1. YAZARLAR

  2. Cüneyt Toraman

  3. STK’larda dönüşüm programı: Sivil gömlekten iktidar gömleğine!
Cüneyt Toraman

Cüneyt Toraman

Yazarın Tüm Yazıları >

STK’larda dönüşüm programı: Sivil gömlekten iktidar gömleğine!

A+A-

Geçtiğimiz gün “bazı gazetelerde” çok sayıda sivil toplum kuruluşlarının imzalarını taşıyan tam sayfa bir ilan yayınlandı.

İlanın zamanlaması, ilanın içeriğinde, “milli iradeye destek” beyanlarının yer alması ve bildirinin altında, İslamî camianın önde gelen sivil toplum kuruluşlarının imzalarının yer alması, “sivil” kavramının ne olduğunu ve ne olması gerektiğini (yeniden) gözden geçirmemizi gerektiriyor.

Doğru bir değerlendirmede bulunabilmek için, ilanın amacını ve anlamını doğru tespit etmemiz gerekiyor! Önce ilanın içeriğine bakalım. İlanın başlığı, son derece dikkat çekici! Büyük puntolarla, “BİN YIL SÜRECEK DENMİŞTİ…” diye başlıyor. İlanın başlığından, 28 Şubat darbesini gerçekleştirenlere cevap verilmeye çalışıldığı izlenimi doğuyor. Hiç kimsenin, buna itiraz edebileceğini sanmıyorum.  İlanda adı ve logosu bulunan birçok STK yetkilisinin de, ilanın başlığından hareketle ilana imza koymuş olabileceğini düşünüyorum. İlanı okumaya devam ettiğimizde, başlıkla bağdaşmayan ifadelere yer verildiğini görüyoruz. İkinci paragrafta, “Milli iradeye kasteden her girişim cesaretle bertaraf edilmiştir.” “Bin yıl sürmesi beklenen projeyi 11 yılda (AK Parti iktidarı döneminde) sabır ve metanetle boşa çıkaranlara (yani AK Parti’ye) şükranlarımızı ifade ediyor, bu mücadelenin şahidi olduğumuz kadar, gelecekte de destekçisi ve duacısı olacağımızı ilan ediyoruz.” İlanın içeriği, milli iradeye yani hükümete/iktidara destek beyanı niteliğinde! Desteğin bugünle sınırlanmaması, (geleceğe yönelik) açık çek verilmesi özellikle dikkat çekiyor. Gayb bilgisinin sadece Allah’a (cc) ait olduğu düşünüldüğünde hayli sorunlu bir ifade! İlanın başlığıyla içeriğinin örtüşmediğini görüyoruz.

Şimdi de, “ilanın zamanlamasına” bakalım. İlanın başlığı, 28 Şubat darbesini çağrıştırdığına göre, 28 Şubat darbesiyle ve darbecilerle ilgisinin olup olmadığını araştıralım. Böyle bir ilan, 28 Şubat darbesine son darbeyi vuran 12 Eylül 2010 tarihli referandumdan sonra, bu darbenin gerçekleşmesinde çok önemli bir role sahip BÇG aleyhine kamu davasının açıldığı tarihlerde veya bu davada yargılanan sanıkların mahkumiyetine karar verileceği bir tarihte yayınlansa, ilanı, 28 Şubat darbesiyle ve bu darbenin failleriyle ilişkilendirmemiz son derece normal ve mantıklı olacaktı. Bunlardan hiçbirinin gündemde olmadığı ve hatta 28 Şubat davasında, tutuklu 75 sanıktan 70’inin tahliyesinden sonra yayınlanmış olması, bu ilanın, 28 Şubat darbesiyle ve bu darbeyi gerçekleştirdiği iddia edilen sanıkların yargılandığı davayla herhangi bir ilgisinin olmadığını göstermektedir. İlanın yayınlandığı tarihte, gündemin birinci sırasını, dershane tartışmaları işgal ettiğine göre,  ilanın zamanlaması,  “Hizmet Hareketi/cemaat” ile “siyasal iktidar” arasındaki tartışmada, “siyasal iktidara destek” amacı güttüğünü gösteriyor.

