Su -2. Yudum-

14.03.2009 17:23

İbrahim Sediyani

  

- “bir damla su” kadar -

DÜNYANIN EN BÜYÜK SORUNU: SU

Su, bütün canlılar için en temel doğal kaynaktır. Ancak, “tükenebilir” bir kaynaktır ve diğer pek çok kaynağın aksine, ne “üretilebilir” bir kaynaktır ve ne de yerini alabilecek başka bir alternatifi var. İnsanoğlunun uğruna savaşlar yaptığı petrol bir gün bitse bile, petrolün yerine yeni ve alternatif bir kaynak bulunabilir – ki yakın bir zamanda bulunacağına da inanılıyor -, ancak suyun alternatifi yoktur, üretilmesi de mümkün değildir. Canlılar petrol olmadan da yaşayabilirler ancak su olmadan yaşam olmaz.

Su, tıpkı kan gibidir; ne üretilebilir, ne de yerine başka birşey ikame edilebilir.

Araştırmalar, insanın yalnızca su içerek yaklaşık 40 gün boyunca yaşamını sürdürebileceğini, susuzluğa ise ancak 10 gün dayanabileceğini gösteriyor. Uzmanlar, su kıtlığının, gıda üretimini, sağlığı ve sosyal istikrarı, kısacası tüm yaşamı tehdit edeceğini belirtiyor. Yani su yoksa, hayat da yok!

Çalışmamızın girişinde de belirttiğimiz gibi, dünyanın en büyük sorunu “su”dur. Bu sorun, dünyadaki siyasî, ideolojik, sosyal, ekonomik diğer bütün sorunlardan daha büyük bir sorundur ve hatta, yeterince su kaynaklarına sahip olmamamız, şöyle veya böyle, bir şekilde, dünyadaki bütün sorunların bizzat “kaynağı”dır.

Şimdi, yazımızın tâ başında kaleme aldığımız bu paragrafı açalım ve dünyadaki su sıkıntısının, su imkânlarından yoksun olmanın getirdiği sıkıntıların boyutlarını inceleyerek, dile getirdiğimiz bu küresel soruna daha yakından bakalım (Lütfen, aşağıya yazdığımız her paragrafı, üzerinde dikkatle düşünerek okuyunuz):

- Dünya yüzeyinin % 70’lik, yani dörtte üçlük büyük bir kesimi suyla kaplıdır, fakat bunun yalnızca % 2, 5’lik küçücük bir kısmı “tatlı su” olup, geri kalan % 97, 5’lik bütün bir kısmı “tuzlu su”dur. Başka bir deyişle, sahip olduğumuz suyun sadece ve sadece yüzde iki buçuk gibi küçük bir “dudak payı” bizim işimize yaramaktadır. Bu yüzde 2, 5’lik “tatlı suyun” da % 70’lik büyük bir kısmı kutuplarda donmuş durumdadır ve kalan % 30’luk “tatlı su” kaynaklarının büyük bölümü de ya toprakta nem halindedir ya da yerin ulaşılması olanaksız derinliklerindeki yeraltı su kaynaklarında bulunmaktadır. Özetlemek gerekirse, dünyanın toplam “tatlı su” kaynaklarının, yani % 2, 5’lik “dudak payının” dahi yalnızca % 1’inden daha az bir bölümü insan kullanımına elverişli durumdadır.

- Yerküresindeki “tatlı su” kaynakları mâlesef çok dengesiz bir şekilde dağılmıştır. Dünyanın “kurak” ve “yarıkurak” bölgeleri toplam kara kütlesinin % 40’ını oluştururken, toplam su kaynaklarının ancak % 2’sinden yararlanabiliyor. Dünyanın yüzde kırkı, insanların ulaşabildiği küçücük miktarın da yalnızca yüzde ikisinden yararlanabiliyor.

 - 2025 yılında 3 milyar insanın, dünyanın “su baskısı” ya da “kronik su kıtlığı” içindeki ülkelerinde yaşaması bekleniyor. Su sıkıntısı çeken şehirlerde, aynı kısıtlı su kaynağını paylaşmak zorunda kalan şehirlilerle çiftçiler arasındaki rekabet gittikçe fazlalaşıyor. “Su uğruna savaş” olasılığı da gittikçe daha yüksek sesle dile getiriliyor.

