1. YAZARLAR

  2. Mehmet Altan

  3. Statüko şallak mallak olacak mı?
Mehmet Altan

Mehmet Altan

Yazarın Tüm Yazıları >

Statüko şallak mallak olacak mı?

A+A-

Türkiye bugüne kadar Kürt meselesini, Ermeni Sorununu, Kıbrıs problemini neden çözemedi? Statüko istemedi ve çözüme karşı direndi. “İç ve dış düşmanlar” edebiyatına salçalı hamaset sosunu dökerek, çözümsüzlük için elinden geleni yaptı, yapıyor.

Ancak statükonun hep bildiğimiz bu paslanmış refleksine rağmen...

Son günlerde...

Sırtımızdaki eski ve köhne kamburları yok etmeye yönelik açılımlar birbiri peşi sıra gelmeye devam ediyor.

***

Kürt açılımı...

Ardından Ermenistan açılımı...

Kıbrıs’ta benzeri bir açılımın gelen sinyalleri.

Kürt, Ermeni, Kıbrıs sorunlarını  çözmüş bir Türkiye ne olur?

Sağlıklı, gürbüz bir yapıya kavuşur.

Tüm kartlar yeniden karılır, ülke demokratikleşir, dış dünyanın sağlıklı bir parçası  haline gelir, zenginleşir, refahı ve mutluluğu artar.

Ayrıcalığını kaybedecek olan “eskimiş Türkiye” bu nedenle huzursuz...

***

Hatırlayın, gündeme Annan Planı geldiğinde de statüko çok huzursuzdu...

“Darbe Günlükleri”nde neler yazıyordu:

“Bizim bundan sonra yapmamız gereken AB’nin bizi istemediğine dair olan konunun üzerine giderek her tarafta bunu yaygınlaştırmamız.

Böylelikle hükümetin eline geçmiş olan AB kozunu elinden alarak onları iç siyasete döndürerek bizden korkar hale getirmemiz lazım.

Bunu yaparken de daima sert açıklamalardan kaçınmamalı ve onlara gerekirse her şeyi yapabileceğimiz intibaını vermeliyiz, dedim.

Tabii bu arada en önemli konu Kıbrıs ve mahalli seçimler.

Kıbrıs’ı istediğimiz şekilde çözümsüz olarak bırakmalıyız ve bu arada Kıbrıs muhalefetinin seçimi kazanmasını da önlemeliyiz.

Böylece AB’ye ikinci bir darbe vurabileceğiz.”

Bu AB düşmanlığı  neden?

Çünkü sorunların o ilke ve standartlarda çözülmesi demek, halk iradesinin egemen olduğu, vergilerin denetlendiği, hukukun ve demokrasinin işlediği bir Türkiye demek...

***

Açılımlar gerçekleştikçe...

Çözümler yerini buldukça...

Statüko da şallak mallak gidecek.

Ama kimse bunun kolay olacağını  sanarak, rehavete de kapılmamalı...

Gelin gene Darbe Günlükleri’nden şu bölümü de anımsayalım:

“Akşam eve gidince kıyamet koptu. Kara Kuvvetleri Komutanı İstanbul’a gitmişti ve Pazar akşamı dönecekti. Telefonla beni aradı ve gizli hattan görüşmek istedi. Alışıldığı şekilde telefon arızası nedeni ile açık telefondan görüşmek zorunda kaldım. ‘Annan’ın mektubu gelmiş ve içerisindeki konular tamamen bizim söylediklerimizin dışında olayları kapsıyor. Onur Öymen ile İstanbul’da görüştük ve bana bunları anlattı. Ben karargâha emir verdim. Size birer kopya getirecekler. Ben İlker’i aradım, bana hala düşündüklerini ve hareketlerini Denktaş’a göre ayarlayacaklarını söyledi. Senden rica hemen duruma müdahale etmen’ dedi. Bunun üzerine ben de hemen Hava Kuvvetleri Komutanı’nı aradım ve eve davet ettim. Jandarma Genel Komutanı bir bağlantısı olduğunu ve gelemeyeceğini söyledi. Hava Kuvvetleri Komutanı 19.30’da geldi ve konuştuk.

Önce darbe olabilir mi konusunu açtık.”

***

Türkiye’nin “gizli egemenlerinin”  asla çözülmesini istemediği, Türkiye’yi mefluç hale getiren bu evladiyelik sorunlar neden bugün ardı ardına bir takım açılımlar ile sona erdirilmeye çalışılmakta?

Neden bugün?

Çünkü...

“Eski Türkiye” ile “yeni dünya” bir arada gidemiyor...

Ya Türkiye sorunlarını  bir hamlede çözerek, çevik bir şekilde ileriye ve “yeni dünya”ya doğru hamle yapacak...

Ya da Allah muhafaza bu sorunlar Türkiye’yi çözecek...

***

Şundan dolayı umutlu olunabilir...

Çözümü mağdur Türkiye halkı ve “yeni dünya” istiyor.

Direnen ise “eski Türkiye”, statüko, burayı iç sömürge olarak kullanagelmiş  zevat.

Kürt, Ermeni, gelmekte olan Kıbrıs açılımları...

Statüko şallak mallak olur mu?

İnşallah olacak...

Yeter ki artık zaman kaybetmeyelim...  Zaten öylesine geciktik ki...

STAR

YAZIYA YORUM KAT