1. YAZARLAR

  2. Yasin Aktay

  3. “Sözde” ülkede barışı ve geleceği birlikte aramak
Yasin Aktay

Yasin Aktay

Yazarın Tüm Yazıları >

“Sözde” ülkede barışı ve geleceği birlikte aramak

A+A-

Epeydir yüzer-gezer bir hüviyet kazanmış olan Abant Platformunun 18. Durağı Erbil oldu. Erbil Türkiye'nin resmi dış politikasının, azalmış olsa da henüz tam terk edilmemiş söyleminde 'sözde' diye bahsedilen Kuzey Irak'taki Kürdistan oluşumunun başkenti. Erbil'e gelince bu nitelemenin ne kadar gülünç, ne kadar çocukça kaçtığını fark ediyorsunuz. Erbil ve etrafındaki Kürdistan oluşumu gün gibi gerçek.

Böyle bir gerçeği bu kadar zaman 'sözde' diye niteleyerek yok saymış bir dış politikayı insan imparatorluk yönetmiş bir ülkenin ufkuna yakıştırmak çok zor. İşin daha kötü tarafı 'sözde' nitelemesinin sadece bir devleti siyasal anlamda tanımamaktan veya belli bir devlet oluşumuna karşı siyasal bir tavrı ifade etmekten öte, bir süre sonra bölgenin sosyal ve kültürel yapısına dair de bizzat kendi güvenlik ufkunu tehdit eden bir sosyolojik körlüğü işaret edebiliyor olmasıdır. Türkiye'nin iç siyasetinde yüzyıla yakın bir süredir geçerli olan ve ülkenin sosyolojik gerçeklerine devleti körleştiren ideolojik kalıplar Türkiye'nin Kuzey Irak politikasını da aynı ölçüde belirlemiş. Oysa bu sosyolojik körlük gerçekleri istediğiniz istikamette değiştirmediği gibi gerçeklere karşı sizi mahkûm ettiği duyarsızlığın ne milli ne de ekonomik hiçbir faydası olmuyor. Türkiye'nin Kuzey Irak'a bakışı büyük ölçüde kendi yaklaşım tarzı ve siyaset(sizliğ)i yüzünden kördüğüm haline gelen kendi Kürt sorununun baskısı altında şekillenmiştir. Kuzey Irak'ta bir Kürt devletinin kurulmasının bizdeki Kürtleri de ayartacağına dair değerlendirmelere dayanıyor. Üzerinde biraz düşüldüğünde hem Türkiye'ye hem Kürtlere düşmanlık besleyen herhangi bir güç odağı için onları aynı anda etkisiz hale getirebilmek için başka bir silaha gerek olmadığını görebilmek için Erbil'e, Süleymaniye'ye, Dahok'a bir-iki günlüğüne seyahat etmek yeter.

Erbil'den, Süleymaniye'den Türkiye'ye bir bölücü tehdit söylemini üretmiş olanlar aslında behemehal Türkiye'yi hatta, yetmez, bir de Türklüğü komik duruma düşürmekten, aşağılamaktan yargılanmalı. Tabi bir de bunca zaman bu gereksiz evhamı halkına benimsetip tam bir imkân ve değer hazinesi olan bu toplumların tanışmasını, dayanışmasını engelleyenler yol açtıkları tahmin edilemeyecek boyutlardaki maddi ve manevi zararlardan dolayı da siygaya çekilmeli. Dış politikayı (hatta aslında iç politikayı) dört tarafından akan düşmanlık evhamı üzerinden kurmanın tabiatıyla dört taraftan düşmanlığı celp edeceğini, bu sayede sonradan da dönüp kendini haklılaştıracağını, yüz yıllık tecrübe yeterince öğretmiş olmalı.

Aslında bunu daha iyi öğreten son yıllarda benimsenen dört tarafla sorunsuz ve diyalojik ilişkiler konseptinin nasıl bir büyük güç kaynağına dönüşmüş olduğu gerçeğidir. Türkiye sadece bakış açısını değiştirmekle düne kadar düşmanı olduğu için enerjisini tüketen komşularına bir de dost gözüyle bakmanın onları nasıl bir enerji ve güç kaynağına dönüştürdüğünün canlı örneklerini yaşıyor. Tabii ki değiştirilmesi gereken bakış açısının en önemli boyutu herkesin kendi çıkarlarını dürüstçe ortaya koyarak bir alışverişe istekli olduğunu da ilan etmesidir.