- Dünya Meteoroloji Örgütü Su Komisyonu Başkanı Datius Rutashobya, yoksul ülkelerde her üç kişiden birinin temiz su sıkıntısı çektiğini ve sorunun kötü yönetimler, nüfûs artışı yüzünden giderek daha da büyüdüğünü söyledi. Rutashobya “Su, en önemli ve en büyük tehdit altında olan doğal kaynaktır. Eğer bir buluş çıkmazsa, 2010 yılı su sıkıntısının en fazla olduğu yıl olacak” diye konuştu. Su kirliliği ve selin dünyada ölümlerin en büyük nedeni olduğunu söyleyen Rutashobya, gelişmekte olan ülkelerde hastalıkların % 80’inin de su yüzünden olduğunu açıkladı.

 - Yoksul ülkelerde sık rastlanan tifo, kolera, dizanteri hastalıkları, kirli sular yüzünden daha da yayılıyor. Her yıl 3 milyon kişi mikroplu suların neden olduğu dizanteri yüzünden ölüyor.

- BM Çevre Programı’nın rakamlarına göre kirli sular her yıl 1 milyar 200 milyon insanın sağlığını tehdit ediyor ve 15 milyon çocuk 5 yaşına gelmeden ölüyor.

- Dünya Sağlık Örgütü (WHO) tarafından açıklanan raporda, her yıl yaklaşık 3, 5 milyon insanın kirli suyun neden olduğu hastalıklardan öldüğü belirtildi. Rakamlar, 1 milyardan fazla insanın temiz su ihtiyacını karşılayamadığını gösteriyor. WHO’nun raporunda son 10 yılda kullanılabilir su sağlama konusunda fazla gelişme olmadığı belirtilirken, hâlâ milyonlarca insanın sıtma ve ishal gibi hastalıklardan dolayı öldüğü vurgulanıyor. Raporda, azgelişmiş ülkelerdeki binlerce insanın içme suyu taşımak için her gün birkaç saat harcadığı, her geçen gün içme suyu elde etmek için daha büyük bir mücadelenin gerektiği de vurgulanıyor.

- Su tüketimindeki artışın nüfûs artışından iki kat fazla olduğu kaydedilirken, 2025 yılında her 3 kişiden 2’sinin su sıkıntısı çekeceği tahmin ediliyor. Kullanılabilir su sağlama çalışmaları için 23 milyar Dolar’lık bir kaynak gerekirken, yaklaşık 16 milyarlık bir çalışma yürütülüyor. Aradaki 7 milyar dolarlık farkın ise Avrupalılar’ın alkollü içecekler için bir yılda harcadığı miktarın sadece onda biri olduğuna dikkat çekiliyor.

- Önümüzdeki 20 yılda, gelişmekte olan ülkelerin artan nüfûsunu beslemek için gıda maddeleri üretmek amacıyla dünyanın % 17 daha fazla suya ihtiyacı olacak, toplam su kullanımı % 40 artacak. 2025 yılına gelindiğinde toplam dünya nüfûsunun üçte ikisi, orta ve ileri derecede susuzluk çeken ülkelerde yaşayacak.

- Su kullanımında daha dikkatli olunması gerekiyor. Su kıtlığı olduğu açıklanan 21 ülke arasındaki 12 ülke Ortadoğu bölgesinde ve çoğu da Akdeniz’de bulunuyor. Kaderin cilvesine bakın ki, dünyanın en güzel denizine kıyısı olan ülkeler, dünyanın en çok su sıkıntısı çeken ülkeleri.

 - 1975’ten bu yana, ekimi yapılan bitki türlerinin yaklaşık % 75’inin soyu tükendi. Sadece son 30 yıl içinde, sahip olduğumuz bitki türlerinin dörtte üçünü yok ettik. İnsanoğlunun bitkisel besin kaynaklarının % 60’ını yalnızca üç tür karşılıyor.

- BM Dünya Gıda ve Tarım Örgütü (FAO), Ekim 1945 tarihinde, beslenme düzeyini iyileştirmek, tarımsal üretkenliği arttırmak ve kırsal kesimde yaşam düzeyini yükseltmek amacıyla kuruldu. FAO açlıkla ve kötü beslenme ile mücadele ediyor ve üye ülkelere tarım kesiminin sürdürülebilir kalkınması, balıkçılık ve ormancılığın geliştirilmesi, tarımsal ürün dağıtım ve muhafazasında yardımcı oluyor. Sıkı durun: FAO’nun yıllık bütçesi, 9 sanayiîleşmiş ülkede yalnızca 6 günde kedi ve köpek mamasına harcanan paraya ya da yalnızca bir sanayiîleşmiş ülkede diyet ürünlere 2 - 3 haftada harcanan paraya eşit.