Vesayetin devam ettiği bir dönemde, sivil toplum kuruluşlarının, temsil ettikleri kitlenin haklı taleplerini yerine getirmek için “gizli iktidara” karşı mücadele eden hükümete destek vermeleri, makul karşılanabilir ise de, askerî vesayetin fiilen ve hukuken sona erdiği 12 Eylül 2010 tarihinden sonraki desteğin “hangi iktidara” karşı yapıldığını açıklamak oldukça zordur. Sivil toplum kuruluşlarının varlık sebebi, sivilleri, siyasal iktidarın saldırılarına karşı korumaktır! Siyasal iktidara karşı örgütlenen sivil toplum örgütlerinin, iktidarın yanında yer aldığını açıklaması, STK’ların varlık sebebine aykırıdır! Sivil toplum kuruluşlarının başındaki “sivil” sözcüğü, bu kuruluşların, siyasal iktidarın yanında saf tutmasına izin vermez!  Böyle bir tavrı tercih ediyorsa, böyle bir kuruluşun, NGO (hükümet dışı organizasyon) olarak kabulü mümkün değildir. STK’ların, amaçlarını gerçekleştirebilmeleri, siyasal iktidarla aralarındaki mesafeyi korumalarıyla mümkündür.

Türkiye’de yaşayan her iki kişiden birinin oyunu alan bir siyasal iktidarın, (seçimlerde) STK temsilcilerinin ve üyelerinin de yarısının desteğini alması da son derece normal bir durumdur. Ancak STK temsilcilerinin ve üyelerinin (kişisel) oy desteğiyle, STK’ların “kurumsal desteği” birbirinden farklı şeylerdir. STK’ların, siyasal iktidara (açıkça) destek vermeleri, bu kuruluşların varlık sebebine aykırıdır. Siyasal iktidar ile sivil toplum arasında giderilemez bir çelişki vardır. Siyasal iktidarlar, icra makamları olduğundan, toplumun farklı kesimleri arasında daima tercih yapmak zorundadır. Yapacağı tercihler, toplumun bir kesimini mutlu ederken, bir kesimini mutsuz edecektir. STK’lar ise, toplumun çıkar gruplarını temsil ettiğinden, siyasal iktidarla özdeşleşmesi imkansızdır! STK’lar, siyasal iktidarın tercihlerinden çok daha fazlasını talep edeceklerdir.

Sivil toplum kuruluşları, gücünü siyasal iktidarlardan değil, temsil ettikleri sivil toplulukların haklı taleplerinden alır. STK’lar gücünü siyasal iktidardan alsaydı, katsayı garabetine, başörtüsü yasağına karşı çıkan STK’lar olmaz, bu yasağın mimarlarına hesap sorma imkanı da olmazdı. Siyasal iktidarın hukuk dışı uygulamalarına karşı çıkan çok sayıda STK’ya operasyon düzenlenmesi, birçoğunun kapatılması, siyasal iktidarların haksız uygulamalarına karşı STK’ların ne kadar önemli olduğunu göstermektedir. Bugün, “milli iradenin” diğer bir deyimle, (hiçbir ihtirazi kayıt koymaksızın) siyasal iktidarın yanında yer aldığını açıklayan bir STK, yarın, temsil ettiği gruba karşı hukuka aykırı bir uygulama yapıldığında, milli iradeye nasıl karşı çıkacak, bu çelişkiyi temsil ettiği üyelerine nasıl açıklayacaktır?! Neresinden bakılırsa bakılsın, çoğu Müslümanlardan oluşan STK’lar açısından vahim bir durum!

Hulasa, 28 Şubat döneminde, temsil ettikleri sivil halkın hak ve özgürlüklerinin üzerinden silindir gibi geçen siyasal iktidarlara karşı hiç ilan yayınlamayan bazı STK’ların, böyle bir durumun söz konusu olmadığı bir dönemde, “siyasal iktidarın yanında yer aldıklarını” açıklayan bir bildiri yayınlaması hayli düşündürücüdür! 28 Şubat döneminde, gizli iktidarı temsil eden orduyu destekleyen yargıyı, “yargıçların ayağına postal giydiren karikatürü” dergimizin kapağına koymak suretiyle eleştirirken, bugün, (Müslümanların temsil ettiği) STK’ların siyasal iktidara ilanla destek vermesini nasıl yorumlayacağız?! Siyasal iktidarları gölgesi gibi takip eden/etmesi gereken, en küçük hatasında “kılıçlarıyla doğrultmayı” şiar edinen Müslümanların, sivil toplumun bir başka kesimine cephe açmasını nasıl açıklayacağız?! Umarım, siyasal iktidarın STK’lardan böyle bir talebi olmamıştır! Umarım bir yanlış anlama olmuş, ilana imza koyan STK’lar bunu kastetmemiştir! Umarım!!!,

Zaman

YAZIYA YORUM KAT

4 Yorum