Alış-veriş ayıp değildir, alıverişte kendi çıkarını gözetmek hiç ayıp değildir.. Aksine her alış-veriş bir ekonomik işlem olarak toplam ekonomik hâsılayı her iki taraf lehine artırır. Artan hâsıla her iki tarafın toplam gücünü de artırır. Bunun için tarafların birbirlerini anlaması, için konuşmaları, birbirlerini dinlemeleri ve duymaları gerekiyor.

Türkiye'nin 'sözde' diyerek görmezden geldiği Kürdistan bölgesinde İran ikinci konsolosluğunu açmış, bütün ülkeler fiilen temas kurmakta yarışıyorlar. Erbil'den arabaya binildiğinde iki saatte Türkiye sınır kapısına varılıyor. Ama Türkiye sınırı Türkiye'nin çok ağır vize şartlarından dolayı kapalı sayılır.

Türk iş adamlarının da ciddi yatırımlarının bulunduğu bu bölgede resmi bakış açısı hala sivil ve iktisadi teşebbüslerin ulaştığı rasyonel ufkun çok gerisinde kalıyor.

1994 yılından beri burada faaliyette bulunan Türk okulları Türkiye'yi eğitim açısından tam bir cazibe merkezi haline getirmiş bulunuyor. Okulların kalitesi herkesçe kabul edilmiş olduğundan yönetim tarafından her türlü kolaylık sağlanıyor. İki şehirde sayıları onu bulunan okullara son zamanlarda bir de üniversite eklenmiş. Bu yıl açılan Işık Üniversitesi için devlet arazi tahsisinde bulunduğu gibi inşaatında da büyük kolaylıklar sağlanıyor. Ayrıca Abant toplantısına ev sahipliği de yapan Salahaddin University bünyesinde de Türk Dili bölümü açılmış. Bir boşluk bulup ziyaret ettik. Türkçe öğrenen Kürt ve Arap öğrencilerle sohbet etme fırsatı bulduk. Öğrencilerin Türkiye üniversiteleriyle Erasmus benzeri bir anlaşma çerçevesinde gelip Türkçelerini geliştirmek gibi bir talepleri var. Devamında Türkiye'den de aynı kapsamda bir değişim programı çok anlamlı olabilir. YÖK yetkililerine ileteceğimize söz verdik. Buradan iletiyoruz. Gerekirse çok işlevsel olacak detayları üzerinde de beraber durabiliriz.

Abant'ın Erbil'deki toplantısında birbirinden ilginç diyaloglar, tartışmalar yaşandı. Detaylarını aktarmak için fazla yer kalmadı ama Türkiye'den katılanların çoğunun edindiğini zannettiğim bir izlenimi aktarayım. Türkler belki ilk defa böyle bir diyaloga geçiyor olmanın acemiliğini yaşıyorlar. Yer yer Türk'ün Kürd'e propagandası türünden, 'kardeşiz', 'yok birbirimizden farkımız', 'birbirimizle etle tırnak gibiyiz, etle kemik gibiyiz' gibi ifadelerin içerdiği naiflik birkaç eleştirel soruyla karşılanınca Kuzey Irak halkıyla Türkiye'deki Kürtlerle konuşur gibi konuşulamayacağı bütün çıplaklığıyla göründü. Kuzey Irak'ta hâlihazırda merkezi yönetime federatif kimliğini kabul ettirmiş ve varlığı anayasada zaten tanınan, bu haliyle de merkezi yönetimle geleceğin Irak'ının nasıl şekilleneceğinin müzakerelerini yapabilen bir oluşum var. Hâlâ bizden Kürtçe konuşabilme hakkı bekleyen birileri değil bunlar, bu yüzden “Kuzey Irak” deyiminin Türkler tarafından ısrarla kullanılmaya devam ediyor olmasına bir anlam veremiyorlar.

Ancak bu diyaloglar sayesinde karşılıklı olarak diller düzeliyor, olgunlaşıyor ve tanışmanın bereketi dünyamıza hissedilir derecede sirayet ediyor

YENİ ŞAFAK

YAZIYA YORUM KAT