- Dünyada her üç kişiden biri su sıkıntısı çekiyor.

- Yaklaşık 1 milyar 100 milyon insan, bir diğer deyişle neredeyse dünya nüfûsunun beşte biri fiziksel olarak su sıkıntısı yaşıyor. 500 milyon insan daha yakın bir gelecekte benzer bir tehdit ile karşı karşıya kalacağa benziyor. Günümüzde küresel su kullanım miktarı, nüfûs artışının iki kat üzerine çıkmıştır ve her geçen gün daha fazla sayıda insan su kıtlığı ile mücadele etmek zorunda kalmaktadır.

- Suya olan talep her geçen gün artıyor. Dünya nüfûsunun 8, 1 milyara ulaşacağı tahmin edilen 2030 yılında insanların gıdaya olan ihtiyaçlarının 1998 rakamlarına oranla % 55 artacağı tahmin ediliyor.

- 1 milyar 600 milyon insan, yani dünya nüfûsunun dörtte biri ekonomik faaliyetlerini karşılamaya yetecek miktarda suya ulaşmakta zorlanıyor. 2025 yılına geldiğimizde 1 milyar 800 milyon insan, su sıkıntısı çekilen yerlerde yaşıyor olacak. Dünya nüfûsunun üçte ikisi ise su kaynaklarına ulaşmada zorlukla karşılaşacak. Hızla büyüyen şehirlerin, çevrelerindeki su havzaları üzerinde baskı yaratmaları ile durum daha da zorlaşacak.

- BM, 22 Mart 2007 “Dünya Su Günü” nedeniyle yaptığı uyarıda hemen her kıt’âda su kaynaklarının normalin altına düşmekte olduğunu ve 21. yüzyılda insanları bu konuda büyük sıkıntıların beklediğini bildirdi. Son BM verilerine göre dünya nüfûsunun altıda biri, yani bir milyarı aşkın insan temiz içme suyu bulamıyor. BM, iklim değişikliğiyle beraber kuraklığın artması, yağış miktarı ve seyrinin değişmesi, ayrıca buzullardan eriyen su miktarının da azalması nedeniyle, bu rakamın önümüzdeki 20 yıl içinde daha da artmasının beklendiğini belirtti. Buna göre 2025'ten itibaren dünya nüfûsunun üçte ikisi su sıkıntısı yaşıyor olacak.

- Dünya genelinde 2 milyar 400 milyon insan sağlık hizmetleri ve hijyenin yetersiz olduğu yerlerde yaşarken Afrika’da bir insan günde ortalama 5 saatini temiz su bulmak için harcıyor.

- Her yıl 1 milyon 600 bin insan temiz su bulamadığı için ölüyor. Bunların % 90’ı da 5 yaşın altındaki çocuklar.

- BM, Avrupa ve Amerika’daki dev çiftlikler, Asya ve Afrika’da da giderek büyüyen kentlerin su ihtiyacı ve insanların suyu kullanış şekillerine bakıldığında, bir noktaya dikkat çekiyor: İnsanların bu şekilde su harcamaya devam etmesi artık mümkün değil ve gelecekte her bir damlanın hesabını yapmak gerekebilir.

- 2050 yılına gelindiğinde dünya nüfûsunun 9, 3 milyara ulaşmasının beklendiği ve iklim değişiklikleri yüzünden 60 ülkede toplam 7 milyar insanın su kıtlığı yaşayacağı bildiriliyor.

- Britanyalı bilim adamları tarafından yapılan bir araştırma, dünyanın üçte birinin 2100 yılında çöl olma tehlikesiyle karşı karşıya bulunduğunu ortaya koydu. Çevreye aşırı duyarlı politikalarıyla bilinen “Independent” gazetesi, dünya için alarm zilleri çalan bu haberi “Küresel ısınmanın etkileri konusunda bugüne kadarki en kaygı verici uyarı” diyerek kapaktan tam sayfa manşet verdi. Gazete, Büyük Britanya’daki dört ayrı meteoroloji kurumunun ortak açıklamasına paralel bir şekilde “Kurak Yüzyıl” başlığını kullandı.

