 2050 – Chancen für die Deutsche Wasserwirtschaft”, Federal Almanya Cumhuriyeti Eğitim ve Araştırma Bakanlığı

- Svenja Bergt, Econautix, “Wasser ist Leben”

- Vista Verde News, Wasser: “Umweltschützer Warnen vor Weltweiter Krise”, 16 Ekim 2002

- Verbraucherbildung, Bundesverband Verbraucherzentrale, “Mehr Genuss: Schlüssel zur Gesunden Ernährung”

- United Nations Millenium Declaration, “EndPoverty 2015 / Millenium Development Goals”, 18 Eylül 2000

- Vereinigung Deutscher Gewässerschutz e. V., “Weltweite Wasserkrise”

- “5. Weltwasserforum - Istanbul 2009,  Federal Almanya Cumhuriyeti Çevre, Doğa Koruma ve Reaktör Güvenliği Bakanlığı’nın İstanbul 5. Dünya Su Forumu Basın Bildirisi, 17 Mart 2009

- “5. Weltwasserforum - Istanbul 2009, Federal Almanya Cumhuriyeti İktisadî Birlikte Çalışma ve Gelişim Bakanlığı’nın İstanbul 5. Dünya Su Forumu Basın Bildirisi, 18 Mart 2009

- Jürgen Gottschlich, Die Tageszeitung, “Zu Wenig”, 17 Mart 2009

- DPA, “5. Weltwasserforum in İstanbul”, 16 Mart 2009

- Ulrich Pick, ARD Tagesschau, “17, 5 Millionen Euro für ein ‘Treffen der Plattitüden’”, 22 Mart 2009

- Avrupa Parlamentosu’nun İstanbul 5. Dünya Su Forumu Basın Bildirisi, 12 Mart 2009

- İsviçre Konfederasyonu Basın ve Enformasyon Dairesi’nin İstanbul 5. Dünya Su Forumu Basın Bildirisi, 16 Mart 2009

- Claus – Dieter Stille, Beta Readers Edition, “Wasser für Alle. Immer und Überall? – Weltwasserforum Tagt in Istanbul”, 17 Mart 2009

- EuroNews, “Wasser für die Welt”, 16 Mart 2009

- Senem Denizhan, Tribeca İletişim Danışmanlık, “5. Dünya Su Forumu 7 - 8 Şubat 2008 Tematik Koordinatörler Toplantısı Basın Bülteni”

- İbrahim Sediyani, Haksöz, “Çocuklarımız Aç”, 26 Nisan 2006

- Özge Furtuna, Gen Bilim, “Ortadoğu Su Sorunu ve Türkiye”

- Dursun Yıldız, Cumhuriyet Strateji, “Gazze’nin Su Sorunu”, 5 Ocak 2009

- H. Miray Vurmay, TUSAM Ortadoğu Araştırmaları Masası, “Ortadoğu’da Alevlenen Sular”, Eylül 2004

- Gıda Sanayiî, “Su Sorunu”, 15 Eylül 2004

- Yusuf Tosun, Haber 10, “Küresel Su Forumu”, Mart 2009

- Yusuf Tosun, Haber 10, “Küresel Gündem: Su Sorunu I - II”, Mart 2009

- Haber 7, “Dünya Su Konseyi’nin Sonuç Bildirisi”, 22 Mart 2009

- Cihan Haber Ajansı, “Ekmeleddin İhsanoğlu: Sudan ve Gazze’de Bir İnsanlık Dramı Yaşanıyor”, 19 Mart 2009

- Habername, “Yardımlar Gazze’ye Damlıyor”, 19 Mart 2009

- Dr. İsmail Kemal, Kıbrıs Gazetesi, “Su Sorunu (Krizi)”, 23 Mart 2008

- Necat Aşkın, Bizim Gazete, “’Susuzluk’ Konusunda Bilmediklerimiz”, 7 Eylül 2002

- Selda Öztürk Kay, Yeniçağ Gazetesi, “Ortadoğu’da Uyumayan Sorun: Su”, 3 Ağustos 2007

- IISD Reporting Services, “Dünya Su Forumu Bülteni”, 20 Mart 2009

- İstanbul Teknik Üniversitesi İnşaat Fakültesi, “5. Dünya Su Forumu / 1. Duyuru”

- Eylem Lodos, Evrensel Gazetesi, “’Su Herkesin Hakkıdır’ Söylemi Nerede Kalıyor?”, 20 Mart 2009

- Kayseri Sanayiî Odası, “Su Kaynaklarımız Tükeniyor”

- Emine Sütçü, Kıbrıs 1974, “Filistin’in Güvenlik ve Su Sorunu”, 3 Ocak 2009

- Ortadoğu Teknik Üniversitesi Geliştirme Vakfı Okulları, “’Susuz Ankara’ Paneli”, 17 Ocak 2008

- Tahir Öngör, Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği Jeoloji Mühendisleri Odası Bülteni, “’Su Savaşları’ Kimin Savaşı?”, 19 Şubat 2009

- Nesrin Hûseynî, İsveççe’den Türkçe’ye Çeviren: Yusuf Küpeli, Broderskap, “İsrail’in Su Savaşları – Su Savaş Nedeni Olabilir”, 30 Mart 2006

- İsmail Zelvi, Timetürk, “Ortadoğu’nun Ateşini Su Söndürecek”, 19 Mart 2009

- Sonja Pace, Voice of America, “Ortadoğu’nun Yeni Petrolü: Su”, 29 Nisan 2005

- Cajo Kutzbach, DW – World, “Dünyanın Sorunu Su”, 21 Mart 2008

- Osman İkiz, Deutsche Welle, “Su Sorunu Stockholm’de Masaya Yatırıldı”, 24 Ağustos 2006

- TRT Haber, “Dünyada ve Türkiye’de Su Sorunu”, 15 Mart 2009

- Ediz Hun, Türkiye Gazetesi, “Yeşil Sayfa”, 17 Mart 2009

- Ntvmsnbc, 22 Nisan 2008

YAZIYA YORUM KAT

2 Yorum