- İngiltere’nin Güneybatı eyaletine bağlı Dorset bölgesinin Bournemouth kentindeki İklim Kliniği tarafından açıklanan araştırma sonuçlarına göre, küresel ısınma, sanayiî gazları ve su kaynaklarının giderek tükenmesi nedeniyle dünya, milyonlarca kişiyi açlık ve susuzluktan ölümün eşiğine getirecek bir çölleşme tehlikesiyle karşı karşıya bulunuyor. Sonuçlar, halen dünyanın yüzde 25’inde hâkim olan hafif kuraklığın 2100 yılında yeryüzünün % 50’sini etkisi altına alacağını gösterirken, şu anda yerkürenin % 8’ini etkileyen ciddî kuraklığın 2100 yılında % 40 düzeyine, aşırı kuraklığın ise şu anki % 3’ten % 30’a tırmanacağını ortaya koyuyor. Hristiyan yardım kuruluşu Christian Aid’den Andrew Pendleton, “Bu, milyonlarca kişi için adeta bir ölüm cezası” derken, uzmanlar kuraklığın en çok gelişmekte olan yoksul ülkeleri vuracağını belirtiyor. Aynı konuyla ilgili olarak “Guardian” gazetesi, kuraklığın en ciddî biçimde görüleceği coğrafyayı Avrupa’nın güneyi, Kuzey Afrika, Avrasya’nın batısı ve Kuzey Amerika olarak bildiriyor. Türkiye de bu kuşak içinde yer alıyor. Gazeteye göre Afrika’nın orta bölgeleri, Asya’nın doğusu ve kuzey enlemlerinde yer alan ülkelerde de iklimin eskisine nazaran daha yağışlı olacağı tahmin ediliyor.

- Uluslararası Su Yönetimi Enstitüsü’nün 2001 yılından başlayarak devamlı bir şekilde yaptığı ve çeşitli ülkelerden 700’den fazla araştırmacının katkıda bulunduğu çalışmalara dayanan rapora göre dünya nüfûsunun üçte biri, su kaynaklarına hiç ulaşılamayan bölgelerde ya da kaynaklar hızla tüketildiği için nehir ve göller gibi doğal su ortamlarının kuruduğu bölgelerde yaşıyor. Avustralya, Çin ve Hindistan gibi bazı ülkelerde durum kriz seviyesine ulaşmış durumda. Rapora göre günümüzde suyun en fazla kullanıldığı alan, tarım. Ancak dünya nüfûsu arttıkça tarımsal alanların sulanması konusundaki rekabet de artıyor.

 - Uluslararası Su Yönetimi Enstitüsü Araştırma Bölümü Başkanı David Molden’a göre yiyeceklerden sağladığımız her bir kaloriyi üretmek için yaklaşık bir litre su harcamak gerekiyor. Molden, “Gelecekte tarımı ve insanları bu konuda daha verimli hale getirmek gerekecek. Daha az suyla daha çok ürün elde etmek mümkün” diyor. David Molden’a göre insanlar da işin tüketim yönüne bakarak yiyeceklerin nasıl boşa gittiğini hesaplamaya başlamalı; çünkü gelecekte su çok daha az bulunur, çok daha değerli bir kaynak olacak. Raporda hükûmetlere de çağrıda bulunularak su depolama ve sulama sistemlerini geliştirmeleri isteniyor. Ancak bu tür adımların, çevreye zarar vermeden atılması gerektiği de hatırlatılıyor.

- Dünyada 2025 yılında 1 milyar insan ileri derecede su kıtlığı yaşamaya başlayacak. Bu rakama orta derecede su sıkıntısı çeken insanlar da eklendiğinde 4 milyar insan, diğer bir ifadeyle dünya nüfûsunun yarısı yetersiz su arzıyla karşılaşacak.

- Son yüzyılda dünya nüfûsu 3 kat artmasına karşılık su talebi 6 kat arttı.

- Doğal bitki örtüsünün yok edilmesi sonucunda bozulan iklim dengesi, hidrolojik çevrimin halkalarında aksamalara neden oluyor ve sonuçta tüm bu faktörler sağlıklı içme suyu teminini her geçen gün giderek zorlaştırıyor.

- Dünya üzerinde yaklaşık 2 milyon insan, içme suyunu yeraltı su kaynaklarından karşılıyor. Bugün sulu tarımda, Sanayiî Devrimi ve nüfûs patlaması nedeniyle 300 yıl önce kullanılan miktarın 45 katı tatlı su tüketiliyor.

- Bugün dünya nüfûsunun % 40’ını barındıran 80 ülkede su problemi yaşanıyor. Burada sorun, esas itibariyle su kaynaklarının yetersizliği değildir. Genel anlamıyla sorun, suyun kullanımındaki bilinçsiz davranış ve çevre sorunlarının olumsuz yansımalarıdır.

- Dünyada 250 milyonu aşkın insan çölleşmeden doğrudan etkileniyor. Dünya yüzeyinin üçte biri çölleşme tehdidi altında bulunuyor. TEMA Vakfı Uluslararası İlişkiler Sorumlusu Murat Ermiş’e göre dünya genelinde yaklaşık 135 milyon kişi sırf bu durum nedeniyle göç olgusuyla karşı karşıya.

- 2020 yılına kadar 60 milyon kişinin Alt Sahra Afrikası’nın çölleşmiş bölgelerinden Kuzey Afrika ve Avrupa’ya göç etmesi bekleniyor. Batı Afrika üzerine yapılan uzun vadeli çalışmalar, Sahra bölgelerinden kıyı şehirlerine sabit bir göç akışının gerçekleşeceğini, kıyı şehirlerinin nüfûsunun 1997 verilerinin 3, 5 katı artarak 2020’de 271 milyona ulaşacağını gösteriyor.

- ABD’de toprakların % 30’u çölleşmeden etkilenirken, Latin Amerika ve Karayipler’in dörtte biri çöl veya kurak arazidir. İspanya’da toprakların yüzde 31’i ciddî çölleşme tehdidi altındayken, ABD’deki aşırı kuraklıklar ve Güney Avrupa’daki su kıtlığı, kuzey yarımküredeki durumun ciddîyetine işaret ediyor. Çin’de 1950’lerden beri, kum birikintileri ve çöllerin genişlemesi 700 bin hektar işlenen arazinin, 2, 5 milyon hektar meranın, 6, 4 milyon hektarlık orman, ağaçlık arazi ve çalılık alanın yok olmasına neden oldu. Çöle dönüşen toprakların tahminî yıllık yayılma oranı 1970’lerde 1560 km² iken, 1980’lerde 2 bin 100, 1990 ile 2000 arasında ise 3 bin 436 km²’dir. Birçok köy, çöllerin yayılması, kum sürüklenmeleri ve kum fırtınaları nedeniyle yok oldu.

- Dünyada yaklaşık 24 bin köy, 1400 km trenyolu, 30 bin km karayolu, 50 bin km kanal ve su yolu daimî olarak çölleşme tehdidi altında bulunuyor. Tahminler, dünyada 2025 yılında, 1990 yılına oranla çok daha az işlenebilir arazi kalacağına işaret ediyor. Dünyadaki tüm arazilerin % 30’u çölleşme nedeniyle tahrib olmuştur veya tehdit altında bulunuyor.

- G - 8 liderlerinin 6 Temmuz 2005 tarihinde İskoçya’da gerçekleştirdikleri toplantıda bilim adamları, küresel ısınmanın Afrika kıt’âsındaki etkileri konusunda yeni bir uyarıda bulundular: “2070 yılına kadar Afrika tamamen kuruyacak.”

- “Nature” adlı bilim dergisinde yayımlanan bir araştırma sonucuna göre, yağış miktarının azalması ve artan sıcaklık derecelerine bağlı olarak çok büyük yeryüzü parçalarının çöle dönüşebileceği belirtiliyor. Bu araştırma, küresel ısınmanın atmosferde ya da denizlerde yaptığı etki dışında, yeryüzü ve kara parçalarını nasıl etkilediğini inceleyen pek az çalışmadan biri.

- Küresel ısınmanın önüne geçilmesi için acil adımlar atılmaması durumunda Afrika’da yoksulluğu ortadan kaldırmak için alınacak her türlü önlemin başarısız olacağı ifade ediliyor.

- İçme suyu ve atık su hizmetleri alanında dünyanın en büyük şirketleri arasında yer alan Thames Water Türkiye Ülke Direktörü Evren Köprülü’nün yaptığı açıklamaya göre, dünya yüzeyinde her yıl 6 milyon hektar alan çölleşiyor. Dünya nüfûsunun % 14’ü, yani yaklaşık 750 - 800 milyon kişi çöl ve çöl benzeri yerlerde açlık sınırında yaşıyor. Dünya nüfûsunun % 40’ı su sıkıntısı içinde. Küresel ısınmanın yanısıra, su tüketiminin nüfûsa oranla üç kat fazla artıyor olması da bu oranı 20 - 25 yıl içinde % 50’lere çıkaracağı tahmin ediliyor.

- Küresel ısınma ile ilgili yapılan tahminlerde her yıl biraz daha karamsar bir tablo çiziliyor. Bu trendin devam etmesi halinde 2050 yılında her 4 insandan birinin temiz su konusunda kronik sorunları olan bir ülkede yaşıyor olacağı söyleniyor.

- Günümüzün en büyük çevresel tehditlerinin küresel ısınma, doğal afetler ve su kıtlığı olduğu belirtiliyor. İnsanların, enerji kullanımı, endüstrileşme, ormansızlaşma ve tarım gibi çeşitli faaliyetlerinin küresel ısınmayı daha ileri boyutlara taşıdığını ifade edilirken, gerekli tedbirler alınmadığı takdirde bazı bölgelerde ciddî boyutlarda kuraklık yaşanacağı ve su kaynaklarının tehdit altında kalacağı kaydediliyor.

- Bir Amerikalı günde ortalama 700 litre su harcarken, bir Avrupalı 200, bir Filistinli 70, bir Haitili ise ancak 20 litre tüketebiliyor.

- Pis su kullanımından ötürü her yıl dünyada 5 milyon kişi ölüyor.

- Başını Brezilya ve Çin’in çektiği 10 ülke, tatlı su rezervlerinin % 60’ına sahip. Çoğunluğu Afrika ve Ortadoğu’da yer alan 30 kadar ülke ise kronik su kıtlığı çekiyor.

- Dünyada 450 milyondan fazla insan tamamen sudan mahrum; çoğunluğu güney ülkelerinde yaşayan 1 milyar 400 milyon kişi temiz suya ulaşamıyor. Bu sayı 2025'te 5 milyara çıkacak.

- Uzmanlara göre su, yakın gelecekte “bölgesel çatışma kaynağı” olacak. BM, dünyada su yüzünden sorun çıkan 300 “sıcak nokta” tesbit etmiş durumda. Yeryüzünde 269 ırmak en az iki ülke tarafından paylaşılıyor.

- Dünyada yaşayan her insan başına yılda ortalama 6 bin 600 m³ su düşüyor. Bu sayı 2025'te 4 bin 800 m³’e düşecek. 1950’de bu potansiyel 17 bin m³’tü.

- Dünyadaki tatlı suyun % 70’i tarımda, % 20’si endüstride, sadece % 10’u ise evlerde kullanılıyor.

- Her gün temiz olmayan suların yol açtığı hastalıklardan 30 bin kişi ölüyor. Bu sayının önemli bölümünü küçük çocuklar ve yaşlılar oluşturuyor. (Bu sayı, Türkiye’deki bir ilçenin ortalama nüfûsu kadardır. Yani sadece temiz su sıkıntısından dolayı, her gün Türkiye’nin bir ilçesinin tamamen öldüğünü düşünün. Ne acı değil mi? Temiz suyun yokluğundan dolayı her gün bir ilçemiz yok oluyor.)

- Sıhhî tesisattan mahrum insan sayısı 2 milyarı aşıyor. 4 milyar kişinin de bir kanalizasyon şebekesiyle bağlantısı bulunmuyor. Sonuç: Pis su, sıtma, ishal ve dang hastalığından her yıl dünyada 5 milyon kişi yaşamını yitiriyor. Bu sayı AIDS’ten ölenlerden fazla.

- Her insana su temini için 10 yıldan fazla bir süre boyunca yılda 180 milyar Euro harcamak gerekiyor.

Görüldüğü üzere dünyamızın karşı karşıya olduğu su sorunu, artık bu gezegende yaşamayı bile neredeyse imkânsız hale getirecek bir noktaya doğru gidiyor. Dünyada her üç kişiden birinin su sıkıntısı çekmesi,  su sıkıntısından dolayı her gün 30 bin kişinin hayatını yitirmesi, ciddî bir felâketle yüz yüze olduğumuzu gösteriyor. Temiz su bulamadığı için her yıl 1 milyon 600 bin insan ölüyor ki bu sayı, dünyadaki birçok ülkenin toplam nüfûsundan fazla.

Su ile ilgili gerçekleri öğrendikçe, 16 – 22 Mart günlerinde İstanbul’da gerçekleştirilecek olan 5. Dünya Su Forumu’nun önemi daha iyi anlaşılıyor. İşte yedi gün boyunca tüm dünyanın gözünün üzerimizde olacağı bu uluslararası forumda bütün bu sorunlar ele alınacak. Bakalım devletler bu sorunla mücadele için para “musluklarını” ne kadar açacaklar?

 

ibrahim.sediyani@hotmail.de

 

(akıntının devamı haftaya)

  • Yorumlar 19
    Yazarın Diğer Yazıları
    PANO
    KARİKATÜR
    Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim